HABERTURK.COM

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali...
Fikri Prof. Dr. Adem Sözüer tarafından ortaya atılan, tüm dünyada bir örneği daha olmayan adalet temalı film festivali.
Önemli yönetmenlerin filmlerinin bir hafta boyunca izlenebileceği festival, 22 - 28 Kasım arasında bu yıl 9'uncu kez düzenlenecek.
Festivalin amacı; akademik bir programla, akademi dünyasıyla sinema dünyasını buluşturup bir taraftan gerçekleri yansıtırken diğer yandan çözüm yolları aramak.
Festivalin yönetmeni Prof. Dr. Bengi Semerci.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nden söz edebilir misiniz?
Festivalin asıl amacı, sinema dünyasıyla tüm toplumu ilgilendiren adalet kavramını paylaşmaktır. Çünkü sinemanın toplumun bir çeşit aynası olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla da adalet konulu bir festivalde adalet konusunda çalışanlarla toplumu bir araya getirmeyi amaçladık.

Bu yıl festival için neler programladınız?
Bu yıl festival, 21 Kasım'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'ndaki törenle başlayacak. 28 Kasım'da yine Cemal Reşit Rey Konser Salonu'ndaki ödül töreniyle sona erecek. Filmler, Beyoğlu Sineması ile Nişantaşı City's Sineması'nda gösterilecek. Yine film yönetmenleri ve oyuncularıyla söyleşiler, konuşmalar bu sinemalarda gerçekleşecek. Bütün bu akış içerisinde endüstriye yönelik 'VizyonIST' bölümü yapacağız. Her iki salonda kazanan film tekrar izlenilebilecek.

Miroslav Terzić'in yönettiği 'Soy Bağı', Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin açılış filmi olacak. Sırbistan yapımı filmde başrolleri Snezana Bogdanovic, Marko Bacovic, Jovana Stojiljkovic, Vesna Trivalic, Dragana Varagic ve Pavle Cemerikic paylaştı.

Dünyada eşi olmayan size özel bir festival düzenliyorsunuz. Amacınıza ne ölçüde ulaşabildiniz?
Tematik film yapmak zor ama bizim bir farkımız var. Dünyada birtakım insan haklarına ilişkin festivaller var. Adalet temasını genel olarak alan festival yok. Aynı zamanda biz akademik bir programla akademi dünyasıyla sinema dünyasını buluşturup bir taraftan gerçekleri yansıtırken diğer yandan çözüm yolları aramaya çalışıyoruz. Ve bu çözüm yollarını hem Türkiye'de hem de dünyada çözüm yaratacak kişilere göndermeye çalışıyoruz. Bunu yaparken de tabii ki normal izleyicinin, sinema dünyasının, üreticilerin görüşlerini fikirlerini de almak ve bu tartışmanın sadece bir akademik parça değil tüm toplumu ilgilendiren yaygın bir söylem olmasına çalışıyoruz. Amacımıza ne kadar ulaşıyoruz diye sorgularsak yaygınlığının her yıl biraz daha arttığını düşünüyorum. Hem filmlerin izleyici sayısı hem de tartışmalara katılan kişilerin sayısı her yıl daha da artıyor.

Amacınız adaleti sinema eşliğinde tartışmaya açmak. Adaleti tartışmaya ne kadar açabiliyorsunuz?
Dediğim gibi adaleti tartışmak zor. Çünkü adalet çok geniş bir kavram. Dolayısıyla da 'adaleti tartışmak' derken öncelikle adalet kavramının herkesin kafasında nasıl yer aldığını o kavramı nasıl aktardığını görmeye çalışıyoruz.

Sinema sektörünün festivale olan katkısı ne ölçüdedir?
Sinema çok etkin bir araçtır. Sinema, tabii ki bir görsel sanat ama aynı zamanda da halka direk ulaşabilen, mesaj verebilen, halkı biçimlendirebilen bir sanat alanı. O yüzden sinemanın elindeki güç çok fazladır. Sinema bir gerçeği nasıl sunarsa toplumun algısını değiştirme, en azından etkileme şansı olan bir alan. Bunu da çok sık görüyoruz. Bunu çok iyi yapan bazı ülkeler var. Aslında bazı konularda adaletle ilişkili konularda halkın kavramlarını etkileyen ve olayları farklı gösterip hatta haklıyı ve haksızı farklı gösterebilen film örnekleri çok yaygın bir şekilde kullanılabiliyor. Dolayısıyla sinema sanatı bu alanda çok güçlü bir alan ve mutlaka bu alanda kullanılması gerekiyor. Çünkü adalet kavramını oluşturmak ve herkesin içindeki o adalet duygusunu çıkarmak için iyi bir araca ihtiyaç var. Sinemanın onlardan biri olduğunu düşünüyorum.

