Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Taze gençlik yaşlarındaki gözlüğünüzü hatırlayasınız. Dünyaya, çevrenize, olaylara ve insanlara bakışınızı... O tuhaf benmerkezciliği, hafızanızda tutuyor olabilirsiniz. Ne kadar şaşırtıcı bir yaşam tercihleri listesi kaydı. Kendi adıma anlamakta güçlük çektiğim ise şu: Zamanı anlama ve tarif etme fevkalâde izafi. Buna şimdi göreli ya da göreceli demedeyiz. Dilimize ne zaman tam yerleşecek onu söylemekse zor. Ama anlam olarak ‘cuk’ oturmuş halde. Öyle ya kime göre ya da neye göre? Siz henüz ergen iseniz 100 yaş sonsuzluktur. HT Cumartesi'nden Ali Esad Göksel'in haberi...

Peki ama söz konusu olan 200 yaş ise...

İrice bir salonda beklemedeyim. Önce salonun tarifi. Burası dünyaya en çok tesiri olan birkaç hacimden birisi. Mütevazı bir sandalyeye ilişmiş bakınıyorum. Muhtemelen güzellik anlayışımızın temeli burada atıldı. Rönesans diye tarif ettiğimiz faslın açıldığı mekân. Hayal ediyorum, acaba bu salonda kimler bulundu? Vasari, Leonardo, Michelangelo, Raffael ilk aklıma gelenler. Bir de buraya damgasını vuran Medici Ailesi.

54 metreye, 23 metre. Çok hoş oranlı bir dikdörtgen. Yüksekliği 18 metre. Salonun gayet fiyakalı da bir ismi var. “Salone dei Cinquecento” yani “Beş Yüzler Salonu”.

Sarayın inşaatı 14’üncü yüzyıl öncesine kadar dayanıyor. Şimdi sıkı durun, arsada eskiden ne varmış? En eskiden...

Antik dönemdeki Roma kolonisi Florentia’nın Amphitheatr’ı. Floransalılar bir zamanlar bizim cevval Çayeli uşağı gibilermiş. Herhalde bu arkeolojik mimari mirası dönüşüme soktular. İhtiyaç hasıl olan yeni saraylara yer açtılar. Ya sonrası? Atina Dükü olarak maruf VI. Walter mevcudu genişletiyor. Dönüşüme geri döneceğiz. Önce kısa bir ara, sebebi mevcudiyetimiz? İçerideki 200 talihlidenim. Brooks Brothers’ın 200’üncü kuruluş yılı kutlanıyor. Belki de erkek modasının zirvesi Pitti Uomo çerçevesinde.

Doğum gününü kutladığımız Brooks Brothers var ya, Amerika Birleşik Devletleri’nde kurumsal kimliğin bir parçası. Belirli mahfellere girip çıkmaktaysanız, dikkat kesilmelisiniz. Nasıl gözükeceğiniz çok çok önemli. Keyfiyetin tarifi de burada.

GATSBY VE IVY LEAGUE

Müşteri listeleri bir iftihar listesi, inanılmaz. Abraham Lincoln dahi var. Elbette gururlandırıcı. Ama beni daha çok ilgilendiren 2 isim daha var. Biri gerçek, öteki de fiktif; Avvocato ve Jay Gatsby...

Duyar gibiyim, “Bunlar da kim ola?” demedesiniz. Jay çok bilindik birisi, bilmez miyim demeniz muhakkak. Great Gatsby filmini hatırlayacaksınız: Leonardo di Caprio. 1920’li yılların Long Island Sahili’nde partileyen New York sosyetesi. Bu unutulmaz klasik sadece bir aşk filmi değildi. Sosyal tahlillerin yer aldığı bir kültür laboratuvarı gibi idi. Ve bir şey daha, Caprio’da hayat bulan Gatsby’nin kıyafetleri. Meraklılar için adeta bir kılavuz: Brooks Brothers imzalı idiler!

