Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Mezarlık keşleri

Birkaç serseri, Can Yücel'in Datça'daki mezarını tahrip etti...
Hadise gazetelerde uzun uzun yeraldı ama mezarın tahribinden önce yaşanan bir başka rezalet, çok fazla dillendirilmedi: Can Yücel'in hayranı geçinen üç-beş zibidinin şarap şişeleriyle şairin kabrinin başına gidip şarapları mezara boca etmeleri...
Bu rezalet üstelik, ailenin sanki birşeyler olacağı içlerine doğmuşcasına mezarın hemen yanıbaşına diktirdiği ve üzerinde "Çiçek dışında hiçbirşey konulmaması rica olunur" yazılı tabelânın önünde meydana geldi...
Zibidilerin mezarın başında yaptıkları serserilik âleminin fotoğrafını burada görüyorsunuz...
Her defasında yazıp söylüyorum: Bazı kurallara uymak ve inanıp inanmamak size kalmış bir iştir ama bu memlekette yaşıyorsanız, memleketin asırlardan buyana devam edegelen kurallarına uymak, inanmıyorsanız da saygı göstermek zorundasınızdır.
Mezarlıklarda neyin yapılıp neyin yapılmayacağı da, bu kurallar arasındadır. Ölülerini her vesile ile ziyaret eden, mezarlıkları bu ziyaretlerle dünyevî hayatın parçası haline getiren, hattâ kabir toprağının üzerine okunmuş su dökülmesini bile gelenek hâline getirmiş olan Türkiye'de bir mezarın başında ve üstelik kameraların önünde kör gözüm parmağına misâli şarap içip artanı da kabrin üzerine serperseniz, netice böyle olur! Hassasiyetlerine tecavüz edilen kesimin yanısıra şarap dökülen kabrin yakınındaki mezarların sahipleri bile ölülerine saygısızlık yapıldığı ve kabirlerinin murdar edildiğine inanır, gidip başında bütün bu işlerin edildiği mezarı parçalarlar!

HAYRET ŞARABI!
Dolayısı ile, bu işte mezara saldıran vandalların yanısıra şairin kabrini keşhaneye çeviren zibidilerin de vebali vardır, hattâ bu vebal daha da büyüktür ve ortada ağır, çok ağır bir tahrik bulunduğunun da unutulmaması gerekir!
Mezarın başında kafayı çekip etrafa şarap saçmayı "çağdaşlık" zanneden böyle zibidiler, yaptıklarının ortalığı karıştırmakla kalmadığını ve Can Yücel'in hatırasını bile kirlettiğini anlamayacak derecede ebleh olduklarını böyle bir işe kalkışmakla zaten göstermişlerdir. Şairin adı bundan böyle her nerede geçecek olsa, hatırlara sanatından ve şiirinden önce maalesef kabrinin başında yapılan bu pespâye âlem ve mezarının uğradığı saldırı gelecektir.
Ben, bir sanatçının hatırasına yapılabilecek bundan daha büyük bir hakareti, fenalığı ve mel'aneti hayal bile edemiyorum.
İşte, alkolü her mekânda içebilmeyi özgürlük, şişeyi ve kadehi rejimin sigortası, sarhoşluğu da aydın olmanın ön şartı zanneden zihniyetin geldiği son nokta: Parça parça edilmiş bir şair mezarı...
Can Yücel'in babası Hasan Âlî Yücel'in Yunus'a seslendiği bir şiirinde "Hakikat aşkına ermek diledim / 'Hayret şarabından iç' dedin bana" diye bir beyit vardır.
Üç-beş andavallı, Hasan Âlî'nin sözünü ettiği o "hayret şarabı"nı gidip oğlunun mezarına saçtılar...


Can Yücel bunu hak etmiş mi oldu Sn. Bardakçı?

