Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Anayasa değişikliğine ilişkin kanunla ilgili, "Halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanının istikrarlı bir biçimde beş sene hizmet edeceğinin bilinmesi ve onun kendisine yol arkadaşı olarak seçtiği, icra için seçtiği bakanların da orada o cumhurbaşkanı ile beraber o süre içerisinde hizmet edeceğinin bilinmesi, gerçekten hızımızı çok artırır" dedi.

Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili Akdağ, "Ortada teknik bir tartışma yok. Ortada politik bir tartışma var. Bir rejim değişikliği falan olmadığını herkes biliyor, Cumhuriyet Halk Partisi de çok iyi biliyor. Onların bir tek endişesi var; 'Biz CHP olarak bir başkan, bir cumhurbaşkanı, partili cumhurbaşkanı seçtiremeyiz', bunu biliyorlar. Seçtiremiyorlar, çünkü milletle davaları var. 1940'lı yıllardan itibaren milletle bir problemleri var. Onlara göre millet dönüştürülmesi gereken bir kitle, bize göre ise millet kendisinden emir alınması, talimat alınması, onun iradesinin yönetime yansıtılması, ona hizmet edilmesi gereken bir kitle" diye konuştu.

"HER VATANDAŞI ÖZEL ODADA YATIRMAK İSTİYORUZ"

Sağlık Bakanı Akdağ, "2002'ye kadar hastanelerin yüzde 90'ı koğuş tipi ve hastalar da o koğuşlarda yatıyordu. Bir insanın en fazla mahremiyete ihtiyaç duyduğu anlardan biri de hasta olduğu andır. O zaman onu ayrı bir odaya koyacaksınız. O odaların adı eskiden 'özel oda' idi. Şimdi bizim için her vatandaş özel ve her vatandaşı özel bir odada yatırmak istiyoruz. Şehir Hastaneleri böyle bir felsefenin ürünü. Yani bunlar, hastanın çok daha rahat edeceği, çalışanların fonksiyonel açıdan rahat çalışacağı, işimizi kolaylaştıracak hastaneler" dedi.

"AİLE HEKİMLERİ BELLİ GÜNLERDE TELEFONDA VATANDAŞLARLA GÖRÜŞECEK"

Acil servislerdeki yoğunluk hakkında Bakan Akdağ, "Biz bunun için bir tedbir alıyoruz. Şunu yapacağız, aile hekimlerimizi belli günler için telefonlarla vatandaşlarla görüşebilecek hale getireceğiz. Bir hat olacak, aynen 112 hattı gibi ya da bizim 184 hattı gibi. Hastalık durumunuz için aradığınızda sizin karşınıza o gün nöbetçi olan bir aile hekimi çıkacak. Ona danışabileceksiniz. Size bir anlamda rehberlik yapacak. Ufak bir risk varsa sizi acile yönledirecek, değilse bazı tavsiyeleri olacak" dedi.

"ALLAH AMERİKA'DA KİMSEYİ HASTA ETMESİN"

Trump'ın sağlık reformunu geri çekmesine ilişkin Bakan Akdağ şu ifadeleri kullandı: "Obama, bizim eski yeşil karta benzer bir biçimde yoksulların sağlık hizmeti almasını kolaylaştıracak, birtakım tedbirler almıştı. Şimdi onu da ortadan kaldırdılar. Allah, Amerika'da kimseyi hasta etmesin, gerçekten inanılmaz bir felakettir."

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, aile, çocuk, kulak burun boğaz ve acil servis hekimlerine beta mikrobunu 5 dakikada saptayabilecekleri bir test temin ettiklerini belirterek, "Bu test sonucunda beta çıkarsa antibiyotik kullanmak lazım, değilse o zaman antibiyotik kullanmaya gerek yok." dedi.

Akdağ, bir otelde düzenlenen "Akılcı Antibiyotik Kullanımı Lansman Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, Bakanlıkça hayata geçirilecek sağlıktaki yeni hamleleri ayda birkaç kez kamuoyuna tanıtacaklarını bildirdi.

Türkiye'de antibiyotiklerin çoğu zaman gereksiz biçimde kullanıldığının altını çizen Akdağ, "Gereksiz kullanım nedeniyle bakterilerin antibiyotiklere direnç göstermesi bakımından OECD ülkeleri arasında en kötü durumdayız. Yanlış işitmediniz." dedi.

Bu meselenin açık yüreklilikle göğüsleneceğini ve ülke olarak üstesinden gelineceğini ifade eden Akdağ, bunun için iki önemli yeni davranışa ihtiyaç bulunduğunu belirtti.

Antibiyotiği hastanın kendi başına değil, doktoruyla görüşerek kullanması gerektiğini vurgulayan Akdağ, vatandaşların doktorlarını antibiyotiğe ulaşma konusunda zorlamaması gereğinin altını çizdi.

"Antibiyotik, ateş düşürücü ya da ağrı kesici bir ilaç değildir." diyen Akdağ, antibiyotiğin mikropların bir kısmına karşı kullanıldığını dile getirdi.

Türkiye'de polikliniğe başvuran her üç hastadan birinin antibiyotik kullandığını, bunun altı reçetede bir olmasının beklendiğini ifade eden Akdağ, "Gerekenin aşağı yukarı iki misli antibiyotik kullanılıyor." dedi.

Sıklıkla görülen hastalık yapıcıların bakteri ve virüs olduğuna dikkati çeken Akdağ, antibiyotiklerin virüslere karşı etkisiz olduğunu hatırlattı.

Gereksiz kullanılan antibiyotiklerde yan etkilerin görülebileceğini, alerji, karaciğerde, böbreklerde sorunlara yol açabileceğini anlatan Akdağ, bilimsel araştırmaların da antibiyotik kullanımının nezle ve gribin ardından sinüzit, kulak iltihabı ya da zatürre gibi hastalıkların oluşumuna da engel olmadığını gösterdiğini bildirdi.

BETA MİKROBU 5 DAKİKADA TEST EDİLECEK

Bakan Akdağ, sağlıkta yeni bir hamleyi başlattıklarını söyleyerek, şu bilgileri paylaştı:

"Aile, çocuk, kulak burun boğaz ve acil servis hekimlerimize beta mikrobunu, 5 dakika içerisinde tespit edebilecekleri hızlı beta testi temin ettik. Bunu satın aldık. İhtiyaç duyan hekimlerimiz, hızlı beta testini hemen hastanın yanında gerçekleştirebilecek. Bu test sonucunda beta çıkarsa antibiyotik kullanmak lazım, değilse o zaman antibiyotik kullanmaya gerek yok. "

Bu testin kullanımı konusunda hekimlere etkili eğitimler verdiklerini aktaran Akdağ, bugünden itibaren konuya ilişkin televizyon spotlarının yayınlanacağını, sağlık kuruluşlarında afişler ve el ilanlarıyla vatandaşı bilgilendireceklerini söyledi.

Gereksiz antibiyotik kullanımının toplumsal bir boyutunun da olduğuna dikkati çeken Akdağ, bu durumda bakterilerin direnç kazandığını ve zatürre, menenjit gibi ağır hastalıklarda antibiyotiklerin etki göstermediğini ifade etti.

Türkiye'de antibiyotik kullanımının özellikle nezle ve grip açısından gelenek haline geldiğini ifade eden Akdağ, "Bu bizde kötü bir gelenek haline gelmiş durumda. Doktorlar, antibiyotik yazmak için adeta zorlanıyorlar. Yazmadıklarında eksik bir iş yapmış gibi düşünülüyor. Dolayısıyla bu yeni dönemde, doktorlarımıza beta mikrobunu hızlı test etme açısından güçlü bir imkan vermiş olduk." diye konuştu.

Geçmiş dönemde, "Türk gibi sigara içmek" deyiminin kullanıldığını hatırlatan Akdağ, toplumsal bir bilinçle sigaraya karşı başarı kazanan Türkiye'nin, benzer başarıyı başka konularda da gerçekleştirebileceğine inandığını dile getirdi.

Bakan Akdağ, doktorların bilgisayarlarına beta mikrobunun klinik bulgularıyla ilgili yönlendirici bilgiler yüklediklerini de ifade etti.

"GEREKSİZ ANTİBİYOTİK YAZIMI İÇİN CEZALANDIRICI BİR YAPTIRIM DÜŞÜNMÜYORUZ"

Bakan Akdağ, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gereksiz antibiyotik yazımı konusunda bir yaptırım uygulayıp uygulamayacaklarına ilişkin bir soruya karşılık Akdağ, "Uygulanan program açısından cezalandırıcı bir yaptırım düşünmüyoruz. Hızlı testlerin kullanımını Sağlık Bakanlığına ait kuruluşlarda gerçekleştiriyoruz. Özel sektör ve üniversiteler için de bunun gerekli olduğuna dair bir genelge yaptık. Süreci takip edeceğiz. Gerekirse eğitimlerimizi tekrarlayacağız. Hızlı test ve yönlendirici bilgisayar programına rağmen uygunsuz antibiyotik kullanımını devam ettiren hekimlerimizi tekrar eğitime alacağız. Cezalandırıcı bir tavır belki en son düşüneceğimiz şey. Programın başlangıcında bunu düşünmüyoruz." yanıtını verdi.

Üst solunum yolu enfeksiyonları nezle, grip gibi hastalıklarda hekimlerin neden antibiyotik yazdığına ilişkin hususu kayıtlarda göreceklerine değinen Akdağ, "Bir boğaz enfeksiyonuyla ilgili antibiyotik yazılacaksa hekim bu testi yapacak ve bu testin sonucuna göre antibiyotik verilecek." dedi.

Akılcı ilaç kullanımını toplumda yerleştireceklerini kaydeden Akdağ, şöyle devam etti:

"Yerleştirmek zorundayız. Aksi takdirde mikroplarla mücadele edemez hale geliriz. Bundan 70-80 yıl önce basit bir zatürre insanların kolayca ölümüne yol açıyordu, çünkü antibiyotik yoktu. Şimdi dünya, tabii ki bu arada Türkiye de yeni bir antibiyotiksizlik çağına doğru sürükleniyor. Evet çok antibiyotik var elimizde ama o antibiyotiklerin etki edemediği yeni mikroorganizmalar ortaya çıktı. Biz nasıl ki mikroplarla mücadele ediyorsak, mikroplar da kendilerini korumak için antibiyotiklerle mücadele ediyorlar, genetikleri değişiyor. Dolayısıyla ihtiyaç olduğunda hayat kurtarıcı ilaçlar, ihtiyaç olmadığı zamansa toplumsal açıdan özellikle gelecekte çok zor durumda bırakacak bir durumla karşı karşıyayız. Bu bir süreç tabii. Bu mücadeleyi yoğun biçimde sürdürmeye devam edeceğiz."

"YOĞUN BAKIM YATAKLARI ZAMAN ZAMAN UYGUNSUZ KULLANILIYOR"

Türkiye'de yoğun bakım ünitelerinin dolduğu yönündeki haberlerin anımsatılması üzerine Bakan Akdağ, yoğun bakım yatak sayılarının yeterli olduğunu bildirdi. Yoğun bakım yataklarının zaman zaman uygunsuz kullanışıyla karşı karşıya kalındığını dile getiren Akdağ, "Türkiye'de yoğun bakım yatak sayıları 2 bin 200'lerden 32 binlere çıkarıldı bizim dönemimizde. Ama zaman zaman yoğun bakım yatakları gereksiz kullanılırsa bazı şehirlerimizde yatak ihtiyacı oluşuyor, onun üzerinde de çalışmaya başladık." ifadesini kullandı.

Antibiyotik yazmayan hekimlere şiddet uygulandığına ilişkin bir soru üzerine Akdağ, ellerinde doğrudan buna yönelik bir veri bulunmadığını belirterek, "Böyle bir algının olması önemlidir. Bunun için bu hızlı antijen testini temin ediyoruz hekimlerimize. Böylece vatandaşa, 'sizde ya da çocuğunuzda beta varsa antibiyotik vereceğiz. Beş dakikanızı alacak' deme fırsatı doğmuş oluyor." diye konuştu.

Gereksiz antibiyotik kullanımının mali tablosuna ilişkin bir soruyu yanıtlarken de Akdağ, "Doğrusu bunun mali tablosu tarafında yoğunlaşmış değiliz. Antibiyotiklere yılda 1 milyar lira civarında bir ödeme yapıyoruz. Ama burada önemli olan vatandaşın sağlığı. Dünyanın korktuğu gibi ciddi bir antibiyotik direnciyle Türkiye'de karşılaşsak o zaman da maliyetler birkaç katına çıkar." değerlendirmesini yaptı.

Bakan Akdağ, bu yılın nezle ve grip ortalamalarının geçen yıllara kıyasla daha yüksek sayıları göstermediğini söyledi.

"EN AĞIR BİÇİMDE CEZALANDIRIRIZ"

"20 Şubat'tan itibaren zam geleceği için bazı depoların ilaç sıkıntısı yaratarak eczacılara ilaç göndermedikleri"ne ilişkin haberlerle ilgili değerlendirmesi sorulan Akdağ, "İster fabrikalar ister ithalatçılar ister depocular ister eczacılar, kim ilacın vatandaşa ulaşmasına mani olucu, stok yapıcı bir tavır içine girerse biz bunu en ağır biçimde cezalandırırız. Sektörün böyle bir şey yapacağını genelde hiç düşünmüyoruz. Çok nadiren de tevessül edenler varsa da çok yakından takip ediyoruz. Elimizde gerekli araçlar, mevzuat var, hiç kimseye bu konuda müsamaha etmeyiz." ifadelerini kullandı.

Bakan Akdağ, "DAEŞ'ten temizlenen Cerablus bölgesine doktor, hemşire gönderileceği" yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine de yurt dışındaki, Cerablus ya da diğer yerlerdeki sağlık hizmetlerinin gelişmesini Türk Kızılayı, sivil toplum kuruluşları ile beraber sağladıklarını anlattı.

Doktorlara ilişkin performans değerlendirmesine ilişkin bir soru üzerine de Akdağ, bu hususlarda verilmiş kesin bir kararın bulunmadığını belirtti. "Bu haber, Müsteşarımla yapılan bir mülakatla kamuoyuna duyurulmuş oldu. Kendisiyle de görüştüm. Tıpta Uzmanlık Kurulu'nun tartışmaya aldığı konulardan birisi, kesin kararlaştırılmış bir şey değil. Sağlık Bakanlığı çatısı altında bir bilimsel kurulumuz var. Onlar uzmanlıklarla ilgili sınavlar ya da müfredat gibi hususları çalışırlar, çalışırken bu konuyu da gündeme getirmişler ama verilmiş kesin bir kararımız yok." diye konuştu.

Doktorların devlet hastanesinden özel hastaneye geçişi konusundaki bir haberle ilgili olarak Akdağ, bu konuda da yanlış bir bilginin bulunduğunu, "bonservis" gibi bir hususun olmadığını ifade etti.

Bakan Akdağ, açıklamalarının ardından öksürük ve burun akıntısı şikayeti olan bir basın mensubuna 5 dakikada sonuç veren beta testinin yapılmasını istedi. Testin negatif çıkması üzerine Akdağ, basın mensubunun antibiyotik kullanmasına gerek olmadığını söyledi.

 

Kamu-özel ortaklığı modeli ile yapılan, toplamda yaklaşık 41 bin yataklı şehir hastaneleri çalışması kapsamında, bu yıl 8 şehir hastanesi kapılarını açacak.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre; Sağlık Bakanlığının öncelikli olarak yürüttüğü çalışmalar arasında yer alan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "kamu-özel sektör işbirliğinin en güzel örneklerinin sergilendiği proje" olarak tanımladığı şehir hastanelerinin tamamlanma süreci devam ediyor.

