Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yılmaz Vural, HABERTÜRK TV'de Fatih Altaylı'nın sunumuyla yayınlanan Tek Tek programına katıldı. Vural, Türk futbolunun sorunlarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte Yılmaz Vural'ın sözlerinden satırbaşları: 

 "Biz hep umutla konuşan bir ülkeyizdir. Ben de inşallah demiştim. X takımı bunu yaparsa, Y takımı bunu yaparsa diye geldik. Yine aynı duruma geldik. Olur mu bir daha? Kolay değil. Ama beklenti o yönde. Fatih Hoca'nın Türkiye Futbol Direktörü olarak gelmesi beni ilgilendiriyor. Ben daha önce başarı istemiyordum. Çünkü başarı gelince bir sürü şeyin üstü örtülüyor. Böyle olacaksa başarılı olmayalım diye düşünüyorum. Fatih hoca, ne yapmalıydı, ne oldu... Beni bu daha çok ilgilendiriyor."

"Hocamız buraya geldiğinde siyasi bir destekle de geldi. Bu çok önemli. Böyle bir kabullenmeyle gelmesinden hepimiz çok mutlu olduk. Aramızda en güvenilir olan kişi. Antrenör mesleğinin yüz akı. Ben hocamdan bunu beklemiyordum. Ben buradaki başarı ya da başarısızlığı üstlenmesini beklemiyordum. Türk futbolu için yeni bir başlangıç olacaktı. Futbol özerklik kazandı, Şenes Erzik döneminde. O günden bu yana bir arpa boyu yol gitmedik. Top değişti, şortlar değişti, statlar yapılıyor... Ama değişen bir şey yok. 3 büyük kulübe endeksli bir lig var. Ekonomik olarak rakamlar büyüdü. Uçuk uçuk rakamlar... Ama ortada bu rakamlara eşit değerde bir şey yok. Seyirciler de belki bundan tepki gösteriyor. Acaba bu değişiklik niye olmaz, kim durdurur? Almanya, İngiltere yapıyorsa sen de yaparsın. 18 milyon genç potansiyel var, stat var, her şey var... İzlanda bizden daha başarılı olabiliyor. Türkiye Futbol Direktörü'nün bunu yapması gerekmez miydi? Yapamadığını neden yapamadığını anlatması gerekmez miydi? İnsanlar bunu kim engelliyor bilsinler. Şimdi seyrediyorum demeçlerini. Üzülüyorum. Böyle saçma şey mi olur? Bir anda imparator bu hale mi geldi? Bu kadar sonuca endeksli bir şey olur mu? Futbolcular derneği, teknik direktörler derneğinden bir ses var mı? Bu kadar sosyal egosu gelişmemiş bir ülke olabilir mi?"

"SONUÇ ÇIKINCA KONUŞMAK KOLAY"
"Hoca ben kadrodan sorumluyum diyor. Beni kritik edin diyor. Geçmişte sonuç almış, hala geçmişe bakarak devam etmek istiyor. Onun tercihi bu. Burası kulüp takımı değil ki. Türkiye'de stoper mi yok? Semih var, Ahmet Çalık var... Onları oynatmıyorsan niye seçtin? Sonuç kötüyken bunlar konuşuluyor. Hoca kendini burada riske atıyor. Adalet bu değil bence. Ben ligde oynayan bir futbolcu olsam niye uğraşıyorum diye düşünürüm. Yalçın dedi bunu mesela. Hoca olarak pek bir şey de diyemiyorum. Sonuç çıkınca konuşmak kolay. Hoca şöyle düşünebilir; ben bir daha bu oyuncuları oynatayım kendilerini kanıtlasınlar. Değiştirse niye değiştirdin diyebilirler. Takımı değiştirip sonuç alırsa niye bunları oynatmadın denilecek. Yoruma çok açık bir iş. Tamamen sonuca bağlı. Hoca kendini riske etti, çok lehine gitmedi. Ama bitmiş bir şey yok. Yine kazanırsa hocamızın imparatorluğu devam edecek. Bu ülkenin bir Fatih Terim'i var. Bu kadar kolay değil bu işler. Yıllarını vermiş, kendini kabul ettirmiş. Eğer kaybederse çok zor bir duruma düşecek. Yazık değil mi Arda'ya? Emek verildi o kadar. Arda Manisa'ya kiralık gitmişti, aradım. Gel seni Antalya'ya alayım dedim. Ben kampa katılayım sonra karar vereyim dedi. Orada başarılı oldu, Arda oldu. Ben sadece niye her hafta İstanbul'a geliyorsun derim ancak. Git şimdi evinde bin kişi kalıyordur. Artık geleceğin yere gelmişsin, uzaklaş bunlardan. Ne hale düşüyorsun, yazık değil mi?"