'Altın Terazi'de gösterilecek filmlerden 'Papicha', Fransa, Cezayir, Belçika ve Katar ortak yapımı.

Festivale Türkiye'den katılımlar ne düzeyde?
Yarışmada her yıl birkaç Türk filmi oluyor. Dediğim gibi sadece Türkiye'den değil, tematik bir film festivali için yurt dışından da film bulmak çok kolay değil. 'Biz adalet konulu film çektik ve bunu yansıtmak istiyoruz' diyen her filmi almak da mümkün değil. Adalet film seçkisinin sonuçlarının da adaleti destekleyici biçimde ve gerçekten adil olması gerekiyor. Dikkatli yapılması gereken bir seçki. O nedenle Türkiye'den her yıl çok fazla katkı bulunmuyor. Çünkü Türk sinemasının üretkenliği birtakım olanaksızlıklar nedeniyle kısıtlı imkanlara sahip. Çok fazla festival var, festivallerin yönetmelikleri var. Ama mümkün olduğu kadar Türk film sektörünün bu tartışmanın içine girmesi, adalet temalı filmlerin üretkenliğini arttırması ve festivali desteklemesi en büyük arzumuz. O nedenle festivalde yeni bir seçki bölümü oluşturduk.

O seçki nedir?
Son yıllarda çekilmiş adalet kavramını içeren Türk filmleri yarışmanın ve panoramanın dışında ayrı bir kategoride yer alacak. O filmler, 'Beyaz Perdeden Adalet' seçkisinde izlenecek. Geçmiş yıllarda olduğu gibi İstanbul'da prömiyer yapmamış, İstanbul'daki festivallerde gösterilmemiş Türk filmleri yarışma bölümünde de olmaya devam edecek.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nde yer alacak filmleri, hangi özellikleri nedeniyle izleyicilere tavsiye edersiniz?
İnsanlar niye film izliyorlar? Film izlemenin keyfinin dışında, herkes kendi yönelimlerine göre film seçer. Herkesin daha çok sevdiği bir film türü vardır. Biz festival seçkisinde adalet konulu filmleri seçerken insanların her alandaki isteklerine ve beğenilerine hitap etmeye çalışıyoruz. Festival filmlerini neden izleyecekleri konusuna gelecek olursak... Muhtemelen bizim bu sene göstereceğimiz uluslararası filmlerimizin ikisi hariç hiçbiri Türkiye'de henüz gösterime çıkmadı. Türkiye'de ilk kez prömiyer yapacaklar. Ve o filmlerin büyük bir çoğunluğu da özel seçki oldukları için hiçbir koşulda herhangi bir televizyonda yayınlanmayacak. Vizyona da girmeyecekler. Dolayısıyla tek izleme şansları bu festival olacaktır. Berlin Film Festivali, Cannes Film Festivali ve Venedik Film Festivali'nde gösterilmiş filmlere ulaşma şansı olacak. İzleyiciler, gerçekten farklı ülkelerde adaletin nasıl ele alındığını gösteren 2019 hatta bir kısmı 2018 yapımı olan çok yeni filmlere ulaşma şansına sahip olacak. Bu filmlerin bir çoğunun yönetmenleri ve oyuncuları burada olacak. Dolayısıyla izleyicilerin onlarla filmler konusunda sohbet etme ve tartışma şansları da olacak. Yine bu seneki seçkimizdeki 4 film, kendi ülkelerinin bu yıl ki Oscar adaylarıdır. Yine bu filmlerin büyük bir çoğunluğu festivallerde ödül almış filmlerdir. Bu sayede ödüllü filmlere ulaşma şansı da olacak. Ama bunların hepsinden de önemlisi kendi kafalarındaki adalet kavramını filmleri izleyerek ve filmden sonraki tartışmalara katılarak daha somutlaştırma şansı elde etmiş olacaklar.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer ile festivalin yönetmeni Prof. Dr. Bengi Semerci, festival komitesiyle birlikte görülüyor.

