Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

ÖZLEM YILMAZ (AHT)

Akciğer Sağlığı ve Yoğum Bakım Derneği (ASYOD) Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü'nün "Yolcunun, havayolu şirketinin, uçuş ekibinin ve uçakta o sırada seyahat eden hekimin yaşanan sağlık sorununa karşı sorumlulukları, güvenli ve rahat bir müdahale ortamının nasıl oluşturulacağı, acil müdahale çantasında nelerin ne kadar bulundurulacağı gibi hususlar netleştirilmelidir" sözleri 
polemik konusu oldu. Özlü, "Farklı senaryolar üzerinden havayolu şirketleri, hekimler ve hukukçular, bu konuda birlikte çalışarak kurallar belirlenmeli ve deklare edilmelidir" derken, "Uçak içinde hastaya müdahale için uygun bir alan yok, acil müdahale çantası da içerik olarak son derece yetersiz" eleştirilerinde bulundu. Gerçekten uçakta sağlık sorunlarına müdahalede belli standartlar var mı, yoksa bu standartlar yeniden belirlenmeli mi? İşte uzman görüşleri...

"TÜM DÜNYADA NE UYGULANIYORSA, BİZDE DE AYNISI UYGULANIYOR"
Türkiye Havayolu Pilotları Derneği (TALPA) Başkanı Gürcan Mantı: "Bu konuda tüm dünyada ne uygulanıyorsa bizde de aynısı uygulanıyor. Onların acil çantasında ne varsa, bizde de o var. Her uçağa, bir hastane mi yerleştirmek lazım? Böyle şey olabilir mi? Dünyadaki uygulama neyse bizde de uygulanan odur. Kabin ekibinin uygulayacağı kurallar vardır. Doktor varsa ve kabul ederse hastaya müdahale eder, acil durum varsa en yakın havalimanına inilir. Yoksa her uçakta acil servis yapmak lazım. Dünyada milyonlarca uçak uçuyor. Her yerde uygulama bu."

"ŞU AN STANDARTLAR YETERLİ, 
HASTANIN EKG'SİNE, KAN ŞEKERİNE DAHİ BAKILIYOR"

Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi Havacılık Tıp Merkezi Uçuş Hekimi Dr. Adil Baki Paksoy: "Uçakta acil bir durum olduğunda pilota bilgi veriliyor, doktor anonsu yaptırılıyor. Uçakta hiç hekim çıkmaz ise, ilk yardım eğitimi aldırılan kabin memurları yolcuya müdahale ediyor, ancak ilaç verme yetkileri yok. Sadece ilk yardım uygulayabiliyorlar. Yolcunun durumu acil ise, en yakın havalimamanına inmek gerekiyor. Durumun aciliyetini belirlemek için merkezde de hastanın verileri değerlendiriliyor. Bu arada kabin görevlileri, hastanın tansiyonuna bakıyor, kan şekerini ölçüyor. Hatta hastanın basit EKG'si dahi çekiliyor. Tüm bu bilgiler merkeze gidiyor, merkezdeki hekimler bu durumu değrelendiriyor, ona göre uçağın ani iniş yapıp yapmamasına karar veriliyor. Uçaklarda iki çanta var. Biri doktor kit çantası, diğeri ilk yardım çantası. İlk yardım çantasını sadece kabin memurları açabiliyor, doktor kit çantası ise sadece doktorlara veriliyor. Türkiye'de şu an bu konuda belli bir standart var, ancak havayolu şirketleri tarafından bu standart geliştirilmeye çalışılıyor. Çünkü uçağın ani iniş ve kalkışının da bir maliyeti var. Şirketler, kendileri şartları daha da iyileştirmek istiyor. Ayrıca bununla ilgili uluslararası mevzuat da var. Bunlara uyulmazsa çok büyük cezaları sözkonusu. Bu nedenle şirketler bu mevzuata harfiyen uyuyor. Havacılıkta herşey çok ince bir şekilde hesaplanıyor, alınan önlemler de, acil müdahale çantası da yeterli. Uçakta yok yok. Otomatik elektro şok aleti dahi var. EKG sonucuna hastaya şok veriyor. Elbette bu konudaki çalışmalar hala sürüyor, şartlar daha da iyileştirilmeye çalışılıyor."

"HER UÇAĞA BİR DOKTOR VEYA HEMŞİRE VERİLEMEZ"
Türk Hava Yolları Uçuş İşletme eski Başkanı, emekli kaptan pilot Mustafa Kolko: "Havada bir yolcu hastalandığında bu kabin ekibine bildirilmeli. Hostesler kalp masajı eğitimi görürler. Bir de nabzı ölçek gibi çeşitli aletleri kullanmayı öğrenirler. Ayrıca hastaya verilebilecek dil altı hapları da vardır. Bunun dışında hiçbir şeye müdahale edemezler. Pilotun yapacağı şey, en yakın havalimanına inmektir. Pilot durumu kuleye bildirir, kule de ambulansa haber verir. Acil inişin ardından hasta en yakın hastaneye götürülür. Havada hosteslerin yapamayacağı bir müdahale olduğu zaman kaptan anons yapar, 'Hastamız var, uçakta doktor var mı?' diye sorar. Doktor varsa hastaya müdahale eder. Hostesin veya pilotun bunun dışında yapabileceği bir şey yok. Yapamazlar. Her uçağa bir doktor, hemşire verilemez. Buna imkan yok. Acil müdahale çantası da, hostesin kullanabileceği kadardır, yeterlidir. En acil çare, en yakın meydana inmektir, başka bir önlemi yoktur, olamaz da."