"Ben oyunculara hep derim; sizi normal görmezler, rakama bakarlar. İnsanlar da eleştirirler yani. Ben madende asgari ücretle çalışacağım, sen o paralarla bir şey sunmayacaksın... Böyle bir şey yok. Pratiğin içindekiler en suçsuzları. Biz onları nasıl yetiştirirsek, onlar da öyle oluyor. Sağda solda buluyorsun. Ben Hakan Şükür'ü aldığımda basketbolcuydu. Tesadüflerle bir yere geliniyor burada. Futbolcular bence en suçsuzları. Suçlu olan yönetenler. Ben buradan devlete sesleniyorum; değiştirin artık spor politikasını. Yasalar çıkıyor, değişiyor. Lütfi Arıboğan yönetti kulüpleri, futbol kendi içinden bir Lütfi Arıboğan çıkaramadı. Basketboldan alıp çıkardık onu. Bakıyorum bir tane futboldan gelen birisi yok. Sen içinden gelmeyince yakalayamazsın ki nüansı."

"Ben stada gelip takımı destekliyorum, forma alıyorum. İyi bir uygulama bekliyorum, sen bunu yapamıyorsun. Saatlerimi veriyorum, seni izlemeye geliyorum. Çok önemli sosyal bir olay bu. Sen beni keyfimden mahrum bırakıyorsun. Kusura bakma kardeşim, ben de seni eleştiririm. Müşteri benim. Benim beklediğimi oynamaya mecbursunuz. Türk futbol seyircisi kesiyor cezayı. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın seyirci ortalamalarını görüyoruz. Dünyada hangi organizasyon bu kadar insanı bir araya getirebilir. İşçi ve holding sahibi maç izleyip birbirine sarılıyor. Bir aidiyet duygusu var. Beni sen neden bundan mahrum bırakıyorsun? Ben ne yapayım boş zamanımda?"

"Başarısız olursak futbol yine aynı şekilde devam edecek, hiçbir şey olmayacak. Yeni kadro kurmak gibi bir şansın yok ki. Kimi bulacaksın? Yarısı yabancı zaten. Gökten zembille düşecek hali yok futbolcuların. Bu sistem yine böyle devam edecek böyle."

"SPOR VE EĞİTİM ASİMİLE OLMALI"
"Spor ve eğitimi birleştirin. Ben entelektüel oyuncu istiyorum. Ben teori anlatıyorum anlamıyorlar. Teori olmadan pratik mi olur? Adamın 15 dakika ders dinleme alışkanlığı yok. Liseyi bitiren futbolcu yok. Sen bu kadar çocuğu nasıl eğiteceksin? Aile bana soruyor, okutayım mı, futbolcu mu olsun diye... Ben okutun diyorum, nereden bileyim 5 sene sonraki halini. Çocuk 35 saat ders görüyor, sonra evde çalışıyor. Nasıl profesyonel futbol eğitim alsın bu çocuk? Almanya'da İngiltere'de yapıyorlar bunu. Spor ve eğitimi asimile ediyorlar. Biz hala yan toptan gol yiyoruz, öğretemiyoruz. Futbolcu anlamıyor bunları. 25 futbolcu var 80 dakikada antrenman yapıyoruz. Kişi başı 3 dakika ilgileniyorsun, ne olur bu antrenmandan. Hala 4-4-2 öğretiyorlar... Eğitimine kadar hepsi bir fiyasko. Del Bosque Yeniköy kasabı oldu, Löw Adana'yı düşürüyordu, ben gittim kurtardım takımı. Adamlar şimdi ne yapıyor? Derwall, 'Bu ülkede başarılı olan her yerde başarılı olur' dedi.

"Bizde her şey insanla oluyor. Böyle iş yapılmaz ki. Antrenöre veriyorsun takımı, bunu takım yap diyorsun. Ben nasıl yapayım bunu? Bu zihniyetle milli takım çıkıyor. Biz farklı bir ülkeyiz. Eğitimli ülkelerle yarışmaya çalışıyorsun, yarışamazsın. Oyuncuya dayalı bir sistem var. Eğitim meğitim yok, bu kadar zor değil bunlar. Alt yapıya veriyorsun eski futbolcuları. Sen nasıl eğiteceksin o çocukları? Rezil bir yapı var. Ben çocuğumu vereceğim sana, al bunu futbolcu yap diyeceğim. Yok ya... Alttan kim çıktı en son? Değiştirin bunu artık. Bu kadar insanı aptal yerine koymayın. Tesis var, para var, her şey var... 600 milyon bekleniyor ihaleden. Neden olmuyor bu iş? Bu kadar zor mu? Fatih Terim olayı değil bu. Ben sadece buna kızıyorum. Sen niye giriyorsun Milli Takım hocalığına. Sen başka birini görevlendir, projeleri yap. Yapamıyorsan niye yapamadığını anlat. Engelleyen varsa onları anlat. Ses çıkarmazsan eleştirilirsin o zaman."

"Kimse istemiyor Türk futbolcuları. Bize geldi birkaç kez teklif. Soruyolar Türk müsün, Müslüman mısın diye... İstemiyorlar bizi. Kim para kazanıyor Allah aşkına. Birkaç futbolcu, birkaç hoca kazanıyor paraları. 129 tane profesyonel takım var. Kimse para alamıyor. Ben bunca yıldır çalışıyorum, sadece Gençlerbirliği'nden aldım paramı. Her yerde param kaldı. Kendi aranda örgütlenmen yok. Ben sendika kuralım diyorum, hakkımızı arayalım. Türk futbolcu UEFA'ya gidemiyor. Kendi içinde çöz diyor. Yabancılara yardım ediyorlar. Buna el koyulması gerekiyor. Siyaset buna el koyacak. Bakılacak diğer ülkelere, ne yapılıyorsa o yapılacak. Kanun koyulacak, uyacak kulüpler. Yazık yani Fatih hocaya, Arda'ya kızıyoruz. Kızılacak kişilere kızmıyoruz."

"Federasyon niye insanları götürüyor Fransa'ya? Hangi ülke yapıyor bunu? Sen bununla susuyorsan zaten bir şey olmaz. Seyirciye kızacak biri lazım. Fatih hocaya kızıyor işte. Böyle olmaz."

"Fatih hoca gitse, başkası gelse ne değişecek? Ben orada olsam futbolcu prim isteyemez orada. Senin orada olman primdir, ne olur 50 bin-100 bin euro alsan. Sen söylersin primi biter. Gelmek istemeyen gelmesin. Alman futbolcu 150 bin euro alırken bizimkiler 500 bin euro istiyor. Burada kavga mı edelim? O olsaydı da bu olsaydı diye... Ben inanmıyorum futbolcular değişince bir şey değişeceğini. Hepsi aynı sistemden, kaostan geliyor. Bunlar küçük detaylar. Sorun milli takımın alacağı sonuçlarla değil. Bir kişi bir yerde sistem oluşturamaz. Löw çok mu iyi teknik direktör? Sistemin içinde yapması gerekeni yapıyor. Sistemsizlik sistem olmuş."

"Pro lisans alacaksın, 36 günde bunu öğreniyorsun. Her şeyi öğreneceksin orada. Kolay mı bu kadar şeyi öyle orada öğrenmek? Vahiyle mi geliyor bu? Sen nasıl böyle kulüp çalıştıracaksın? Biz de gördük dışarıda eğitimleri. Burada o eğitimi verecek bir grup yok. Kimse de sormadı bugüne kadar. Ben de işi ukalalığa vurdum. Espriye döndü olay."

