Son Dakika

KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

“Je T’aime Je T’aime”in romantik-bilimkurgu konseptine parçalı yaklaşımını, “Domuz Ahırı”nın domuz motifiyle harmanlayıp yönetmenlik koltuğuna David Cronenberg-Terrence Malick melezi bir zekayı oturtan özel bir film. “Gizli Kimya”, duyusal, bedensel, meditatif, alternatif ve romantik bir biopunk gerilla bilimkurgusu omurgası yaratıyor. Yeni bir yaşam döngüsünün olabileceğine dair natüralist sembollerle ve genetik teknolojisiyle yol alırken, hayvanlaşabilecek insanoğlu için de uyarısını yapıyor. Bu da büyük oranda temasal bir yoğunluk getirirken Shane Carruth’un üzerine yıllar geçtikçe daha da üzerine koyan sinemasıyla zamanla bir başyapıt çıkaracağını müjdeliyor. “Gizli Kimya”, Türkiye prömiyerinin yapıldığı 32. İstanbul Film Festivali kapsamında izlenebilir.

Zaman yolculuğu kavramına biyolojik yollarla yaklaşan “Kapsül” (“Primer”, 2004) ile dikkat çekse de, filmin düşük bütçesi sebebiyle orada gerçek fikirlerini sinemalaştıramayan Shane Carruth, bu kez hedefi neredeyse 12’den vuruyor. “Gizli Kimya” (“Upstream Color”, 2013), dokuz sene önce gördüğümüz alternatif zekayı gerektiği kadar bütçe ile yoğuruyor burada. Böylece biopunk eğilimler taşıyan alternatif bir bilimkurgu vizyonu ortaya koyuyor. Bunun ne kadar geçerli veya etkili olabileceğini tahmin etmek zor. Ancak evrim teorisine ve klonlamaya kadar giden yepyeni yaşam organizması fikri işliyor açıkçası.


Ana esin kaynakları “Domuz Ahırı” ile “Je T’aime Je T’aime”

1.85:1’den sinemaskop formatına (2.35:1) zıplayan yönetmen, bu sefer kurgu ve sinematografi konusunda da hedefi yükseltmiş. İki kişilik kurgu ekibinin yaptıkları bir yana ışığı sürekli yalıtarak tempoya ayak uyduran sinematografi ile duyusal-meditatif etki bırakan müzik kullanımı tutuyor. “Gizli Kimya” da adımlarını doğru atan, planlı bir esere dönüşüyor büyük oranda.

Resnais’nin “Je T’Aime Je T’aime”inin (1968) zaman yolculuğuna uyarladığı ‘ilişki parçaları’nı omurgasının içine alırken, bunun üzerine Pasolini’nin ‘hayvanlaşan insan’ düşünceli “Domuz Ahırı”nın (“Porcile”, 1969) merkezi sembolünü yerleştiriyor. Bunun kaymak tabakasını ise body-horror eğilimine tutunan David Cronenberg’i kavrayan biçimci bir yönetmenlikle sinemalaştırıyor. Böylece genetiğe yaklaşım konusunda “Varoluş” (“Existenz”, 1998) ve “Videodrome”  (1983), tema ve üslup konusunda ise “Kod 46” (“Code 46”, 2003), “Yeryüzündeki Son Aşk” (“Perfect Sense”, 2010) ve “Hayat Ağacı” (“The Tree of Life”, 2011) ile akrabalık kuran bir esere imza atıyor.




İnsanlığın kurtuluşu biopunk teknolojisinde mi?

‘Akıntıya karşı ilerlemenin görünümü/içyüzü’ anlamına gelen orijinal isminden başlayarak aslında fark yaratmayı hedefliyor. Sinemaya bir etiket armağan etmeye çalışıyor. Bunu yaparken yüksek tempoyla seyirciyi adeta bir ‘rollercoaster gezintisi’ne dahil ederken, sürekli bir ‘hayat yaratma’ öngörüsüyle yol almayı da ihmal etmiyor. Solucanları pişirerek veya uyuşturucu niyetine canlandırarak, ‘haplama’ya yol açan siyahi ve beyaz çocuklar bu konuda bir ‘mimar’a dönüşüyorlar. Bunun son derece doğal bir deneycilikle yapılması, bilimkurgu-biyoloji ilişkisini devreye sokarken domuz motifinin insan bedenine verdiği ‘deri’yi de anlamlı kılıyor sanki.

