Oyuncu, oyuncudur.
İyi bir oyuncu; komedi, dram, aksiyon, gerilim, romantik türlerin hepsinde aynı ölçüde yeteneğini gözler önüne serebilen kişidir.
Hangi oyuncuya sorarsanız sorun komedi oyunculuğu en zor türdür.
Komedi oyunculuğunu başarabilen her oyuncu, diğer türlerdeki oyunculuğu rahatlıkla başarabilir.
Komedi oyunculuğu diğer türlerin oyunculuğundan daha zordur ama komedi oyuncuları 'sanatçı', komedi filmleriyse 'sanat' olarak değerlendirilmez.
Bu durum, ülkemizde de böyledir, dünyada da...

Komedi filmleri ve komedi oyuncuları 'hafif' olarak algılanır.
Film festivallerinde komedi filmleri yer almaz.
Bunun sonucu olarak da komedi oyuncuları bırakın ödüllendirilmeyi ödüllere aday bile olamazlar.
Sanki insanları güldürdükleri için cezalandırılırlar.
Sanki daha güzel bir yaşam için neler yapılması gerektiği komedi diliyle anlatılamaz, toplumun daha güzel bir yaşama kavuşmasına engel olan unsurlar ve kişiler komedi diliyle gözler önüne serilemez.
Sanki bu meziyet sadece dram türünün yönetmenlerine, senaristlerine ve oyuncularına aittir.
Bu konuda iki güzel örnek vardır;

Ertem Eğilmez...
Komedi unsurlarının ağırlıkta olduğu Yeşilçam filmlerinin unutulmaz yapımcısı, senaristi ve yönetmeni.
Günümüzde birçok sinemacının izinden gitmeye çabaladığı Arzu Film Ekolü'nün yaratıcısı.
Birçok komedi filmi çektiği halde Antalya Film Festivali'nde dram türündeki 'Bir Millet Uyanıyor' ve 'Canım Kardeşim' ile ödül kazandı.

1973 yapımı 'Canım Kardeşim'de başrolleri Tarık Akan, Halit Akçatepe ve Kahraman Kıral paylaştı.
1973 yapımı 'Canım Kardeşim'de başrolleri Tarık Akan, Halit Akçatepe ve Kahraman Kıral paylaştı.

Ve Kemal Sunal...
Kemal Sunal, Antalya Film Festivali'nde 'En İyi Erkek Oyuncu' dalında Altın Portakal'ı 1977 yapımı 'Kapıcılar Kralı' ile kazandı.
Zeki Ökten'in yönettiği bu film, her ne kadar komedi unsurlarıyla bezeli olsa da dram türündeydi.
Kemal Sunal, yine Zeki Ökten'in yönettiği 1989 yapımı dram türündeki 'Düttürü Dünya' ile Ankara Film Festivali'nde 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülünü kazandı.

'Kapıcılar Kralı'
'Kapıcılar Kralı'

Hollywood'da da durum farklı değil.
Komedi oyuncusu olarak nam salan birçok ünlü isim, oyuncu olduklarını dram türündeki yapımlarla kanıtlamak zorunda hissettiler.
Ve dram türündeki yapımlarla ödüller kazandılar.
Jim Carrey, Robin Williams, Ben Stiller, Bill Murray, Steve Martin, Peter Sellers, Jerry Lewis gibi...

Jim Carrey, komedi türünde olmayan 2004 yapımı 'Sil Baştan'da başrolü Kate Winslet ile paylaştı.
Jim Carrey, komedi türünde olmayan 2004 yapımı 'Sil Baştan'da başrolü Kate Winslet ile paylaştı.

Murat Cemcir...
Komedi menşeli bir oyuncu olmasına rağmen önce Zeki Demirkubuz'un dram filmi 'Yeraltı'nda rol aldı.
Murat Cemcir, 2012 yapımı filmde başrolleri Engin Günaydın, Serhat Tutumluer ve Nihal Yalçın ile paylaştı.

