HABERTURK.COM

15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce 'Orduda hareketlilik var' diye uyaran Rus siyaset bilimci-stratejist ve Vladimir Putin'in dıp politika danışmanı Prof. Dr. Aleksandr Dugin,  Habertürk'te Didem Arslan Yılmaz'ın sunduğu Türkiye'nin Nabzı programına bağlandı. 

Soçi Mutabakatı'nın tamamıyla Türkiye'nin ulusal çıkarlarına olduğunu söyleyen Prof. Dugin, sorulara yanıt verdi. 

İşte Dugin'in açıklamalarından öne çıkan ana başlıklar: 

Soçi Anlaşması'na bakacak olursak, bence Ortadoğu'nun geleceğini belirleyecektir. Bu her zaman Suriye ile ilintili değil. Bu Türk devletinin güvenliği ile ilintili. Yalnızca Rusya'nın konumuyla ilgili değil Ortadoğu'nun kaderi de belirlenecek. Yakın işbirliğine dayanıyor. Burada tüm ülkelerin yakın işbirliği gerekiyor. Bu doğrultuda Rusya ve Türkiye son derece önemli rol üstleniyorlar. Dengenin, adaletin ve çoklu dünya düzeninin oluşturulmasında.

"AMERİKA VE İSRAİL TERÖRİST GRUPLARIN ARKASINDAYDILAR"

Soçi Anlaşması'na bakacak olursak, anlaşma tamamen Türkiye'nin ulusal çıkarları doğrultusunda yapıldı. Rusya bu doğrultuda bir anlaşmaya vardı. Amerika'nın varlığı sözkonusu olmayacak. Artık Suriye'de yabancı güçler sözkonusu olmayacak. Ortaklara, müttefiklere ve egemenliği kuracak kişilere ait olacak o topraklar. Erdoğan ile Rusya bir araya geldi. Burada amaç bir garanti oluşturmak ve Türkiye'ye, ulusal güvenliğine değinebilmek. Tüm Kürtlerle birlikte aslında bu yapılmakta. Öncesinde Amerikalılar ya da İsrailliler vardı Kürtlerin arkasında. Açıkça destekliyorlardı. Açıkça bağımsız Kürdistan'ın kurulmasını destekliyordu. Rusya egemen ülkelerin mevcudiyetini desteklemektedir. Burada amacımız Suriye'nin egemenliğini koruyabilmek. Anlaşmanın maddeleri de buna dayanmakta. Türkiye'nin egemenliğini Kürt grupların ne kadar engellediğinin farkındayız. Amacımız Türkiye'nin ana müttefiki olmak. Çünkü zorlu zamanlar yaşadık. Şimdi ise biz Türkiye'nin ulusal güvenliğini Türkler kadar önemsiyoruz.

"SAYIN ERDOĞAN'IN AKILCI POLİTİKALARINI DESTEKLİYORUM"

Şimdi Amerika'nın varlığı olmadan kazan kazan stratejisini teşvik edebiliriz. Bu normal ve barışçıl Kürtleri etkilemeyecek, meşru hareket eden Kürtleri etkilemeyecek. Türkiye'nin Kürt terör örgütünü durdurmasını destekliyoruz. Batı'nın Türkleri desteklemesi sözkonusu değil. Biz tüm terör örgütlerini durdurabiliriz. Türkiye ulusal güvenliğine istikrarsızlık getiren tüm grupları durdurmamız gereklidir. Bu bizim görevimizdir. Kökten dinciliği ve Vahabiliği önlemek de bizim görevimiz. Kürt terör örgütlerini diğer terör örgütleriyle aynı tutuyoruz. Bizim görevimiz Türk sınırına istikrar ve barış getirmek. Sayın Başkan Erdoğan'ın akılcı politikalarını destekliyorum. Harika politikalar yönetiyor. Ulusal bir lider olduğunu kanıtladı artık.

"RUSYA'NIN ÇIKARLARI İLE TÜRKİYE'NİN ÇIKARLARI ÖRTÜŞÜYOR"

Rusya'nın önceliği çok kutuplu bir dünya düzeni oluşturmak istiyoruz. Bu nedenle Ortadoğu'yu önemsiyoruz. Bizim burada yaşayan halkların kaderini gözönünde bulundurmamız gerekiyor. Bizim burada amacımız adaleti getirmek. Aşırıcılığı terörü engellemek, barışı getirmek ve burada yaşayan halklara haklarını verebilmek. Biz Ruslar olarak prensiplere bağlıyız, ancak Kürt terörünün gerçek bir tehlike olduğunu düşünüyoruz. Bu bir zorluktur ancak Amerika, Batı ve İsrail desteği olmadan bu tehlikenin boyutu giderek azalacaktır. Türkiye ile birlikte çalışarak Rusya, Suriye, Irak'la çalışarak hepimiz tüm tarafların çıkarlarını gözönünde bulundurmalıyız ve her türlü terör örgütüne karşı çıkmalıyız. Stratejik, askeri, siyasi desteği kesebilirsek Kürt aşırı gruplarına destekleri azalacaklar ve daha güçsüz olacaklar. Tüm faktörlerle mücadele etmemiz gerekiyor. Bu bağlamda bizim Türklerle çıkarlarımız örtüşmektedir. Türkiye'nin sayın Erdoğan seviyesinde, Türkiye'deki askeri çevreler seviyesinde bu anlaşmanın önemini anlamasını memnuniyetle karşılıyoruz.

"TABİİ Kİ YPG GİBİ AŞIRI GÜÇLER VAR, BUNLAR YOK EDİLECEKTİR"

Bu anlaşma uzun dönemde bölgeye istikrar getirecektir. Tüm zorlukların, engellerin üstesinden gelebiliriz. Zaten biz dünya düzenini gözönünde bulundurmak istiyoruz. Çift kutupluluk vardı, tek kutupluluk vardı şimdi çok kutuplulu sisteme gidiyoruz. Bazı oyuncuların kimliklerinin değişmesi gerekiyor. Batı Kürt terörünü oluşturdu. Son yıllarda aktif bir biçimde kullandılar. Umarım Kürtler bu çok kutuplu dünya düzeninin, vizyonunun, Ortadoğu'nun parçası olurlar. Tabii ki aşırı güçler YPG gibi aşırı güçler var ve bunlar yok edilecekler, tabii ki siyasetin dışında bırakılacaklar. Rusya'nın önündek en önemli sorunlardan biri bu. Bizim Türklerle birlikte çalışmamız gerekiyor. Suriyeli mültecilerin de artık evlerine dönmeleri gerekecek. Bu noktada Türkiye'ye yardım etmemiz gerekli. Suriye-Türkiye sınırına barış ve istikrar getirmesi gerekiyor. Bu bizim yükümüz aynı zamanda görevimiz.

"ÖCALAN'IN VİZYONU BİTMİŞTİR, PKK'YI DA TEMSİL ETMİYOR"

Rusya yalnızca aracı değildi Suriye anlaşmasında. Biz Türkiye ile daha yakın ilişkiler istiyoruz. Bizim birlikte çalışmamız, tüm terör örgütlerine karşı mücadele etmemiz gerekiyor. Bence Öcalan'ın artık PKK'yı temsil etmiyor. Kendisi cezaevinde vizyonu geçmişte kaldı, son yazılarına da bakacak olursak. vizyonu kalmadı. Bölgesel Kürt devletinin herhangi bir rol oynaması sözkonusu değil. Bağımsız Kürdistan devletinin oluşması zaten bitti. Artık bu durum hiçbir şekilde gerçekçi, geçerli değil. Kimse bunu artık desteklemeyecektir. Son yıllara bakacak olursak, tüm bu girişimler, ABD ve küreselciler tarafından desteklendi. Şimdi Trump'ın farklı bir bölge vizyonu var. Şimdi bu emperyalist hegomonyayı değiştirmek istiyor. Tüm bağlam değişti bence. Bizim de Kürtler'e bir şey önermemiz gerekiyor. Kürtlere, Suriye'ye, Türkiye'ye karşı olamayız. Kazan kazan içinde olmalıyız. Rusya Suriyelilere, Kürtlere, İranlılara karşı değil. Biz barışı ve istikrarı destekliyoruz bölgede. Bence bizim somut olarak Kürt siyasi partilerini yeni bir bağlama oturtmamız gerekiyor. Batı'nın radikal Kürtlere verdiği destek olmazsa zaten tehlikeli bir aşırıcılık olmayacaktır.

