Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BİR DAKİKA UZATMADAN!!!
HALİL ÖZER
Aslında bu yazıyı MHK hemen istifa etmeli diye yazmıştım.

Ama gecenin bilmem kaçında MHK görevi bırakma kararı aldı. Bence iyi de yaptılar. Bir dakika uzatmadan, daha fazla kimseyi yaralamadan, canını yakmadan bu ıstıraba son verdiler.

Merkez Hakem Komitesi’nin bu kararına Futbol Federasyonu ne der onu bilemiyorum. Ama doğru olan kabul etmek. Çünkü Türk futbolunun başına bu kadar aciz ve yetersiz bir MHK gelmemişti. Hatta abartmadan söyleyebilirim bugüne kadar gördüklerimizin en kötüsü bu komiteydi. Ve tabii ki federasyon da bu çorbada olan tuzunun miktarını çok iyi hesaplamalı. Eğer bu başarısızlıkta sadece MHK’yi tek başına öne alır çıkarırsak büyük hata yapmış oluruz. Onlar suçlu ama onu seçenler suçsuz. Öyle bir şey mümkün değil tabii ki.

Bir maçta bu kadar çok rezaletin olduğu bir 90 dakikayı hatırlamıyorum. Bir hakem, bir oyunu nasıl bu kadar çığırından çıkarabilir ve nasıl bu kadar çok hatalı kararı bir arada verebilir? Sezonun en iddiasız maçlarından birini nasıl böyle zıvanadan çıkarabilir?

Maça hakemsiz çıksanız inanın futbolcular kendi aralarında çok daha rahat anlaşır ve bu kadar vahim olaylar yaşanmazdı.

Tamam burada canı asıl yanan Trabzonspor. İlk maçta da Cüneyt Çakır hiç hakkı olmayan tarafa maçı hediye etmişti. Ama dün farklıydı. Galatasaray çok daha iştahlı ve sanki futbola aç bir görüntü sergiledi. Hakem onların aleyhine de hata yaptı. Ve ne yazık ki G.Saray’ın futbolu gölgede kaldı.

Şunu da unutmamak gerekir. Bugüne kadar tüm kulüpler ve futbol adamları hem TFF’yi hem de MHK’yi defalarca uyardılar. Atilla Türker bilmem kaç kere yazdı. MHK çevresine kümelenen Riva’daki hakem hocaları, gözlemciler, temsilciler bin tane kirli ilişkilerle, adam kayırmacalarla felakete doğru adım adım yaklaştılar. Ne TFF ne de MHK bu uyarıları ciddiye alıp üstüne eğilmedi. Hatta alt dudaklarını bükerek, gülerek izlediler. Herkes adamını korudu. Hakkı olmayanlar haksız puanlar aldılar. Takımların canını yaktılar ama hep örtbas ettiler. Gruplaşmalara izin verdiler. Başarısızlar, başarılı gibi gösterildi. İyiler, adamını bulamayanlar, düz yolda tertemiz gidenler engellendiler. Puanlar ve maç dağılımı kuzenlere, amca oğullarına, babalara ve oğullara göre verildi. Örneğin Deniz Ateş Bitnel’in nasıl FIFA kokartı taktığını Çakır ailesine lütfen bir sorun. Sayın Muharrem Usta’nın Fitness mesajı nedir? Sayın TFF, bir kez daha uyarıyoruz ve lütfen inceleyin. Hastalık belli ama bugüne kadar neşter vuran olmadı. Ve sonunda patladı. Ve üstelik tüm dünyaya rezil olduk. Hepinizin gözü aydın.

Şimdi akan irin nasıl temizlenecek gerçekten merak ediyorum.

Her zaman söylüyorum. Türk futboluna bir rönesans adamı ya da adamları gerekiyor. Gelecekler ve her şeyi dümdüz edip baştan inşa edecekler.

Böyle bir görüntüde futbola dönmek çok zor ama dün Podolski’nin gol vuruşu gerçekten inanılmazdı. Kötü gecenin tek ışıltısıydı. Şöyle düşündüm. Acaba Umut Bulut o pozisyonu kaç vuruş denemesinde gol yapabilir?

