Müge Boz...
Gözler; bir çift Cala Macarelleta.
Düşünceler; Mariana Çukuru.

Anadolu Üniversitesi'nde sinema, TV ve halkla ilişkiler öğrenimi gördükten sonra burs kazandığı Norveç'teki Høgskulen Volda Üniversitesi'nde bir organizasyonun yenilikçi ve rekabetçi niteliklerini arttırmak için geleceğe yönelik tasarım ilkelerinin uygulanmasını öğreten stratejik tasarım ve dijital fotoğrafçılık eğitimleri aldı.
Bale, piyano, yüzme, tenis, paten, voleybol, motosiklet, yeme - içme ve yoga eğitimleri de işin cabası...

Küçük yaşlardan beri gösteri dünyasının içindeydi.
Bale gösterileri, piyano resitalleri...
Ortaokul dönemlerinde de tiyatro.
Büyüdüğü zaman da gösteri dünyasının içinde olacağını biliyordu ama oyuncu olacağını hiç düşünmemişti.
Üniversitede eğitimini kamera arkası çalışmaları için aldığı için yapımcı veya sanat yönetmeni olacağını düşünüyordu.

Çalışma hayatına reklam sektörüyle başladı.
Bir ürünün reklam çekimi için model arama yerine 'Haydi sen geç kamera önüne' denildikçe oyunculuk yeteneğini keşfetti.
Sonra eğitimini alıp kamera arkasından önüne yatay bir geçiş yaptı.
İlk sinema filmi olan 2011 yapımı 'Aşk Tesadüfleri Sever'de üçüncü roldeydi.
Karakterinin adı 'Özgür'ün Kız Arkadaşı'ydı.

Müge Boz, 2011'de çekilen 'Toprağın Çocukları'nda 'Karika'yı canlandırdı.

İkinci filmi 'Toprağın Çocukları' ile ikinci role yükselirken canlandırdığı karakterin bir adı vardı; 'Karika'...
Üçüncü filmi 'Karaoğlan'daki 'Bayırgülü' ile kameranın karşısına esas kız olarak geçerek başrole yükseldi.

Müge Boz, şöhretin ve paranın efendisi olmanın peşinde koşarken girdiği aydınlanma döneminden sonra mutluluğun kölesi olmayı tercih etmiş.
Görünen o ki, Müge Boz'un eski halinden eser yok şimdi...
Kariyerinin 7'nci, sinema filmi olan 'Çat Kapı Aşk'ta ilk görüşte âşık olan 'Su'yu canlandıran Müge Boz, aydınlanma dönemine nasıl girdiğini, 'Çat Kapı Aşk'ta rol almayı neden kabul ettiğini ve aşk için olmazsa olmaz etmenlerin neler olduğunu Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'a anlattı.

'Çat Kapı Aşk', 2 yıl önce çekilmişti. Gösterime yeni giriyor. Ne hissediyorsun?
Bekleme süreci elbette heyecanlı geçti. Demek ki gösterim için doğru zaman bu zamanmış. Bu süreçte 'Çat Kapı Aşk'ın yapımcı firması Cinemazadeh ile başka bir film daha çektim. O film Bakü'de çekildi.

Filmin hangi özellikleri seni etkiledi?
Senaryoyu ilk okuduğum zaman hikâyeyi çok beğendim. Günümüzde böyle hikâyeleri pek bulamıyoruz. Yapımlar, hep entrika ve olumsuzluk  merkezi üzerine yapılanıyor. 'Çat Kapı Aşk' ise pozitif bir zemine sahip. Saf bir aşk hikâyesi... Bu nedenle 'Ben bu işte olmalıyım' dedim.

Saf bir aşk var mıdır?
Vardır. Neden olmasın? Eğer hayatımızı bu şekilde yönlendirirsek olur tabii ki. Başka şeyleri ön plana çıkarırsak o zaman başka yollara doğru gideriz.

Senin için bir aşkın var olması için olmazsa olmazlar etmenler nelerdir?
Tamamen akışa bırakmak, hiçbir şeyi düşünmemek ve tamamen o enerjinin getirdiklerinin peşinden gitmek...

Canlandırdığın 'Su' için özel bir hazırlık yaptın mı?
Evet, yaptım. Oyuncu koçumla birlikte çok uzun süren çalışmalar yaptık. Sahneleri teker teker anlamlandırdık. 'Su, şu durumda nasıl davranır, ne yapar' gibi... Her sahneye gerçekten ne yapacağımı bilerek girdim. Tabii ki arada doğaçlamalar oldu ama sahnelerin çoğunda kameranın karşısına filmi kafamda çekmiş bitirmiş olarak geçtim.

'Çat Kapı Aşkın' kariyerine nasıl bir etkisi olmasını umarsın?
Çok uzun zamandan beri bir romantik - komedi yapımında rol almayı istiyordum. Son zamanlarda drama, polisiye, aksiyon ve dönem yapımlarında yer almıştım. Romantik - komedi tarzındaki ilk işim 'Çat Kapı Aşk' oldu. Dilerim izleyiciye filmin hikâyesini geçirebiliriz.

Müge Boz, 2013 yapımı 'Karaoğlan'da 'Bayırgülü'nü canlandırmıştı.

'Çat Kapı Aşk'ın izleyicilerde nasıl bir etki bırakmasını umarsın?
Pozitif bir etki bırakmasını ve herkesin ruh ikizini, gerçek aşkı ve hayatın anlamını bulma yönündeki umudunu tazelemesini isterim. O umudun tazelenmesine katkı sağlarsa büyük bir haz alırım.