"BİLGİLİ İNSANLARIN YETKİSİ YOK, YETKİLİ İNSANLARIN BİLGİSİ YOK"
"Slaven Bilic diyor ki bilgili insanların yetkisi yok, yetkisi insanların bilgisi yok. İşte bu ya. Adam ne güzel özetlemiş."

"3-4 tane baba oyuncu sizi istemezse gidersiniz. Futbolcuların parası ödenmeyince futbolculara bu yetki verilmiş. Kulüp başkanları her şeye karışıyor. Orada antrenörün otoritesi kalır mı? Oyuncu onu kabul eder mi? Futbolculara antrenör değiştirme yetkisi verilmiş maalesef. Onları asla mutlu edemezsiniz. Kısır döngü bu. Geçen sene PTT'de 65 tane hoca değişti. Böyle saçma şey mi olur? Antrenörlük diye bir şey yok yani. Tamamen bir fiyasko var. Bizim gibi birkaç tane zıvanadan çıkmış hoca var, ona gider, buna gider uğraşıyorsun. Olmaz, bu ülkeden bir şey olmaz. Bu kadar yıldır çalışıyorum hiç sportif düşünen başkan görmedim. Ya siyaset düşünüyor ya ekonomik. 3-5 kişi mutlu olsun diye yapılıyor bu iş. Bu kaostan beslenenler var demek ki. Bu onların işine geliyor."

"Hidayet çok üst seviyelerde spor yaptı. Şu an cumhurbaşkanımızın danışmanı. Hamza Yerlikaya aynı şekilde. Ben onlara güveniyorum artık. Siyaseti bir şekilde ikna etmeleri gerekiyor. Ben de görüşmek istedim. Bunlar oturulup konuşulacak, bu iş yapılacak. Bizim federasyon başkanı, kendi kulübünü yönetemedi. Olur mu bu iş? Halk Fatih Terim'e, Arda'ya sormasın, üsttekilere sorsun. Fatih Terim'e de kadroyu değil, sen 3 senede ne proje yaptın diye sorun. Kaybederse Fatih hoca, oyuncular mı kaybedecek? Onlar yine parasını kazanacak. Kaybeden burada seyredenler."

"Bizim insanımız iyi eğitilmiyor. Ben Ankara'da spor akademisini bitirdim. Almanya'ya gittim, beni lise mezunu kabul ettiler. Sıfırdan yeniden öğrenmek zorunda kaldım. Sonra dedim ki iyi ki kabul etmemişler. Bizim öğrendiklerimiz onların 50 yıl gerisinde. Adam sana bilgi veriyor, sen onu tercüme ediyorsun da öğreniyorsun. Adam yenisini bulup onu uyguluyor. Ben üniversitede ders veriyorum. O eğitimle 3 tane koyun güdemezsin. Bir şey öğretilmiyor. Baştan aşağı yanlış. İçim acıyor. Benim ülkem niye yapamıyor diye üzülüyorum. Kimsenin de umrunda değil. Nerede başarılı olduk? Oyun boyutuyla başarılı oluyoruz. Sadece bilimle olmuyor ya, o kısımlarla bazen başarılı oluyoruz. İnsanlar bekliyor benden bekliyor ki Fatih hoca niye onu oynatmıyor diye tartışayım. Bana ne Fatih hocanın tercihlerinden. Başkası olsa ne olacak? Bu Türkiye çok bekler daha."

"Getirsin beni cumhurbaşkanı, arkamda dursun bakalım ne oluyor... Bu kadar iddialı söylüyorum. Siyasetle baş edemezsiniz. Siyaset arkanda olursa olur. Gidersin İngiltere, Almanya ne yapıyorsa, onu yaparsın. Ben Almanya'dan geliyorum, şartlar sana uymaz dediler. Bilimsel doğruyu burada uygulaman mümkün değil. Ben doğruyu yapıyorum, oyuncu şikayet ediyor. Oyuncu yoruluyormuş. Bu iş gezme işi değil, koşma işi."

"Ben Göksel Gümüşdağ'ın yerinde olsam 129 kulübü de alırım bünyeme. Passolig niye 3. ligde yok? Adam kesiyorlar orada, neler dönüyor."