"SAYIN ERDOĞAN İLİŞKİLERİN NASIL SÜRDÜRÜLECEĞİNİ GÖSTERDİ"

Biz de bu bağlamda tüm teröristleri yok edebiliriz. Yalnızca Suriye'de değil tüm bölgede. Bizim birlikte çalışmamız gerekiyor. Kürtler yalnızca Esad'ın sorumluluğunda değil, hepimiz onlardan sorumluyuz. Her açıdan. Bizim tehlikeyi Kürt terörünü de yok etmemiz gerekiyor. Çünkü şu da son derece net. Ne Rusya, ne Türkiye, ne Suriye, ne Irak, ne İran şu anki mevcut durumda bir Kürt ulusal devletin kurulmasını kabul etmeyecektir. Batı olaydan dışarı çıktı. Bence bizim dayanışma örneği göstermemiz gerekiyor. çoklu işbirliğiyle birlikte tüm ana oyuncuların neler yapabileceğini göstermemiz gerekiyor. Mesela Rusya Kürtlere karşı ya da Türkler Suriye'ye karşı gibi bir durum. Biz Suriye'de yalnızca ulusal çıkarlarımız için mücadele etmiyoruz, çok kutuplu dünya için Ortadoğu'da yaşayan insanların hakları için destekliyoruz. Biz barışçıl çözümleri getirmeye çalıştık. Herkesi memnun edecek çözüm istiyoruz. Bence iyi bir ittifak oluşturuyoruz. Suriye ile Esad'la. Suriye sadece Esad'dan oluşmuyor. Sayın Erdoğan Rusya'nın dostudur ve stratejik ilişkileri pozitif bir biçimde nasıl sürdürebileceğimizi gösterdi kendisi. Benim analizime göre esas sorun kanlı provokasyonların yaşammasıydı, Batı'nın provokasyonuydu. Kürtleri bir araç olarak kullanıyorlardı bölgeye istikrarsızlık getirmek için. Dolayısıyla onları yol üstünde bıraktıklarını söyleyebiliriz. Batı'nın bir güveni yok. Şimdi artık bölgeye istikrar geldikten sonra birlikte oturup, düşünmemiz gerekmektedir. Türkler, Suriyeliler, İranlılar, Iraklılar ve Kürtlerle birlikte.

"RUSYA'DAKİ TERÖR ÖRGÜTÜ MERKEZLERİNİN KAPATILMASI GEREKİYOR"

Öncelikle tabii ki Türkiye'yi çok seviyorum. Pekçok kez Türkiye'de bulundum. Türk toplumunu çok seviyorum, kültürüne bayılıyorum. Türk dostu olduğumu söyleyebilirim. Kendimi Türkofil olarak adlandırıyorum. Ben hiçbir zaman Kürt terörü vardır demiyorum. Politik manipülasyon oluyor Kürtlere yönelik olarak. PKK/PYD bunlar terör örgütleridir. Batı tarafından kullanıyor. Bunların gerçek Kürtlerle ilgisi yok. Türkiye'de yaşayan Kürtlerin çoğu son derece dürüst kişiler. Türk toplumunun parçası kendileri. Zaten ulusun birliği Kemalist vizyondur. Kemalist fikirlerin modern Türkiye için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Kürtlerle iyi ilişkilerim var. Hiçbir zaman Kürtler teröristtir demiyorum. Tam tersi terör örgütleri var ve bunlar Kürt vakasını kullanmaya çalışıyorlar. Bu da Kürtlere zarar veriyor. Terör örgütleri açısından, Rusya'daki terör örgütlerinin mevcudiyetine bakacak olursak bizim yeni bir pozisyon almamız gerekiyor. O merkezlerin kapatılması gerekiyor. Çünkü Rusya Türklerle olan ilişkilerini geliştirmek konusunda son derece istekli. Dolayısıyla bizim Rusya olarak elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor. Bunu yapmak için de bizim tüm engelleri gidermemiz lazım. Şu an terör örgütlerinin mevcudiyeti var mı Rusya'da bilmiyorum.

