Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ceyda ERENOĞLU/GAZETE HABERTÜRK

15 Temmuz akşamı yaşanan darbe girişimi Türkiye’yi derinden sarstı ve toplumun güven duygusuna büyük hasar verdi. Şimdi yaralar sarılıp güven duygusu yeniden inşa edilmeye çalışılırken, geleceğe yönelik endişelerin izlerinin de silinmesi gerekiyor. Bir ülkede darbe ya da darbe girişimine ait olumsuz tecrübeler insanların yaşamlarında ve duygularında önemli farklılıklar yaratıyor. Demokrasi, temel hak ve özgürlük, adalet bilinci, saygı ve hoşgörü gerektiriyor. Bu kavram; hukuku, hukukun üstünlüğü ile kuvvetler ayrılığını esas alıyor. Bu yönetim biçimini en önemli kılan unsur halkın rızası iken, darbelerin bu toplumsal uyumu sekteye uğratan istisnai ama sorunlu süreçler olduğu belirtiliyor. “Ülkemizde gerçekleşen başarısız cunta girişimi yönetim mekanizmalarının ve halkın kararlı tutumu sonucunda püskürtülmüştür” diyen Üskü- dar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Baş- kanı Doç. Dr. Abulfez Süleymanov devam ediyor: “Böylece egemenliğin millete ait olduğu gerçeği güçlü bir biçimde ifade edilmiştir. Cunta girişimi sırasında ve sonrasında alışık olunmayan, olağanüstü bir şaşkınlık ve endişe durumunun ortaya çıkması gayet doğaldır. Son süreçte halkın önemli bir kısmında demokratik anlamda bir coşku ve bir tür başarı duygusu oluş- masına rağmen kendini güvende hissetmeyen, geleceğinden endişe duymakta olan kitleler de vardır. Aile ve yakın çevremizde bazı insanların tedirginlik yaşamaları hali kalıcı değil geçicidir. Toplumsal hafı- zamıza kazınması için idarecilere, kurumlara, aydınlara ve akademisyenlere önemli görevler düşmektedir.”



KENDİNİ OTORİTENİN ÜZERİNDE GÖRENLERDE ARTIŞ VAR

Peki böyle girişimler ne tür tehlikeler barındırıyor? Kendini otoritenin
üzerinde gören ve hesap sorma duygusuyla harekete geçen kişilerin sayıları- nın artması ne anlama geliyor? Süleymanov’a göre bu bireylerin varlığı her alanda otorite karşı tutumlarıyla mevcut sistemin etkinlikle çalışmasını engelliyor. Bu kişiler demokratik sistemin kendini geliştirmesine ve hatalarını düzeltmesine olanak tanımadıkları için yetki - sorumluluk ve ödül - ceza ilişkisi bozuluyor.

SUÇLU SUÇSUZ AYRIMINA DİKKAT!

Darbeleri planlayanlar darbe esnasında başarıya ulaşmak için amaçlarına yönelik olarak bilinçli çaba gösteriyorlar. Bu harekete bilmeden destek sağlayan kişiler ise emir - talimat gereği planlayıcıların gerçek amaçlarını fark etmeden onlara yardımcı oluyorlar. Darbe girişimine bilinçsizce katı- lanlar çoğu zaman kendilerine anlatılan ve gerçek nedenlerin gizlendiği anlatımlarla planlayıcılar tarafından kandırılıyorlar. Bu iki grubun birbirinden ayrı tutulması toplumda adalet duygusunun güçlendirilmesi açısından çok önemli görülüyor.




SİYASİLERİN TEK SES OLMASI ÖNEMLİ

Böyle dönemlerde siyasetçilerin tek ses olmaları gerekiyor. Cuntanın ilk saatlerinden itibaren halk iradesinin yansı- dığı TBMM’de bütün siyasi liderlerin arka arkaya demokrasiye sahip çıkarak, birlik ve beraberlik mesajları vermeleri özlenen tabloyu oluşturuyor. Siyasetçilerin olağanüstü durumlarla ilgili birtakım sıkıntılar söz konusu olduğunda siyasi çekişmeleri bir tarafa bırakıp, siyasi görüş farklılıklarını birbirlerine yaklaştırarak ortak mutabakat oluşturmaları toplumun siyasetçilere ve siyaset kurumuna güvenini artırmakla kalmayıp morallerin yükselmesine de yol açıyor. Ülkenin güvenliğine duyulan güvensizlik kaynaklı korku ve endişe halkta davranışsal bir baskı oluşturduğu için İnsanlar daha temkinli ve daha dikkatli olmaya özen gösteriyor. Bu ortamı anlama ve algılamanın çok önemli olduğuna dikkat çekiliyor.




HALKA YARDIM ELİ UZATILMALI

Toplumsal travmalarda yaşamsal bütünlüğe yönelik tehdit ya da korkunun son bulması çok önemli görü- lüyor. Özellikle güvenlikle ilgili sorunlarda ülkenin bu yönünden sorumlu polis ve askerlerin bir araya gelerek birlik mesajı vermeleri gerektiğine dikkat çekiliyor. Böylece güvensizlik kaynaklı endişe ve korkunun ortadan kalkması mümkün hale geliyor. Birlik olma duygusunun taraf oluşturulmadan verilmesi gerekiyor. Bunun sonucunda olası gruplar arası mesafe açılmamış ve millet olma şuuru bir kez daha pekiştirilmiş oluyor. Bu tip travmalardaki korku, endişe ve takip eden devrede öfkenin tedavi edilmemesi ilerleyen süreçte toplumsal hafızaya kaydediliyor.

