Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İstanbul’da Florya Koleji’nde İngilizce öğretmenliği yapan Yaren Uzun, bir zamanlar öğrencisi olduğu okulun öğretmenlerinden biri. 2012’de mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öğretmen olma hayalini gerçeğe dönüştürmek için formasyon aldı ve mesleğe başladı. Mezun olduğu okulda mesleğe başlamak onun için de sürpriz oldu. Gazete Habertürk'ten Müslim Sarıyar'ın haberine göre Yaren Uzun, duygularını şöyle anlattı: “Öğretmenlik isteğim her zaman vardı ama bu okulda öğretmen olacağım hiç aklımda yoktu. İngilizce öğretmenliği yapacağımı netleştirince buraya başladım. Kendi öğretmenlerimle çalışmak çok gurur verici. Başlarda tedirgindim ama kısa süre sonra geçti. Kendimi güvende hissediyorum.” Okul yıllarında hep merak ettiği öğretmenler odası, artık onun rahatça girebildiği bir yer. “Masam var, güzel bir duygu” diyen Uzun, 5 yıl önce öğrenciyken birlikte poz verdiği öğretmeni Funda Cömert’le aynı pozu meslektaşı olarak yine verdi.

‘AİLE ORTAMI VAR’

İstanbul Oğuz Kağan Koleji’nde ise tam 4 eski mezun öğrenci öğretmenlik yapıyor. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Özlem Özgürel de onlardan biri. Meslekte 3’üncü yılında. Meslektaşlarından birçoğu öğretmenliğini yapmış. “Onlarla birlikte olmak çok güzel. Çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Başka okulda olsaydım bu rahatlığı hissedemezdim” ifadesini kullanan Özgürel’e göre okulda tam anlamıyla bir aile ortamı var. Hata yaptığında onlara danışıyor. Aslında okulunda işe başlayacağının ipucunu Mine Öğretmen’inin “Okulunu bitir, seni işe alacağız” sözü vermiş. Amacı hep burada, aile bildiği meslektaşlarıyla bir arada kalmak.

Aynı okulda kimya öğretmeni olan Simge Tanrıkulu da mezun olduğu okula öğretmen olarak dönen şanslı eğitim neferlerinden biri. 9’uncu sınıfta başladığı okulunda 2 yıldır öğretmenlik yapıyor. Kimya fakültesinden mezun olduktan sonra öğretmenliği düşünmediğini söyleyen Tanrıkulu, okul müdürünün “Neden formasyon almıyorsun, biz öğretmen arıyoruz” sözleriyle mesleğe yönelmiş. Okulunda önce staj yapmış, ardından öğretmenliğe başlamış. Tanrıkulu, gurur duyduğu öğretmenleriyle ilişkisini şöyle anlatıyor: “Bütün öğretmenlerim burada devam ediyor. Bir sorunumuz olduğunda danışabileceğimiz birçok kişi var. Rahat ve kaygısız çalışıyoruz. Bir velimiz geldiğinde benim öğretmenlerim, ‘Eski öğrencim, şimdiki meslektaşım’ diye tanıtıyor. İlk zamanlar öğretmenler odasında çekingenlik hissettim ama sonra onların da bize karşı yakınlığıyla bunları aştım.”

ŞİİRDEN EDEBİYAT ÖĞRETMENLİĞİNE

Aslıhan Güvenir de okulun 2012 mezunu ve Türk dili ve edebiyatı öğretmeni. Okuldaki edebiyat ve şiir etkinlikleri, onun mesleğe başlamasını sağlamış. Bir de öğretmenlerinin ders anlatışı. 1 yıllık öğretmen olan Güvenir, “Ben 9’uncu sınıfta buraya başladığımda, aklımda öğretmenlik yoktu” diyerek öğretmenliğe giden yolu şöyle özetliyor: “Onların bize yaklaşımları, ders anlatışları bende iz bıraktı. Edebiyat bölümü öğrencileri olarak burada yaptığımız edebiyat ve şiir etkinlikleri öğretmen olmamda en büyük etken. Başka bir kurumda da çalıştım. İnsanın kendi evine dönmesi gibi bir şey bu.” Güvenir, çok sevdiği öğretmenlerinden Mine Chussein’le birlikte yıllar sonra birlikte poz verdi.

10 YAŞINDA GİRDİĞİ OKULDA ÖĞRETMEN

Ece Özel ise Oğuz Kağan Koleji’ne girdiğinde henüz 10 yaşındaydı. Aradan 16 yıl geçti. Şimdi okuyup mezun olduğu okulunda 4 yıldır psikolojik danışman ve rehber öğretmenlik yapıyor. Hayatının büyük bölümü bu okulda geçmiş. O da diğer arkadaşları gibi öğretmenleriyle meslektaş olmaktan gurur duyuyor. “Kendi okulumda olmasaydım bu kadar kendimi geliştiremezdim” diyerek yuvasında olmanın kendisine kattığı değeri anlatıyor. Eski öğretmenleri ve okul müdürünün desteğinden mutluluk duyuyor. Oğuz Kağan Koleji Müdürü Galip Çağatay ise eski öğrencileriyle çalışmaktan çok mutlu olduğunu söylüyor. Çağatay, yeni mezunları da kadrolarına katacaklarını belirtiyor.

