Son Dakika

Kasım ve aralık aylarında düzenlenecek üç festival de ülkemizin etkinlik takvimi için ayrı bir konuma sahip. En yaşlısı Gezici Festival’in şehirleri dolaşma ve rafine program algısı 17. seneye ulaşırken, Malatya Film Festivali belli bir tema çevresinde ikinci kez toplanıyor. Yepyeni festivalimiz Pembe Hayat KuirFest ise Türkçeleştirilen İngilizce ismiyle tartışılacak olsa da, ülkemizde ‘sinemasal özgürlük’lerle ilgili adımlar atılmaya başlanmışken 25 yıldır bütün dünyada öne çıkarılan eşcinsel sinemaya yer ayrırarak sevindirici bir işe atıyor.

Antalya, Ankara, İstanbul ve !f İstanbul’u bir kenara bırakınca festival takvimizde derin boşlukların gözüktüğü kasım-ocak ayları ve bir yaz sezonu görebiliyoruz. Bunları son 17 yıldır Gezici Festival doldurmuş durumda. Kars ve Artvin seyircisinin ayağını sinema salonuna alıştıran Ankara Sinema Derneği çıkışlı etkinlik bu yıl Ankara, Sinop ve İzmir’i dolaşacak.

Malatya’da komedi yerine göç

2-18 Aralık 2011 tarihleri arasında düzenlenecek bu ‘gezici’lik düsturlu organizasyonu bir kenara bırakınca 18-24 Kasım 2011 arasında ikinci kez düzenlenecek Malatya Film Festivali ile ilk işlevini verecek Pembe Hayat KuirFest dikkat çekici bir takvime kavuşmamızı sağladı. Zira birincisinin program açısından klasikler ile yenileri bir araya getiren hali, ikincisinin ise Türkiye için yenilikçi ismi ve hedefleri dikkat çekici.

Geçen yıl ‘komedi filmleri festivali’ adı altında düzenlenen Malatya Film Festivali’nin bu yılki teması göç. Ancak ulusal ve uluslararası yarışmada böylesi bir temasal bütünlükten bahsetmek sadece ‘ağırlıklı’ olarak mümkün. Bu durum keskin bir şekilde çeşitli paneller ve yan etkinliklerle hissettirilecek. Ulusal yarışmada ise Antalya, Adana ve İstanbul’da yarışmış filmler sahne alacak. Bu noktada Rıza Kıraç’ın başarılı ilk filmi “Küçük Günahlar”ın (2011) sonunda hak ettiği ‘ulusal yarışma’ rekabetine gireceğini de belirtelim.

Ancak esasen göçün 50. yılında “Otobüs” (1977) ve “Polizei” (1988) gibi filmlerle “Almanya’ya Hoşgeldiniz..”in (“Almanya – Wilkommen in Deutschland”, 2011) aynı programda gösterilmesi önemli. Bu bağlamda da işlevlerini kuvvetlendirip bir ‘karşılaştırma’ hakkı tanıyacakları kesin.

Programların ortak paydaları

Etkinliğin ‘Gezici’ ile çakıştığı noktalar ise bu dönemin ‘bizde vizyona girecek Avrupa sanat filmlerini kolayca programa alma’ duruşu. Her sene bu eğilimin sonbaharda artması konusunda aslında yorumsuz kaldığımızı ve bu ‘kolaycılık’ı garipsediğimizi de belirtelim.

Zira “Umut Limanı” (“Le Havre”, 2011), “Artist” (“The Artist”, 2011), “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” (“We Need to Talk About Kevin”, 2011), “Bisikletli Çocuk” (“Le Gamin au Vélo”, 2011) gibi kanımca başarılı ve “Melankoli” (“Melancholia”, 2011) gibi tartışmalı filmler programların ortak paydasını oluşturmuş durumda. Ancak ilginçtir bunların tamamı, Ekim ayı içerisinde Filmekimi ve Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında Türkiye’deki ilk gösterimlerini yaptılar.

Bunun yanında 17. Gezici Festival’de “Volkan” (“Volcano”, 2011), “Nefes” (“Atmen”, 2011) gibi ilginç ilk filmler mevcut. “Yangın Var” (2011) ile “Entelköy Efeköy’e Karşı” (2011) gibi Aralık’ta vizyona girecek yerli sinemanın popüler örneklerinin seçkiye dahil edilmesi de programa ayrı renk katmış.

İlk eşcinsel film festivalimiz

Ancak bunların arasında esasen bir ilki gerçekleştiren ve ‘queer’ kültürüne festival alanı açan 1. Pembe Hayat KuirFest’e değinmek lazım. “Zenne” (2011) ile başlayıp “Nar”ın (2011) da gösterileceği festivalde “Erkek Gibi Ölmek” (“Morrer Como Um Homem”, 2009), “Üç” (“Drei”, 2010), “Erkek Fatma” (“Tomboy”, 2011) gibi son dönemin ilginç ‘eşcinsel kültürü konulu’ filmler dikkat çekiyor. Bunun yanında Todd Haynes’in ‘Yeni Queer Sineması’ atılımının kilit halkalarından birine dönüştürdüğü siyah-beyaz “Zehir”inin (“Poison”, 1991) programa girmesi ilgimi çekti açıkçası. Aynı zamanda !f İstanbul’un yıllardır sürdürdürğü ‘Gökkuşağı filmleri’ bölümünün burada başlı başına bir etkinliğe dönüşme cesaretini gösterdiğini de not düşelim.

Bu noktada bu festival takvimine katkıyı takdir etmekle beraber Kuirfest isminin Türkçeleştirmesini de eleştirmek şart. Zira independent (bağımsız) gibi kelimeler bizim sözlüğümüze girdiğinde İngilizce halleri, Türkçe okunuşuna çevrilmiş. Bu bütün dünyada böyledir. Ancak festivalin İngilizcede bir terim olan ‘queer’ için böylesi bir kavram üretmesi bir hayli ‘cinsiyet ayrımcısı’ bir yaklaşım gibi geldi bana açıkçası. Ancak üçüncü dünya ülkelerinde olabilecek bir ideolojik duruş adeta.

“Zenne”den bürokrasi sömürüsü

Tabii bu noktada Malatya Film Festivali’nin son günlerde açılan ‘Kültür Bakanlığı onayı’ meselesine de not düşmek şart. “Zenne” ekibinin her zaman olduğu gibi bundan aylar önce istenen bir belgeyi sırf olay yaratmak, gündem olmak için basına sızdırması ve ‘eşcinsel kültür dışlanıyor Türkiye’de’ demeye getirmesi yine düşündürücü.

Hüseyin Karabey’in niye böylesi bir eğilimde bulunup “Unutma Beni İstanbul” (2010) için var olan aynı süreci protesto etmediği de açık. “Zenne” ekibi ve yönetmenleri, halen eşcinsellik karşıtı filmlerini tam tersi istikamette konumlandırıp bedava reklamla vizyon öncesi bir şeylerin önünü açıyorlar. İbrahim Can’a yaptıkları yetmezmiş gibi bunu sürdürmeleri de son derece üzücü. Umarız Türk halkı böylesi oyunlara gelmez!

keremakca@haberturk.com

GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300