Gelelim avukata. Takip ettiğim bir hukukçu. Açıkçası hukukla pek işi olmamış. Ama lakabı avvocato. Ölümünden bunca yıl geçmesine rağmen fark etmiyor. Bugün İtalya’da herhangi birisine sormanız kâfi... “Avukatı biliyor musunuz?” Elbette, hem de iyi bilmedeler. Giovanni Agnelli çağdaş İtalya için önemli bir örnek. İşiyle, ailesiyle, yaşamıyla... Ama en az bunlar kadar bilindik bir fasıl daha var. Avvocato Agnelli kendine yakıştırdığı giyim tarzıyla da efasane idi. Daha önce bilmiyordum. Gömlekleri hep Brooks Brothers imalatı imiş.

Detayları sordum, anlattılar. Ölçüler, kalıplar, kumaş numuneleri arşivde imiş. Kumaş cinsleri her biri, efsanevi Sea İsland Cotton’lar hâlâ ulaşılabilir mi?

Zac “Elbette, ama daha da ilginç bir marifetimiz var” dedi ve “Ütü istemeyen gömlek kumaşlarımız” diye devam etti. Zırt pırt seyahat eden, hayatı yollarda geçenlere adeta can simidi. Hele hele, kabin içi bavul tercihiniz ise. Toplam hacim 8 kilodan ibaret.

İhtiyaç listeniz uzun, sabah toplantısı, öğle yemeği, akşam konser...

Tabii ki farkındasınız, “Sebebi mevcudiyetimiz” diye söze başladık ve uzadı. Uzadıkça daha da uzadı. Ama o hikâyede bir gedik kaldı.

Nasıl oldu da içeriye sızdık? Onu da arz edelim, “Davetlinin maiyetinde.” Markanın sahibi Claudio del Vecchio, Rahmi Bey’i davet etmiş. Rahmi M.Koç bizim en zevkli giyinenlerimizden. Günlük modadan ziyade kendisine neyin yakışacağına özen göstermede.

Şayet kişilikli bir üslubunuz olsun istiyorsanız buna kafa yormalısınız. Görgü ve vizyon sahibi olmalısınız. Sanat ve sanat tarihine aşina durmalısınız, yoksa haliniz yamandır.

Günlük akımların eline, insafına kalırsınız. Pusulası sapıtmış, rotasını şaşırmış halde savrulur gidersiniz. Kâh oraya kâh buraya... Sakin sular yani barınak için bir yol daha vardır. Kişilikli giyinenlere, yakıştıranlara bakmak, ders almak. Rahmi Bey, ilgi sahası giyim faslını epeydir kamusala taşımıştı. Önce Emirgan’da Edwards of Hisar diye bir yer açmıştı. Bu şimdilerde şehre taşındı, az biraz da gençleşti, demokratikleşti...

RAHMİ BEY İLE TURLAMA...

Bizim marka beni Floransa’daki defile ve gala yemeği için haber etti. “Sen de gel” diyerek davet etti... Davet eden ve davet mahalli yükseklerden olunca yola koyulmak vacib oldu. Bir günlüğüne Rönesans’ın başşehrine uçtuk. Claudio del Vecchio misafirler için Arno kenarında bir oteli kapatmış. Boccaccio Ailesi Sarayı’nda sonraları Napoleon’un kız kardeşi de yaşamış. Akşam 19.30’da yola düşüyor, defile için Beş Yüzler Salonu’na alınıyoruz. Duvarlar, tavan fresk ve resimlerle bezeli. Sanatçılar kim mi? Her kimi isterseniz... Saymış idik. Leonardo da Vinci, Michelangelo... Gerek mimarlar, gerekse sanatçıların şampiyonlar ligi gibi.

Ağzım açık etrafı seyrediyorum. Rönesans’ın tarihi burada kayda düşülmüş. Claudio del Vecchio yanımıza gelerek Rahmi Bey’i selamlıyor. Orta yaşlı, yakışıklı bir adam. Üzerindeki kıyafeti güzel taşıyor...