"SAYIN ERDOĞAN'IN MEŞRU TALEPLERİ KOLAYLIKLA FORMÜLE EDİLEBİLİR"

Eğer böyle bir durum sözkonusuysa, hala yasal olarak göryorsak terör örgütlerini bu tabii ki Türkiye'nin hassasiyetine zarar verecektir. Stratejik bir zarar getirecektir, dolayısıyla bu sorunun giderilmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye, bölgenin en büyük güçlerinden biri. Birlikte çalışarak sorunların üstesinden gelebiliriz. Şimdi artık çok fazla geçmişin detaylarını hatırlamanın anlamı yok. Türk hükümetlerinin, sayın Erdoğan'ın meşru talepleri şimdi kolaylıkla içinde bulunduğumuz yeni koşullarla yeniden formüle edilebilir. Gazeteciler ülkelerimizin geleceğini belirlemez, sorumlu siyasetçiler belirler. Bazen gazeteciler halklar arasındaki ilişkileri kışkırtabiliyorlar. Yeterince sorumlu davranmayabiliyorlar. Şimdi gerçekten bir ihtimal var önümüzde. Uzun vadeli barış getirebiliriz bölgeye. Bizi daha fazla bu noktada bölmek doğru olmayacaktır. Belli başlı öneriler var Rusya Hükümeti'nde. Biz şimdi bunları duymaya hazırız. Yalnızca eleştiriden bahsetmiyorum. Bizim liderlerimiz en büyük sorunu çözdü. Şimdi de yeterince sorumlu olmanın zamanı. Liderimizi desteklememiz gerekiyor stratejisi doğrultusunda Ortadoğu'da.

"ŞİMDİ İDLİB'DEKİ SORUNU ÇÖZMEK İÇİN EN İYİ KOŞULLAR MEVCUT"

Biz şunu fark ettik. Bu cihatçıların çoğu İdlib'de zaten Batı tarafından destekleniyordu. Dolayısıyla bence Batı artık zaten devre dışı kaldığı için Suriye'de bu destek önemli ölçüde azalacaktır. Bundan sonra İdlib'de, Recabat'ta sorun çözülecek. Bu kanlı iç savaşta kimler yer aldı, kimler dış güçler tarafından desteklendi ve kimler gerçekten katliamlara liderli etti? Gerçek terör saldırılarını kimler gerçekleştirdi? Bu iki grubu ayırmamız gerekecek. Kürtlerin arasında da bu ayrımı yapmamız gerekiyor. Teröristleri bir gruba, barışçılları bir gruba ayırmamız lazım. Cihatçılar, kanlı terör saldırıların failleri var. Halkın çoğunun masum olduğu kanaatindeyim. Normalleşmenin gelmesi gerekiyor Suriye'ye. Barışı destekleyen kişilerle birlikte çalışmamız gerekiyor. Ancak bundan sonra terör direnişini engelleyebiliriz. Bunu kolayca yapabiliriz. Batı'nın yardımı olmaksızın, gerekli yardımı almadan güçlerini kaybedceklerdir. İdlib'de az çok Türkiye'yi destekleyen gruplar var. Türkiye'yi kendi güçleri olarak niteliyorlar. İşte bir kez daha etik olarak yaklaşmamız gerekiyor. Erdoğan'ın etik anlayışını desteklememiz gerekiyor. Bizim görevimiz Erdoğan gibi İdlib'de barışı sağlamak. Bizim bunu Türklerle birlikte yapmamız gerekiyor. İdlib'in geleceğini Rusya, Suriye, İran, Türkiye arasında şekillendirmemiz lazım. Şimdi NATO güçleri ve Batı bu bölgeden çekiliyor. En iyi koşullar mevcut İdlib'in sorununu çözmek için.

