Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Bir süredir kanser tedavisi gören yazar Hulki Aktunç, 62 yaşında aramızdan ayrıldı. Geçtiğimiz yıl Rıza Kıraç’ın hazırladığı “Yoldaşım 40 Yıl – Edebiyatta 40. Yılında Hulki Aktunç” adlı “nehir söyleşi” kitabıyla da gündeme gelen Aktunç, Türk edebiyatının dil ustalarından biriydi.

Öykü ve romanlarında geleneksel anlatı öğelerini modernizmin olanaklarıyla ustaca harmanlayan Hulki Aktunç, 1949 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğu Kadıköy’de geçti. Selimiye Askeri Ortaokulu ve Erzincan Askeri Lisesi’nin ardından Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdi. İÜ Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini yarıda bırakan Aktunç, reklam yazarı olarak çalışmaya başladı. Manajans’ta geçen başarılı yılların ardından Yaratım Ajans’ın ortağı oldu ve yöneticiliğini yaptı.

YAZIN HAYATI ÖDÜLLERLE BAŞLADI
Aktunç’un ilk yazısı 1968’de dönemin seçkin dergilerinden Yeni Ufuklar’da yayımlandı. Öykü, eleştiri ve inceleme yazıları Soyut, Yeni Edebiyat, Yeni Dergi, Papirüs ve Türkiye Defteri gibi o yılların önemli dergilerinde çıktı. İlk kitabı “Gidenler Dönmeyenler” ile TDK Öykü Ödülü’nü (1977),“Bir Çağ Yangını” romanı ile Abdi İpekçi Ödülü’nü (1981),“Bir Yer Göstericinin Hayatı” ile Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü (1989) kazandı. 1970’lerde şiire özel bir ağırlık verdi. “İnsan Aşklarının Külüdür” ile Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü (1994),“Istıraplar Ansiklopedisi” ile de Cemal Süreya Ödülü’nü aldı (1995).

Yirmi yılı aşan bir emeğin ürünü olan “Büyük Argo Sözlüğü” (1990) büyük bir ilgiyle karşılandı. Kültür hayatımızda iz bırakan bu çalışmasının kendi edebiyat yaşamı içindeki yerini şöyle değerlendirmişti Aktunç: “Ben edebiyatta kendi kalbimin argosunu ortaya koymak istedim. O yüzden de hikâye yazdım, şiir yazdım, roman yazdım, sözlük yazdım, denemeler yazdım. Benim gördüğüm budur, çünkü edebiyat aslında kendisine yönelik bir argo.”

İKİ ÖYKÜSÜ FİLM OLDU
Aktunç, kendisine özgü bir üslup geliştirdiği öyküleri ve romanlarında, öncü anlatım denemelerine girişti. Aktunç, ayrıca şiir geleneğimizin farklı olanaklarından yola çıkarak özgün bir şiirsel yapı oluşturmaya yöneldi. Aktunç’un “Aşka Kimse Yok” Osman Sınav, “Bir Yer Göstericinin Hayatı” ise yönetmen Tülay Eratalay tarafından sinemaya uyarlandı. Aktunç aynı zamanda bir ressamdı. İlk kişisel sergisini Erzincan’da 1965’te “Lacivert ile Bordo” başlığıyla açmıştı. İkinci sergisini ise 2005 yılında İstanbul’da açtı: “Ayvalık Yollarında, Sürücü Aynalarında”. Daha sonra “Meşk” (İstanbul, 2007) ve “Yoldaşım 40 Yıl” (İstanbul, 2008) başlıklı iki sergi daha açtı.

Aktunç, resimde karışık tekniklerle çalışıyordu. 2008’de Tarih ve Toplum Bilimleri Enstitüsü Onur Ödülü’nü Vedat Türkali, Ahmet Oktay ve Prof. Dr. Cevat Çapan ile paylaştı. Bir süre Reklamcılar Derneği’nin başkanlığını da yapan Aktunç, son dönemde Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazmaya başlamış ama hastalığı nedeniyle yazılarına ara vermek zorunda kalmıştı. Aktunç’un cenazesi yarın Erenköy Galip Paşa Camisi’nde kılınacak öğle namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilecek.