Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

SAVUNMA VE GHILAS
ALİ GÜLTİKEN
İlk yarının son haftaları her zaman farklı atmosferlerde oynanır. Oyuncular zor bir maratonun finalini bir an önce yapmak isterler. Beşiktaş sezonun ilk yarısında zorlu bir periyodu geride bıraktı. Başladığı kadrodaki bazı oyuncularında sakatlık yaşadı. Bu, dolayısıyla sezon başı planlamasını bir adım geriye attı. Bunun yanında hem Avrupa hem Türkiye Kupası hem lig maratonunda çizgiyi yukarıda tutup devam etme iradesini de ortaya koymaya çalıştı. Bunda başarılı da oldu. Kadrosunu rotasyonla bu maça kadar taşırken geçen haftaki mağlubiyet dışında da büyük bir kaza yaşamadı.

Antep karşısında da bu işi üç puanla bitirip rahat bir nefes almak istedi. Elbette üç puan almak kağıt üzerinde kolay gibi görünse de sahada büyük bir arzu ve mücadele istiyor. Hele karşınızda Gaziantepspor gibi düşme endişesi yaşayan bir takım varsa daha da dikkatli olmak gerekir.

Beşiktaş yine kendi temposunu, oyun şeklini sahaya yansıttı. Fakat geriye dönüşlerde, kontralarda fazla açık verdi. Özellikle Ghilas, Rhodolfo’nun maç eksikliğini iyi kullandı. Beşiktaş’ın genel anlamda takım savunmasıyla ilgili bu sezon yaşadığı bazı problemler, birkaç maçta daha çok ön plana çıktı. Gaziantep maçı da bu tür tekrarlardan biri oldu.

Beşiktaş’ın oyun olarak kendi karakteristik özellikleri var. Özellikle ön tarafta Aboubakar, Oğuzhan, Q7 gibi oyuncularıyla da her takımı zorlayabiliyor. Ama bunu verimlilik olarak son haftalarda biraz düşürdü. Buna savunma blokunun dönen toplarda rakibine inisiyatif vermesi ve orta alan oyuncularının tempolarının düşüklüğü neden oluyor. Biraz da kaybolan takım coşkusu ve mental yorgunluk da sebebiyet veriyor. Şenol Hoca bu sezon savunmayı istediği ölçüde kurmakta zorlandı.

Özellikle savunma göbeğinin oturtulamaması ve sürekli değişen iki bek, savunma güvenliğini zorladı. Antep karşısında da bunların tekrarlarını izledik. Ghilas’ın ve Kangwa’nın cömertliğinin yanında Fabri’nin de ayakta kalması dün akşamki galibiyetin anahtarı oldu. Mücadelesi yüksek bir yarı sezonun finalinde galibiyet almak çok değerli. Hele rakiplerinizden birinin puan kaybında bu çok daha değerli hale geldi. Zor da olsa, rakibine pozisyon da verse, penaltı da kaçırsa kazanılan üç puan tüm bunları dün için geride bıraktı. Bunun kazançlarını Beşiktaş cebine koymalı. Fakat özellikle son iki haftada yaşadığı sıkıntıların sebeplerini de ortaya çıkarıp ikinci yarıya bunları çözerek gelmeli.

Çünkü başta Şenol Hoca olmak üzere bütün oyuncular ikinci yarının çok daha zor geçeceğini biliyorlar. Ligin ilk yarısının bitimiyle beraber bunları telafi edebilecek hem zaman hem de imkanları olacak. Başta savunma olmak üzere daha dinamik bir orta alanı ligin ikinci yarısında görmek üzere...

KÖTÜ OYNARKEN KAZANMAK
ERCAN TANER
1- Bu sezon ilk defa Vodafone Arena’yı tıklım tıklım göremedim... İstanbul çok soğuk veya Bursaspor maçından sonraki hain saldırı, annelerin, babaların, eşlerin, bilinç altına yerleşmiş ve çıkamamış galiba...

2- Beşiktaş, top ayağındayken oynamayı seven bir takım haline geldi..

3- Hücumda genişlik prensibi, forvet oyuncularına pozisyon yaratır... Bu prensibe, orta saha oyuncuları katkı vermek zorunda... Bu ilke, ligin sonuna doğru Beşiktaş’ta kayboldu...

