Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTURK MAGAZİN / HT MASA

HT MASA ekibi bu hafta, Cem Yılmaz’ın kilo aldığı yönünde çıkan haberlere verdiği photoshop’lu yanıtı, Kıvanç Tatlıtuğ’un ardından Tarkan’ın da evlendikten sonra kilo almasını, Ceylan Çapa-Serkan Uçar’ın birlikteliğine baba Celal Çapa’nın yorumunu, İrem Derici-Lider Şahin ilişkisine dair Selami Şahin’in ‘Oğlumun ilişkisine karışmam’ beyanatını, Bade İşcil-Malkoç Sualp çiftinin nihayet boşanmasını ve Bülent Ersoy’un Aziz Mahmud Hüdâyi Türbesi’ni açtırmasını masaya yatırdı.

‘BU TAVIR TÜM BABALARA ÖRNEK OLMALI’

Celal Çapa, kızı Ceylan Çapa’nın galerici Serkan Uçar’la ilişkisiyle ilgili ilk kez konuştu. Ünlü işletmeci, eşi Şebnem Çapa’nın “O adam bizimle denk değil” çıkışının aksine, “29 yaşında genç bir kızın yaşadığı ilişkiye nasıl karışırım, daha neler” diyerek şaşırttı...

E.Ö.: Bir babanın kızı için yapması gereken en doğru şeyi yapıyor. Kızının kendi hayatı olduğunu ve saygı göstermesi gerektiğini vurguluyor. Birçok babaya örnek olmalı.

B.İ.: Babalar bu durumlarda genelde karışmaz zaten. Damatları ya da gelinleri anneler onaylar. Ceylan’ın annesi onaylamıyor ve karşı çıkıyorsa ki duyduklarıma göre gerçekten öyle, bırakın evliliği, uzun süreli bir ilişki dahi olmaz. Annelerin dediği olur, en son babalar duyar.

O.B.: Sonunda kızının ilişkisine sahip çıkan bir baba. Umarım örnek olur.

K.K.: Celal Bey’i tebrik ediyorum. 29 yaşında biri kendi kararını verebilir. Ne zaman bir birey olacak bu insanlar, 100 yaşında mı?

R.B.: Gayet mutlu bir ilişki yaşanıyor. Bekâr ve birbirine denk iki genç aşk yaşıyor. Aileler zaman zaman onay vermedikleri ilişkiler hakkında olumsuz görüş bildirirler ancak son sözü aşk yaşayan gençler söyler. Celal Çapa doğruyu söylemiş. 29 yaşındaki bir genç kendisi için doğru olanı bilir.

 ‘CEM BOŞUNA KİLOMETRE YAPMAK İSTEMEMİŞ ’

Bodrum’da tatil yapan Cem Yılmaz, kilo aldığı yönündeki haberlere photoshop’lu gönderme yaparak güldürdü. Göbeğini büyüttüğü fotoğrafın altına da “Ünlü komedyen sevenlerini üzdü! Aşırı kilo alan komedyen, gözlerden uzak tatil yapıyor” notunu düştü. Bunun yanında Yılmaz’ın Bentley marka aracını çekiciyle Bodrum’a getirtmesi sizi şaşırttı mı?

ESİN ÖVET: Cem hayata döndü. Uzun süredir ilk kez harika bir espri ile karşılık verdi. Gerçekten bayıldım. Milano-Avusturya arası fıstık yollarda Bentley kullanmış biri olarak Bodrum’un o taşlı yollarında ben olsam kullanmaya kıyamazdım. Ama tabii kapıda duracak hava atacaksa süper hareket. Benim de o kadar param olsa kapıda bir tane bulundururdum.

BÜLENT İPEK: Cem Yılmaz artık magazin basınıyla kavga etmekten vazgeçti, işi eğlenceye vurdu. Ona da bu yakışır. Türkiye’nin en ünlü komedyeni, hakkındaki her olumsuz haber ve yoruma sert tepki göstermeye kalkarsa komedyenliği zarar görür. Cem Yılmaz, Bentley’ini boşuna kilometre yapmasın diye taşıtmış. Zengin Arap şeyhlerinin lüks araçlarını Monako’ya özel gemileriyle getirtmeleriyle aynı şey değil.

KADİR KAYMAKÇI: Biraz da çuvaldızı kendimize batıralım, Cem Yılmaz’ın kilo almasının neresi haber? Yahu Cem Yılmaz ‘300 Spartalı’dan biriydi de şimdi mi kilo aldı? Photoshop’lu fotoğrafla bizimle çok güzel alay etmiş sağolsun, ağlanacak halimize güldürdü bizi... Otomobilini de ister çekiciyle götürür, isterse mancınıkla atar! Neyin görgüsüzlüğü Allah aşkına, adam 20 yıldır bu otomobillerden başka otomobil görmüyor.

OBEN BUDAK: Erkek dünyası için en önemli şeylerden biri otomobil, birine emanet etmek istememesini anlayabilirim. Özellikle de Bentley kalibresindeki bir otomobili birine verip kilometresini artırmak istememesi normal bence. Hanımlar tektaşlarını birilerine verir mi kullansınlar diye, hiç sanmıyorum.

REŞAT BALCIOĞLU: Adam bildiğiniz makara yapıyor... Cem Yılmaz kendisiyle dalga geçebilen birisi, öyle ki göbeğini büyütüp photoshop yaparak yayınlıyor. Otomobiline gelince İstanbul’da Bentley ile dolaşınca görgüsüzlük olmuyor da aynı arabayı Bodrum’a götürünce mi görgüsüzlük oluyor. Belli ki uzun yolda araç kullanmak istememiş, çekici ile aracını Bodrum’a getirtmiş. Uzun tatillerde araç mutlaka gerekli olan bir şey.

‘MEGASTAR TARKAN'A GÜRBÜZSTAR'LIK ÇOK YAKIŞIYOR"

Hafta içi stüdyo çıkışı görüntülenen Tarkan’ın evlilik sonrası 67 kilodan 72 kiloya çıktığı öğrenildi. Kıvanç Tatlıtuğ’dan sonra Tarkan’ın da kilo alması ‘Sanatçılara evlilik yarıyor mu?’ sorusunu akıllara getirdi...

E.Ö.: Gerçekten bir haller oldu Tarkan’a. Ülkenin tek starı olacaksa kendine dikkat etmesi gerek. Tarkan’ı böyle görünce ister istemez “Tarkan ülkenin tek starı olma durumundan istifa etmiş” diye düşünüyor insan.

R.B.: Yenge güzel yemek yapıyormuş. Bu herkes için geçerli galiba ‘Bak evlendin evinin erkeği oldun, kilo aldın’ derler hep. Tarkan evlenmeden önce de pek ortada görünmezdi ancak o zamanlar gözden ırak yerleri tercih ederdi. Şimdi evden dışarı çıkmıyor, ununu eledi, eleği duvara astı.

O.B.: Evlilik dönemiyle bağdaştırmamak lazım, albüm üreten bir sanatçının hayatında bol stres vardır. Stres bazı bünyelerde aşırı yemek yemeye sebep olabiliyor. Evliliğin bir şeyi değiştirdiğine inanmıyorum.

K.K.: Tarkan’a Megastar’lık yakışıyordu ‘Gürbüzstar’lık da yakışır. Ama Tarkan’ın durumu Cem Yılmaz’dan farklı. Cicim aylarında birkaç kiloya eyvallah ama hemen eski fit günlerine dönmeli. Sahenede gerdan kırarken göbeği hoplayan bir Megastar olmaz!

B.İ.: Evlilikle gelen düzenli ve kolay hayat metabolizmayı yavaşlatıyor. Kilo almak yararlı ise evlilik herkese yarar. Bana da yaradı.

‘SELAMİ ŞAHİN DURUMU GAYET İYİ TOPARLADI’

İrem Derici-Lider Şahin aşkının yankıları hâlâ sürüyor. Didem Şahin’in ilişkiye onay vermediği bilinirken geçtiğimiz günlerde Selami Şahin’den ‘Oğlumun ilişkisine karışmam’ çıkışı geldi...

B.İ.: Lider Şahin-İrem Derici ilişkisinde de anne babanın müdahilliği Ceylan Çapa’nınki gibi oldu. Baba Selami Şahin oğlunun ilişkisine güvercin, anne Didem Hanım şahin yaklaşım sergiledi.

O.B.: Didem Şahin’in açıklamaları unutulsun bence, yokmuş gibi davranalım. Selami Şahin durumu toparlamaya çalışmış, gayet de iyi olmuş. Çocukların ilişkilerine burun sokan aileleri anlayamıyorum gerçekten.

E.Ö.: Selami Şahin geri vites yaptı ki bence doğru hareket. Daha önce yapmalıydı. Bazen düşünmeden hareket edilince sevimsiz oluyor ister istemez.

R.B.: Tebrikler Selami Bey’e. Belli ki anne biraz daha duygusal yaklaştığı için o açıklamayı yapmıştı ancak babalar erkek çocukları ile her zaman gurur duyar.

 

 

 

 

‘BU İKİLİNİN BOŞANMASI ‘İYİ Kİ BOŞANDILAR’ DEDİRTTİ’

Bade İşcil ve Malkoç Süalp olaylı boşanma sürecinin ardından önceki gün anlaşmalı bir şekilde boşandı. Bir sayfa böylece kapandı mı, yoksa bu çiftin adını yine duyar mıyız?

E.Ö.: Oh derin bir nefes aldık bence toplum olarak. Biraz kafalarını dinlesinler, biraz kendilerine gelsinler, bu ikili yeniden bir araya gelecekmiş gibi geliyor bana. Nedense öyle bir hissiyatım var.

O.B.: Bence bu iş burada kapanmaz. Ancak mahkeme kararı çıkacak ki konu kapansın ve taraflar sussun. İkisinin de magazin âleminin gözünde iyi kötü bir yeri var ve bu yeri kavgalarla yerin dibine sokmasınlar lütfen. Evlilik bitirmek çok zor, herkes hakkını savunsun ama bu şekilde değil.

K.K.: Yüce Türk adaletine teşekkür ediyorum, bu boşanma kararıyla üzerimizden büyük bir yük aldı! Karar biraz daha gecikse ‘Bexit’ (Bade ayrılsın mı ayrılmasın mı) referandumu yapacaktık ülke olarak...

B.İ.: Boşanma sözcüğü, verilen sözlerin yarım kalması, yuvanın yıkılması gibi olumsuz çağrışımlar yaparken bu ikilinin boşanması insanlara ‘İyi ki boşandılar’ dedirtti. Bir ayrılık bu kadar ortalığa dökülen kavgalarla yaşanmamalı.

‘KUTSAL MEKANLARDA KİMSE İÇİN AYRICALIK YAPILMAMALI’

Bülent Ersoy’un Üsküdar’daki Aziz Mahmud Hüdâyi türbesini kapanışından sonra açtırıp tek başına dua etmesi vatandaşların tepkisine neden oldu...

B.İ.: Gece yarısı kebapçı açtıran, gündüz girdiği mağazada çalışanları sabahın ilk ışıklarına kadar başında diken Bülent Hanım’ın türbe açtırmasına ben hiç şaşırmadım. Diğer ziyaretçileri dışarı çıkarttırıp türbeyi kapattırmadıkça sıkıntı yok. Ziyaret saati dışında türbeye girmesi daha çok türbedarı ilgilendiren bir konu. Zaten soruşturma açılacakmış. Ben oradaki vatandaşlardan ciddi bir itiraz filan geldiğini de düşünmüyorum. Bülent Ersoy’u bu toplum sıradışılığıyla kabul etti ve sevdi.

E.Ö.: Çok kötü değil korkunç bir durum. Din çok özel bir şey. Dua etmek çok kıymetli bir şey. Yaptığın ibadeti, hayrı göstermek, göze sokmak günah. Yani biz böyle büyütüldük. Oruçluyum diye bin kere söylenmez mesela. Birisi bir şey anlatırken “Oruçluyum bana saygı göster” diye bin kere söylüyor. Namaz kılmanın bir adabı vardır. Ama son yıllarda bu ülkede bunlar tamamen gösteriş.

K.K.: Cenazeye ‘kaynakçı gözlüğüyle’ gider, Nişantaşı’nda ‘Lord Voldemort’ gibi gezer, ‘Guy Fawkes’ maskesi gibi makyajla iftara katılır. Tamam Bülent Ersoy ‘Diva’dır, nev-i şahsına münhasırdır da bu kadarı da ayıp! Türbe kapatmak ya da açtırmak nedir? Kişiye özel ibadet var mı dinde? Ne yani Diva diye sevaplarına ekstra ‘puan’ mı alacağını sanıyor, pes!

O.B.: Daha önce örneği olan bir hikâye mi bilmiyorum ama gece ibadethane açtırmak veya kapatmak biraz uç bir nokta gibi geldi bana. Diva’mızın uçlarda yaşamasına alışkınız ama bu kadarı da fazla değil mi?

R.B.: İbadethaneler ve kutsal mekânlarımız halka açık yerlerdir kimse için ayrıcalık yapılamaz. Eğer bu iddialar doğruysa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın derhal inceleme başlatması gerekir. Kim olursa olsun kutsal mekânlarımız özel ibadethane değildir. Halk tepki göstermişse de haklıdır. Bülent Ersoy bunu kendisi mi istemiştir yoksa oradaki görevlilerin işgüzarlığı mıdır bilmiyorum ancak her iki durumda da çok ayıp bir şey