Selçuk Aydemir ve Ahmet Kural ile bir ekip olduktan sonra çok izlenen filmlerin başrol oyunculuğunu üstlendi.
Törene gitmeyi kabul eden ünlülere ödül verildiği organizasyonlardan ödüller aldı.
Daha doğrusu alamadı.
Çünkü takvimi o güne uymayınca gidemediği törende alacağı söylenen ödül törene gitmeyi kabul eden başka bir meslektaşına verildi.
Amacı oyuncunun performansını ödüllendirmek değil, 'Törene bir ünlü gelsin de...' olan organizasyonlardan söz ediyorum.
Belki de Murat Cemcir, amacın performansın değerlendirilmesi olmadığını bildiği için o ödül törenlerine gitmemiştir.

Komedi filmlerinin ve komedi oyuncularının ne ölçüde değerli olduğunu sanat filmlerinin bol ödüllü senaristi ve yönetmeni Nuri Bilge Ceylan, son 3 filminde gözler önüne serdi.
Nuri Bilge Ceylan, son 3 filminin kadrosunda komedi menşeli oyunculara yer verdi.
Ünlü yönetmen, 2011'de 'Bir Zamanlar Anadolu'da'da Yılmaz Erdoğan, 2013'te 'Kış Uykusu'nda Demet Akbağ ve 2018'de 'Ahlat Ağacı'nda MuratCemcir ile Doğu Demirkol'u kamerasının karşısına geçirdi.

'Ahlat Ağacı', 2018'de Cannes Film Festivali'ne katıldı.
'Ahlat Ağacı', 2018'de Cannes Film Festivali'ne katıldı.

Murat Cemcir, oyunculuğun en zor türü olan komediyle rüştünü çoktan ispat etmiş olsa da oyunculuk performanslarının işin ehli kişiler tarafından değerlendirildiği 3 organizasyondan 3 ödül kazandı.
Doğal olarak o ödülleri komedi filmiyle değil, dram filmiyle kazandı.
Nuri Bilge Ceylan'ın 'Ahlat Ağacı'ndaki rolüyle...
Murat Cemcir, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği),Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Ödülleri, Moskova'da düzenlenen International East-West Golden Arch'tan ödül kazandı.

Aldığı ödüllerin kendisi için ne ifade ettiğini, çok izlenen ama ödülsüz, az izlenen ama bol ödüllü filmleri arasında gel - gitler yaşayıp yaşamadığını, neden bir yapım şirketi kurduğunu, şirketiyle sektörüne ve meslektaşlarına nasıl katkılarda bulunmak istediğini, Ahmet Kural ve Selçuk Aydemir ile paraları olmadığı için çektikleri filmi, gösterime çıkaramadıkları günlerden patron olduğu günlere gelirken kişiliğinde ve mesleğine olan bakış açısında ne gibi değişimler yaşadığını merak ettiğim Murat Cemcir, HabertürkHT Stüdyo'da sorularımı içtenlikle cevapladı.

Son 3 ay içinde 3 ödül kazandın. Biri yurt dışından... Neler hissediyorsun?
Müthiş bir gurur duygusu... Gurur kelimesi, hakikaten duygularımı çok iyi karşılıyor. Bu işleri yapmaya başladığımızda, popüler olduğumuzda üniversiteler bize ödüller verirdi. Bazılarına takvimimizden dolayı gidemezdik. Öyle olunca bize verilen ödül gidemediğimiz için başkasına verilirdi. 17 - 18 yıl önce alaylı olarak tiyatro yapıyordum. Manisa turnesindeyiz. Öğretmen evinde kalıyoruz. O gün Afife Ödülleri TV'den canlı yayınlanıyor. Ferhan Şensoy'a ödül verildi. Yaşam Boyu Onur Ödülü... Ferhan Şensoy, 'Bu ödülü Anadolu'da turne yapan bütün tiyatrocular için alıyorum' dedi. Ferhan Şensoy'un ödülünü üzerime alındım. 'Vay be, öğretmen evinde ödül aldım. Hem de ödülü Ferhan Şensoy verdi' dedim. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Ödülleri, SİYAD Ödülleri ve endüstriyel sinemanın haricinde sinema filmlerinin değerlendirildiği International East-West Golden Arch... İşlerinin ehli kişiler tarafından verilen ödüller... Sonuç olarak bu ödüller insana müthiş bir duygu veriyor. Bu ödüller anneme de çok yarıyor.

