AA

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2024'te devlet başkanı seçiminde yeniden aday olmasına imkan sağlayacak ve ülkede siyasi sistemi değiştirecek anayasa değişikliği için 22 Nisan'da yapılması planlanan halk oylaması, yeni tip koronavirüs (kovid-19) salgını nedeniyle ertelendi.

Gelecek aylarda gerçekleştirilmesi beklenen referandumla Rusya devletinin yakın gelecekteki yeni yönetim anlayışı belirleneceği gibi federasyona dahil diğer ülkeler için de kritik önem taşıyor.

Anayasa değişikliği paketine yönelik en önemli tartışmalardan biri Rusya Federasyonunda Rus olmayan halkların temel hak ve özgürlüklerine sınırlama getirileceği yönünde.

- "Hukukçulara göre bu bir anayasa darbesidir"

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Rusya Federasyonu Parlamentosunun 12 ve 13 Mart'ta 2 gün gibi çok kısa bir zamanda anayasa değişikliğini onayladığını kaydederek, bölge parlamentolarının da bu değişikliği eş zamanlı olarak kabul ettiğini söyledi.

Oylamada ortaya ilginç rakamlar çıktığına dikkati çeken Çubarov, "3 bin 890 milletvekili bulunan bölge parlamentolarında sadece 67 vekil bu değişikliğe karşı çıktı. 14 Mart'ta da Devlet Başkanı Putin bu değişikliği imzaladı. Aynı gün toplanan Anayasa Mahkemesi de rekor bir hızla değişikliğin anayasaya uygun olduğu yönünde karar verdi." diye konuştu.

Bunun çok kısa zamanda gerçekleştirilmesinin hukukçular, anayasa uzmanları, bilim adamları ve gazeteciler tarafından "Bir anayasa darbesi" şeklinde değerlendirildiğini vurgulayan Çubarov şöyle konuştu:

"Değişikliğin en çok tartışılan başlıklarından birisi Putin'in geçmiş dönem görev süresini sıfırlayıp yeniden başkan seçilmesinin önünü açan maddesi oldu. Bu konu aslında kamuoyunun dikkatini asıl meseleden uzaklaştırmak için bir göz boyamadır. Çünkü anayasa değişikliğinin asıl hedefi, Rus kökenlileri Rusya'nın asli kurucu unsuru olarak kabul edip, binlerce yıldır o toprakların sahibi olan, kendi isteği dışında, zorla SSCB ve Rusya Federasyonu sınırlarına dahil edilmiş olan etnik milletleri yok sayan, ikinci sınıf vatandaş konumuna düşüren değişiklik maddesini anayasaya dahil etmektir. Bu nedenledir ki hukukçular, anayasa uzmanları, bilim adamları ve gazeteciler tarafından 'bir anayasa darbesi' olarak nitelendirildi. Anayasa değişikliğiyle bugünkü Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliğinin yasal halefi olarak kabul ediliyor. Yani SSCB sınırları içinde olan bütün devletler ve halklar bugünkü Rusya'nın sınırları içinde kabul ediliyor. Rusya anayasa değişikliğiyle sanki binlerce yıllık geçmişi olan bir milletin devamı oldukları yalanını resmi kabul olarak kanunlaştırmak istiyor. Oysa 1500- 2000 yıl önce bir Rus hakimiyetinden söz edilemezdi."

Rusya Federasyonu olarak adlandırılan coğrafyada bir zamanlar Altın Ordu, Kırım Hanlığı, Kazan Hanlığı gibi devletlerin yaşadığını hatırlatan Çubarov, "Şimdi ise Rusça konuşan halkları Rusya'nın kurucusu, asli unsuru olarak tanıyorlar. Burada bir yandan Rusya Federasyonunu oluşturan diğer halkları yok sayma, onları etnik kimliklerinden koparma amaçlanırken bir yandan da hızlı ve keskin bir şekilde dil asimilasyonu gerçekleştirilmek isteniyor. Yakutlar, Başkurtlar, Kazan Tatarları ve diğer bütün halkları Ruslaştırmak için bir asimilasyon hamlesini başlatmanın yasal temelini hazırlıyorlar. " ifadelerini kullandı.

Anayasa değişikliğiyle merkezi hükümetin ve merkez parlamentonun yetkileri arttırılırken bölge parlamentolarının ve yerel yönetimlerin yetkilerinin kısıtlandığını dile getiren Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Çubarov, şunları kaydetti:

"İçişleri, eğitim, ekonomi ve sosyal konularda karar merci tamamen merkezi hükümet olacak. Yani Moskova kendi etkinliği ve gücünü artırırken yerel yönetimlerin gücünü ve yetkisini azaltıyor. Böylece Kazan Tatarları, Çuvaşlar, Başkurtlar gibi Sovyet zamanından bu yana ezilmiş, yorulmuş halkları tamamen yok etmek istiyor. Sovyetler zamanında 1977 yılında buna benzer bir anayasa değişikliği yapılmıştı, 'Çok etnikli tek Sovyet Milleti' kavramı ilk kez o zaman kullanılmıştı. Bugün ise anayasa değişikliğiyle Rusya Federasyonu, federatif yapıdan çıkarılıp Rus milliyetçiliği üzerine kurulmuş üniter bir Rus devleti haline getirilmek isteniyor. "

- "Başkan Putin'e yüksek otorite ve güç verilecek"

Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Öztürk, son yıllarda uluslararası politika ve ekonomik alanlarda yaşanan gelişmelerin Rusya'yı eski süper güç konumuna yükselttiğini ancak yüksek ekonomik maliyetli politikaların Rusya'yı yeni ekonomik sorunlarla karşı karşıya getirdiğini aktardı.