"TÜRKİYE'NİN ASKERİ OPERASYONU RUSYA TARAFINDAN KABUL EDİLDİ"

Bence Cenevre süreci zaten muhtemel bir çözüm getirebilir. Yasaya bakacak olursak yasanın mevcut durumu, güç dengesini gözönünde bulundurması gerekiyor. Batı'nın Suriye ile hiçbir ilintisi yok. Yaşananlardan onlar sorumlu. Biz kasabı ya da suçluları hakimlerin arasına davet edemeyiz, barış yapanların arasına davet edemeyiz. Bizim siyasi çözüme, anayasaya ihtiyacımız var. Güçlerin dengeye oturması gerekiyor Suriye'de. Gerçekten bu süreci başlatma gücüne sahibiz. Batı Suriye'nin içindeyken, terör gruplarını, cihatçılarını desteklerken bunu hayal bile edemezdik. Çünkü sorun içerideydi. Şimdi ise artık sorun dışarıda tutabiliyoruz. Siyasi bir çözüm önerebiliriz. Şimdi artık doğru zaman. Bu siyasi süreci başlatmak için Suriye sorununa siyasi çözüm getirmek için. En önemli ve hassas askeri çözümü getirdik. Şimdi savaşmaya başlayanlar terörist olarak adlandırılacaktır. Herkes bu tür saldırıları engelleyecektir. Herkes askeri çözümün masada olmadığını biliyor. Ateşi açan taraf zaten durdurulacaktır. Bu noktadan sonra eğer tüm potansiyel, askeri engelleri ortadan kaldırırsak siyasi çözümü de ortaya koyabiliriz. Biz bu koşulları oluşturduk. Son noktada tabii ki Türkiye'nin askeri operasyonu Rusya tarafından kabul edildi ve ardından hazırlıklarımızı tamamladık, siyasi barışçıl çözüm için. Bence işbirliğinin ne kadar önemli olduğunu Rusya ile Türkiye arasındaki eşgüdümün ne kadar önemli olduğunu gözönünde bulundurmamız lazım. Türk saldırısı başladığında biraz korkmuştum açıkçası. Bunun sorunlara yol açabileceğini düşünüyordum. Suriye ordrusu ile Rus birlikleri arasında çatışmalar olabileceğini düşündüm. Şimdi bunun engellenmesinden memnunuz.

"TÜRKİYE'NİN ÇIKARINI VE GÜVENLİĞİNİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMALIYIZ"

Soçi Anlaşması'ndan sonra zaten bu hassas çözümü masaya taşıdık. Zor da olsa üstesinden geldik siyasi liderlerimiz sayesinde. Geçmişte olanlar zaten geçmişte kaldı. Şimdi gelecekte yapacaklarımız Batı'dan bağımsız olacak. Zaten Batı sorundu, Batı olmadığı için çözüm getirme ihtimali masada. Adalet, bağımsızlık, güvenlik için bölgede Batı askeri güçlerinin olmaması gerekiyor. Bizim sorumluluğumuz bu yönde. Burada harekete geçmek durumundayız. Avrupalılar, Amerikalılar kendi sorunlarına baksınlar lütfen. Kendi toplumlarında olanlarla ilgilensinler. Biz burada yaşıyoruz. Ortadoğu'nun komşu ülkesiyiz ve sorumluluğumuz var. Türkiye bu noktada barışçıl çözüm için harekete geçmeli, işin içinde yer almalı. Bizim de Türkiye'nin çıkarını ve güvenliğini göz önünde bulundurmamız gerekli.

