Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Pırıl GÜLEŞÇİ ARIKONMAZ / HT GAZETE

Sanatın aslında bilimden bağımsız olamayacağını tüm üretimlerinde ortaya koyan İlhan Koman, yaşadığı dönemin çok ötesinde bir duruş sergileyen usta bir sanatçı. 1986’da İsveç’te yaşama veda eden Koman, “Türkiye’nin Da Vinci’si” olarak da anılıyor. Malzemelerin doğasını ve biçimin olasılıklarını araştıran sanatçı, soyut heykellerini oluştururken, bilimsel fikirlerden beslenip doğayla güçlü bir bağ kurmuş ve bilinenin içindeki bilinmeyeni keşfetme arzusuyla yola çıkmıştır.

KOMAN VE ‘AKDENİZ’ HEYKELİ

İlhan Koman, 1947-50 yılları arasında Fransa’da Academie Julian ve l’Ecole du Louvre’da çalışmalar yaptıktan sonra ilk sergisini Paris’te açmış, 1958’e kadar İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretim üyeliği yapmıştır. Ardından İsveç’e yerleşen Koman, 1967’de ise Stockholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu’na öğretim üyesi olarak kabul edilmiş. Bu dönemde, yeni geometrik türevler ve yeldeğirmenleri gibi bilimsel buluşları tescillenen sanatçı, Anıtkabir’in büyük rölyeflerinden doğu kanadını yapmış ve yaşamının büyük bir bölümünü atölye olarak da kullandığı “Hulda” adlı teknesinde geçirmiştir.

Türkiye’nin belki de en bilinen heykellerinden biri de Koman‘a aittir. “Akdeniz” adlı bu heykel Halk Sigorta’nın isteği üzerine üretilmiş ve 1980’de şirketin Zincirlikuyu’daki genel müdürlük binasının önüne yerleştirilmiştir. 12 milimetre kalınlığında 112 metal levhanın yan yana getirilmesiyle oluşturulan dört ton ağırlığındaki bu başyapıt, 1981’de Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’nü kazanmıştır. Uzun yıllar konumlandırıldığı Zincirlikuyu’nun ardından, “İlhan Koman Retrospektif Sergisi” için Galatasaray Meydanı’na taşınan Akdeniz’in yolculuğu, serginin ardından Levent’teki Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürlüğü Binası’nın önünde sonlandı.

‘SONSUZLUK-EKSİ-BİR’

Şu günlerde ise Karaköy’de konumlanan Egeran Galeri, Koman‘ın 1970’lerin sonunda geliştirdiği “Sonsuzluk-Eksi-Bir” serisinden dört heykelini ağırlıyor. Sanatçının uçurtma kuyruklarından esinlenerek, en basit yapısal fikrin sonsuz olasılıklarını araştırdığı bu serisinden heykelleri, İlhan Koman Vakfı’yla işbirliği içinde, sanatçının orijinal prototiplerine göre ilk kez gerçekleştirilmiş. Bu sergi için özel olarak üretilen beş heykelden dördününün sergilendiği galeride, Koman‘ın seksenlerin sonlarında malzeme olarak titanyumu kullanmayı planladığı yapıtlarının, çok uzun yıllar sonra hayat bulduklarına tanıklık etmek mümkün oluyor. Bir yandan heykelleri izlerken bir yandan da çağının çok ötesinde üretebilme becerisine sahip bu dâhinin, bugün hayatta olsaydı neler üretebileceğini düşünmeden edemiyorsunuz.