4- Geldiğinden beri senede ortalama 1 sarı kart gören Atiba, bu sezon kart sınırında oynuyor. Bunun nedeni oyun sistemi... Tolgay ve Oğuzhan bu oyun anlayışında üretemiyor ve savunmaya yardım edemiyorlar. Atiba da dili çıkmış, ciğeri şişmiş görüntüsüyle bence çıldırıyor...

5- Orta alan ve savunma arasındaki Gönül ve koordinasyon bağlantısı; kötünün kötüsü... Ligde, 15 maçta 3 galibiyet almış, sadece 15 gol atıp, dünkü maça çıkana kadar 26 gol yemiş bir takıma, ilk yarıda 3 net pozisyon vermek, takım oyunu eksikliği ve atak sonlandırmayı başaramamak anlamına geliyor...

6- Rhodolfo, maalesef 5 ton yük taşıyan bir tır gibi olmuş. Sakatlık dönüşü onu tanıyamıyorum... Gaziantepspor’un bu kadar kolay orta alanı geçmesine, Şenol Güneş 53 dakika tahammül etti... Gökhan İnler oyuna alındı ama Beşiktaş kalesinde net pozisyonlar devam etti...

7- Cenk Tosun, “ben kanat oyuncusu değilim” diye bas bas bağırdı oyun içinde! Dün, bitirici pozisyonlarda da iyi değildi. Oğuzhan, bazen oyun içinde öyle kayboluyor ki, yakında bir televizyon kanalından, ‘Oğuzhan tatilde’ teklifi alabilir...

8- Beşiktaş’ın oyun senaryosunu, statta pide satan arkadaş dahil, herkes ezberledi. Önce beklemek, sonra sallanan savunma ve orta alanın üzerine çabuk ataklarla gitmek ve bol bol pozisyon bulmak...

9- Aklıma bir soru geliyor, oyun taktikleri içinde B planı, C planı bulmak bu kadar zor mu? Dünkü rakip, çok çabuk oynayan Osmanlıspor olsa, devre arası tatili zehir olurdu Beşiktaş’a...

10- Bu takımın penaltı atan oyuncusu Cenk Tosun değil mi? 5 golünü penaltıdan atan Cenk, niye donuk kaldı, Oğuzhan niye penaltıyı attı?.. Cenk, kendini iyi hissetmedi mi penaltı sırasında? Yoksa, saha içi disiplin problemi mi var? Kaçan penaltıya 1 sayfa yazılır ama neyse...

11- Aboubakar nefis gol attı, penaltı yaptırdı, boş alanlara koştu çalıştı... Beşiktaş’ta sahanın en iyisiydi.. Şimdiden yazıyorum, bir stoper, bir orta saha ve Aboubakar’a ortak olacak, çok deneyimli bir forvet şart! Yoksa, Süper Lig şampiyonluğu ve Avrupa Ligi’nde başarı hayal olur...

ÇINAR 2. PENALTIYI VEREMEDİ
BÜLENT YAVUZ
Hakem Serkan Çınar, Vodafone Arena’da bir penaltıya hükmederken, yüzde 100’lük bir penaltıyı da es geçti. 12. kuralda mevcut fauller ve fena hareketler için oldukça yüksek bir standart yakalarken ceza alanı içerisindeki kararlarında aynı başarıyı gösteremedi. Barış’ın, Aboubakar’a yaptığı müdahale net penaltıydı. Topla oynamaya hiç niyeti olmayan Barış’ın, Siyah-Beyazlı oyuncuya bodoslama yüklenmesi açık bir penaltıydı, hakem de kaçırmadı ve beyaz noktayı gösterdi. 90+1’de ise Antepli Rajtoral, Beck’in bileğine net bir müdahalede bulunuyor. Bunun adı yüzdü 100 fauldür, ceza alanı içerisinde olduğu için de adı penaltı idi. Hakem ilk penaltıya çok rahat düdük çalarken bu bal gibi penaltıya ise düdük çalamadı. Maç berabere bitse, bütün Beşiktaş ayağa kalkar. Ne diyelim, bu da hakem şansı