Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Eski Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, 15 Temmuz askeri darbe girişiminin ikinci yılında Habertürk TV Ankara Haber Müdürü Sibel Erdem ve Habertürk Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir'in konuğu oldu.

Çelik'in açıklamalarından satır başları:

"Bazen neyi kazandığımızı iyi anlamak için tersi olsa ne olurdu ona bakmak lazım. Türkiye o gün demokrasiyi, milli değerlerini, laikliğini korudu.

Ben ilk değerlendirmelerimden bir tanesinde, bunun Usame bin Ladin'den daha tehlikeli bir örgüt lideri olduğunu söylemiştim. En az DEAŞ kadar sapkın bir ruha sahip ama aynı zamanda göremiyorsunuz. Kurumların içerisinde gizlenmiş. Kendisini eşinden bile gizleyen, her türlü kalıba girebilen bir yapı. Bu tehlike geçmiş değildir, gevşememek lazım.

Toplumun her kesimine gizlenmiş, bir ajandası olan ve bundan hala vazgeçmeyen bir yapı. O gece gazeteciler, akademisyenler çıkıyorlar, direnmeyin, teslim olun çağrısı yapıyorlardı.

O gece AB dönem başkanı Slovakya Dışişleri Bakanı'nı aradım. Dedim, böyle böyle bir şey oluyor; 'İnanamıyorum' dedi. Canımızı sıkan ne oldu. 'Taraflara itidal tavsiye ediyoruz' dediler. Bizi öldürmek isteyen katillerle bize eşit derecede itidal tavsiye ettiler. İlk defa Türk milleti darbeye teslim olmadı.

"O GECE BENİ İLK ARAYANLARDAN BİRİ KENAN TEKDAĞ İDİ"

O gece Türk yargısı derhal harekete geçti. Medya, gazeteciler çok önemli işler yaptı. O gece beni ilk arayanlardan birisi (Ciner Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı) Kenan Tekdağ idi. Dedi ki, "Biz buradayız, demokrasiyi savunacağız. Gereken desteği sağlayacağız, ne istiyorsanız buradayız" Biz de o sırada televizyonlara bağlanıyoruz. Bütün medya grupları destek verdi. En büyük kahramanlık da millete ait. O videoları izliyorsunuz, tankın önüne yatanlar. Bir de bir şey daha var, kıymetimini bilmemiz lazım: Kadınlar. Biz bunu dünyaya çok iyi anlatamadık. Türk kadınlarının demokrasi bilinci, darbeye direnme bilinci de çok önemli yer tuttu.

"DEMOKRASİ TARİHİ SİL BAŞTAN YAZILDI"

O gün demokrasi tarihi sil baştan yazıldı. Hiçbir halk yoktur ki, topyekün direnebilsin. Bir halkın topyekün direnişi demokrasi tarihinde çok nadir görülebilecek bir şeydir. Dünyanın birçok yerinde demokrasi bilinci biraz elit bir bilinçtir. Türkiye'de şu görüldü ki, bu elit bir bilinç değil, bu halkın tamamına mal olmuş bir bilinç.

O zaman ki başbakanımız diyor ki, 'Akıncı'yı bombala'. Karşısındaki diyor ki, 'Yazılı emir ver'. Peki öteki alçak Meclis'i bombala dediği zaman, diğeri neden 'Emredersiniz' diyor. O gece millet bu zihniyeti değiştirmiştir.

GENELKURMAY'IN MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI'NA BAĞLANMASI

Vesayet dediğimiz şey bir zihinsel dolaşımdır. Birileri çıkıp diyor ki, TSK'nın gelenekleri bozuluyor. Genelkurmay'ın MSB'ye bağlanması, sivil iradenin denetim yetkisini pekiştirecek, yeni sistemle birlikte ortaya çıkmış bir reform olarak değerlendirilmeli. Yeni sistemle birlikte bu hayata geçti. Bu millet o gece canını verirken, gerçek askerlerle asker üniforması giyen teröristleri çok iyi şekilde ayırdı. Vesayet dünyanın her yerinde türer. Dünyadaki bütün güçlü demokrasiler bu yumuşak karınları yönetmek için yeni yeni modeller geliştirirler. Askeri vesayetle bir takım mücadeleler veriliyor. Ama esas olan bu vesayetler türemeden düzenlemelerin yapılması lazım.

Şunu unutmamak lazım, yasama, yürütme, yargı birbirinden ayrıdır ancak hepsinin meşruiyet kaynağı millettir. Neticede hepsi, Türk milleti adına karar veriyor. Milletin korunması için verilmiş silahın, millete yönelmesinden daha alçakça bir şey yoktur.

"HUKUK DIŞI VATANSEVERLİK İHANETTİR"

Darbelerle biz Osmanlı'dan bu yana karşılaşıyoruz. Bizler son zamanlarda, Cumhuriyet döneminde, kimlik politikaları konusunda çok fazla hata yapıldığı için siyasi oluşumlar bu vesayet konusunda zemin bulabiliyorlar. Kimlikçi siyasetin, kimlikle bakımında toplumun ayrıştığını, fay hatlarının oluştuğunu ve bu hatlardan vesayetlerin yürüdüğünü görmek gerekir. Hukuk dışı vatanseverlik olmaz. Hukuk dışı vatanseverliğin ihanet olduğunu unutmamak lazım. Ne olmuştur o gece? Türkiye'nin hukuk devletini ve demokrasisini lağvetmek isteyen bir ihanet şebekisine karşı milletimiz meşru direnme hakkını kullanmıştı. Hükümetimiz meşru görevini yapmıştır.

O gece bağlandığımda, hepsini yargılayacağız dedim. Bize batılı dostlarımız eleştiride bulunduğu zaman aldığımız tedbirlerle ilgili çok basit bir şey söylüyorum; "Cumhurbaşkanımızı öldürmek isteyen tim, 15 gün boyunca Marmaris'te ormanlarda saklandı. Bunları bizim özel timlerimiz ormanda çatışma çıktı diye öldürseydi, kimsenin ruhu duymazdı. Ama bunları aldık ve 15 gün içerisinde hukuka teslim ettik.

"SADECE BATIDA ARAMAYIN. BAŞKA YERLERE DE BAKMAK LAZIM"

Birileri bu hükümet darbe yoluyla gitsin diye, destekte bulundu, görmezden geldi. Ama bunu sadece Batı'da aramayın. Çeşitli yerlere bakmak lazım. Başka yerlere de bakmak lazım. Terör örgütü dediğimiz PKK ve DEAŞ'ın desteklendiği yerlere baktığımız zaman katmanlı şeyler görüyorsunuz. Türkiye'nin güçlenmesinin, sömürge muamelesi çekilen milletlere ilham vermesi de rahatsız etmiştir bazı kesimleri.

Türkiye demokratik müttefiklerini darbe girişimine karşı yanında görememiştir. Avrupa Parlamentosu demokrasi okulu diye bilinir. AP Başkanı, darbe girişiminden 3 ay sonra Türkiye'ye gelmiştir. Karşımızda aydınlanmış bir despotizm var. Charlie Hebdo saldırısı oldu, Türkiye dahil bir sürü devlet başkanı gitti bir yürüyüş yapıldı. İyi de yapıldı, bir mesaj verildi. Bundan bin kat daha büyük bir tehdit gerçekleşti Türkiye'de, AP Başkanı 3 ay sonra geldi. Karşı karşıya olduğumuz tavır, anlamayan bir tavır değil. Görmezden gelen, hatta bazen kötü gidişattan zevk alan bir tavır.