Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

CEYDA ERENOĞLU / GAZETE HABERTÜRK
cerenoglu@htgazete.com.tr

Gözde sivilce ve kabuklu yara görünümündeki oluşumlar göz çevresi tümörü işareti olabilir. Tedavi edilmemesi halinde körlüğe kadar gidebilen bu sorunda tümörlü göz kapağı yanak dokusuyla yeniden oluşturuluyor.

İnsanların önemsemediği, genellikle sivilce ya da kabuklu yara şeklindeki sinsi ve tehlikeli göz çevresi tümörlerinin son yıllarda artış gösterdiği belirtiliyor.

Estetik ve Plastik Cerrah Doç. Dr. Tayfun Türkaslan, körlüğe neden olan bu hastalığın, bulaştığı göz kapağının bir bölümünün ya da tamamının alındığını yanaktan ya da alın bölgesinden yapılan doku nakliyle kişiye yeniden göz kapağı oluşturduklarını söylüyor.

Göz çevresi tümörlerinin artmasında çevresel faktörlerin çok etkili olduğunu belirten Türkaslan, “Ozon tabakasının zarar görmesiyle tenimiz daha zararlı güneş ışınlarına maruz kalıyor. Bu da hücrelerde anormal değişikliklere ve göz çevresinde tümör oluşumuna zemin hazırlıyor. Güneşin zararlarını önemsemiyor, kaliteli güneş gözlüğü kullanmıyoruz.

Tatil anlayışımızın; deniz, kum ve güneşten ibaret olması son yıllarda göz çevresi tümörlerinde artışa neden oldu” diyor. Özellikle açık tenlilerde riskin daha fazla olduğu belirtiliyor. Türkaslan, insanların göz çevresi tümörlerini önemsemedikleri için kendiliğinden geçmesini bekleyerek bunun bedelini çok ağır ödediklerini kaydediyor.

ŞİŞLİĞE DİKKAT!

Tümörün göz kapağına ve göze sıçraması başka hastalıklarla aynı belirtileri gösterdiği için soruna teşhis koymak bazen zor oluyor. Bu belirtiler; göz kapağında şişme, göz yaşı kanallarında tıkanıklık ve gözde sürekli sulanma şeklinde sıralanıyor.

Göz çevresi tümörlerinin genellikle sivilce ve kabuklu yara görünümünde, iğne ucundan nohut büyüklüğüne kadar değişebilen boyutlarda olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Türkaslan, “Eğer bu sivilce ya da kabuklu yaralar 2-3 ay geçmiyorsa zaman geçirmeden doktora başvurulması gerekiyor. Bu noktada erken teşhis büyük önem taşıyor. Hastalık yayılmadan müdahale edilirse, göz ve göz kapakları kurtarılabiliyor. Kesin tanı, biyopsi işlemi sonunda konuyor” diyor.

Hastalığın tedavisi erken ya da geç tanı konulmasına göre değişiyor. Göz çevresi tümörünün erken teşhiste vücudun başka yerine sıçramaması halinde, dikiş atılabilecek şekilde temizlenebileceği belirtiliyor.

DOKU NAKLİYLE

Tümörün yayılması durumunda cerrahi operasyonla hastalıklı göz kapakları ve göz çevresi dokusu çıkarılıyor. Doç. Dr. Türkaslan, “Hastalık göze bulaşmışsa, göz küresi alınmak zorundadır. Bunun telafisi yoktur ve uygulama körlükle sonuçlanır. Tümör göz kapaklarına bulaşmışsa, göz kapağı derisinin bir kısmı ya da tamamı alınır. Burada hastayı estetik açıdan rahatsız eden bir doku boşluğu oluşur.

Bunun tedavisi kişinin kendi vücudundan yapılan doku naklidir. Tedavi; yanaktan, alından veya sağlam göz kapağından alınan dokuyla hastaya yeni göz kapağı yaparak tamamlanır. Bu noktada bir nevi göz kapağı tamiri yaptığımız da söylenebilir. Kişinin kendi vücudundan alınan bir parça olduğu için hastada doku uyuşmazlığı sorunu olmaz. Bu durumda hasta estetik ve hareket kabiliyetini koruyan fonksiyonel göz kapaklarına sahip olur. Daha da önemlisi tümörün yayılması engellenir ve sorun temizlenmiş olur” diyor.