Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

Dizi alışkanlığından kopamaması ve sağcı tavrıyla her zaman eleştirilen Osman Sınav, “Pars: Kiraz Operasyonu”nda Hollywood kıvamında aksiyon sahneleriyle sardığı sinema duygusunu burada dolgunluğa taşıyor. “Uzun Hikaye”, Tuğçe Kazaz haricindeki oyuncularından teknik yetkinliğine kadar ülkemizin bir dönemini kavrama zekasıyla anılabilir. Bunda da Osman Sınav’ın Hollywood anlatısını oturtma arzusuyla yanıp tutuşan kimliğinin rolü büyük. 1950-1980 arasında sisteme karşı gelip ‘sosyalist-komünist’ olarak adlandırılan Ali adlı kahramanı izlemek ise günümüzle de bağlar kurulabilecek politik incelemeleri ve tartışmaları beraberinde getirecektir. Ama bunlara paralel olarak onun oğlu ile kurduğu ilişkinin damağımızda “Dedemin İnsanları”nın dede-torun ilişkisi kadar samimi bir tat bıraktığı es geçmemeliyiz. 12 Ekim’de vizyona giren “Uzun Hikaye”, sinema salonlarında meraklısını bekliyor.

Ulusal sinema’yla bağı olan bir yönetmenin bir anda muhalif bir eser üretmesi beklenemez. Ancak Osman Sınav’ın yavaş yavaş yükselen Hollywood dekupajı yetisiyle “Uzun Hikaye”de bir bütünlük sağlamasının yanında ‘bürokrasi karşıtı’ bir tarafa da geçtiğini söyleyebiliriz. Bu sayede 1940 ile 1980 arasında filizlenen bu edebiyat uyarlamasını artısıyla eksisiyle bir klasik anlatı malzemesine çevirme becerisini gösterdiği şüphesiz...

 

1900”ü hatırlatan hikaye yapısı bir kahramanın etrafına yerleştiriliyor

Burada içinden komünizmin, sosyalizmin ve sağcılığın geçtiği hikaye yapısı, Bertolucci’nin “1900”ü (“Novecento”, 1976) kadar kapsamlı bir sürece sahip gibi görünse de yönetmenin yapmak istediği öyle bir şey değil. Daha ziyade bu dönemlerde baba-oğul ilişkisinde otoriteye karşı gelen ve ‘sosyalist’ ya da ‘komünist’ sıfatlarıyla dışlanan bir aile reisini vurgulamayı hedeflediği söylenebilir. Bu doğrultuda “Uzun Hikaye”nin Schlondörff’ün “Teneke Trampet”i (“Die Blechtrommel”, 1979) ile Tornatore’nin “1900 Efsanesi” (“La Leggenda del Pianista Sull'oceano”, 1998) ile akrabalık kurması da normal karşılanmalı.

Kenan İmirzalıoğlu’nun biraz yakışıklı tavrından arınarak ‘baba’ kimliğine büründüğü bu ilişkide “Dedemin İnsanları”nın (2011) torununun genç hali Ushan Çakır’ın samimi anlatıcı sesi büyük rol oynamış. Çağan Irmak’ın o filmindeki gibi bu kapsamlı süreç, bir ‘insani ilişki’ye çevirilip ‘yerli’ bir ambalaja transfer edilmiş. Bu durum da karşımıza aslında hikaye kurgusuyla gerektiğinde oynarken, tren ve demir yolu ekipmanlarını iyi kullanıp ‘yapma-göçebe ev’i de olabildiğince masalsı ve Tim Burtonesk kılan bir evrene açılmamızı sağlıyor. En azından görünürde ve müzik-görüntü birlikteliğinde bu ruh etrafımızı kaplıyor. Avrupa sineması duygusu yerini popüler sinema algısına bırakıyor.

 

 

Osman Sınav’ın Hollywood duygusunu en iyi oturttuğu filmi

Sınav, dizi alışkanlığını taşıdığı “Deli Yürek: Bumerang Cehennemi”nin (2001) ardından “Pars: Kiraz Operasyonu”nda (2007) belli sahnelerde yükselen Hollywood ‘ışıltısı’nı burada bir iki dar alana sıkışmış sekans dışında bir dolgunlukla kavrıyor. Bu da “Uzun Hikaye”yi, 126 dakikalık süresinin sıkıntılarına rağmen tanınmayan genç kurgucu ve görüntü yönetmeninin de katkısıyla izlenir bir gerçek hikaye uyarlamasına çeviriyor. Kelimenin tam anlamıyla Sınav’ın bütün olarak en sinemasal işine dönüştürüyor. Mahir Günşıray’dan Mustafa Alabora’ya kadar oyuncuların tamamının karakterleştirilmesi de aslında öykünün son parçasına denk gelen 1970’lerin ‘dış mekan’sız haline çok fazla takılmamamızı sağlıyor.

Yönetmenin sinemaskop oranında çekim ölçeklerine ve lenslere hakimiyetin yanında çok yüksek olmayan bütçeyi ‘evin bahçesindeki balonlu serenat sahnesi’ hariç iyi idare etmesinin yanında “Güz Sancısı” (2010) gibi sıfır genel planla hareket etmemesi de takdir edilesi. Zira açılış sekansıyla kapanış sekansı arasında kurduğu özenli bağdan tutun oyuncu yönetimindeki sorunsuzluğa kadar bir detaycılıkla çalıştığı görülebiliyor.

 

Komünistlikle suçlanan karakterin duruşuyla eleştirilebilir

Ama filmin dramatik iskeletine bakınca ana karakterin komünizmle bağ kurarken fazla naif kalıp her kitleyi memnun edecek özelliklerle donatıldığını gözlemlemek, tartışmalı bir politik söylemi de harekete geçiriyor. Fakat bu durum Sınav’ın önceki eserlerindeki ‘kör kör parmağım gözüne’ muhafazakar ya da sağcı duruşu akla getirmiyor.

Özellikle ailenin vagona girdiği sahnedeki uyum kesmesinden tutun paralel kurgu ve montaj sekans zekasıyla çok fazla tempo yükeltmeden alınan sonuçlara kadar, ‘uzun’ olmasına karşın iyi anlatılan bir hikaye var burada. Ama elbette senaryosal gedikleriyle bazı önemli anları, ‘Hollywood’da da böylesi süreci genişleten projelerde gördüğümüz gibi ‘soru işaretleri’yle geçiyor. Ali’nin sisteme karşı gelen tiplemesiyle oluşturduğu ‘alegorik’ tablo ‘siyasi’ açıdan bir açık kapı bıraksa da, nihayetinde Ali-Mustafa arasındaki ilişkinin samimiyeti ve oradan dökülen komedi, dram ve aşk dengesiyle kalbimize tesir eden bir iş çıkıyor karşımıza.

Uzun Hikaye”, biraz masalsı, biraz gerçekçi, biraz biyografik bir çalışmayı ‘Herkül’ bazından erkek egemen kültür odaklı sinema göndermeleriyle de sararak samimi ve çekici olabiliyor. İkinci bölümde dar alana sıkışan birkaç sahnedeki ‘TV dizisi’ etkisini ve genel plansızlığı saymazsak da yönetmenin dolgunluğuna işaret ediyor.

 

FİLMİN NOTU: 5.4

Künye:

Uzun Hikaye

Yönetmen: Osman Sınav

Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu, Tuğçe Kazaz, Mahir Günşıray, Mustafa Alabora, Mustafa Üstündağ, Cihat Tamer

Süre: 126 dk.

Yapım yılı: 2012