"RUSYA İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ İTTİFAK DAHA DA DEĞER KAZANACAK"

Esad'ın geleceği bence Suriye halkına bağlı. Bence Esad'ın geleceğine ve konumuna bakacak olursak bunun demokratik ve barışçıl yöntemle çözülmesi gerekiyor. Kalacak mı, gidecek mi bu Suriye halkının iradesiyle çözülmeli. Suriye halkı için öncelikle terör faaliyetlerinin durdurulması gerekiyor. YPG/PYG konusunda bizim yalnızca bu tür kişilerle mücadele etmemiz yeterli değil. Tüm milliyetçilik şekillerine mücadelenin, savaşın gereksiz olduğunu faydasız olduğunu anlatmamız gerekiyor. Batı bu güçleri desteklemediğinde artık güçleri olmayacaktır. PKK-PYD Sovyetler Birliği ve ABD tarafından desteklenmişti. Bizim konumlarını yeniden değerlendirmemiz gerekiyor. Kürtler son derce gerçekçi rasyonel kişilerdir. Aslında onlara Sovyetler Birliği, ABD, Batı da ihanet etti. Bence şimdi artık siyasi grupların konumlarını yeniden değerlendirmesi gerekiyor. Biz Çeçenistan'daki sorunu da böyle çözdük. Son derece cesur savaşçılardı Çeçenler. Çeçenlerin lideri artık araç olarak kullanıldığını anladığında Batı tarafından ikiye ayrıldılar. Bir kısım devam etti bir kısım ise Rusya'ya sadık kalmayı istedi. Biz Çeçenleri yok etmedik. Biz aslında Çeçenlerin kalplerini kazandık. Savaşı silahlarla kazanmadık. Hepimiz terör gruplarına karşı mücadele etmeliyiz ama öncelikle onların kalplerini kazanmamız gerekiyor. Kürtlerin kalplerini kazanmamız gerekiyor. Batı'nın kendilerine yaptıklarını anladıklarında Türkiye ile Rusya arasındaki ittifak daha da değer kazanacaktır.

"NATO'DAKİ BAZI GÜÇLER FETÖ'NÜN DARBE GİRİŞİMİNİ DESTEKLEDİLER"

Türkiye halkının kararı burada sözkonusu. Biz 'NATO'da kalın veya çıkın' diyemeyiz. Türkiye tarihi olarak NATO'ya ne zaman girdi? Rusya'dan tehdit olduğunu düşünüyordu Türkiye. Belki gerçeklikti, belki bir ilizyondu. Şimdi artık Sovyetler Birliği sözkonusu değil. Rusya gerçekten herhangi bir çatışma istemiyor Türkiye ile. Türkiye son derece güçlü NATO'nun ikinci ordusudur. Bölgesel tehditlere karşı tek başına harekete geçebilir. Dolayısıyla NATO'da kalmanın herhangi bir anlamı yok. NATO'daki bazı güçler FETÖ'nün darbe girişimini desteklediler. NATO'da kalmak Türkiye'ye güvenlik değil tehdit getirir. Benim analizim böyle. Benim görüşüm Türkiye ile Rusya'nın stratejik ilişki geliştirmesidir. Türk halkının ve Türk hükümetinin kararıdır. Biz bir şey diyemeyiz. Bence NATO'da kalmanın çok da mantığı yok diye düşünüyorum. Geleneksel bir durum ama anlamlı değil. NATO artık eski gücünü kaybetmiş bir kurumdur. Aynı şey Trum tarafından da söyleniyor. Bence modern Rusya, Putin'in Rusyası en kolay yoldur. Türkiye'ye yardım edecek olan devlettir.