Ödüllerin Müzeyyen Hanım'a nasıl yarıyor? Anlamadım...
'Bunları ver de altın gününde göstereyim' diyerek Tokat'a götürüyor. Bu 3 ödülü yeni aldım. Annem de bu aralar İstanbul'a gelmediği için henüz Tokat'a götüremedi. Ödüllerin ailemi mutlu ediyor olması beni de mutlu ediyor.

'Ahlat Ağacı'
'Ahlat Ağacı'

Yanlış anlama ama komedi, ülkemizde 'Hafif' görülür. Sanat gibi görülmez. Yüksek gişeli bir komedi oyuncusuyken sanat filmlerinde rol almak, ödüller kazanmak neler hissettiriyor? İki tür arasında gel git'ler yaşıyor musun?
Komedi, 'Hafif' görünür ama Kemal Sunal, Şener Şen, Ahmet Tarık Tekçe, Hüseyin Avni Baradan, Charlie Chaplin, Buster Keaton, Jerry Lewis, Jean Dujardin ve daha bir çok kişi olağanüstüdür. Sosyal meseleleri dile getirdikleri anlatımları olağanüstüdür. Komedi ile dram... Hayatın kendisi de böyle olduğu için komedi biraz daha değer görmeye başladı. Nuri Bilge Ceylan da bunu gözlemlemiş. Dedi ki; 'Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan ile çalışınca biraz daha fark ettim. Seninle çalışmayı çok istiyorum.'

Hangi oyuncuya sorsak hayali Nuri Bilge Ceylan ile çalışmaktır. Mesleğin adına kendisinden edindiğin en önemli öğreti ne olmuştur?
Sabır.

Neden, Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerinde çekimler uzun sürdüğü için mi?

Okuma provaları ve diğer her şey çok güzeldi. Her şeyi kafamızda oturttuk. Sonra ilk 5 sayfa sahneyi, 3 güne böldü.

Murat Cemcir, 'Ahlat Ağacı'nda bir köy öğretmenini canlandırdı.
Murat Cemcir, 'Ahlat Ağacı'nda bir köy öğretmenini canlandırdı.

5 sayfa çekilme gününün standardı nedir? Örneğin sizin kendi filmlerinizde...
Komedide daha başkadır. Komedide 5 sayfa sahneyi 3 veya 4 saatte çekebiliriz. Çok özel bir sahneyse maksimum 4 saat. Çünkü şaka yapıldığı için hep heyecanlı ve enerjik olunması lazım. Gittik sete, tarladayız. Kuyudan taş çıkaracağız. Tamer Ağabey yaşlı, Doğu genç, ben de babayım. Üçümüz strafordan yapılma bir taşı çekeceğiz. Nuri Bilge Ceylan gerçekçi ya. Strafordan yapılma taşı istemedi, 'Gerçek bir taş koyalım' dedi. Sabah saat 9, akşam saat 6... O taşı çek Allah çek. Tamer Ağabey yaşlı olduğu için çekmiyor. Yalandan çekiyormuş gibi yapıyor. Doğu ile ellerimiz nasır tuttu.

Sonra...?
Tekrarlar, tekrarlar... Daraldım şiştim. Bilge'ye gidip 'Ya Bilge ben oturup karşımdaki oyuncuyla saatlerce birbirimize bakacağız, sen de onu çekeceksin sandım. Ama burada resmen aksiyon çekiyoruz. Ellerim nasır tuttu' dedim. 'Doğaçlama yapsana' dedi. Ben de 'Ağabey, ne doğaçlaması? Ellerim acıyor şu an' dedim. Müthiş bir adam, çok da iyi bir yönetmen - oyuncu ilişkisi kurduk.


Kariyerinin hangi döneminde olduğunu düşünüyorsun?
Başında... Çünkü bazı ağabeyler var ki o ağabeyler özel kişiler... Clint Eastwood gibi. Adam, 88 yaşında ama Çin'e gidip film çekiyor. Keza 76 yaşındaki Martin Scorsese de öyle. Bizim meslek öyle bir meslek. Zaten yapımcılığa da o yüzden girdim. Yılda bir tane film yapıp 9 ay yatamadım. Oyunculuk; Allah sağlık verdiği sürece yapılabilecek bir meslek. O yüzden oyuncunun kendine özelikle iyi bakması gerek. Cannes Film Festivali'ne gittikten sonra fikrim biraz daha değişti.

