Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Her yıl 8 Haziran'da kutlanan Dünya Okyanus Günü'nün bu yılki teması, okyanusların hayat verdiği dünya ve denizlerden geçimini sağlayanlara dikkat çekmek için "Okyanuslar: Yaşam ve Geçim" olarak belirlendi.

AA muhabirinin, Birleşmiş Milletler Çevre Programı, Doğal Kaynakları Savunma Konseyi (NRDC),Okyanus ve İklim Platformu yanı sıra çevre konusunda yayın yapan akademisyen ve haber sitelerinin çalışmalarından derlediği bilgilere göre, mercanların yok olması dünyayı oksijenin azalması tehlikesine sürüklerken, balık çeşitliliği ise canlıların yok olması ve göç etmesiyle azalıyor.

Bilinenin aksine dünyada oksijenin ana kaynağını ormanlar değil okyanuslar oluşturuyor. Dünya yüzeyinin üçte ikisini kaplayan okyanus ve denizlerde yaşayan su yosunları, dünyadaki oksijenin yaklaşık yüzde 80'ini üretiyor.

Bu yönüyle dünyanın en önemli oksijen kaynağı olan okyanuslardaki su yosunları, ayrıca su canlıları için de önemli bir besin ve yuvalama alanı olarak dikkati çekiyor.

Denizlerde bulunan mercanlar oksijen üretiminin yanında karbondioksit tüketmesiyle de dünyanın "sağlığı" için önemli canlılardan birisi. Okyanus yüzeyinin yaklaşık 10 binde 25'ini kaplayan mercanlar, denizlerin ürettiği oksijenin neredeyse yarısını tek başına üretiyor.

Bunun yanında atmosferdeki karbondioksitin yüzde 92'sini okyanuslar, 3'te birini ise tek başına mercanlar absorbe ediyor. Mercanlar dünyada tüketilen proteinin yüzde 17'sinin de doğrudan kaynağını oluşturuyor.

Ancak okyanuslar, küresel ısınma, iklim değişikliği, aşırı avlanma ve kirliliğin en çok etkilediği alanların da başında geliyor. Özellikle atmosferdeki sera gazlarının en çok emildiği yer olan okyanuslarda, sıcaklık son yüz yılda 0,76 derece arttı.

- Mercanlar ölüyor

Artan sıcaklık öncelikle mercanların renginin beyazlamasına neden oluyor. Bu durum, mercana hayat veren alglerin mercan kayalıklarını terk etmesiyle, yani mercanların ölmesiyle ortaya çıkıyor.

Dünyanın en büyük resifi olan 344 bin kilometrekare büyüklüğündeki Büyük Set Resifi, ısınma nedeniyle yarı yarıya yok olurken mercan ölümlerinin yaklaşık üçte ikisi 1998'ten bu yana gerçekleşti.

Sıcaklık artışı mercanların ölümüne neden olurken su canlılarının yuvalarının da yok olmasına yol açıyor. Isınan sularda yaşayamayan ya da üreyemeyen canlılar ya yok oluyor ya da göç ediyor.

ABD merkezli sivil toplum kuruluşu NRDC'nin verilerine göre, bugün yaşayan deniz memelileri, köpek balıkları ve köpek balığına akraba türlerin üçte biri okyanuslarda değişen şartlar nedeniyle yok olma tehlikesi yaşıyor.

Canlılar ısınan okyanusun kutup bölgelerindeki soğuk kesimlerine göç ederken, kutuplarda da eriyen buzullar canlı yaşamını tehdit ediyor.

Balık yaşamı için diğer tehditler ise aşırı avlanma ve deniz ile kıyılardaki yapılaşma.

NRDC'nin raporuna göre, stoklarda yer alan balıkların üçte biri ihtiyaç fazlasıyken, kalan balıkların üçte ikisi de sürdürülebilir balıkçılık seviyesinin üzerinde.

Kıyılardaki ve denizdeki yapılaşma ile deniz tabanından petrol ve doğalgaz çıkarma işlemleri denizlerin kirlenmesine ve daha asidik hale gelmesine neden olurken başta kabuklu deniz canlıları, planktonlar ve mercanların yok olmasını hızlandırıyor.

- 2030'a kadar okyanusların yüzde 30'u koruma altına alınmalı

Okyanusların korunması için atılacak adımların başında öncelikle aşırı avlanmayı önlemek ve avlanma limitleri getirmek yer alıyor. Ekosistemin korunması öncelikli avlanma limiti getirirken okyanuslarda koruma alanları oluşturmak da bir diğer önlem olarak öne çıkıyor.

Bu koruma alanlarının okyanusların yüzde 30'u ile önemli ölçüde okyanus kıyılarını kapsaması gerektiğini belirten araştırmacılar, iklim değişikliğiyle mücadelenin sadece okyanuslar için değil tüm dünya için önemine dikkati çekiyor.

Okyanusları korumak için atılması gereken bir diğer adım da korumayla ilgili yasa ve düzenlemelerin yenilenmesi. Bunun için de NRDC, uluslararası bir kurumun bu adımları ve yeni düzenlemeleri belirlemesi gerektiğinin altını çiziyor.

NRDC, 2030'a kadar okyanusların yüzde 30'unun koruma altına alınmış olması gerektiğine vurgu yapıyor.