Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTÜRK SPOR / Meriç MÜLDÜR

Evet, UEFA ile bir anlaşma yapılmış ve buna uyulmamış. Elbette yaptırımı olacaktır. Ama bu yaptırım Galatasaray gibi tüm dünyada bilinir bir markayı uzun yıllar kupalardan men etmek midir? Hele hele 8-9 ceza seçeneği varken. Ki mevcut yönetimin bu ihlalde hiç günahı yokken, UEFA’ya oldukça da haklı gerekçeler sunulmuşken. Ki bazı kulüplerin benzer gerekçeleri kabul görmüş ve men cezası verilmemişken.

Detaylandıracak olursak...

Galatasaray, Financial Fair Play Komitesi’ne yaptığı sunumu hazırlarken UEFA’ya üye 32 kulübün durumunu inceledi. Örneğin Ukrayna kulüpleri de batıktı ama ceza almadı. Ülkedeki savaş hali nedeniyle. UEFA, savaş durumunu geçerli bir gerekçe olarak kabul etti.

Galatasaray’ın sunumunda da gerekçelerden biri Ukrayna’nın durumuyla benzerlik taşıyordu. Türkiye’de de 6 aylık dönemde 680 kişinin öldüğü belirtildi, bölgesel teröre değinildi. Kabul görmedi.

Kur artışından doğan 40 milyon Euro’luk hesapta olmayan zarardan bahsedildi, o da kabul görmedi. E-bilet sistemine geçiş sürecinin seyirci sayısında önemli bir düşüşe neden olduğu vurgulandı, o da belli ki ciddiye alınmadı.

Öngörülemeyen olaylar nedeniyle hiç değilse esneklik sağlanması istendi. Belki bunu dikkate aldılar da 1+1 yıldan bahsediyorlar. Hiç kabul görmese 3-4 yıllık cezaları konuşuyor olacaktık.

Şimdi G.Saray ve federasyon en hafif cezayla kurtulmak için çabalıyor. Karar şubat ayında çıkacak. Ortada UEFA’nın da iyi niyeti varsa, amaç kulübü ille de men etmek değilse bu gerekçeler biraz da olsa kabul görür.

Ama Galatasaray cephesinde ciddi bir endişe var. Ve önemli de bir iddia.

İşte o iddiaya göre de bu işte Rus parmağı var. İki ülke arasındaki krizi kullanan Ruslar, sadece Galatasaray’ın değil tüm Türk takımlarının Avrupa kupalarından dışlanması için ciddi bir lobi faaliyetinde.

İddia ne derece haklı, Ruslar UEFA’da o derece güçlü mü bilemem. Ama Galatasaray kanadı tehlikenin farkında ve duyulan endişeyi hükümetin en üst düzey isimlerine kadar iletti, yardım istedi. Çünkü tüm bunlar doğruysa bu iş Galatasaray’ın tek başına üstesinden geleceği iş değil.

VATANDAŞI SÜRÜNDÜR KULÜPLERİ KURTAR
Türk futbolunu kurtarmak adına, daha doğrusu kulüpleri bataktan kurtarmak adına adımlar atılıyor. En son düzenlenen Futbol Zirvesi’nde ülke futbolunun en önde gelen isimleri görüş beyan ettiler. Aralarında elbette samimi, iyi niyetli olanlar vardır. Ama açıkçası hepsini öyle bulmuyorum. Örneğin TFF ile Kulüpler Birliği arasındaki ilişkiyi. Gizliden gizliye bir sıkıntı var sanki. Nasıl olsa yakında kokusu çıkar.

Son dönemde konuşulanlara bakarsak da ağırlıklı olarak bir konu dikkat çekiyor. Kulüpler için 3 devlet bankasından verilecek iki yılı geri ödemesiz, düşük faizli 10 yıllık kredi kullanma imkanı. Vallahi ne güzel!

Göksel Gümüşdağ’ın aylar öncesinden ifade ettiği, Spor Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’ın ismine dayandırılarak da geçtiğimiz haftalarda yeniden ısıtılan bir konu.

TFF Başkanı Yıldırım Demirören de “Yeni çıkacak Kulüpler Yasası kulüplerin borcunu 10 yıla bölmezse faydasız olur. Hükümetimizden destek gelmeli” diyor.

İyi güzel de bu futbolu yöneten, yönlendiren isimler yıllardır aynı isimler. Aynı kafada devam ettikçe, paraları çarçur ettikçe ne değişecek ki? Kulüplerin sıkıntısı parayı bulmak değil ki! Parayı iyi kullanamamak. Kurtuluşun formülünü de bankalarda bulmuşlar! Vatandaşın elini verdi mi, kolunu kaptırdığı bankalarda.

Kredi taksidini, kredi kartı ödemenizi geciktirdiğinizde bankalar sizi taciz eder, icra ile tehdit eder. Banka borcu nedeniyle vatandaşın evine haciz gelir, insanlar intihar eder, varını yoğunu kaybeder. Sistem değişmez, devlet iyileştirmeye uğraşsa da bankalar direnir. Vatandaşı süründür, kulüpleri kurtar. Böyle bir kurtuluş reçetesi de olsa olsa bizde yazılır zaten.