Anlamadım, Cannes Film Festivali'nde fikrin neden değişti?
Cannes Film Festivali'nden önce 'Yaparız birkaç tane güzel film' diyordum. Evet, onu şimdi de diyorum ama örneğin 'Batman veya Joker'i oynayabilir miyim? İnsanlar, bir de benden görseler' de diyorum.

İlginç bulduğum fotoğraflardan biri... Genelde güldüğü görülmeyen Nuri Bilge Ceylan gülüyor. Genelde hep gülen Doğu Demirkol ile Murat Cemcir gülmüyor.
İlginç bulduğum fotoğraflardan biri... Genelde güldüğü görülmeyen Nuri Bilge Ceylan gülüyor. Genelde hep gülen Doğu Demirkol ile Murat Cemcir gülmüyor.

Ufuk genişlemesinden mi söz ediyorsun?
Kendini aşıyor olman gerekiyor. Kendini aşmadığında canlı kalamıyorsun.

O halde yapımcı da olmanın nedeni 'Ya bu filmler bizim filmler. Biz kendimiz çeker daha çok para kazanırız' değil de canlı kalmak için mi?

Yapımcı olmamın temel mantığı bu. Yoksa Necati Akpınar, zaten müthiş bir yapımcı. İşinin ehli. 'Paranın tamamı bana gelsin' kafasında olunursa izleyici zaten bunu anlıyor. İzleyici paragöz insanı görüyor. O paragözlerin bir filmine gidip sonra gitmiyor. İzleyicinin bizi sevdiği yer de orası işte. Paragöz olmamamız. Tıpkı Şahan Gökbakar, Kemal Sunal, Şener Şen'in sevildiği yer gibi...

Murat Cemcir, 3 yıl önce TR 40 33 Productions adında bir yapım şirketi kurdu. Kendi şirketini kurana kadar 5 filmin toplam izleyici sayısı 20 milyon kişi. Kendi yapım şirketiyle şu ana kadar 2 film çekti. 'Çalgı Çengi İkimiz' ve 'Ailecek Şaşkınız'...

'Çalgı Çengi'yi 35 bin ₺'ye çekmiştiniz. Paranız bittiği için çekim sonrası işlemleri yaptırıp gösterime çıkaramamıştınız. Çekim sonrası işlemleri Cem Yılmaz yaptırmış, filmi gösterime çıkarmıştınız. O günlerden bu günlere... Neler dersin?
Eee tabii. O dönem baktığınızda kim takar Ahmet Kural'ı Murat Cemcir'i... Cem Yılmaz sağ olsun.

Murat Cemcir ile Ahmet Kural, kendilerini bütün ülkeye tanıtan 'Çalgı Çengi'den 6 yıl sonra 'Çalgı Çengi İkimiz'i çektiler.
Murat Cemcir ile Ahmet Kural, kendilerini bütün ülkeye tanıtan 'Çalgı Çengi'den 6 yıl sonra 'Çalgı Çengi İkimiz'i çektiler.

Neden öyle dedin? Sizinle ilgilenip ilk röportajınızı yapmıştım. Hatta Ahmet Kural, 'Ya ağabey, sen bizimle neden röportaj yapıyorsun' demişti.

Ağabey, bir tek sen yaptın. Endüstri oluşmamış bizde. Şans verilmiyor. Filmi kendi imkanlarımızla çektik. Sonrasında perdeye çıkartamadık, filmimizi kimse almadı. Rahmetli Erdal Tosun, filmi Cem Yılmaz'a izletmiş. Cem Yılmaz, 'Çok güzel bu film, çok komik. Ben sizin için ne yapabilirim' dedi. Biz de 'Perdeye çıkart yeter' dedik. Çıkarttı... Sonrasında sinemada hayal kurma biçimimiz değişti. Daha da genişlettik onu. Ben, 'Hikâye anlatayım. Benim derdim hikâye anlatmak olsun' dedim. Belki 100 tane daha filmimiz olacak. Belki de 1 tane. Belki George Lucas'ınkiler gibi bir film yapacağız, bilmiyorum. Belki o film ülke sınırlarını aşacak. Belki 2 milyar $ hasılat yapacak, bilmiyorum. Bildiğim şu; o uğurda yola devam edeceğiz.

Yapımcı olarak planların, nihai hedefin nedir? Ben ne yaparsam başarılı oldum dersin?
Burada benim temel motivasyonum şu; amacım hep sevdiğim işi yapmaktı, bir işi sevmiyorsam hiçbir kuvvet bana onu yaptıramaz. Çünkü sevmediğim işi kötü yaparım. Ben, mühendislik öğrenimi gördüm. Otomotiv okudum. Okul bitti, köy hizmetlerinde çalıştım. Dedim ki 'Cemcir bu değil. Bu işi sevmiyorum. Bir işi kötü yapacağıma seven biri gelsin o iyi yapsın' dedim. Sevdiğim için aktör oldum. Sonra da aktörlüğü sevdiğim için sevdiğim filmler yapma adına yapım şirketi kurdum. Sağ olsunlar, arkadaşlar inandı bana, destek verdi. Dolayısıyla özgürlüğümü aldım. Planım ve nihai hedefim sevdiğim işi yapmaya devam etmek. İşçi çocuğu olduğumuz için para zaten hiç olmadı ki... Bir ayakkabıyla bir kış geçiriyordum sonra ikinci kış... Ayakkabının altını patlatırdım. Niye? Yeni ayakkabı alsınlar diye. Dolayısıyla benim motivasyon aracım para değil. Motivasyon aracım sevdiğim işi yapabilmek. Dünyanın parasını verseler 'İyi tamam bana vermeyin, yazık günah. Başkasına verin' derim. 

Paraya karşı hiç mi zaafın olmadı?
'İşler Güçler' zamanı azıcık oldu. 'Düğün Dernek' zamanı da... Bir de herkes bizi tanıyor. Şöhret budalası oluyorsun. Ben oldum, Ahmet de oldu. Selçuk da.. Hepimiz olduk. 'Olmadım' diyen yalan söyler. Aileden gelen manevi bir variyet varsa paraya karşı zaaf da şöhret budalalığı da anlık oluyor. Kalıcı olmuyor.

Bir geçiş dönemi olduğunu söylüyorsun...
Dönemin ne olacağını aile ve dostlar belirliyor. Çünkü maymunluğunu onlar görüyor. 'Oğlum ne yapıyorsun? Sen bu adam değilsin' diyorlar. Çünkü o adam kötü, pis bir adam. Orası karanlık taraf, oraya geçtiğin an gözünün feri gider. O haldeyken izleyicinin seni sevmediğini de anlayamayacağın için ne yaptığının farkına varamazsın. Filmlerin artık iş yapmaz. O geçiş döneminden Allah'a şükür güzel geçtik. Sonra şirketi de kurunca 'Ben yaparım ben bilirim' oluyorsun. Sonra faturaları görüyorsun 'Ben bilmiyormuşum' diyorsun. O faturalar var ya. İnsanı intihar ettirir. Amaç para olmadığı için edinilen en büyük servet deneyim oluyor. 'Ailecek Şaşkınız'daki başarı işte o... Yeni bir denemede bulunuyorsun ve 4 milyon kişilik ortalamayı yakalıyorsun. O zaman başarı da geliyor, para da. Hepsi geliyor. Batı'daki bütün büyük starların hepsi böyle. Christian Bale'den gir Matt Damon'dan veya George Clooney'den çık. Bir filminden 30 milyon $ alıyorlar. Sonra gidiyor başka bir filmde para almadan oynuyorlar.

Daniel Craig öyle yaptı. Yeni James Bond'dan 50 milyon £ aldı. Deniz Gamze Ergüven'in 'Kings' adlı filminde ise bedavaya oynadı...
Sinemanın kendisi bir evren. Nuri Bilge Ceylan'a Cannes'da gösterilen saygıyı gördüm, dakikalarca ayakta alkışladılar. 'Bu ne?' dedim. Hakikaten başka bir şey. Fransızlar, yılda 280 milyon bilet satıyor. Nuri Bilge Ceylan filmleri ortalama 400 - 500 bin izleyiciye ulaşıyor.

Nuri Bilge Ceylan'ın filmleri Fransa'da Türkiye'den daha fazla izleniyor...
Sinemayı Fransızlar icat etti. Amerikalılar da paketleyip endüstriyel bir hale getirdi.

Nuri Bilge Ceylan
Nuri Bilge Ceylan

Çok izlenen film ödül almıyor. Az izlenen film ise çok ödül alıyor. Endüstriyel filmleri çok izlenen, sanat filmindeyse ödülleri toplayan biri olarak bana söyler misin, sinemanın dinamiğini aslında bu çelişki mi oluşturuyor?
Buna nitelikli cevap verebilecek adam ben değilim. Çünkü şu yüzden; 'Ahlat Ağacı'nı yaparken gördüm. Sanat filmleriyle endüstriyel filmleri yapan arkadaşlar birbirini tanımıyor. Ki arkadaş değiller aslında... Aynı sektörde yer aldıkları halde birbirleri için başka insanlar. Türkiye'de sanat filmleriyle endüstriyel filmleri birleştiren bir yapı oluşmamış. Dünyanın en büyük film şirketi Fox'tan örnek vereyim; Fox'un içerisinde 20th Century Fox var, bir de Fox Searchligt var. Fox, 20th Century Fox ile bir stüdyo filmi yaparsa o film çok izlenir. Fox Searchligt ile bir film yaparsa o film Oscar alır. Amerikan endüstrisi sıkıştığı yerde bir çıkış noktası buluyor. Örneğin Sundance Film Festivali'ni yapıyor. Oradan da Quentin Tarantino, Christopher Nolan çıkıyor. Nolan, 'Kara Şövalye'yi çekiyor; en çok izlenen 'Batman' filmi oluyor. Asghar Farhadi bir film yapıyor, yapımcısı kim? Pedro Almodovar... Sanat filmiyle endüstriyel film çeken insanları birleştiren bir yapı oluşturulmuş.

Quentin Tarantino
Quentin Tarantino

Çözümü görmüşsün. Peki uygulayabiliyor musun?
Nuri Bilge Ceylan ile çalıştım, sonra Cannes Film Festivali'ne gittim. Bilge ile çalışırken de Cannes Film Festivali'nde de çözümü gördüm. Şimdi biz Necati Kocabay ile 'usta biz de yapalım böyle işler' diyoruz. Antalya Film Festivali'ne bu yüzden gidiyoruz, belki genç ve yetenekli bir arkadaş yakalarız diye. 'Gel, bak biz yapalım senin filmi, yapımcısı olalım sana o imkanı sağlayalım' demek için. George Clooney gibi bir adam Steven Soderberg ile çalışıyor. Sonra ortak bir şirket kurup, başka filmler yapıyorlar. Steven Soderberg toplayabilir mi o kadar ilgiyi? Toplayamaz ki... George Clooney toplar ama. Bu yüzden 'Haydi gel beraber yapalım' diyor.

Bu yaz 2 film çekeceksiniz ‘Baba Parası' ve ‘Mahalleden Arkadaşlar'...
Rahmetli Erdal Tosun, Selçuk'un (Aydemir) 'Mahalleden Arkadaşları' kitabının filme çekilmesini söylerdi. Mekânı cennet olsun inşallah. Kitabı 200 bin kadar satınca Selçuk, 'ben bunun filmini çekeceğim' dedi Sonra senaryoyu yazdı. Hakikaten çok da güzel bir senaryo yazdı.. Değişik de bir şey olmuş, böyle bir bağlanıyorsun senaryoya. Müthiş bir duygusu var. İnşallah onu çekeceğiz. O filmde Ahmet ile ben olmayacağız. Ben, filmin yapımcısıyım. Oyuncu olarak Ahmet ile diğer filmimiz 'Baba Parası'nda olacağız.