"SORUMLULUĞU ALIYORSUNUZ, AMA HUKUKİ ALTYAPISI YOK"
Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Başkanı Prof. Dr. Başar Cander: "Uçakta karmaşa yaşanıyor. 'Doktor var mı aranızda?' diye soruluyor. Hangi branştan olduğunuz da önemli değil. Ortam müsait değil. Önceden bir planlama yok. Doktor yolculardan yardım isteniyor. Doktor olduğunuzu ispatladıktan sonra fiziksel muayene için bir müdahale yaptığınızda, kabin görevlileri sizden imza alıyor. Siz tedavinin sorumlu doktoru oluyorsunuz. Orada tıbbi etik çerçevesinde sorumluluğu almak zorundasınız, ama hukuki altyapısı yok. Olumsuz bir durumda ne yaşanabilir belli değil. 'Kağıt imzalamam, müdahale etmem' de diyemiyorsunuz. Elbette orada insan hayatı sözkonusu. Defalarca başıma geldi, acil tıp uzmanı olduğum için başka branştan hekimler varsa da yine de ben müdahale etmek durumunda kaldım. Başıma gelen olaylardan sonra hava yolları yetkililerini aradım, uçakta verilen sağlık hizmetlerinin uygun olmadığını ve bu konuda bazı çalışmalar yapılması gerektiğini söyledim. Hatta işbirliği ile eğitim çalışması teklifinde bulundum. Ancak 'Kurs aldıklarını ve gerek duymadıklarını' söylediler. Ancak alınan kursların sonucunda, bilgilerin uygulamaya dönüşmediğini görüyoruz. Siz bir sorumluluk alıyorsanız, müdahale ediyorsanız bunun hem riski hem de bir karşılığı olmalı. Mesela serbest doktorum, hayati tehlikesi olan birine müdahale etmem gerekiyor. Bunun için emek sarf edeceğim, risk alacağım, özel bir şirket için bunun bir bedeli olmalı. Doktor uçağa binerken, "Gönüllü doktor olmak ister misiniz" diye sorulsun. Gönüllü doktorlara buna karşılık bazı imkanlar tanınsın. Gönüllü doktor olmak istemeyenler de karışmasın. Hava yollarında acil müdahalelerde yeni yapılanmaya ihtiyaç var. Ne hostesler yeterli, ne de her seferinde doktora bu işi yaptırabilirsiniz." 

"ÜLKE OLARAK BİZİM KARAR ALMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL"
Emekli kaptan pilot Feyzi Altunbulak: "Uçuş ekipleri dünya standratlarına göre ilkyardım kursu görüyorlar. Uçakta yapılabilecek şeyler yeterli. Doktorlar da değişik ihtisas dallarında oluyor. Tek bir doktor herşeyi bilemiyor. Göz doktoruysa gözden anlıyor. Doktorun da yapabileceği şeyler sınırlı. Dünya standartlarına göre, uçaklarda doktor bulunması mecburi değil. Ancak genellikle uçaklarda doktor veya sağlık personeli olabiliyor. Benim uçuşlarımda bir yolcu hastalandığında, genellikle doktor veya sağlık personeline rastladık. O da görevini yapıyor, yardımcı oluyor. Elbette uçakta sürekli doktor bulundurulamaz. Havacılığın kuralları, uygulanan usüller, Dünya Havacılık Teşkilatı'nın belirlediği şekilde. Avrupa Havacılık Birliği'nin üyesiyiz. Bu konuda bir karar alınacaksa Avrupa ülkeleri genelinde bir karar alınır, ülke olarak bizim karar almamız mümkün değil."

"CAN HERŞEYDEN ÖNEMLİ"
Sağlık Bakanlığı Hava Ambulansı eski pilotu Tuncay Yüce: "Acil durumda amaç, hastayı en yakın hastaneye ulaştırmak. Hava ambulans sistemi zaten bu nedenle oturtulmaya çalışılıyor. 5 yıldır çalışmalar sürüyor. Helikopterlerde bu açıdan sorun yaşanmıyor. Helikopter için bu hizmetin daha sağlıklı olması amacıyla heliport denilen helikopterin inebileceği alana ihtiyaç var. Ancak özellikle İstanbul'da büyük problem var. Koskoca İstanbul'da Avrupa yakasında 3-4 , Anadolu yakasında ise 4-5 tane alan sözkonusu. Diğer şehirler için de aynı sorunlar var ama İstanbul için büyük bir sıkıntı. Acil bir durum olduğu taktinde pilotların inebileceği yer ancak zorunlu olarak futbol sahaları ve boş araziler olacaktır, bu anlamda da her an sıkıntı yaşanabilir. İnsan canı herşeyden önemli."

BAKMADAN GEÇME