Üye Girişi
Arama
Arama

HABERTÜRK SİNEMA PORTALI

Emin Gürsoy Filmleri
(2018)
71. Locarno Film Festivali FIPRESCI Ödülü'ne layık görülen Sibel, babası ve kız kardeşiyle beraber Karadeniz'de yaşayan ve yalnızca ıslıkla iletişim kurabilen Sibel'in hikâyesini konu ediniyor.
(2013)
Birkaç yıl öncesinde bir rock grubunda çalan Mehmet (Engin Altan Düzyatan) eşinden boşanmış, müziği bırakmış yalnız bir adamdır. Onu hayata bağlayan tek şey haftada bir gün görebildiği kızı Ezgi’dir. Mehmet, senelerdir dostları olan Ayşe (Özgü Namal) ve eşiyle hala aynı apartmanda yaşamaktadır. Bir gece Ayşe’yle kocası arasında şiddetli bir kavga çıkar ve eşi evi terk eder. Mehmet durumu öğrenmek için Ayşe’nin kapısını çalar. Mehmet’in de Ayşe’nin de kaderleri o saniyeden sonra değişmiştir artık…
(2011)

Metropolde yaşamanın yarattığı keşmekeşten kurtulup, hep hayalini kurdukları doğayla baş başa bir yaşam sürmek isteyen bir grup ekolojist, Ege’de bir komün köyü inşa ederler. Kentli ekolojistlerin köylerine yerleşmelerinden dolayı çok memnun olan köy halkı, artık hiçbir işe yaramayan kıraç tarlalarını ve eski evlerini değerinden fazla fiyata aldıkları için aktivistleri büyük bir sevgiyle karşılar.

Her şey yolundadır, ta ki bölgeye kurulması gündemde olan termik santral kararı onaylanana kadar… Termik santral ile birlikte eski köylüler ile köyün yeni sakinleri aktivistler arasında ilginç bir süreç başlar ve olaylar karşılıklı protestoyla tam bir komediye dönüşür.

(2011)

Türkiye’de gerçekleşebilecek bir devrimin hayata ve sokağa nasıl yansıyabileceğini, devrimin, sıradan insanların, işçilerin, gençlerin, emeklilerin hayatlarında neleri değiştirebileceğini anlatıyor. Düşlerdeki Türkiye’yi, hep arzulanan ama bir türlü gerçekleştirilemeyen hayalleri anlatıyor. Eğitimin, sağlığın, parayla satılmadığı, paranın aşka tuzaklar kuramadığı, insanların işsizlik korkusu ile yaşamadığı, gençlerin üniforma giydirilip emperyalist örgütlerin hizmetine sokulamadığı bir ülkeyi anlatıyor. Ve hep beraber izlemeye, konuşmaya çağırıyor başka bir Türkiye’yi... Bir kez daha düşünün ya Türkiye’de devrim olursa? Nasıl bir Türkiye olur?

(0)

Eski bir polis, doğduğu topraklardan uzakta kaçak bir çocuk ve bir hemşirenin kesişen hayatlarından yola çıkarak; dünyanın kanayan yaralarında, batı’ya göç dramına işaret ediyor. Babasının zoruyla polis olan Halil görev sırasında şüphe üzerine bir Afrikalı göçmenin ölümüne sebep olur. Olayın vicdani sorumluluğu,intihara teşebbüs ve babasıyla sorunlu bir ilişki Halil’i kendi dünyasına hapseder. Jordan annesiyle birlikte başladığı yolculuğu Yunanistan’da buluşacağı babasıyla İngiltere’de sonlandıracaktır. Bu haftalar sürecek olan kaçak yolculuktur. Jordan babasına ulaşmadan önce son durağı Dalyan’dır. İşte Jordan ve Halil’in yolları tam da bu noktada kesişir. Denizden Gelen dünyanın temel problemlerinden biri haline gelen Batı’ya kaçak göç sorununu işlerken önyargıların sevgi ve fedakarlıkla aşılabileceğinin hikayesini anlatıyor.

YENİ VİZYONDAKİLER
Mehmet Açar
2010'lu yılların en iyi 15 bilimkurgusu
Copyright © 2017 - Tüm hakları saklıdır. Habertürk Gazetecilik A.Ş.