İzleyici sayısını arttırmak için nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?
Bizim festivalimizin özelliklerinden biri çalışanlarımızın çoğunun gönüllü olmasıdır. Bu kadar emek sarf edildiği ve adalet gibi önemli bir konunun gündeme gelmesi istenildiği zaman çok fazla insanın festivale ilgi göstermesi arzulanıyor. Festivali herkes için cazip hale getirmeye çalışıyoruz. Herkesin filmleri izleyebilmesi için bilet fiyatlarını çok cüzi oranda tuttuk. Dolayısıyla kimsenin bütçesine ağır bir yük olmadan çok özel seçkileri izleyebilmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Her seansımız öğrenciler için sadece 5 ₺ olacaktır. Tam biletler de 10 ₺, akşam seansları ise 15 ₺ olacak. Dolayısıyla normal satış fiyatlarının çok altında ücretlerle gerçekten çok iyi filmler izlenebilecek. Ayrıca filmlerin yönetmenleri ve oyuncularıyla sohbet etme şansı da bulunuyor.

Film gösterimlerinin dışında bir de tartışma programları, paneller ve söyleşiler var. Onlardan da söz edebilir misiniz?
Bu sene sinema endüstrisine yönelik de bir bölüm açtık. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Endüstri Günleri... Bölümün adı 'VizyonIST'. Üç gün sürecek olan bu bölümde amacımız şudur; yerli ve yabancı film üreticilerine birlikte olma ve bilgi paylaşma şansı tanıyarak onlara film üretimi konusunda destek olmak. Orada hazırladığımız bazı eğitim programlarımız var. Eğitmenler gelecek. Özellikle sinema alanında çalışmak isteyen gençlere yönelik birçok eğitimimiz de var. Ayrıca panellerimiz, ustalık sınıfı konuşmalarımız da bulunuyor. Yine 'Yerli ve Yabancı Yansımalar' adı altında kendi başarı öykülerine, bu konuma nasıl geldiklerine ya da kendi alanlarında nasıl bir yol izlediklerini anlatan bölümlerimiz de olacak. Bu bölüme katılmak için endüstri çalışanı olmak gerekiyor. Ücret almayacağız, sadece siteden başvurmaları yeter.

'Beyaz Perdeden Adalet' bölümünde yer alan filmlerden biri Barış Atay'ın 'Aden'i olacak.

Sektörde bir sinerji yaratmaya çalışıyorsunuz. O sinerjiyle ne olması sizi mutlu eder.
Türkiye'de adalet konulu film sayıları çoğalırsa bu durum beni çok mutlu eder. Film üretiminin ekonomik tarafı olduğunu biliyorum. Ama konu bulmak ve konuyu iyi işlemenin ekonomik tarafla bir ilgisi olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla da biraz daha geniş kapsamlı, hele bizim gibi adaletin çok tartışıldığı, varlığının - yokluğunun çok gündemde olduğu, bu konudaki söylemlerin çok fazla yapıldığı bir ülkede halkın söylemlerinin bir şekilde sinemadan da çok daha fazla yansıtılması gerektiğine inanıyorum. Festival, buna bir parça destek olabilirse ne mutlu bize.

Kısa film konusunda da çalışmalar var. Çok sayıda başvuruda bulunulmuş...
8 yıldır uzun metraj film yarışmasının yanı sıra kısa film yarışmamız vardı. Kısa film yarışmasına geçen sene ve bu sene 3 bin başvuru olunca biraz oturup düşündük. Çünkü 3 bin filmi ekibin oturup tek tek izlemesi ve o filmlerin içinden adalet temalı olanları seçerek jüriye yollamasının çok da sağlıklı ve adil olamayacağına karar verdik. Bu nedenle de adalet temalı kısa filmlerden bir seçki hazırladık. Bunun yanı sıra kısa film proje yarışması açtık. İnsanlar adalet temalı proje film çalışmalarını yolladı. 68 müracaat oldu. Bence güzel bir sayı. Bu 68 senaryo yetkin bir ön jüri tarafından değerlendirildi. Bu senaryolardan 10'u finale kaldı. Finale kalan senaryoların yazarları 'VizyonIST' programı içinde jüriye sunum yapacak. Sonrasında jüri, o senaryolardan birini bu yılın 1'incisi olarak ilan edecek. 1'inci olan senaryonun yazarına belli bir miktar para ödülü verilecek. Ayrıca film haline gelmesi için bazı sponsorlar tarafından desteklenecek. Amacımız adalet temalı bu kısa filmin çekilerek önümüzdeki yıl Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nde gösterilmesi.

Geçen 8 yıl boyunca organizasyonunda hiçbir aksama yaşanmayan bir festival gördük. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
Çok zor başarıyoruz. Çok sık tekrarlıyorum ama adalet çok önemli olmakla birlikte adaletle ilgilenmek zor bir iş. Yani adil olmak zor bir iş. Bunun herkes için aynı şekilde geçerli olduğunu düşünüyorum. Ama öğrendim ki tüm bunlardan daha zor bir şey var. O da adalet temalı film festivali yapmak. Çünkü nedense adalet temalı film festivali, sponsorlara ve firmalara çok cazip gelmiyor. Bizi maddi olarak destekleyecek kurum bulmakta zorlanıyoruz. Ama bizim bir adalet kumbaramız var. Orada da gönüllülerimiz... Birçok konuda yardımcı olan belli kurumlar var. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan aldığımız belli bir destek de var. Sadece tek bir kurumun büyük sponsorluğu olması da çok cazip gelmiyor. Hele de bu kurum siyasiyse hiç cazip gelmiyor. Çünkü adaletin bağımsız olması gerektiğini düşünüyoruz. El yordamı ve adalet dostlarıyla gücümüz yettiğince ilerlemeye çalışıyoruz.

'Tereddüt', Yeşim Ustaoğlu Seçkisi'nde yer alan filmlerden biri...

Destekler yetiyor mu?
Tabii ki hiçbir şekilde yetmiyor. Maddi açıdan çok zorluk çekiyoruz. Festivali sürdürmekle ilgili ciddi sıkıntılarımız var. Ama dediğim gibi birtakım temel kavramlardan vazgeçmek istemiyoruz. O yüzden umudumuz her yıl artan adalet gönüllüleri oluyor. Adalete katkıda bulunmak isteyen herkesin ufak yardımlarıyla bazen maddi, bazen kendi iş kollarıyla ilgili olan yardımlarıyla daha iyi olacağını düşünüyoruz ve umut ediyoruz.

Prof. Dr. Bengi Semerci, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevapladı.

Önümüzdeki yıl 10'uncu yıl olacak. 10'un yıl için hayalinizde nasıl bir festival var?
Eğer becerebilirsek ilk 10 yılın kazanan filmlerini tekrar gösterip bir hatırlatma yapabiliriz. 'Geçen bu 10 yılda Türkiye'de ve dünyada adalet nereden nereye gelmiş?' diyerek bir tartışma konusu açabiliriz. 10 yıldan beri gelen ve bizim çok gurur duyduğumuz yurt dışından gelen misafirlerimizin hiçbiri festivalimizi unutmadı. Konuklarımız ülkelerine döndükten sonra da festivalin dostu olmaya devam etti. Onları tekrar bir araya getirme üzerine birtakım düşüncelerimiz var.

Adalet Terazi'nde gösterilecek filmlerden Afganistan - İran ortak yapımı 'Havva, Meryem, Ayşe'...

Yılda yaklaşık 400'e yakın film izlediğinizi öğrendim. 400 filmi nasıl izleyebiliyorsunuz? Ve neden bu kadar fazla sayıda film izliyorsunuz?
Benim işim sinema eleştirmenlerinden daha kolay. Çünkü ben her izlediğim film hakkında yazmak ya da görüş bildirmek zorunda değilim. İyi bir izleyiciyim. Ve filmleri festival için izliyorum. Elimden geldiğince de uluslararası film festivallerine katılmaya çalışıyorum. Dolayısıyla da oradaki filmleri izlemeye çalışıyorum. Hem kendi festivallerimiz adına film seçmek hem de festivallerde yeni çıkmış filmleri görmek açısından izliyorum. Yani iş ve kişisel arzumla hobim bir araya gelmiş oluyor. Bence çok keyifli.

Prof. Dr. Bengi Semerci Kimdir?
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Zorunlu hizmetin ardından erişkin psikiyatrisi uzmanlığı eğitimi aldı. Erişkin Psikiyatrisi uzmanlığını aldıktan sonra, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Çocuk ve Ergen psikiyatrisi uzmanlık eğitimini tamamladı, Hacettepe Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak çalışmaya devam etti. 1998'de doçent, 2005'de ise profesör oldu.

2000'de Ankara'dan ayrılarak, çalışmalarına İstanbul'da devam etti. Serbest hekimliğin yanı sıra, 2004'te Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı'nı kurarak, 2004 - 2009 yılları arasında anabilim dalı başkanlığı yaptı ve 2011'e kadar Yeditepe Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine devam etti. Ayrıca, 2002 - 2004 yılları arasında Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde lisans, 2007 - 2008 öğretim yılında Doğuş Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde yüksek lisans ve 2014 - 2017 arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde psikoloji dersleri verdi.