Planlanan anayasa değişikliğinin Putin'e yüksek otorite ve güç verilmesiyle ilgili olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Öztürk, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Temel sebep ise artan toplumsal taleplerin demokratik yöntemlerle karşılanmasının imkansız hale gelmesidir. Sovyetler Birliği iki kutuplu dünya politikasının var olduğu zamanlarda soğuk savaş stratejilerinin maliyetlerine iktisadi olarak dayanamamış ve 1990'larda mütevazı normal devlet çizgisine razı olmuştur. Belli bir dönem Amerika'nın tek kutuplu bir merkez gibi dünya politikasına yön verdiği bir zaman dilimi yaşanmış ancak tarih Rusya'nın yeniden dirilişine, Amerika'nın karşısına yeniden dikilişine şahit olmuştur. Rusya özellikle Amerikan emperyalizminin tek taraflı olarak yönlendirdiği Arap Baharı stratejisine çok kuvvetli bir karşılık vermiş, Orta Doğu'yu Amerika'nın tapulu arazisi olarak kabul ettiği günlerin geride kaldığını dünya kamuoyuna politik hamleleriyle göstermiştir."

Prof. Dr. Öztürk, Putin'in, anayasa paketiyle kendi konumunu yeni yetkilerle belirlerken diğer yandan Rusya Federasyonunu bu yeni konjonktüre göre yeniden yapılandırmayı hedeflediğini savunarak, şunları kaydetti:

"Rusya yeniden 1950'lerde başlayan ve SSCB'nin 1990'larda tümüyle parçalanmasıyla sonuçlanan ağır ekonomik problemlerle karşılaşırsa bu kez Rusya Federasyonunun parçalanmasıyla karşı karşıya kalabilir ki bu, Putin'in 1999'da göreve başladıktan sonra kazandığı tüm kazanımların yok olmasıyla sonuçlanır. Putin'in anayasal değişiklik yapma teşebbüsünün en önemli amacı, iktidarını uzatma gayretidir. Değişen dünya şartlarında, petrol fiyatlarının Rus ekonomisine yaptığı ağır hasarlar sonunda Rus kamuoyunda artan memnuniyetsizlik eğilimi gözlenmektedir. Bu bakımdan, iktidarını 2024'e kadar uzatacak düzenlemeler yapmaktadır."

- "Anayasa paketi, Müslümanları seçilme haklarından mahrum etme amacı taşıyor"

Prof. Dr. Öztürk, değişiklik paketinin ikinci maddesini değerlendirerek, "Bu maddeye göre Rus olmayanların başkan olma hakkını elinden alınıyor. Rus etnik yapısı dışındakilerin Rusya'da en üst mevkiye ulaşması hakkını ortadan kaldırmaktadır. Değişiklik bununla da sınırlı kalmamakta, başkanlık süreci arefesinde Rusya'da yaşıyor olma şartı getirmektedir. Bu da Rus etnik menşeinden gelmelerine rağmen, Putin'in yakın zamanlarda Amerika'da çalışma hayatını sürdüren Alexei Navalny gibi rakiplerine başkanlık yolunu kapamaktadır." dedi.

Anayasa değişikliğinin en radikal ve köklü yönünün, çağ dışı ırk temeline dayanması olduğunu savunan Prof. Dr. Öztürk, bunun Rus olmayan Türk, Gürcü, Çeçen ve diğer halklar için son derece açık bir anlam ifade ettiğini söyledi.

"Rusya tarihinde etnisite din, din ise etnisite anlamına gelir." diyen Prof. Dr. Öztürk şöyle devam etti:

"Yani, Rus sistemine katılmanın ölçüsü Ortodoks inancına tabi olmaktan geçer. Bu inanca bağlı olmayanlar Rus sayılmaz. Rusya'da öteki sayılabilecek halklar, dolayısıyla Müslüman Türk -Tatar halklarıdır. Kazaklar, Ortodokslaşmış diğer unsurlar zaten Rus kimliğine dahildirler. Bu bakımdan, belirtilen değişiklik maddesinin temelde Müslümanların, Rus sisteminden tümüyle aşağı, yönetilen mevkide bırakılması ve sistem içinde seçilme haklarından mahrum edilme amacını taşımaktadır.

Anayasa değişikliğinde yer alan diğer 8 madde de yönetimsel hakların tümümün başkan ve merkezi konseyde toplanması ile ilgilidir. Bu bakımdan yerel yönetimlerin merkez karşısındaki federatif hakları tümüyle ellerinden alınmakta, Rusya adeta tarihinin en radikal merkezi yönetim anlayışına kavuşturulmaktadır."