1 DAKİKA UZATMA

Maç içinde o kadar rezalet var ki... Ama ben o bir dakikalık uzatmaya çok tutuldum. Normalde en az 8 dakika olması gerekir. Bu nasıl bir cesarettir ve rezalettir. Üstelik onu da oynatmıyorsun. İnsanın aklı gerçekten almıyor.

YABANCI HAKEM... HEMEN...
SERDAR ALİ ÇELİKLER
İki büyük takım. İkisinin de iddiası yok. İddiaları olsa da mecalleri yok.

Bu maça hem MHK Başkanı Kuddusi Müftüoğlu hem de Gölge MHK Başkanı Serdar Çakır’ın parlak prensi Deniz Ateş Bitnel atanıyor. Daha ilk piyasaya çıkış maçından (Kasımpaşa-Fener) sonra yazmış ve demişim ki “Aman diyim görmediğin pozisyona düdük çalma. Haa huu’ya aldanma..”

İşte bu ‘Parlak Prens’ aslında atmosfer itibariyle çok kolay bir maça atanıyor. Ama ne yapıyor gelin bakalım:

■ Yüzde yüz penaltıyı oynatıyor. (Sabri’nin Marin’e yaptığı hareket)

■ Onun etkisinde kalıp olmayanı veriyor; Trabzon öne geçiyor.

■ 2. yarı başlıyor, Özer’in pozisyonu temiz ama ‘el’ çalıyor. Özer de itiraz edince Özer’i yanına çağırıp uyarı yapıyor. Hadi sarı kart da haklı diyelim.

■ Sonra Özer, Carole’un ayağındaki topa çok net bir müdahele yapıyor. Ama Carole da pozisyon gereği Özer’in üzerine düşüyor. Haaa’lar Huuu’lar başlayınca gidip Özer’i atıyor.

■ İtiraza gelen Aykut’a “Oradan buraya geldin” diye sadece kalecilere uygulanan kuralı uygulayıp sadece 5-6 metre gelen Aykut’a sarı kart veriyor. Sonra her maçta 80 kere görünen kafa kafaya verip horozlanma hareketinde Aykut’u atıp yalandan da Podolski’ye de de sarı veriyor.

■ 9 kişi kalmış ve can havliyle savunup maçın sonuna getirmiş Trabzon aleyhine olmayan bir penaltı veriyor. Cavanda da gidip ona göğüs atıyor. Direkt Cavanda’yı atıyor.

■ Sonra Salih Dursun muhteşem bir hareket yapıp hakeme kırmızı kart gösteriyor. Hakem de maçtaki tek doğru kararını verip Salih’i de atıp Trabzon’u 7 kişi bırakıyor.

■ Sonra penaltının santrasında Trabzonlu oyuncular oynamıyor. O arada Mustafa Yumlu ile Erkan kendisine ağır şekilde sövüyor, “Çok Delikanlı Parlak Prens” Trabzon hükmen yenilmesin diye yiyip yuttu.

Sonra 4 kırmızı kart çıkmış maçı 1 dakika uzatıyor. Çünkü Trabzonsporlu oyuncular oynamıyor. O 1 dakikayı bile oynatamayıp bitiriyor.

Futbolu bilmeyen; kompleksli olduğu her hareketinden belli; psikolojiden anlamayan, ortamı koklayamayan bu beceriksiz adam, Kuddusi’sinden Serdar’ına; Bünyamin’inden bilmem kimine kadar herkesin desteğini alıyor. Bu hakemlerden bir şey olmaz. Bir kere daha söylüyorum. Bu hazirundan HAKEM çıkmaz. İdare-i maslahatçılar ile dünkü gibi Bitneller çıkar. Yabancı hakem şart oğlu şarttır. Anlayın artık.

G.SARAY TAKIMI

İlk yarıda pek etkili değillerdi ama maçın başından sonuna kadar hakimdiler. 2. yarıda tamamen tek kaleye döndürdüler. 3 puan oyunla haklarıydı ama onların da tat aldığını sanmıyorum.

