Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

ALİ GÜLTİKEN
60 DAKİKA 

Şampiyonlar Ligi için ilk yarıdaki futbol müthiş bir başlangıç. Çok şey var. Oyun hakimiyeti var, tempo var, coşku var, pozisyonlar var, gol var. Golden sonra oyun kontrolü var. Tempoyu istediğin gibi yönlendirme var. Yani bu maç için düşüneceğiniz ve isteyeceğiniz her şey var. Skor avantajını yakalamışsınız. Oyun stratejisi sizin elinize geçmiş. Rakibi risk alacak şekilde zorlayabilirsiniz. Bu avantajlar bu tür turnuvalar için çok önemli şanslardır. Bu bölümde özellikle Talisca harika işlere imza attı ama bu kalltedeki bir oyuncunun bu kadar pozisyonun içerisinde golü de bulması gerekir. Quaresma’nın frikik golü tam bir usta işiydi. Bu tür maçlarda, bu kalitedeki oyuncuların yapmasını isteyeceğiniz türden bir işti. Beşiktaş’ın ölü vuruşlardaki silahları müthiş ama buna normal oyun içerisinde ürettiği pozisyonları gol yapmayı da eklemeli. Yoksa bu kadar güzel işlere ve organizasyonlara yazık olur.

İkinci yarı Beşiktaş’ın, bütün dengeler elindeyken bu kadar kolay taktik bir ölü vuruşa teslim olmaması gerekirdi. Bu tür maçlarda bu seviyelerde goller de yenebilir. Ama oyunun içerisinde daha çabuk toparlanmak gerekir. Yenilen golün şoku Beşiktaş adına fazla uzun sürdü.

Beşiktaş bu yolda yürürken, attığı her adımdan elbette bir şeyler de öğreniyor. Fakat bu kadar pozisyon ürettiğiniz, sonucu farka götürebileceğiniz bir müsabakadan kayıpla ayrılmak elbette üzücü.

Oyuncular tarafında; Tolgay oyun dengesini ve pas organizasyonunu yönetme işinde oldukça başarılıydı. Buna tempoyu da ilave ederse hem kendi etkinliğini hem Beşiktaş’ın etkinliğini artıracaktır. Adriano bu tür maçların tecrübesine sahip, iki bölgeyi de oynayabilen bir oyuncu ama Beşiktaş’ın pas temposuna daha çok girmeli. Hücum tarafında daha etkili işler yapmalı. Bu görüntüsüyle her zaman şans bulması kolay görünmüyor. Aboubakar’ın da etkin ve skor yaratır bir noktaya gelmesi için oyun sürekliliğini yakalamasının yanında, çevresindeki oyuncuların da onu biraz daha düşünmesi lazım veya Aboubakar’la oynamayı düşünmesi lazım. Bu seviyelerde 90 dakika bütün oyunu elinizde tutmak gibi bir şey söz konusu değil ama bazı dengeleri de elinizden kaçırmamanız gerekiyor. Özellikle işin saçma bölümünde daha dikkatli olmak lazım. Oyundan kopmamak da bir diğer önemli konu.

Beşiktaş 60. dakikaya kadar yaptığı harika işleri, yediği kolay bir frikik golünden sonra bir kenara itti. Hatta son dakikalarda Yarmolenko’nun pozisyonu gol olsa bu maça çok yazık olurdu.

Dinamo Kiev’le ilk maçı oynamak güzel bir avantajdı. İlk yarıda skoru yakalamak da güzel bir rüyaydı. Ama bu maçlığına bu rüyayı kısa gördük. Daha iyisi de olabilirdi.

 

İBRAHİM YILDIZ
BEŞİKTAŞ ŞANSINI KULLANAMADI
Şampiyonlar Ligi’ne Benfica beraberliği ile başlayan Beşiktaş, dün akşam sahasında Dinamo Kiev’i yenemeyerek gruptaki şansını iyi değerlendiremedi.

