Apartmanın ilk sahipleri İstanbul'da ilk gazoz fabrikasını kuran, İstanbul'daki Rum azınlıktan Başlamacı (Vaslamatzis) ailesiydi.

Kızları Olimpia'nın adını verdikleri ilk gazoz firması Olimpos gazozlarının sahibi Başlamacı ailesini, Yunanistan'a göç etmeye iten neden ise 6-7 Eylül olaylarıydı.

Gülsün Karamustafa'nın hikayesini yaşayarak öğrendiği apartman yıllar sonra Türk Yunan dostluğu ile bir sanat yapıtı haline geldi.

Karamustafa, ailenin dramatik hikayesini bir yerleştirme (enstalasyon) projesi ile bir araya getirdi.

Yunanistan Modern Sanatlar Müzesi'nde Yunan halkı ile buluşan proje kapsamında ziyaretçileri, İstanbul'daki Başlamacı apartmanının bir maketi karşılıyor.

Proje, özellikle İstanbul'dan göç eden Rumlara duygu yüklü anları yeniden yaşatırken sergilendiği odanın duvarlarında 6-7 Eylül olaylarından ve Başlamacı ailesinin o dönem apartmandaki yaşantısından kareler ve açıklamalar yer alıyor.

Proje odasındaki bu sunuşa İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'den gelen buzul kitleleri altında kaldığı çetin kışı anlatan "Boğaziçi 1954" ve Balkan savaşlarının ardından yaşanan mübadeleyi bir Türk ve bir Rum kadının gözünden yeniden canlandıran "Yerleşimci" başlıklı iki video yerleştirmesi eşlik ediyor.


"BAŞLAMACI AİLESİNİN FERTLERİNİ DUYGULANDIRDI"
Sanatçı Karamustafa'nın, çalışmasıyla söz konusu mülkü sahiplerine en azından bir sanat eseri olarak iade etmek istediğini belirttiği proje, Yunanistan'da yepyeni bir hayat kuran Başlamacı ailesinin fertlerini oldukça duygulandırdı.

Müze Direktörü Anna Kafetsi, apartmanın kurucusu Nikos Başlamacı'nın fotoğraflarda da yer alan kızı ve oğlu ile tanıştığını, oğlunun Atina Üniversitesi'nde psikiyatri profesörü olduğunu anlattı.

Projenin hem onu hem de Selanik'te yaşayan kız kardeşini çok etkilediğini belirten Kafetsi, Başlamacı ailesinin torunu Eva'nın ise üniversitede sanat eğitimi aldığını kaydetti.

Sergiye tekrar tekrar gelen insanlar olduğunu belirten Kafetsi, Gülsen Karamustafa için "Muhteşem biri ve sadece Türkiye'de değil dünya çapında önemli bir sanatçı" ifadelerini kullandı.

Gülsün Karamustafa ile ilk kez 2006 yılında Akropolis çevresinde gerçekleştirdikleri "Büyük Gezinti" projesinde çalıştıklarına işaret eden Kafetsi, 2009 yılında Türk ve Yunan sanatçıların eserlerinden oluşan bir projeyi hayata geçirmek için kendisi ile yeniden bir araya geldiğini anlattı.

"O zaman bu apartmanın hikayesini dinledim. Gülsün evin hikayesi ile ilgili birşey yapması gerektiğini biliyordu ama ne yapılacağını karar vermesi gerekiyordu. Çünkü bu, sadece o Rum aile ile kendi ailesinin kullandığı bir apartman değil, İtalyanlar gibi birçok farklı kültürden insanın da yaşadığı çok kültürlü bir apartmandı. Yaşayan bir apartmandı ve o apartmanın hafızası üzerine birşeyler yapmak istiyordu.

Aslında sanat eseri bu iki ailenin hikayesi, apartmanın maketi değil. Geçen pazar bir öğle yemeğinde bu iki aileye evimde bir araya geldik. Aralarında ne kadar derin bir ilişki olduğunu görme fırsatı buldum. Asıl sanat eseri buydu, aileler arasındaki iletişim ve ilişki. İsrail ve Filistinliler arasında da aynı hikayeyeler var. Biz mübadeleyi hep Rumların hikayeleri aracılığıyla biliyoruz aslında."

Apartman projesinin 2009 yılındaki sergi projesi için hazırlandığını ama finansal nedenlerle projenin gerçekleştirilemediğini kaydeden Kafetsi, "Ancak proje hem benim kalbimde hem onun kalbimde yaşadı. Çünkü neredeyse hazırdı. Ona 'Üzülme, bir yol bulacağım' dedim ve müzedeki proje odasını hazırladık" diye konuştu.


KIBRISLI RUM SANATÇIDAN İLGİNÇ YORUM
Kafetsi, sanat eserlerinin her insan tarafından yeniden yorumlandığına işaret ederek projeyi gören Kıbrıslı Rum sanatçı ile aralarında geçen ilginç bir diyaloğu şöyle aktardı.

"İki gün önce projeyi gören Nikos, çok agresif bir tepki verdi. O da evini terk etmek zorunda kaldığı için, bir Türk'ün evini kendisine bir maket olarak geri vermesini asla kabul edemeyeceğini söyledi. Ben de 'Tabii ki o size evi geri veremez bu şekilde. Herşey sanatsal bir anlatımla, sembolik ve duygusal, insani bir açıdan ele alınmış' dedim.

Ona birçok şey söyledim. Ama yanıtım şu oldu:

"Aslında burada sanat eseri, aileler arasındaki o ilişki. Ve mükemmel olan da bu. Gülsün Karamustafa bir sanatçı olarak bize göz kırpıyor. Başka şeyler anlayabiliriz ama sanat farklıdır. Sınırlar belirsizdir."

Sergi 29 Şubat'a kadar ücretsiz olarak gezilebilecek.

AA