ELLERİ ÖPÜLESİ ‘KAHRAMAN ÖĞRETMENLERİMİZ’

Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Yaşadıkları zorluklara rağmen, eğitim ordusunun neferleri öğretmenlerimiz, yeni nesil yaratma mücadelesini sürdürüyor. İşte, kimi kar altındaki köy okullarında kimi yetersiz koşullarda görev yapan ve Habertürk’ün sayfalarına başarılarıyla yansıyan öğretmenlerimiz. 

TÜRKİYE, 5 ay önce 9 Haziran’da, karnelerin dağıtıldığı gün Batman’ın Kozluk İlçesi’nde, idealist öğretmenlerinden Şenay Aybüke Yalçın’ı, teröristlerin saldırısı sonucu şehit verdi. Kozluk’a bağlı Oyuktaş Köyü’nde bulunan Yeşilyurt İlkokulu’nda şehit öğretmenimizin adına oluşturulan köşeye öğrencileri karanfiller bıraktı.

Gazete Habertürk'ün haberine göre Aybüke Öğretmen’in ardından geçen ay okula atanan 22 yaşındaki Sınıf Öğretmeni Eda Tufan, 24 öğrencinin eğitim gördüğü okulun şartlarını daha iyi hale getirebilmek için öğrencileriyle önce okulu temizledi. Ardındansa onarıp boyadı... “Aybüke Öğretmen’in anısını yaşatacağız” diyen Tufan, “Yeri geliyor, sınıfta soba yakıp temizlik yapıyoruz. İnsanlar ücra köy denildiğinde endişe duyuyorlar ama buranın keyfi başka” diye konuştu.

ELEKTRİKLER KESİLDİ RÜZGÂR TÜRBİNİ YAPTI

Van’da ise Fen Bilgisi Öğretmeni Mahmut Çakır, Çaldıran İlçesi’nde sık sık elektriği kesilen Galatasaray Ortaokulu’na aydınlatma direğinden rüzgâr türbünü yaptı. Elektrik üreten Mahmut Öğretmen, bir kez daha öğrencilerinin sevgisini kazandı. Çakır, “Okulumuzun fiziki şartlarından dolayı elektrikler kesiliyordu. Bu durum eğitimi aksatıyordu. Belirli bölgelerde elektrik üretmeye ve kullanmaya başladık” dedi. Diyarbakır’ın Hani İlçesi’ne 15 kilometre uzaklıktaki Topçular Köyü’ne atanan Balıkesirli Müzik Öğretmeni Ayşe Oral ise (22), ilk görev yeri olan Topçular Ortaokulu’nda öğrencilerinden ritim grubu kurmak istedi. Ancak okulda enstrüman yoktu. Ayşe Oral, her öğrencinin kartondan, tahtadan, bardak ve kova gibi materyallerden hayallerindeki enstrümanı yapmasını istedi. Ayşe Öğretmen, 180 öğrenci arasından seçtiği 20 öğrenciyle bir ritim grubu oluşturdu. Grubun ismini de ‘Hani’miş Ritim Grubu’ koydu.

HAYALLERİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRDÜLER

Onlar hayallerinin peşinden gidip gerçekleştiren öğretmenlerden... Balıkesir’in Bigadiç İlçesi’ne bağlı Turfullar Köyü öğretmenlerinden Serap Acar, Selma Bilgetekin ve Arzu Ökten, köy okulunu, esnafın da yardımıyla önce onarımdan geçirdi; ardından da anaokulunu düzenleyip çocukların sinema hayallerini gerçekleştirdi.

‘MADEM BİZ SİNEMAYA GİDEMİYORUZ’ DEDİLER

Gazete Habertürk'ten Sedef Say'ın haberine göre öğretmenler, anaokulunda sinema atmosferi yaratmak için bir de patlamış mısır arabası getirtip her ay cuma günü öğrencilerine sinema keyfi yapma olanağı sundu. “Melek öğretmenler”, gerçeğe dönüşen hayallerini şöyle anlattı: “İl merkezine 60 kilometre uzaklıkta bir köy okuluyuz. Okulumuzun yolu dağlık ve virajlı. İlçeye bile gitmek zorken çocuklarımızla il merkezine sinemaya gitmek bizim için çok zordu. ‘Madem biz sinemaya gidemiyoruz, o zaman okulumuzda küçük bir sinema salonu oluşturalım’ dedik. Her şey bu düşünceyle başladı. Sinema salonu ve kütüphanemizi oluşturduk. İsmine de şubat ayında nadir bir hastalıktan hayatını kaybeden ‘Doğa’ bebeğin adını verdik.”