Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BİR ülkeyi yönetenler, o ülkenin en büyük bayramını o millete zehir eder mi?
O ülke Türkiye ise eder.
Zehir de eder, burnundan da getirir.
Ankara Valiliği, Cumhuriyet Bayramı törenlerini halkın kutlamasını yasaklayınca bayram zehir oldu, zıkkım oldu.
Ankara'da valiliğin izin vermemesine rağmen halk toplandı.
Adam gibi bayram kutlamak istiyorlardı.
Valilik yasakla yetinmedi.
Ankara polisi, cumhuriyetlerini kutlayanlara gazla, copla saldırtıldı.
Sadece onlara değil, orada halka edilen zulmü aktarmak isteyenlere de saldırtıldı.
Huzur içinde başlayıp huzur içinde bitebilecek bir Cumhuriyet kutlaması savaşa döndürüldü.
Kutlamalar engellenirken, "İstihbarat var" denilmişti.
O istihbarat, "Polis halkı kışkırtıp olay çıkaracak" istihbaratıydı herhalde.
Çünkü vatandaşlara zor kullanılmasından başka bir olay yoktu, kutlamaları "şiddet" haline getiren, terörize eden.
Ağzıma gelen kelimeleri zor tutuyorum.
Ama aptal değilim. Görüyorum, biliyorum, hissediyorum.
Bu ülke bizim doğup büyüdüğümüz, yetiştiğimiz, öğrendiğimiz, bildiğimiz ülke değil artık.
Burası Öcalan'ın posterlerini taşıyarak yürümenin serbest, Cumhuriyet pankartları, Atatürk resimleri taşıyarak yürümenin yasak olduğu bir ülke.
Cumhuriyet Bayramı'nı da bize çok gördünüz, kutlatmadınız ya!
Alacağınız olsun...

Bu iş valiyi aşar

KIZGINLIĞIMIZ Ankara Valisi Alaaddin Yüksel'eydi.
"O" izin vermemişti Cumhuriyet'in kurulduğu yerde, Ankara'da, kuranlar tarafından halkla kutlanmasına.
Ama dün olan bitenler gösterdi ki, bu iş Alaaddin Yüksel'i aşan bir iş.
Bu iş organize.
Bu iş büyük.
Türkiye'nin dört bir yanından Cumhuriyet'in kuruluşunu Ankara'da kutlamak için yola çıkanlara izin verilmedi.
Otobüsleri, araçları durduruldu.
Sudan bahanelerle, otobüslerin yola çıkmak için "ceset torbası" gibi gerekli donanımlara sahip olmadıkları gerekçesiyle yolları kesildi.
Bir demokratik ülkede asla olmayacak bir şekilde, Anayasal bir hak olan seyahat özgürlükleri kısıtlanarak yola çıkmaları engellendi.
Bunu yapan da herhalde Ankara Valisi Alaaddin Yüksel değildi.
Belli ki halkın, Cumhuriyet'i kurulduğu yerde kutlaması istenmiyordu.
Bu iş Alaaddin Yüksel'i aşan bir işti.

Bu bürokratlar ne içiyor?

CUMHURİYET Bayramı'nı millete zehir eden, Ankara'da "kutlatmamalarının" nedeni olarak görülen Alaaddin Yüksel'i yıllardır tanırım.
"Türkiye'de en iyi, en yakından tanıdığım validir" desem yalan olmaz.
1990'lardan beri tanıdığım bir isimdir.
Balıkesir Valiliği döneminden tanırım, Antalya Valiliği döneminde çok teşriki mesaimiz olmuştur Yüksel'le.
Gözümde asla bir Cumhuriyet düşmanı portresi oluşturmamıştı.
Medeni, düzgün, aklıselim bir adam olarak bilirdim kendisini.
Bir Cumhuriyet Bayramı kutlamasını engelleyecek birisi asla değildi.
Ne oldu da böyle oldu.
Ne yedi, ne içti de böylesine bir dönüşüm geçirdi anlamak mümkün değil.
Türkiye'de bürokratların içtiği neyse hepimiz ondan içmeliyiz belki de!
İnsanın kafasını güzelleştiriyor belli ki, gereksiz yere düşünmesini engelliyor.
Ortama hızla uyum sağlatıyor.
Milletçe bunu içsek, pek bir rahat olacağız.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bayramları kavga vesilesi yapmadığımız zaman.

BAKMADAN GEÇME