Sözleşmesi imzalanmış, yapım süreci devam eden ve yaklaşık 23 milyar lira ihale bedeli olan 21 sağlık tesisinin toplam yatak kapasitesi 30 bin 691 olarak belirlendi. Bunun yanı sıra ihale süreci devam eden ve henüz fizibilite aşamasında olan yaklaşık 10 bin yatak kapasiteli şehir hastaneleri için çalışmalar sürüyor. Bu şekilde, toplamda yaklaşık 41 bin yatak kapasitesine sahip şehir hastaneleri, vatandaşa hizmet verecek.

Dün hasta kabulüne başlayan Yozgat Şehir Hastanesinden hemen sonra, gelecek günlerde Mersin Şehir Hastanesinin açılışı yapılacak. Bunun yanı sıra kamu-özel ortaklığı modeli ile hayata geçirilen Kayseri, Ankara-Bilkent, Adana, Manisa, Isparta ve Eskişehir olmak üzere toplam 8 şehir hastanesi bu yıl içinde hizmet vermeye başlayacak.

AVRUPA'NIN EN BÜYÜK HASTANESİ BİLKENT OLACAK 

Avrupa'nın en büyük hastanesi ise Ankara'da hizmete girecek Bilkent Şehir Hastanesi olacak. Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü, toplamda 3 bin 700 yatak ve 1 milyon 308 bin metrekarelik kapalı alana sahip.

Açılacak diğer şehir hastanelerinin yatak kapasiteleri şöyle: "Adana Entegre Sağlık Kampüsü bin 550, Isparta Şehir Hastanesi 755, Mersin Entegre Sağlık Kampüsü bin 253, Yozgat Şehir Hastanesi 475, Manisa Şehir Hastanesi 558, Eskişehir Şehir Hastanesi bin 81 ve Kayseri Şehir Hastanesi bin 583."

Yapımı devam eden şehir hastaneleri, ruhsat alınmasını müteakip 2-3 yıl içerisinde bitirilerek halkın hizmetine girecek.

NİTELİKLİ YATAK SAYISI BU YIL SONUNDA YÜZDE 64 OLACAK 

Şehir hastanelerindeki hasta odalarının büyük çoğunluğu, "her hastaya 1 oda" anlayışı ile içerisinde tuvaleti ve banyosu olan, televizyonlu, buzdolaplı, eşya dolaplı, beş yıldızlı otel konforuna sahip olacak.

Tüm bu imkanlar, hasta mahremiyeti, refakatçi huzuru ve odada özgür davranabilme esnekliği bakımından, hasta psikolojisi adına mekansal bir konfor sunacak.

2002 yılında yüzde 6 olan ve 2016 sonunda yüzde 51 oranına ulaşan nitelikli yatak sayısı, bu yıl sonunda yüzde 64'e ulaşacak. Nitelikli yatak sayısı oranının 2023 yılında yüzde 100'e ulaşması için çalışmalara hız verilecek.

Bazı şehir hastanelerinin üst katında suit odalar bulunacak ve burada VIP hizmet verilebilecek.

HASTANE İÇİ AKÜLÜ TAŞIMA SİSTEMİ 

Hizmete girecek hastanelerde nitelikli yatağın yanı sıra deprem anında sağlık hizmetlerinin aksamadan devamını sağlayan izolatör sistemi olacak. Yangın anında, yanmaya dayanıklı kapılar, sulu ve gazlı söndürme sistemleri ile yangın güvenliği sistemi devreye girecek. Enerji sarfiyatını hissedilir derecede düşüren ve ikincil enerji kaynağı sağlayan trijenerasyon sistemleri bulunacak. Dış ortamdan etkilenmeden araç park etme imkanı ile kapalı otoparklar bulunacak. Hastanın enerjisini tüketmeden tedavi sağlamak ve hasta yakınlarını iş ve işlemlerde yormamak adına yürüyen merdivenler, yürüyen bantlar olacak. Renklerin hasta psikolojisi üzerindeki etkisinden hareketle, bilinçli ve tedaviye olumlu etki sağlayıcı renk tercihinde bulunulacak.

Hastane içi yatay taşımalarda akülü taşıma sistemi bulunacak.