TRABZON YÖNETİMİ

Bu sene Trabzon’u bu MHK doğradı. Kuddusi Müftüoğlu MHK’sı ve Serdar Çakır kliği Trabzon’a sezon kapattırmış. Niyahet Bitnel, dün Trabzon’u aşağıladı. Bu hakeme lisans yırttırmazlarsa; Serdar Çakır ve Müftüoğlu’dan hesap sormazlarsa onlara da “müstehak” denir.

 

 

GALATASARAY'I KURTARMAYI BIRAKIN
HALUK AYYILDIZ
Ligin ilk yarısında Trabzon’da oynanan Galatasaray maçı gözümün önüne geliyor da halen isyan ediyorum. Ne olmuştu hemen hatırlayalım; Erkan Zengin’in şutunu Denayer eliyle kesmiş, Cüneyt Çakır ise net penaltıya devam işaretini vermişti. Trabzonspor da o moral bozukluğuyla 1-0 mağlup olmuştu. İşte o günden sonra Trabzonspor bir daha toparlanamamıştı.

Gel zaman git zaman bu kez İstanbul’daki rövanş maçında Deniz Ateş Bitnel sahneye çıktı ve Sabri’nin Marin’i iterek yere düşürdüğü ve Sefa’nın ortasında Hakan Balta’nın eliyle kestiği pozisyonları göz göre göre yemesi ve 4 kırmızı kart göstermesi ‘artık yeter’ dedirtti. Ağzımdaki baklayı çıkartayım isterseniz, “Bırakın artık Galatasaray’ı kurtarmayı”. Erkan için çaldığı penaltıyı ise nasıl gördü hayret ettik!

Uzun süredir sakatlıkları devam eden Cardozo, Mehmet Ekici, Güray ve Okay’ın yokluğunda sinekten yağ çıkartmaya çalışan Hami Mandıralı, Aytaç Kara’nın da hafta içinde sakatlanmasıyla G.Saray maçına orta sahada Akakpo sürpriziyle başlamak zorunda kaldı. Dünyaca ünlü sağ bek Bosingwa yine sol bekti mecburen. Mustafa Denizli de bunu fırsata çevirip Sabri’yle sürekli bu bölgeden bindirme yaptı. Cavanda’nın koruduğu sağ kanattan ise G.Saray neredeyse hiç gelemedi diyebiliriz. İlk yarının ilk 20 dakikalık bölümünde Olcan ve Podolski attığı şutlarda Trabzonspor’u etkisi altına aldı. Fakat Hami Mandıralı’nın oyun disiplininden kopmadığını gördüğümüz takımı, öne geçtiğinde sahaya da hakim olmasını bildi.

İlk yarıda akılcı oynayan Trabzonspor’da, Özer Hurmacı’nın gereksiz şekilde oyundan atılmasıyla bir anda çözülme süreci de başlatıldı hakem tarafından. Özer atılınca 10 kişi kalan Trabzonspor, kalesinde Podolski’yle beraberlik golünü gördü. İyice sinirlendirilen Trabzonsporlu futbolculardan bu kez de Aykut Demir oyun dışında itildi. Sonrasında psikolojisi bozulan ve 9 kişi kalan Trabzonspor toparlanamadı, nasıl toparlansın ki zaten. Kaleci Onur Kıvrak bu dakikadan sonra toplamda atılan 4 arkadaşının yerine oynadı ama yetmedi, yetemezdi de. Çünkü hakem kafayı takmıştı Trabzonspor’a...

SALİH DOĞRUSUNU YAPTI

Özer Hurmacı ve Aykut Demir’in atılmasından sonra, Cavanda bence Umut Bulut’a dokunmadı bile ama oyundan atıldı. Penaltı dendi. Salih de hakeme kırmızı kart gösterip tepkisini verince o da atıldı. İsyanı gayet normaldir, bu bir tepkidir. Tabi anlayana...

TEK DOĞRU MAÇI BİTİRMEK

Hakem faciasıyla 2-1 mağlup duruma düşen ve 7 kişiyle başlama vuruşunu yapan Trabzonsporlu futbolculardan Bosingwa’nın topu Galatasaraylı futbolculara atması zoruna giden Bitnel’in yaptığı tek doğru hareket hemen maçı bitirmek oldu! Aferim sana Bitnel hoca, Cüneyt hocanı aratmadığın için!