"15 TEMMUZ'DA BATI TARAFLISI BAZI GÜÇLER ERDOĞAN'DAN KURTULMAYA ÇALIŞTI"

Yıllardır ben Türkiye'nin jeopolitiğini, politikasını takip ediyorum. Rus uçağının düşürülmesinin detaylarını da biliyordum. Ben bunun sayın Erdoğan'ın kararı olmadığını düşünüyordum, bir provakosyon olduğunu düşünüyordum. Burada amaç Erdoğan'ın siyasetini yaralamaktı. Batı taraflısı güçler Erdoğan'dan kurtulmaya çalışıyordu. Bu çatışmanın artık yok olması gerektiğini düşünüyordum. Erdoğan net bir ifadede bulundu. 'Beni yok etmeye çalışan, kışkırtmaya çalışan, Rusya ile çatıştırmaya çalışan grupların amacını anladım' dedi. Ben artık belli başlı bir şeylerin olacağının farkındaydım. Zaten darbe girişimi olduğunda Türk televizyonundaydım. Tüm ülkeye şunu söyledim, bir şeyler yaşanacak, engellemek istiyorum yaşanacak olanları dedim. Zaten bunu oluşturanlar devasa bir güçteydi. Birkaç saat sonra zaten bu mülakattan sonra gerçekten darbe girişimi ortaya çıktı , FETÖ'nün organize ettiği. Türkiye'ye pekçok kez ziyarette bulundum. Türkiye'den Rusya'ya gelen dostlarım oldu. Jeopolitik bir gereklilikti bence bu durum. Bunun yaşanması çok olasıydı. Tabii ki tüm d etayları biliyordum diyemem ama böyle bir durumun yaşanma olasılığı son derece yüksekti. Bu durumu Türkiye'de bazı kişilerle, askeri, siyasi çevrelerle paylaştım. Türkiye'de patriotik, milliyetçi güçlerle iyi ilişki içindeyim. Avrasyacılığı destekleyenlerle iyi ilişkiler içindeyim, Türk devletinin egemenliğini destekleyenlerle iyi ilişki içindeyim. Benim için bu kişisel bir travmaydı. Bu bana göre gerçekten kardeşler arasında çatışmaya yol açabilirdi. Moskova-Ankara arası ilişkileri istikrarlı bir şekilde tutmaya çalıştım.

"ŞU ANKİ STRATEJİ SAYIN ERDOĞAN'IN STRATEJİSİDİR ZATEN"

Bence Çeçen çatışması olduğunda biz yalnızca teröristleri yok etmeye çalışmadık. Barışı geri getirmeye çalıştık. Normal Çeçen halkıyla çalıştık. Ahmed Kadir, Ramazan Kadir ana terör gruplarının arasındaydı. Biz bazı kişileri Batı'nın kullandığı ve ihanet ettiği bazı kişileri radikal düşmanlardan sadık dostlara çevirdik. Bu dostluğu oluşturmak için sayın Putin ve tüm kişiler, üst seviyede olan kişiler pekçok kez biraraya geldiler. İnsanlar o dönemde Çeçen teröristlerle biraraya gelindi, jeopolitik durum onlara açıklandı. Sayın Putin toprak bütünlüğünü koruma amacındadır. Çeçenistan'ı silahlarla değil dostlukla kazandık.Amaç her tür askeri çatışmayı önlemek. Terör örgütünün yok edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla faaliyetlerinin durdurulması lazım ya da dönüştürülmesi gerekiyor. Bizim bakanımız, savunma bakanımız aslında zaten bu kişiyle bir anlaşma yapmıyordu. Bir görüşmeden öte aslında askeri durumun durmasıydı amaç. Bu durumda herkesin barışı oluşturmak için birlikte çalışması gerekiyor. Şu anki strateji sayın Erdoğan'ın stratejisidir zaten. Bazen bizim İdlib'de gruplara incelikli ve esnek davranmamız gerekiyor. Aşırı gruplarla ilişkilerde barışı gözönünde bulundurmamız gereklidir. Savunma bakanımızın yaptığı görüşmeler aslında barış doğrultusunda yapılmıştır. Sayın Erdoğan'ın da yaptığı budur.

 

1881 -
1938