Müzik dünyası ve özel yaşamı hakkında samimi açıklamalar yapan Duru, bazı şarkıcıların canlı şarkı söylemek yerine playback okumasını eleştirirken, geçmişte geçirdiği MS hastalığının yaşamını zaman zaman hâlâ olumsuz etkilediğini anlattı

Nükhet Duru ile sohbet etmeyi ve onun o güzel anlatımlarını dinlemeyi çok özlemişim. 26 Eylül’de Bostancı Gösteri Merkezi’nde Timur Selçuk ile birlikte büyük bir konser vermeye hazırlanan Duru ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Her gördüğümde daha da güzelleşiyorsunuz. Hangi sporları yapıyorsunuz?

Teşekkür ederim canım benim. Hem ruhsal hem bedensel yönden insanın kendine iyi bakması, dikkat etmesi gerekiyor. Egzersizimi ihmal etmiyorum. Hareketli bir yaşam sürdürüyorum ama temiz ve sade besleniyorum. Genetik yapı da fark ediyor tabii. Pilates yapıyorum. Evde de devamlı squat yaparım. Esnemeye gayret ederim. Hiperaktifimdir. 

Beslenme şekliniz nasıl?

Yapay gıdalar ve kimyasal maddeleri içinde barındıran yiyecekler yerine, taze ve saf besinler yemeyi tercih ediyorum. Hiçbir şey bulamazsam tam buğday ekmekli ceviz yiyorum. Et yiyorum ama tavuklar konusunda biraz tedirginim, köy tavuğu bulursam yiyorum. Balık çok tüketiyorum. Anneciğim her şeyden azar azar yerdi. Ben de öyleyim.

Cildiniz de çok güzel maşallah.

Yediklerinle çok alakalı. Hayatımda hiç sigara içmedim. İçkiyi daha yeni tanıdım. Sosyal ortamlarda şarap hoşuma gidiyor, bir şıklık veriyor.

 

‘SAHNEDE DOĞUP BÜYÜDÜM’ 

Bu yaz çok yoğun bir konser dönemi geçirdiniz. Nasıldı?

İstanbul’da yaşamayan insanlara hem İstanbul kokusunu götürüyorum hem de o şehirlerin kokularını içime çekiyorum. Her şehrin kendine ait bir kokusu vardır.

Neco’nun 50. yılında siz de sahneye çıkacaksınız. Hazırlıklar nasıl gidiyor?

Birlikte şarkı söylediğimiz zamanlardan birkaç şarkı okuyacağız. Bir de herkes kendi solosunu yapacak. Allah herkese 50. yılında bu kadar güzel şarkı söylemeyi ve fizikman dipdiri görünmeyi nasip etsin. 

Sezen Aksu, müziği bırakacağını açıkladı. Doğru mu bu?

Sözleri yanlış anlaşıldı sanırım. Sadece çok koşuşturmalı, aktif yaşamına bir antrakt verdi. Stüdyoda yine şarkı üretecek ve yine bir sürü insana verecek. Çok zor işler yaptık ve yorulduk ama ben yorulmadım mesela. Sahnenin üzerinde doğup büyüdüm. Sezen, sahneyi o kadar sevmez. İşin mutfak kısmını daha çok sever. Sahneye canı çektikçe çıkar. 

Siz hiç sahneleri bırakma noktasına geldiniz mi?

Yok ama küsüp dinlenme ve kendimi tedavi etme noktalarım olmuştur. İnsan kendine dönmeye ve içselleşmeye ihtiyaç duyuyor.

‘TAKLİT İNTİHAR GİBİ BİR ŞEY’

Neler küstürmüştü sizi?

Kimi zaman davranışlar, kimi zaman da çok güzel olduğuna inandığım şarkılarımın pek ilgi görmemesi. Bu, müzik zevki ve sosyolojik yapının hızla değişmesiyle ilintili. Hiçbir zaman bir popçu gibi şarkı söylemedim. İlk çıktığımda da derin ve edebi eserleri seslendirmeye çalışmıştım. O dönem moda olmayabilir ama şimdi o kadar çok talep ediliyor ki, bu beni tekrar canlandırdı. 

Şu an müzik dünyasını nasıl buluyorsunuz?

Bir kısmını beğeniyorum bir kısmını beğenmiyorum. Her şey teknolojik olunca duygulara yer kalmıyor. Sanat duygusuz yapılamaz. Bir enstrümanın tınısı, insan gırtlağının gerçek hali bambaşka. Onun arayışındayım ve bu yüzden albüm çalışmasına girdim. Canlı şarkı söylemek yerine, playback konserler vermelerine hayret ediyorum. Bir insanı evinden çıkarıp oraya getiriyorsan, CD’yi çalıp üstüne okuyamazsın. Sıla’yı çok beğeniyorum. Şebnem Ferah artık kıdemli ama muhteşem bir şarkıcı. Halil Sezai’nin farklı yorumu insanın içine işliyor.

Veliaht kavramına inanıyor musunuz?

İnsan kendine emek verip yatırım yaparsa, tahtını ve tacını da kendi yapar. Biri birinin veliahtıysa benzeri demektir. Biri yaşarken, diğeri başarı kazanamaz. Bence taklit intihar gibi bir şey. Taklitli şöhretlerin ömrü çok kısa sürer.

'HER ŞEYE GÜLMEYİ DENEYECEKSİN'

Geçmişte bir MS rahatsızlığı geçirmişsiniz. Doğru mu biliyorum?

Doğru. Serdar Ortaç’ı hemen aradım. Tamamen atlatılan bir şey değil. Onu tahrik etmeden, kızdırmadan, arkada bir yerde başını okşayarak çöreklenmiş bir biçimde tutmayı öğrenmek gerek. Sağlıklı beslenip duygusal olarak deşarj olmanın yollarını bulmak gerek.

Hayatınızı kısıtlıyor mu?

Çok ciddi migren benzeri bir ağrı bıraktı. Çabuk sinirlenmediğimden içime atma problemim var. Onu dışarı çıkaracak ruhani çalışmalar yaptım. MS hareketlerimi kısıtlıyor. 

Hep neşeli ve keyiflisiniz.

İşte tedavi yöntemlerimden biri bu. (Gülüyor) Ünlü ve başarılı olmaya başladığımı fark ettiğimde, acılarımı da herkesle birlikte yaşayamayacağımı anladım. Cesaretimi topladım, kendi kendimle baş etmeyi öğrendim. Her şeye gülmeyi deneyeceksin. Gülmek ve şarkı söylemek sağlığa çok yararlı.

'SAHNE HARİÇ ÇOK UTANGACIMDIR'

Mesleğinizin zirvesindeyken oğlunuzu dünyaya getirdiniz. Müthiş bir cesaret. Şan şöhret nere? Evlat nere?

Şartlar neyse, sızlanmadan ona bürünüp yaşamayı bilirim. Anne, baba, evlat gibi değerlerden asla vazgeçmem. 

Şöhretin, sizden alıp götürdüğü en büyük şey ne oldu?

Özgürlüğüm. Hâlâ bir yerde bir kahve içerken göz hapsinde olmak beni utandırıyor. Çok mahcupumdur, belli etmemek için çok hareketli ve gürültülü konuşurum. Sahne hariç çok utangaçımdır.

Kendinizi kamufle edip dışarı çıktığınız zamanlar oluyor mu?

Kimse bilmez, yurtdışında bir dönem kıpkırmızı ve mavi saçlarla punk dolaşırdım. Türkiye’de topuzumla klasik bir görüntüm vardı. Dış görünümümle ilgili çok büyük çılgınlıklar yaptım. 

İstanbul’da toplu taşıma araçlarını kullanıyor musunuz?

Çok istiyorum ama kimsenin huzurunu kaçırmak istemiyorum, kendiminkini de... Yurtdışında yaptım, yakalandım. Boston’da otobüse bindim. Sadece dört kişiyiz. Biri Türk çıktı. 

Oğlunuz Cem’i bu dünyadan uzak tutmayı nasıl başardınız?

Hiçbir zaman şöhretin asansörüne binmek isteyen bir çocuk olmadı.16 yaşına geldiğinde, birçok arkadaşı hâlâ benim oğlum olduğunu bilmiyordu. Annesinin şöhretini yük olarak taşımasını istemedim. 

Birçok ünlü ismin çocuğu devamlı gazetelerde manşet oluyor.

Hepsi çok acılar çekti. Türkan Şoray ne çekti Yağmur’dan. Yağmur da aynı arkadaşları gibiydi ama ışıklar altındaydı. Hülya’nın (Avşar) kızına neden yükleniyorlar? Ne kadar güzel bir kız oldu, Allah şansını güzel etsin.

'UZUN SÜREDİR KENDİMLE ÇIKIYORUM'

14 yaşında sahneye çıkmışsınız. Çocukluğunuzu yaşayabildiniz mi?

Ne çocukluğumu ne genç kızlığımı yaşayabildim. Sahnede tutunabilmek için kadın rolüne bürünmem gerekiyordu. Olduğumdan daha büyük gözükmeye çalışıyordum. Ama içimdeki çocuk ve genç kız ara ara hep bir yerlerden çıkar, onları içimde yaşattım. 

Çocukken yapamadığınız neyi yapmak isterdiniz?

Çocukluğumdaki harika arkadaşlıkları devam ettirip tahsilimi tamamlamak isterdim. İstikbalim açısından daha çabuk para kazanmam gerektiğini düşündüm. Annem ve babam çok büyük bir aşk yaşıyorlardı ama ilişkileri çok inişli çıkışlıydı. O yüzden hayatım boyunca hep kendi başımın çaresine baktım.

Anne ve babanızın inişli çıkışlı hayatı, sizi evlilik konusunda korkuttu mu?

Elbette, çok genç yaşta evlilik teklifleri almama rağmen ancak 30 yaşımda evlendim. 31 yaşında evladımı kucağıma aldım. Hep sütliman bir aşk yaşamak istedim ama istemekle olmuyor. 

Şu an bir aşk var mı?

Uzun süredir kendimle çıkıyorum (Kahkahalar) Kimseye beni mutlu etme görevi yüklemiyorum. İnsan birçok şeyi öğrendikten ve gözlemledikten sonra ne istediğini çok iyi biliyor. Benim istediğim gibi bir aşka günümüzde pek rastlanmıyor. O yüzden hayal gerçekten daha güzel. Mutluluğu yakaladım, onu bozacak değil yükseltecek birisi olması lazım.

1881 -
1938