HAKEM HERKESİ KURTARDI
ERHAN TELLİ
Kusura bakmayın ama böylesine bir maçı futbol açısından değerlendirmek bana göre son derece yanlış !... Çünkü baştan sonra bariz hakem hatalarıyla dolu, tartışmalı penaltı ve kırmızı kart kararlarıyla geçen, iğrenç bir maç oldu... Açıkçası bu kadar kötü bir hakem yönetimi karşısında ne yazılır, ya da ne yorum yapılır, gerçekten bilemiyorum... Galatasaraylılar’ın da, bu maçı bu şekilde kazandıkları için sevindiklerini ya da içlerine sinen bir galibiyet olduğunu hiç sanmıyorum.

Galatasaray taraftarını, bu galibiyetten daha çok ilgilendiren tek şeyin, Wesley Sneijder’ın yedek kalması olduğunu tahmin etmek de zor değil aslında... Çünkü maçtan önce tribünlerden verilen tepkiye bakılınca, aksi bir sonuçta işin nerelere gideceği belliydi. Hakem Deniz Ateş Bitnel, yaptığı hatalarla hem olası bir seyirci protestosunu önledi, hem de yönetim ve Mustafa Denizli’yi istifa seslerinden kurtarmış oldu...

Meseleye bodoslama girersek... Öncelikle ben halâ Mustafa Denizli’nin Lazio karşısında tam da gole ihtiyaç varken, o dakikada Wesley Sneijder’ı sakat olduğu için oyundan aldığına inanmıyorum... Bana göre Mustafa Denizli’nin Sneijder’ı oyundan çıkarması hataydı. Zaten Sneijder da hemen hocasını taraftarın önüne atıp tepkisini gösterdi. İşte film de ondan sonra koptu. Arena’daki ‘Denizli istifa’ sesleri, ilk kez o zaman duyuldu...

Hadise orada bitmedi tabii... Sneijder maçtan bir gün sonra kalkıp Kıvanç Tatlıtuğ’un Paris’teki nikahına gidince, öyle Mustafa Denizli’nin dediği gibi pek de sakat olmadığı hemen ortaya çıktı! Öyle ya, Sneijder madem sakattı, o halde Florya’da tedavi olup Trabzonspor maçına hazırlanmak yerine, taa Paris’te ne işi vardı? Hadi gerçekten Sneijder sakattı ve Mustafa Hoca maçtan önce söylediği gibi dinlendirmek için bu maçta yedek bıraktı diyelim... O zaman da bu kadar tecrübeli ve disiplinli bir hoca, Trabzonspor maçı varken, Sneijder’a bu yorucu yolculuk için nasıl izin verdi ?

Tüm bunlara karşın, ben yine de Mustafa Denizli’nin Wesley Sneijder’ı Paris’teki nikaha gitti diye cezalandırıp yedek bırakabileceğine de inanmıyorum. Şayet Sneijder Paris’ten dönüp ‘yorgunum’ dediyse de şaşırmam. Beni asıl şaşırtan şey, Sneijder’ın yokluğunda, özellikle maçın ilk yarısında Sarı-Kırmızılı oyuncuların sahada sergiledikleri olumlu futboldur ki, esasında onun da nedenini anlamak pek güç değil...

Taraftarın sonsuz sevgisine ve kredisine sahip olan Hollandalı’nın yokluğunda, O olmadan da kazanabileceklerini göstermek isteyen bir oyuncu grubunu sahada gördüğümü söyleyebilirim... Takım ıslıklandığında tek başına tribüne çağrıldığında gidip yumruk şov yapan, kendileri sahada en ufak bir hata yaptıklarında ıslıklanırken, yedek kaldığında bile maç öncesi tezahürat yapılan bir Sneijder’ın, onların üzerinde bıraktığı etki, açıkça ortada...

Zaten bu maçta, özellikle hakem tarafından katledilmeden oynanabilen kısmındaki olumlu futbolun iki nedeni var...

Birincisi Sneijder... İkincisi protesto korkusu !