Kariyerinin hangi döneminde olduğunu düşünüyorsun?
Kariyerimi belli dönemlere ayırmıyorum. Zaten bunu yapmak için henüz çok erken. Genelde her zaman içinde bulunduğum şartlara göre kendimi değerlendirmeye çalışıyorum. Sonuçta çok ayaklı bir sektörün içindeyim. Şartları yönlendirmek benim elimde değil. Benim amacım 'her iyiden daha iyi olan bir iyi mutlaka vardır' felsefesinden yola çıkarak her yeni işimde bir öncekinden daha iyi olmaya çabalıyorum. Bütün motivasyonum her yeni işimde en iyi performansı sergileme üzerine kurulu. 'En büyük hedef, hedefe giden yoldan sapmamaktır' veya 'Mutluluk, mutluluğun peşinde koşabilmektir' gibi...

'Su' ile ortak yönleriniz var mı?
'Su' da biraz spirituel bir kız. Bir şeye çok inanırsa onun olacağına inanıyor. 'Su' benden daha hayalperest ama... 'Su', yaşamını belli bir konuya odaklanarak sürdüren biri. Bense farklı farklı alanlarda yer alıp çok konuya odaklanan biriyim. 'Su', kendini kolay bırakan, çabuk teslim olan biri. O durumlar bende daha köşelidir.

Söylediğin gibi farklı farklı alanlarda yer alıyorsun. Bu durum dikkat dağılımına neden olmuyor mu?
Öyle olmak beni besliyor. Ben beslenince doğal olarak oyunculuğum da besleniyor. Farklı alanlarda olmayı, merak salmayı, denemeyi seviyorum. Görmeyi, gezmeyi tatmayı, bakmayı, duymayı... Bu nedenle ilgi alanlarım oldukça geniş. Örneğin bir ara yemekle çok ilgilenmiştim. O doğrultuda eğitimler aldım. Sonra restoran açtım. Bir ara dansla, resimle, müzikle, yogayla, sporla ilgilendim. Çünkü farklı farklı alanlarda faaliyet göstermezsem yaşamadığımı hissediyorum. Gezmezsem, görmezsem, yeni insanlarla tanışıp farklı deneyimler yaşamazsam içimdeki enerjinin bittiğini düşünüyorum. Enerjimin yüksek olması oyunculuğa elbette yüksek ölçüde katkı sağlıyor.

Hayattaki nihai amacın nedir? Ne yaparsan 'Heyttt, yaptım, başardım' dersin?
Mutluluğun ana kaynağı olan iç huzurum oldukça başarılıyımdır. Nihai amacım da her daim iç huzura sahip olabilmektir. Şöhret, çok para... İç huzur yoksa bunların ne anlamı var ki? 'Şöyle başarılı olayım, öyle bir kariyerim olsun ki, şunu da alayım, buna da sahip olayım, lüks evim olsun' diye düşünüyordum ama sonra bir baktım, sonu yok. Onların peşinde koşmaktan mutluluğu kaçırıyoruz.

Ne oldu da kendi adına aydınlanma dönemine girdin?
Sahip oldukça daha fazlasını istiyor olmanın sonu olmadığını fark edince... Asli mesleğim olan oyunculuğu elbette en iyi şekilde yapmanın peşinde koşuyorum. Şöhret ve paranın peşinde koşmuyorum. Hal böyle olunca da yaptığım işlerden daha keyif alır hale geldim. Aldığım keyif de oyunculuğuma katkı sağladı. Hedef şöhret ve para olmayınca da keyif alabileceğim işleri seçebilme özgürlüğü beni aydınlattı.

En büyük başarının ne olduğunu düşünüyorsun?
18 yaşında tek başıma İstanbul'a geldim. Ailemin sadece manevi desteğini aldım. Sektöre girdim ve geri dönüp baktığımda en küçük bir huzursuzluk duymayacağım bir kariyer elde ettim. Şu ana kadar en büyük başarım budur.

Skandalsız bir kariyere sahip olmak ne hissettiriyor?
Olması gereken buydu zaten.

En büyük başarısızlığının ne olduğunu düşünüyorsun?
Kendimi acımasızca, yerden yere vurarak eleştirmekten ve en küçük ayrıntıları kafama takmamaktan bir türlü vazgeçememek.

Yan etkileri neler?
Tabii ki stres... İradem dışı olaylarda yeterince stres yokmuş gibi bir de kendi kendime stres kaynakları oluşturuyorum. Bu durumu değiştirmeye çalışıyorum. Bakalım, bir gün başarabilirim.

En büyük hayal kırıklığın nedir?
Hayal kırıklıklarım genelde 'Dünya niye böyle? 'İnsanlar neden böyle?' gibi genel hayal kırıklıklarına sahibim. İnsanları olduğu gibi kabul etme ve 'her şeyi değiştirebilirim' düşüncesinden kurtulmak için içimde yoğun bir mücadele var. Mücadelenin sonunda neler olacağını göreceğiz.

Cafer Akhundzade ile Emil Davudzade'nin yapımcısı olduğu, Erhan Baytimur'un yönettiği 'Çat Kapı Aşk'ta Müge Boz'a başrollerde Jess Molho, Nergis Kumbasar, Elməddin Cəfərov ve İbrahim Selim eşlik etti.