O kısımda görüldüğü üzere solucanlar adeta “Mavi Kadife”nin (“Blue Velvet”, 1986) açılış sekansı misali bir oyuk açıyorlar. Zira yönetmen, büyük oranda özünde bir vahşilik, hayvansılık olan yeni bir insan ırkı yaratmak, melez bir yaşayana imza atmak istiyor. Evrimimiz üzerine kafa yormaktan ziyade akıntıya karşı nasıl giderizi, dalgalar eşliğinde sorguluyor. Kız ve erkek bu bağlamda sıkıcı iş hayatları veya ayrıldığı sevgilileriyle birbirbilerine tutunuyorlar.

Carruth, doğal motiflerle ilişkili yeni bir genetik yaratmaya çalışıyor. Bu teknolojinin özünde yatanlarla ilgilenip ‘siberpunk bilimkurgu’ ile akraba alt tür ‘biopunk bilimkurgu’yu devreye sokuyor. Biohackerların insan DNA’sıyla genetik yoluyla oynadığı bu alan, büyük oranda geleceğin sıradan birinin eline geçmesiyle yaşanabilecek delilikleri karşımıza çıkarır. Burada da bu gerçekleşirken aslında klonlamaya yaklaşan bir süreç izliyoruz.


Omurgasını kurguya bağlayan bir gerilla bilimkurgusu

Karakterler adeta bir büyünün etkisini üzerlerinde hissediyorlar. Yönetmen aslında burada romantik, bedensel, duyusal ve meditatif adımlar atarken ‘gerilla (guerilla) bilimkurgusu’ ya da ‘alternatif bilimkurgu’ tanımıyla anılabilecek bir yaklaşım belirliyor. El kamerasının sallanmasından değil ona eklemlenen kurgu duyarlılığından besleniyor. “Başka Bir Dünya” (“Another Earth”, 2010) gibi eserlerin felsefe dozajı arttırılmış mini indie ruhundan da güç alıyor.

Ancak profesyonel kurgu-müzik-sinematografi birlikteliğini unutmuyor. İnsanın organlarının içinden geçen solucanlar ya da haplar sayesinde uyuşturucunun tanımını farklılaştırıyor. Bunu yaparken lineer akışı reddederek yola çıkıyor. Ardından ara plan, paralel kurgu, sıçramalı kurgu, uyum kesmesi gibi kurgu tekniklerini detaylandırarak bir plan dahilinde kullanıyor. Bunlardan genelde montaj sekans yaratıp, bunları birbirine bitiştiriyor. Hızı ve akıntıya karşı akmayı ana motivasyon olarak belirliyor.


Özgün karakter motivasyonları ve paralel evren akışları

Fakat anlaşılacağı üzere asla ikilinin ilişkisini düz bir akışa teslim etmiyor. Sürekli zamanın öncesine veya sonrasına ait bir dilim devreye giriyor. Bu durum, hareketten kesme-sıçramalı kurgu kullanımıyla, uyum kesmesiyle yaşanan kıyafet değişimiyle, ara planların araya girişleriyle ve paralel kurgunun hakimiyetiyle gerçekleşiyor. Böylece aslında bu dalgalara karşı gelme sürecinde nefes alma zorluklarını, yüksek bir tempoyla sinemalaştırmış oluyor.

Elbette sesleri alma, taşları temizleme, domuzları besleme, solucanların sesini soluma gibi doğal vasıflar da araya dahil ediliyor. Romantik-bilimkurgu melez türü biopunk gerilla sinemasından bir rötuş tadarken sanki Aronofsky’nin karakter dramasına yaptığına benzer bir uygulamaya gidiyor. Evrim teorisini incelerken ise evdeki yatağından domuzların ortasındaki çarşaflara geçiş yapıp tepki vermeyen ‘özgün karakter motivasyonları’ yaratıyor.


Üslubu ve temalarıyla merak uyandıracak

Bunu soyut bir noktaya doğru ilerletirken “Başka Bir Dünya”nın senkronizasyon ve eşzamanlılığın bozulmasıyla oluşan ‘ikinci ben’ felsefesinin deliliğine benzer bir yaklaşım benimsiyor. Carruth, tempoyu elinden bırakmadan emin adımlarla yol alırken duyusal özellikleri de sesleri kaydeden bireyin ‘mimar’ konumuna oturmasıyla birlikte yokluyor. Her şeyin son derece dağınık durmasını ise ‘akıntıya karşı’ meselesine bağlıyor. Oldu bittiye getirilen hayatların, yeni bir organizmanın doğuşunu haber veriyor.

Günümüz ilişkilerinin yozlaşmasına dikkat çekerken, kamerasının ve kurgusunun hareketliliğiyle öne çıkıyor. “Gizli Kimya”nın sahibini ararken gerçek bir bilimsel süreç belirliyor. Film de büyük oranda alternatif bir biopunk gerilla romantik-bilimkurgusu adı altında doğru bir ambalaj giyiyor. Üslubuyla, temalarıyla ve kurgusuyla merak uyandırıyor. İnsan-hayvan ilişkisi adına yeni yollar açıyor.

FİLMİN NOTU: 7.5

Künye:

Gizli Kimya (Upstream Color)
Yönetmen: Shane Carruth
Oyuncular: Amy Seimetz, Shane Carruth, Andrew Sensenig, Mollie Milligan
Süre: 96 dk.
Yapım Yılı: 2013


KEREM AKÇA’NIN 32. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:

Aklımı Oynatacağım (Los Amantes Pasajeros / I’m So Excited): 4
Arada Kalan (What Maisie Knew): 3.6
Aşk Kokusu (Après Mai / Something in the Air): 5.5
Aydaki Adam (Moon Man): 6
Beşinci Mevsim (La Cinquième Saison / The Fifth Season): 9.2
Belalı Mahalle (Ill Manors): 6.4
Beyaz Nöbet (White Epilepsy): 4
Babadan Oğula (The Place Beyond the Pines): 7.9
Boşluğu Doldurmak (Lemale Et Ha’Halal / Fill the Void): 3
Bir Vampir Hikayesi (Byzantium): 5.9
Bir Yudum Bahar (Quelques Heures de Printemps / A Few Hours of Spring): 2.9
Bukalemunun Rengi (Zincograph / Color of the Chameleon): 6
Bwakaw: 3.8
Disconnect: 6.5
Garip Turistler (Sightseers): 6
Gün Doğarken (Kat Svane Dan / When Day Breaks): 5.2
Güreş ve Aşk (Mes Séances de Lutte / Love Battles): 5.4
Herkes Ölecek (No One Lives): 1.2
Karakuş (Blackbird): 2.9
Karşımdaki Gece (La Noche de Enfrente): 4.8
Kuş Yemi Yiyen Oğlan (To Agori Troei To Fagito Tou Pouliou / Boy Eating the Bird’s Food): 6.5
Kutsal Dörtlü (Svata Ctverice / The Holy Quaternity): 6.2
Lanetli Kan (Stoker): 6.8
Lizbon’a Gece Treni (Night Train to Lisbon): 4.5
Makao’yu Son Gördüğümde (A Ultima Vez Que Vi Macau / The Last Time I Saw Macao): 1.6
Mekong Oteli (Mekong Hotel): 1.6
Ölü Avrupa (Dead Europe): 5.5
Saksı Olmanın Faydaları (The Perks of Being a Wallflower): 6.8
Son (Hayuta and Berl / Epilogue): 6.6
Tanrı Amerika’yı Korusun (God Bless America): 6.5
Uyuyan Güzel (Bella Addormentata / Dormant Beauty): 6.7
Yarım Kalan Şarkı (Song for Marion): 5.2
Villegas: 2.7
Ye Uyu Öl (Ata Sova Dö / Eat Sleep Die): 4.2
Zeytin (Zaytoun): 4.2

Not: Yıldızlar, festival süresince güncellenecektir.

GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000