Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

“ALMAN DİSİPLİNİ” DENİLEN ŞEY KORKUTUCU MU? ALIŞMAKTA ZORLANDIN MI?
Korkutucu değil ama biraz garip. Mesela Türkiye’de antrenmanlardan sonra kıyafetlerimizi içine atmamız için büyük bir kutu koyarlardı, Almanya’da da buna benzer bir şey görüp formamı attım. Bütün kafalar bana döndü! Katlayıp koymamız gerekiyormuş. Soyunma odasında telefonla konuştuğumda da aynı tepkiyi verdiler. Herkes susup beni dinlemeye başladı. Yasakmış! Bir de beslenme çok önemli. Akşam yemeğinde bazen sadece haşlanmış patates çıkıyor. Bunun için özel aşçıları var ama yemekler lezzetli değil! Türkiye’ye geldikçe beynime kan gidiyor.

SAHADA NASIL FARKLILIKLAR VAR?
3 saatten az antrenman yok. Her antrenmandan 1,5 saat önce kulağımızdan kan alıp, test değerlerine göre program belirliyorlar. Kişiye özel çalışmalar da böyle planlanıyor.

Yani her antrenmana 2 saat kadar erken gitmek zorundasın…
Evet ve çoğunlukla çift antrenman yapıyoruz.

ŞEHİR NASIL?
İstanbul’da yaşadıktan sonra çok bir şey beklemesem de tahmin ettiğimden iyi çıktı. Şehirde 500 bin kişi yaşıyor ama her maça en az 40 bin kişi geliyor.

MUSTAFA DENİZLİ SENİ A TAKIMDA İLK OYNATTIĞINDA DEVAMININ YAVAŞ YAVAŞ DA OLSA GELECEĞİNİ Mİ DÜŞÜNMÜŞTÜN? ÜZERİNDEN YILLAR GEÇERKEN KENDİNİ NASIL HİSSETTİN?
Bernd Schuster ve Tayfur Havutçu dönemlerinde az da olsa şans bulabilmiştim ama sonrası biraz zor geçti. Kadro dışı kaldığımda kopma noktasına gelmiştim. Kadro dışı kalan arkadaşlarımla beni arayıp “Tesise gelmeyin, girmeniz yasak” dediler. Hayatımın en kötü anlarından biri olabilir. O yüzden biraz kızgınım ama Beşiktaş’a değil, bireylere. Beşiktaş ve taraftarına asla kötü bir şey hissedemem.

(Four Four Two)