Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Sağlık Meme kanserli kadınlarda meme alınması kader değil!

        Meme kanserine yakalanan kadınların en büyük korkuları arasında, bu hastalığın isminden kaynaklanan endişeler kadar memelerini kaybetme kaygısı da bulunuyor. Günümüzdememe kanserinin tanı ve tedavisindeki yeni yaklaşımlar ise bu korkunun ortadan kalkmasını sağlıyor. Pek çok meme kanserli kadın, memesi alınsa bile, bu alandaki gelişmeler ve uygulamaların daha kolay hale gelmesi sayesinde bu korkuyu yaşamıyor.

        Roma Katolik Üniversitesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Multidisipliner Meme Merkezi Direktörü Prof. Dr. Riccardo Masetti, “Meme kanserli kadınlardamemenin alınma kararı kanserin ilerlediğinimi gösterir yoksa daha erken evrelerde de bu operasyonun gerçekleşmesi mümkün müdür?” sorusuna şu sözlerle yanıt veriyor:

        MEME HANGİ DURUMDA ÇIKARILMALI?

        “Bazı kanserler erken evrede bile memenin içinde yaygın olan ufak odaklar şeklinde bulunabilir. Çok odaklı tümörlerde tek tedavi yöntemi memenin tümünü çıkarmaktır. Bu yöntem, meme koruyucu cerrahi uygulanamayan hastalarda tercih ediliyor. Tümörün çok büyük olup meme koruyucuya uygun bulunmaması ya da çok odaklı olması, tüm memenin çıkarılmasını gerektiriyor. Bunu bazen hastanın tercihiyle de yapıyoruz. Bu uygulamayı, özellikle meme koruyucu cerrahi için radyoterapinin şart olduğunu bilip kendisine bu tedavinin uygulanmasını istemeyen veya radyoterapi göremeyecek durumda olan hastalar tercih ediyor. Bununla beraber hastada genetik bir yatkınlık varsa ya da lokal nüks olasılığı yeni bir meme kanseri riskini düşündürüyorsa; gerek tedavi edici gerekse koruyucu olarak memenin tamamen alınması söz konusu olabiliyor.”

        KİME HANGİ AMELİYAT YAPILMALI?

        Prof. Dr. Masetti, hastanın ‘mastektomi’ (meme dokusunun ameliyatla alınma işlemi) adı verilen uygulama sonrasında göğüs duvarına ışın tedavisi alması gerekmediği durumlarda, aynı seansta meme yapmayı tercih ettiklerini söylüyor ve dünyadaki genel yaklaşımın da bu doğrultuda olduğunu belirtiyor. Göğüs duvarına radyoterapi alması gereken hastalarda ise bölgesel kontrolün iyi sağlandığından ve hastanın olası risklerden uzaklaştığından emin olunması gerekiyor. Masetti, “Bu tür hastalarda bütün tedavilerin bitmesini bekleyip meme ameliyatını daha ileri bir tarihte yapmak gereklidir” diye konuşuyor.

        MEME BAŞINI KORUYUCU CERRAHİ

        30 yıl önce hastalara, tüm memeyi göğüs duvarının tüm katlarıyla çıkarmak anlamına gelen ‘radikal mastektomi’ işlemi uyguladıklarını ve bu uyglamanın o dönemde en geçerli yöntem olduğunu söyleyen Prof. Dr. Masetti, “Günümüzde tüm memeyi çıkarsak bile deriyi koruyor ve rekonstrüksiyondan daha güzel sonuçlar elde ediyoruz” diyor. Bu uygulamayı, ‘deri koruyucu mastektomi’ olarak adlandırdıklarını belirten ve son yıllarda bu uygulamanın bir adım ötesine geçerek sıklıkla meme başını koruyan cerrahi uyguladıklarına dikkat çeken Masetti, bunun meme başının alınmadan arkasının boşaltılması anlamına geldiğini dile getiriyor.

        KANSER CERRAHİSİYLE PLASTİK CERRAHİ EL ELE

        ONKOPLASTİK teknikler, kanser cerrahisiyle plastik cerrahların kozmetik yaklaşımlarını birleştiriyor ve birlikte kullanıyor. Bu tekniklerin daha radikal olduğunu ve onkoplastik cerrahide hastadan daha çok doku çıkarıldığını söyleyen Prof. Dr. Riccardo Masetti, bu yolla daha iyi kozmetik sonuçlar elde ettiklerini ve bu uygulama sayesinde kozmetik bozuklukların oluşmasının önüne geçmenin mümkün hale geldiğini söylüyor. Bu yöntem, normal meme koruyucu tekniğin kullanılması halinde oluşabilecek bozuklukların giderilmesini de sağlıyor.

        KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ

        “MEME kanserinin sadece bir ismi olmasına karşın çok yüzü var” diyen ve hastaya en iyi hizmetin kişiye en uygun tedaviyi seçip multidisipliner yaklaşımla verilebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Riccardo Masetti, bu hastalıkta tek tedavi yöntemi olmadığını belirtiyor.

        50 YAŞINDAKİ HER 50 kadından birinde görülüyor

        YAPILAN araştırmalar ve klinik gözlemler, yaş arttıkça meme kanseri riskinin de arttığını gösteriyor. 40 yaşındaki hastaların 200'de birinde meme kanserine rastlanırken, 50 yaş civarındaki her 50 kadından birinde bu hastalığın görülmesi riskin yüksekliğine işaret ediyor. 85 yaşına kadar yaşayan her 9 kadından biri de meme kanseriyle tanışıyor. Kadının üretken olduğu periyodun uzunluğu da önemli kriterler arasında yer alıyor. Yani erken ve uzun âdet görme ve geç menopoza girme gibi unsurlar riski artırıyor. Meme kanserinde hormonal yatkınlığın da etkili olduğu ve yüzde 10-15'inin genetik kökenli olduğunun unutulmaması gerekiyor.

        CEYDA ERENOĞLU- GAZETE HABERTURK- HT MAGAZİN

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