Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
AA

Avrupa Konseyi'nin Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin uygulanmasına yönelik genel tavsiyeler alan komitenin üyesi olan Prof. Dr. Aşan, GREVIO çalışmaları kapsamında "Kadına Yönelik Dijital Şiddet ile Mücadele Çalışma Grubu"na seçilmesi ile ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

- "Kadına karşı şiddetin tek bir türü yok"

Şiddetin çeşitli boyutları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aşan, dijital ortamda sergilenen şiddetin de kadına karşı şiddet olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Kadınlara karşı dijital şiddet ile mücadele çalışma grubuna seçildiğini bildiren Aşan, şöyle konuştu:

"Kadınlara karşı şiddetin diğer biçimleri gibi kadınlara karşı çevrim içi şiddet olarak bilinen dijital şiddet maalesef çoğu zaman gözardı edilmektedir. Mağdurlara yönelik şiddet içeren bu davranışlar genellikle sanal olaylar olarak değerlendiriyor ve mağdurlar maruz kaldıkları şiddet nedeniyle genellikle suçlanıyorlar. İstanbul Sözleşmesi'nde kadına yönelik çevrim içi ve teknoloji destekli şiddete kapsamlı bir cevap vardır. Amacımız üye ülkelerin dikkatini bir kez daha ivedilikle alınması gereken önlemlere çekmektir. Kadına karşı şiddetin tek bir türü yok. Fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddet olmak üzere 4 ana şiddet türü var. Bunlara artık dijital şiddeti de ekliyoruz. Dijital şiddet, sosyal medya araçları aracılığıyla psikolojik, cinsel hatta ekonomik zarar vermeyi amaçlayan saldırılardır."

- "Dijital şiddete en çok kadınlar maruz kalıyor"

Dijital şiddete en çok kadınların maruz kaldığını belirten Aşan, araştırmalara göre özellikle 18-24 yaş arası kadınların cinsel tacize varan şiddete maruz kalabildiğini aktardı.

Prof. Dr. Aşkın Asan, BM'nin "Dünya Geneli Acil Eylem Çağrısı: Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Siber Şiddet" raporundaki verilere göre, tüm dünyada kadınların dijital şiddete maruz kalma ihtimalinin erkeklere oranla 27 kat daha fazla olduğunu dile getirdi.

Bugün sosyal medyada birçok kadının internet üzerinden hakaret, iftira ve tehdide maruz kaldığını belirten Asan, "Yine birçoğu istenmeyen cinsel içerikli e-postalar ve mesajlar gönderme ya da talep etme, tehdit, nefret söylemi, küfür, hakaret, hedef gösterme gibi dijital şiddete uğramakta. Dijital şiddet, fiziksel şiddetten daha hafif bir şiddet türü değil. Birçok ülkede maalesef dijital şiddet yasada tanımlanmış bir suç değil." değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Sözleşmesi'nin kadına yönelik şiddeti son derece geniş kapsamda ele alındığını aktaran Prof. Dr. Aşan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Sözleşmenin 17. maddesinde dijital şiddetin önlenmesi yükümlülüğüne atıf yapılıyor. Maddeye göre; imzacı devletler özel sektörü, bilgi ve iletişim teknolojisi sektörünü ve medyayı, bu sektörlerin ifade özgürlüğüne ve bağımsızlığına gerekli saygıyı göstererek, kadına yönelik şiddeti önlemeye, kadın onuruna saygıyı artırmaya yönelik politikaların oluşturulmasına ve uygulanmasına, bu konularda kılavuzların oluşturulmasına ve kendi kendini düzenleyici standartların belirlenmesine katılmaya teşvik edecek. Özel sektör aktörleriyle iş birliği içinde, çocuklar, anne babalar ve eğitimciler arasında, zararlı olabilecek, cinsel ve şiddet içeren aşağılayıcı içeriklere erişim sağlayan bilgi ve iletişim ortamıyla nasıl baş edileceğine yönelik beceriler geliştirip yaygınlaştıracak."