Bugün yaşadığımız Türkiye'de kalemimizi muhafazakârlıktan yana oynatmak, muhafazakâr kitlenin keyfini okşayacak, "Yaşa nurol, varol, ver elini öpeyim" reaksiyonları aldıracak yazılar yazmak bugün için hem çok kolay hem çok eğlenceli olmalı. Ama böyle yazıların muhafazakârlar ve olmayanlar arasındaki uçurumu daha da derinleştiğinin de farkında olmak gerek. Murat Bardakçı dünkü yazısında Can Yücel'in mezarına yapılan korkunç, saçma ve en fenası çok da iç acıtan saldırıyı konu etmiş. Ve Can Yücel'in mezarına şarap dökerseniz böyle bir saldırıyı da hak edersiniz anlamına gelen satırlarla yorumlamış meseleyi.

HIRSIZIN HİÇ SUÇU YOK MU?
Bardakçı, "...Bazı kurallara uymak ve inanıp inanmamak size kalmış bir iştir ama bu memlekette yaşıyorsanız, milletin asırlardan bu yana devam edegelen kurallarına uymak, inanmıyorsanız da saygı göstermek zorundasınızdır..." diyor. Bu yapılanın ağır bir tahrik olduğunu ve mezarlıktaki diğer kabirlerin sahiplerinin gidip söz konusu mezarı parçalamasının gayet normal olduğunu anlatıyor yazısında. Ve yüzyıllardır uygulanan kuralları yıkan insanlara olan öfkenin mezardan çıkarılmasının ve mezarın parçalanmasının normal olduğunu demeye getiriyor. "Hırsızın hiç suçu yok mu?" Sayın Bardakçı? Ve söz ettiğiniz yazılı olmayan kurallarla sadece mezarlıklarda değil, mezarlık dışında yapılan şiddet ve öfke gösterilerinin de çok masum gösterilebileceğinin farkında değil misiniz? Mezara içki dökmek ne kadar çirkin ve insanı rahatsız eden bir hareketse, bu fiile maruz kalan mezarı parçalamak da bir o kadar ayıp, manevi olarak rahatsız edici ve çirkin değil midir? İçinde yatan her kim olursa olsun, yaşarken dini, dünyevi görüşü ne olursa olsun, mezarına böyle bir muameleyi muhafazakâr çevreler tarafından ve söz ettiğiniz yüzyıllardır devam edegelen kurallara göre hak mı etmiş olmaktadır? Ve insanlar artık bu bahsettiğiniz normlara dayanarak, yazılı olmayan kuralları uygulamak zorunda hissetmeyen insanların cezalarını kendi elleriyle mi vermelidir?
Kusura bakmayın ama mezara içki dökmek ne kadar çirkinse, bunu yapan kendini bilmezler yüzünden gidip mezar parçalamak o kadar çirkin ve hunharca bir davranıştır. Buna sizin gibi kalemlerin yüzyıllardan gelen toplum kuralları deyip icazet vermeniz ve mezar yıkanları adeta onaylamanız gelecekteki bu tarz tatsız olayların gerçekleşmesine çanak tutmaktadır. Üstelik söz konusu kuralların sadece mezarlık adabı ve mezarlık sınırları ile sınırlı kalmayacağını hepimiz bilirken bu hoyrat tutumunuzu çok yadırgadım. Sizin gibi ilimi irfanı içmiş ve tarihte toplumların yaptıkları hataları en doğru şekilde analiz edebilen bir zat-ı şahaneye "bassınlar odunu" yaklaşımını yakıştıramadım.

ÇATIŞMALARI KÖRÜKLER
İki acayip insan bir mezara saygısızlık yaptı diye saygısızlık yapılan mezarı parçalayınca deşarj olan insanların da vicdanen sorgulanması gerekmez mi? Sonuçta bu saygısızlık, lezzetli çoğunluk olmasa da büyük kalabalıkların çok sevdiği bir düşünce adamı ve şaire yapılmış olmadı mı Sayın Bardakçı? Muhafazakârların kırmızı çizgileri olduğu gibi olmayanları da var ve bunları doğru okumadan taraf tutar gibi iki taraftan birine coşkuyu vermek sadece doğacak çatışmaları körüklemeye yarar gibi geliyor bana...

BAKMADAN GEÇME