Babası İtalya’nın en zenginlerinden. İyi bir eğitim almış. Ardından aile imkânlarının üstüne yatmamış, çalışmış. Kabaca 20 yıl önce Brooks Brothers’ı satın almış. An itibarıyla küresel ölçekte 600 dükkânlık bir zincir ve 1.2 milyar dolar ciroya sahipler...

“Pekâlâ defile nasıldı? Kıyafetler ve mankenleri duyalım” sorularını yanıtlayalım. Mankenler çok ama çok genç yaşlardan seçilmiş idiler. Erkekler arasında yakışıklı varsa dahi, kızlara benim aklım ermedi. Matrix filmi hatırlarınızda mı? Kadınlar erkeğe benziyordular. İşte o hesaptan. Ya kıyafetler? Ivy League modası malumunuzdur. Kreatif direktör Zac Posen ile de konuştum. Sonra aktardığımda Rahmi Bey beni tashih etti, “Bu akım İngiliz liselerinde doğmuştur” diyerek.

Amerikan üniversitelerinde görülen bir kıyafet nizamı vardı. 1920’lerden itibaren çok iddialı okulların öğrencilerine hâkim olan. Tabii kumaşlar, rahat kesimler, ton sur ton renkler. Hareket serbestiyeti, tevazu ama gizlenmiş bir iddia. Bir diğer husus da şu, bu akım her yaşa uygun. Nasıl yani? Zac Posen anlattı. Ana fikir: Özgürlük.

Defile için bir not daha. İtalyan Filarmonisi sahne aldı, çaldı.

SARAYIN MUTFAĞI

Bir de defile sonrası yemek faslı var. Bakın sakın ha unutulmaya. İçinde bulunduğumuz saray dünyanın en bilindik adreslerinden. Bu şu demek, Çok sert ve kesin önlemler ile korunuyor. Ezcümle iddialı bir yemekten söz ediyor isek mutfağın başı dertte. Mutfak ekibi var ya... Sadece deplasmanda değiller. Alışık oldukları alet edevatın, ekipmanın çoğundan mahrum olarak sahadalar. Böyle hallerde dikkat ve merak kesilirim. Öyle ya nasıl oynayacaklar? Özet olarak sunayım. O akşam mönüde defans yoktu. Cereo Biraderler çok rahat oynadılar.

Galiba 2-3 yıl oluyor. Bir davette Claudio del Vecchio ile tanışmış idim. Gayet mütevazı biri. Sanat ve mutfak konuştuğumuz hatırımda. Kendisi yemek yapmaya da çok meraklı. Hatta bir ara bir lokanta açmış, “Günün birinde tekrar bu sahaya döneceğim kararlıyım” diye anlatıyordu.

Zaten çok küçük bir davetli grubuna verilen gala yemeğinde bu merak sergileniyordu. 80 kişinin katıldığı davetin yemeklerini Da Vittorio hazırlamıştı. Milano ile Verona arasındaki lokantanın İtalya’nın en iyi adreslerinden olduğunu söylemeliyim. Bergamo’daki lokantanın mutfağı çok uzun zamandır 3 Michelin yıldızına sahip. Hem de onyıllardır. Kendilerini ve annelerini iyice tanırım. Mutfağa gidip kutladım, teşekkür ettim. Salona davet ettim, Rahmi Bey ile de tanıştırdım. O da İstanbul’a gelmesini diledi. Claudio del Vecchio’ya akşamın performansını onun mutfağa ilgisine borçlu olduğumuzu söyledim.

Da Vittorio Cereo Biraderler’in marifetleri üzerine dedikodu yaptık. Mutfakları, ya o mahzenleri. 200’üncü yıl doğum günü kutlamalarının etkisi gerçeküstü ve unutulmaz idi. Eminim Medici’lerin Saray ve Meydan’a hâkim ruhları mesut olmuşlardır.