Müthiş seyirci desteği Siyah- Beyazlılar’ı ciddi anlamda motive etti. Son Galatasaray karşılaşmasındaki kadroyu değiştiren Şenol Güneş, orta sahaya Tolgay’ı monte ederek önemli bir hamle yaptı. Atiba’nın önünde oynayan genç futbolcu topa hakimiyeti, rakip eksiltmesi ve attığı ara paslarla rakibin dengesini bozdu.

Karşılaşmaya hızlı başlayan Beşiktaş, baskılı oynayarak oyunu rakip alana yıktı. Zaman zaman Dinamo Kiev’li oyuncular gördükleri pres karşısında şaşırdılar. Hata yaparak, topu oyunda tutmakta zorlandılar. Pres ve her iki yanlardan gelen ataklar rakip kale için ciddi tehlikeler yarattı. İlk yarının tartışmasız üstün olan takımı Beşiktaş’tı. 6 şut kullanan Siyah- Beyazlılar’ın 3 topu kaleyi buldu. 5 korner kullanarak kurdukları baskının sonucunu da gördüler. Bir anlamda rakibe göz açtırmadılar. Tek şut ve tek korner kullanan Dinamo Kiev, ofansta çoğalmayı başaramadı. Bunda en önemli etken, Beşiktaşlı oyuncuların orta alanı iyi kontrol etmesi ve kenarları kapatmalarıydı.

Barcelona’dan alınan Adriano’nun fiziksel düşüşü bazı pozisyonlarda pas hatalarına neden olurken, gereksiz bir faul yaparak sarı kart gördü. Yine Aboubakar, kazandığı topları iyi saklamasına rağmen rakip ceza alanına gitmede çabukluğunu gösteremedi. Herkesin beklediğinin aksine uzun toplar yerine, daha çok topa sahip olma ve pas trafiği, Beşiktaş’ın oyunda hakimiyet kurmasında en önemli etkendi.

İlk yarının en güzel hareketi şüphesiz Quaresma’nın attığı goldü. Serbest atıştan kullandığı şık vuruşa, “90’a takıldı” demek abartı olmaz. Harika gol Beşiktaş’ın güzel ve mücadeleci oyununun ödülü olarak kayıtlara geçti. Talisca ile Abuobakar’ın kaçırdığı iki pozisyonu da ilk yarının notlarına eklemeliyiz.

Karşılaşmanın ikinci yarısı oyunu ikinci bölgeye taşıyan Dinamo Kiev, Beşiktaş’ın pas hataları sonucu topla daha çok oynayan taraf oldu. Galibiyeti koruma içgüdüsü ve psikolojik çöküş, rakibin işini kolaylaştırdı. İlk yarı tek şut girişiminde bulunan rakip takım, arka arkaya 7 şut şansı yakaladı.

Attıkları gol yine duran bir toptan geldi. Siyah-Beyazlı futbolcular ceza sahası içinde yanlış yerde durup, rakibi boş bırakarak golü hediye ettiler. Çok kolay bir gol yiyerek rakibin umutlanmasına neden oldular. Dinamo Kiev golden sonra dengeleyerek, Beşiktaş’ı oyundan düşürdü. İstediği sonucu aldı.

TOLGAY-TOSİC

Tolgay özellikle ilk yarı müthiş oynadı. Orta sahanın dinamosu gibi çalıştı. Teknik özelliklerini iyi kullandı. Oyundan çıkana dek takımın hatasız oynayan oyuncusuydu. Tosic ise savunmada hata yapmadan oynadı. Zamanında yaptığı hamlelerle dikkat çekti.

ADRİANO-ABOUBAKAR

Adriano, klasına yakışmayan top kayıpları yapıyor. Tecrübeli oyuncudan daha iyi performans beklemek doğal. Ancak fiziksel sorunu var. Oyuna katkısı üst düzeyde değil. Aboubakar, iyi top saklamasına rağmen yavaş kalıyor. Şutu düşünmediği gibi rakibin arkasına sarkamadı.