Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Sağlık Genel Sağlık Özgür idare: aslında vücutlarımızın kölesi miyiz?

        Çeviri: Işıl YILMAZ / HABERTURK.COM

        Filozofinin en büyük bilmecelerinden biri özgür irade konusudur. Süpermarketlerde kaşar peynirine uzandığımız sırada fikir değiştirip beyaz peynir aldığımızda karar verme yetkisinin tamamen bizde olduğuna inanırız. Fakat bu inanç bilimin kuralları ile uyuşmuyor.

        Bilime göre yaşanan her şey, beyninizin içinde yaşananlar da dahil, daha önceki deneyimlerinizden etkileniyor. Buna göre büyük ya da küçük aldığınız hiçbir kararda spontane davranma gibi bir seçeneğiniz olmuyor.Fakat bu inancın yarattığı büyük etkiler de var.Örneğin eğer insanların özgür irade gibi bir seçeneği yoksa suçluları nasıl cezalandırabiliriz?

        Roy Baumeister ve Micheal Ent adlı iki psikologun yaptığı çalışma insanların, yorgun olduğunda, tuvaleti olduğunda ya da cinsel açıdan tahrik olduğunda karar verme sistemlerinin değiştiğini ortaya koyan bir araştırma yaparak özgür iradeye olan inancı zayıflatıyor.

        Bu sonuç bir açıdan bakıldığında doğru gözüküyor. Uyku, tuvalet ya da seks gibi yoğun fiziksel dürtüler hissettiğimiz zaman vücutlarımızın kölesi olduğumuzu hatırlıyor ve kendimizi daha az özgür hissetmeye başlıyoruz. Ayrıca ' şekillendirilmiş bilişsellik' adı verilen, fiziksel durumumuzun düşünme şeklimizi etkilemesi inancını kanıtlayan birçok kanıt da bulunuyor.

        Görülen o ki fiziksel olarak sıkıntılı hissettiğiniz durumlarda irade gücünüz artıyor ve sorulara daha 'önemli' cevaplar verme ihtimaliniz yükseliyor. Baumesister ve Ent tuvalet ihtiyacının psikolojik etkileri üzerine çalışan ilk araştırmacılar değiller. Tartışma yaratan bir çalışmaya göre, idrar yapma ihtiyacımız 'acil' boyutuna geldiği zaman verdiğimiz kararların dürtüsel olma ihtimali düşüyor. Bu teoriye göre, idrar torbanızı kontrol etmeye başladığınızda diğer dürtülerinizi de kontrol altına alıyorsunuz.

        Bu düşünceye göre, yaradılışımız hakkındaki temel inançlarımız, tıpkı özgür iradeye olan inancımız gibi, oldukça kırılgan hale gelebilir. Etik kurallarımızın ve politik görüşlerimizin derinlemesine düşünme sonrasında oluşması gerekir. Kendimizi bütün kanıtları değerlendirdiğimiz ve buna göre doğru tercihi yaptığımızı düşünerek ikna edebiliriz. İnançlarımız sağlam olmayan temellere dayandırılıyor olabilir.

        Eğer filozofik inançların gerçek yaşam üzerinde bir etkisi olmasaydı bütün bu teorilerin bir anlamı kalmayabilirdi. Fakat yapılan araştırmalara göre , özgür iradeye inancı olmayan kişiler aldatmaya ve yardıma ihtiyacı olan insanlardan kaçınmaya daha meyilli oluyor. Peki bunun sonu nereye varıyor? Seçim günü kendinizi yorgun ya da şehvetli hissederseniz kullandığınız oy değişecek mi? Psikoloji oluşumsal karmaşa yarattığı zamanlar oldukça korkutucu olabilir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