KENDİNİ ASKER YERİNE KOYANLARA DİKKAT!

Toplumda,”kitlesel travma” yaratan olaylar sonrasında kendini siyasi ve askeri otoritenin yerine koymaya kalkışan ve linç zihniyeti ile hareket eden kişilerin ortaya çıkabildikleri görülüyor. Bunların hükmedenle özdeşleşmeye ya da kendi hüküm alanlarını yaratmaya çalışan insanlar oldukları belirtiliyor. Bu kişiler bir başkasını veya başka toplulukları ötekileştirip düşman kabul etmeye yatkınlıklarıyla dikkat çekiyor. Bu tür bireylere rol modelleri tarafından uygun ve birleştirici açıklamalar yapılması gerekiyor. Yöneticiler tarafından ötekileştirmeye yönelik davranışlar sergilenmemesi ve linç kültürünün acizliğinin basın yayın organları tarafından çarpıcı örneklerle vurgulanması da alınması gereken tedbirler arasında yer alıyor.




HER MAHALLEYE PREFABRİK DANIŞMA MERKEZLERİ

Doç. Dr. Abulfez Süleymanov, “Bireylerin bu durumu kısa sürede atlatabilmesi için, klinik ve hastane dışındaki mahallelerde prefabrik danışma merkezleri kurulabileceğini, böylelikle kişilerin evlerinin çok yakınında olan bu merkezlerden destek alabileceklerini söylüyor. Olaylarla ilgili kanlı görüntülerin sınırlandırılması, resmi ve matematiksel bilgilerin yorum katılmadan verilmesi, vatandaşın bilgilendirilmesi, bireylerin aidiyet duygusunu kuvvetlendiriyor. Bu durum, “değer veriliyorum” inancını pekiştirerek dışlanma hissinin önüne geçiyor. En güzel toplumsal birleşme alanlarının spor ve müzik olduğu belirtiliyor. Genç yaşlı tüm bireylerin katılabileceği spor türleri, müziğin teşvik edilmesi, travmanın sözsüz olarak ifade edilmesine yardım ediyor.

TOPLUMSAL TRAVMANIN ETKİLERİNİ AZALTMA YOLLARI

Endişe yaşayan ve bir tür depresyon geçiren bireylerle;

- Diyalog kurmak

- İdeolojik keskinliklere vurgu yapmayıp kişileri bir arada tutan benzerliklere vurgu yapmak

- İçinde bulundukları durumu anlatmalarına fırsat vermek

- Sorun yaşayan bireylerle iletişim kanallarını açık ve sağlam tutmak

- Demokrasi kültürünü vurgulamak

- Demokrasiye bağlılığı dile getirmek

- Toplumsal hafızaya vurgu yapmak

TRAVMA NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal; “Travmanın tedavisinin olduğunun bilinmemesi ve kişilerin travmayı hatırlamak istememesi yardım almayı geciktiriyor, oysa travmanın tedavisi vardır” diyor ve devam ediyor: “Bu sorunda, çeşitli ilaçların yanında bazı psikoterapi yöntemleri uygularız. ‘Emdr’ adı verilen yöntem travmatik rahatsızlıklarda etkili sonuçlar verir. Psikolojik tedaviler arasında ‘biliş- sel davranışçı tedavi’ yüz güldüren sonuçları olan bir yöntemdir. Bu tedavide kişinin belirtilerinin sürmesine neden olan hatalı düşüncelerinin sağlıklı düşüncelerle değiştirilmesi amaçlanır. Ayrıca kişinin korku nedeniyle kaçındığı durumların üstüne gitmesi sağlanarak yaşadığı korkunun azaltılmasına çalışılır.”

DARBEYE DİRENİŞİN ANALİZİ

Toplumun darbeye karşı, 7’den 70’e direnişe geçmesi ve korkunun bir kenara bırakılması kişilerin birbirlerine yönelttikleri öfkeye dönüşen bastırılmış suçluluk duygusunun ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Böylece şüpheye düşülen değerler nedeniyle silinmeye başlayan kimlikler doğrulanıyor, birey olmanın beraberlik ve dayanışma olmadan anlamsız olduğu görülüyor. Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal, “Bu başkaldırıyla haksızlığa, hukuksuzluğa, keyfiliğe, bencilliğe, bilinç- sizliğe, sorumsuzluğa, duyarsızlığa, çıkarcılığa, saygısızlığa, barbarlığa, zorbalığa karşı direniş umudu ayaklanıyor” diyor. Farklı kesimlerden, çok geniş kitlelerin gösterilere katılma nedeninin de bu olduğu belirtiliyor.

YAZI DİZİMİZE KATKIDA BULUNANLAR

NP İstanbul Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal, Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Abulfez Süleymanov ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Tamer Aker.