Halen Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde öğretim üyeliğine devam etmektedir. Akademik çalışmalarının yanı sıra serbest hekimlik, aile ve kurum eğitimleri, kurumsal danışmanlık da yapan Prof. Dr. Bengi Semerci 2007'de Bengi Semerci Enstitüsü'nü kurarak, yürüttüğü eğitim çalışmalarını tek çatı altında topladı. Hekim olarak çocuk, genç ve erişkin hastalarını tedavi ve takip etmenin dışında, verdiği eğitimleri, bireysel ve kurumsal danışmanlığını, kitap ve diğer yazı çalışmalarıyla sosyal sorumluluk projelerini Bengi Semerci Enstitüsü'nde sürdürmektedir. Halk eğitimi çalışmaları kapsamında çeşitli TV kanallarında 'Hadi Paylaşalım', 'Yaşam Sohbetleri', 'Psiko - Analiz adlı programları hazırlayıp sundu.

Prof. Dr. Bengi Semerci, sosyal projelerde aktif olarak yer almakta, özellikle koruma altındaki yuva çocukları, sokak çocukları, suça sürüklenen çocuklar, ticari cinsel sömürüye uğrayan kız çocukları, mülteciler, aile içi şiddet, aile yapısı ve sorunlara ilişkin projelerde gönüllü çalışmalarını, sivil toplum örgütleri ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde sürdürmektedir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nda bu konulara ilişkin 2011'de bakan danışmanlığı yaptı.

Ticari cinsel sömürüye uğrayan kız çocuklarıyla ilgili yaptığı çalışmayla Avrupa'da ödül kazandı.

Filmlerle ve tartışmalarla adalete ulaşamayanların sesi olmayı amaçlayan 'Adalet' temalı Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin 2011'den beri düzenleme komitesinde olup, film festivalinin yönetmenliğini sürdürmektedir.

Prof. Dr. Bengi Semerci, Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi ve Çocuk ve Ergen Psikofarmakoloji Sempozyumu'nun düzenleme kurulunda görev alarak 2012 - 2017 arasında kongre eş başkanı olarak görev yaptı. 2005 - 2015 arasında İstanbul Çocukları Vakfı yönetim kurulu üyesi olarak çalışmış ve mütevelli heyeti üyesi olarak çalışmaya devam etmektedir.

Prof. Dr. Bengi Semerci, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Nöropsikiyatri Derneği, Politik Psikiyatri Derneği, Psikofarmakoloji Derneği, Dünya DEHB Federasyonu, APSARD, AACAP ve APA üyesidir. 2006 - 2011 arasında Ulusal Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca Dünya Psikiyatri Birliği (WPA) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Çalışma Birimi, Avrupa Erişkin DEHB Network, Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Birliği (AACAP) medya komitesinde çalışmakta ve 2016'dan beri Türkiye Psikiyatri Derneği Erişkin DEHB Çalışma Birimi Koordinatörlüğünü sürdürmektedir. Journal Attention Deficit dergisinin editorial board'unda görev almakta, birçok bilimsel derginin danışma kurulunda bulunmaktadır.

Erişkin Psikiyatrisi alanında ise özellikle erişkin dönem DEHB, Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları ile ilgili konularda çalışmaktadır. Prof. Dr. Bengi Semerci'nin 'Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu' başta olmak üzere yurt dışı ve yurt içinde yayınlanmış bilimsel makalelerinin yanı sıra çeşitli dergilerde yayınlanmış yazıları bulunmaktadır. Hacettepe AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi müdür yardımcılığı yaptığı 1997 - 2000 arasında gençler için cinsel sağlık ve AIDS eğitimleri vermiş olan Semerci, bu çerçevede AIDS eğitim kitaplarında çeşitli bölümlerin yazarlığını yaptı.

Köşe yazarlığı da yapan Prof. Dr. Bengi Semerci'nin kitapları;
* Duyguların Şifresi Yaşama, İlişkilerimize ve Duygularımıza Dair
* Birlikte Büyütelim Çocuk Ruh Sağlığı
* Artık Büyüdüm
* Hedef: Başarı
* Çocuklarımızla Cinsellik Hakkında Nasıl Konuşalım
* Sınav Stresi ve Başa Çıkma Yolları
* Ergen Ruh Sağlığı
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocukların Arkadaş Zorbalığı İle Baş Etme Yolları
* Duygularım ve Davranışlarım /Çocukların Yeme Alışkanlıkları
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocukların Kaybolma ve Zarar Görme Riski
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklar için Çocukluk çağı Depresyonu
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklar için Anne - Baba Ayrılığı
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklar için Öfke Kontrolü
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklar için Kardeş Kıskançlığı
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklar için Korkuyla Baş Edebilme
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklarda Öğrenme Güçlüğü (Disleksi)
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklar için Endişe ile Baş Etme
* Duygularım ve Davranışlarım / Çocuklar için Bilgisayar Kullanımı
* Bebeklikten Erişkinliğe Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu