Türkiye’nin ilk medya eleştirisi blogu başlıyor…

Türk basınının muzip kalemi, zekâ küpü ismi Serdar Turgut MEDYATIK adlı köşesiyle artık HABERTURK.COM’da…

Köşe dediysek, bildiğiniz köşelerden değil…

Bir medya eleştirisi blogu…

Türk ve dünya medyasını çok yakından takip eden Serdar Turgut, sadece defterine kaydettiği yorumlarını bundan böyle HABERTURK.COM okurlarıyla paylaşacak…

Turgut, “Mesleki dedikodular da gayet tabii olacak” diyerek ipucunu da veriyor işte!

Bu sohbetten büyük keyif alacaksınız…

MEDYATIK

BAŞLARKEN

Bir blog yazma hayalim sonunda gerçekleşiyor. En iyi bildiğim konuyu seçtim ve medya-blogu ortaya çıktı. Her gün gazetelerimiz, sitelerimiz ve kanallar arası zapping yaparak düşüncelerimi paylaşacağım sizlerle. Bel altı vurmayacağım, özel yaşamlara girmeyeceğim, bir de olumlu-olumsuz değerlendirmelerimde Habertürk Gazetesi’ni dışarıda tutacağım. Çalıştığım gazeteye karşı objektif davranmam zaten mümkün değil. Sevdiğimi söylesem ‘yalakalık’ diyeceksiniz, sevmediğim şeyler olduğunda söylediğimde de bu yüklenmek istediğimden çok daha fazla stres yaratacak üzerimde. Öyleyse baştan problemleri engelleyeyim dedim, bu blogda Habertürk hiçbir şekilde konu edilmeyecek. Bunlar dışında fazla kuralım, sıkı ilkelerim filan yok. Gördüğümü olduğu gibi söyleyeceğim. Bir bloğun ruhuna uygun şekilde düşünüp çalışacağım. Kimse kızıp küsmez inşallah ama böyle bir işe girişen bunu da göze almak zorunda herhalde.

ENİS’İN GAZETESİNDE ÖZKÖK DAMGASI

HÜRRİYET gazetesinin yayın yönetmeni Enis Berberoğlu, göreve geldiği günden beri Habertürk dışında gazetelerde çalışanların deyimiyle Amiral gemisi olarak bilinen Hürriyet kızağa çekilmiş bir gemi gibiydi. Anlaşılan yeni yayın yönetmenine gazeteyi çarpıcı olmaktan çıkarmak , dikkat çekmesini önlemek ve bir önceki yayın yönetmeninin yaptırdığı türden çarpıcı işlere son vermek görevi verilmiş olmalıydı. Bu kriterlere göre Enis Berberoğlu, görevini çok güzel yapıyordu, çok da başarılıydı. Ancak Ertuğrul Özkök döneminde belirli bir ivme, dinamizm kazanmış Hürriyet’te işlerin hep böyle gitmesi pek mümkün değildi. Türkiye’yi sarmaya başlayan avamlığın bu gazeteyi de avucuna alması aslında acı bir olaydı. Hürriyet’i sıradanlaştırma işini iyi yapsa da Enis akıllı bir gazeteciydi, girilen yolun tehlikelerini görüyordu. Ama kendini soktuğu kapandan kurtulması da kolay değildi.

En sonunda çareyi etkilerini temizlemek ile görevlendirildiği Eruğrul Özkök modeline dönmekte buldu. Pazar günü Ayşe Arman yeni bir iş ile ortaya çıktı. Şişmanlaştırılmış Ayşe bir yazı dizisine başlıyordu. Bu Enis gibi çok ciddi bir gazetecinin aslında hiç hoş bakmayacağı, Ertuğrul Özkök’ün ise bayılacağı türde bir işti. Ama Enis de bunu sürmanşetten duyurmak zorunda kaldı, çünkü artık başka çare bence yoktu.

Bununla da kalmadı ertesi gün Hürriyet ‘Barbara resti’ gibi tuhaf bir manşetle çıktı. Galiba Enis Berberoğlu bu işten hoşlanmış durumdaydı. Ciddi olaylara bile magazinsel , ‘hafif’ yorum getirmek ona da iyi gelmiş olmalıydı ki; wikileaks ile ilgili bir haber Barbara Stresiandi bağlamında onun seksi bir fotoğrafı ile veriliyordu. Bildiğim kadarıyla bu da Ertuğrul Özkök’ün seveceği bir manşetti. Anlayacağınız Enis Hürriyet’in kurtulmasını Ertuğrul Özkök formülüne sarılarak buluyordu.

BU İŞİ ÇOK SEVDİM

Ezgi Başaran’ın Radikal’e geçmesini Hürriyet’in büyük kaybı olarak görmüştüm. Yayın yönetmeninin bu kaybın farkında olup olmadığı net değildi

O zaman farkına varmadıysa bile kaybın ne kadar büyük olduğunu artık anlamış olmalı. Çünkü Ezgi Başaran uzun zamandır basında gördüğüm en güzel işlerden bir tanesine imza attı.Eşcinsel din hocasının işine geri dönme mücadelesi ders olarak anlatılacak nitelikte güzel bir işti. Hani kıskanırsınız ya keşke ben düşünseydim ben yapsaydım diye, işte bu tür bir şeydi bu.

Keşke Haydar Dümen’i alsalardı

Laf Radikal’den açılmışken tiraj sorunlarını çözmek için Posta’nın tirajlarını yüklenmiş olan Haydar Dümen’i transfer etselerdi diye düşünmeye başladım. Başlattıkları A’dan Z’ye cinsellik yazısı bana Haydar Dümen’i çağrıştırdı ama onun kadar renkli üsluba da sahip olamıyorlar tabii ki.

SPOR GAZETELERİ

Pazartesi günü üç spor gazetesinin de birinci sayfalarında Beşiktaş maçı öncesindeki olaylar fazla büyütülmeden verilmişti. Bu doğru bir tavır çünkü bu tür işlere girenlere on beş dakikalık meşhur olma fırsatını da tanımamak lazım.

 

BAKMADAN GEÇME

1881 -
1938