Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Güneş AKSÜS / GAZETE HABERTÜRK

Elime geçen bir kitabı inceledim. “Mindfulness” diyordu kapağında. “İlginç olabilir” dedim. “Kim yazmış?” diye bakınca daha önce kongrelerde dinlediğim sevgili Prof. Dr. Taner Damcı’nın adını gördüm. Tanıdık birini görmüş gibi sevindim ama yine de bir hekimin yazdığı kitap olunca çoğu zaman ders kitabı gibi geliyor bana! Önyargılı olmamak lazım. İlk sayfadan itibaren okurken hangi satırın altını çizeceğimi şaşırdım. Sürükleyici, rahatlatıcı, yol gösterici ve oldukça gerçek! ‘Bir Yol Var-Mindfulness ile Yaşam Biçimini Değiştirmek’ adlı kitabı hayatında olumlu değişiklikler yapmak isteyen herkese öneriyorum. Okunması gereken kitaplardan biri! Sizin için Taner Bey’le buluşup kitabı konuştum...

‘İÇ SESİMİZE KULAK VERMEMİZ GEREKİYOR’

- Nedir bu ‘mindfulness’?
Biz bir yaşam biçimi değiştirme programı başlattık. Temelinde mindfulness yatıyor. Mindfulness, Amerika’da çok yaygın kullanılan bir felsefe. İnsanın odaklanma yeteneğinin geliştirilmesi temeline dayanıyor. Bu anda ve burada var olabilmek. Bunun iş başarısı, günlük hayat, sağlık, stresin azaltılması gibi pek çok şeyle ilgisi var. Birçok yerde tıp fakültelerinde mindsfulness kürsüleri bulunuyor. Biz de mindfulness’i yaşam biçimini değiştirebilmek, stresi azaltmak için kullanıyoruz. ‘Mindfull eating’ gibi çok büyük bir alan var.

- ‘Mindfull eating’ nedir peki?

‘Mindfull eating’ veya ‘sezgisel yeme’ ABD’de diyet okullarında okutulan bir yöntem. İnsana yemek gibi konularda kendi iç sesini dinlemesi gerektiğini anlatıyor. Çünkü biz biyolojik varlıklarız ve içimizde mükemmel bir sensör sistemi var. Neye ihtiyacımız varsa, bizim için ne kadar sağlıklıysa bunu istemeye yöneltecek bir kurgu var içimizde. Bir sürü yanlış bilgi yüzünden bunlardan kopmuşuz. Yiyeceklerden korkmak, suçluluk içinde yemek derken yeme davranışımızı bozmuşuz. Şişmanlığın sebebi yeme davranışımızın bozukluğu. Sağlıklı yönlendirmeyse bizim içimizde. Gerçek açlığı, gerçek tokluğu, gıda seçimlerini dinlersek ilk adımı atmış oluruz. Hareket de böyle... Hareket etmeyi amaçladığımız hedefe kadar eziyet çektiğimiz anlar olarak görüyoruz. Oysa böyle bir şey değil, biz zaten hareket etmek için yaratılmışız. Bunlar hep algı sapması. Bunları görebilmek ve iç sesimizi dinleyebilmek için bir şeye ihtiyacımız var, işte bu mindfulness.

- Mindfulness ne işe yarar?
Hayata olduğu gibi bakmayı, bedenini olduğu gibi kabul etmeyi, kendinin en iyisi olmaya odaklanmayı ve gerçekçi hayaller kurmayı sağlar. Olmayacak şeylerin hayalini kurarken olabilecekleri kaçırıyoruz. Hayatlarını saçma hayallerin ya da gereksiz kaygıların peşinde geçirenler, anksiyete bozukluğu yaşayanlar var.

- “Ben neden böyleyim?” diye kendi bedeniyle savaşanlar var. Bunlar genelde geçmişlerinde büyük mutsuzluklar yaşayanlar. Onlar nasıl başaracak bu söylediklerinizi?

Kendi bedenlerini olduğu gibi kabul edenler değişebiliyor, başarabiliyor. Psikolojide 2 akım vardır. İlki terapi akımı geçmişe yöneliktir. İkincisiyse kabullenme temelli akım. Mindfulness ikinci akımın içinde. Geçmişle ilgilenmiyor, “Sadece bu an vardır. Bu anın kalitesini artırırsam geleceğim de güzel olur” diyor. Geçmiş artık geçmiştedir, geçmişle ne kadar hesaplaşırsanız gelecek hakkında o kadar kaygı duyarsınız. İnsan kendi bedenini olduğu yaşta, bulunduğu ortamda, mevcut iş güç arasında en mutlu hissedeceği şekilde yaşayabilmek için çaba harcamalı.

‘ETİKETLERİ KALDIRMALIYIZ’

- Nereden başlamak lazım?

“Ben kendimle barışabilirim” fikriyle başlamak çok güzel. Kendimize yapıştırdığımız “Ben beceriksizim” gibi negatif etiketler var. Bunlar çok yanlış ve bu etiketleri kaldırmak çok önemli.

- Bu yöntem kendiyle barışık insanlar için daha mı uygun?
Bir insan ne kadar kötü durumdaysa, o kadar çok fayda görür. Bence mindfulness’in Türkiye’de alacağı çok yol var. Bizde bilinçsiz yemek ve yaşama fazla yaygın. Dolayısıyla her alanda çok faydası olacak. Bizim 8 haftalık programlarımız var. Sakinleşme, stresten arınma, dünyaya bakış, mindfull eating ve hareketle ilgili çalışıyoruz. İşyerinde başarıyı artıran, motivasyon ve liderlik gibi modüller var. İnsanlar haftada bir geliyorlar, gruplar halinde çalışıyoruz.

‘Kadınlar Angelina erkekler Brad olsun istiyoruz’

- “Sadece kilomla değil, ben olduğum için, her şeyimle nasılım?” diyor yazdığınız kitap...
İnsanlar kendilerinden kopmuş durumdalar ve tek tip sağlıklı algısı var. “Sağlıklı bir liste var, onun dışındaki her şey kötüdür” gibi bir algı mevcut. Oysa sağlıklı beslenmenin milyonlarca çeşidi olabilir. “Pop yıldızı ne yaptıysa biz de onu yapalım” diyorlar. Bu doğru değil. Bu hatalı ve sağlıksız bakış açısını sosyal medya da hızlandırıyor. Hiç yapmayacağı bir şeyi, sosyal medyada gösterebilmek için yapanlar oluyor.

- Peki ne yapmalıyız?

Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeliyiz. Pantolon giymenin modası olabilir, bu insan sağlığına zarar vermez ama sağlık ve beslenme konuları böyle değil. Beden imajımız bozuldu, tek tip olmasını istiyoruz. Kadınlar Angelina Jolie, erkekler Brad Pitt olsun istiyoruz ama ben Brad Pitt değilim. Kendi bedenimin daha iyi tarafları var. Bunu fark edip buna göre kendimizin en iyisi olmak üzere hedef koymalıyız.

‘Moda uygulamalarla yeme davranışı bozuluyor

- Sürekli diyetten bahsetmek son yılların modası. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Sağlık alanında çok fazla popüler hareket var. Moda uygulamalar gelip geçiyor ama olan insanlara oluyor. Yeme davranışı bozuluyor. Hayatına uygun olmayan bir şey yaparsan bir süre sonra patlıyorsun. Mutsuzluk, başarsızılık, bu bir kısırdöngü. Yemek yemek en güçlü dürtümüz, kendinizi nereye kadar kısıtlayabilirsiniz ki? Hayatınızın içinde bir değişiklik yapmalısınız.