Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

TIKIR TIKIR - Gökhan ZAN

Galatasaray sıkıntıları olan bir takım. Ligin başından bu yana oynadığı bir iki maç dışında taraftarına güven veren, rakibini ısıran, didikleyen bir futbol sergileyemedi.

Yaşanan sakatlıklar orta saha ve stoper bölgesinde Riekerink’in elini zayıf bıraktı. Ardından cezalılar, mali problemler derken zirve potasında olmasına karşın, takım ligin sonunu taşıyacak futbolu ve arzuyu sahaya yansıtamadı. Taa ki dün geceye kadar.

Akhisar karşısında Sarı-Kırmızılı ekip bambaşka bir hüviyette sahaya yayıldı gerçekten. Sürekli hücumu düşünen, arzulu, istekli bir takım izledik. Belki de sezonun en etkili futbolunu oynadılar. Çok da farklı kazandılar. Daha 41. dakikada oyun 4-0’a geldi ve maç ilk yarıda bitti.

Galatasaray’ın kontrolünde geçen oyunun etkileyici olmasında kuşkusuz öncelikli olarak futbolcuların maçı istemesinin rolü büyük. Sonrasında özellikle hücum bölgesindeki paslaşmalar, kaleye dikine etkili koşular ve sonuca giden final vuruşlarını söyleyebiliriz. Sneijder, Podolski ve Bruma üçgeni Akhisar savunmasını darmadağın etti. İnanılmaz oynadılar, futbolun estetik güzelliklerinden örnekler izlettirdiler.

Sneijder, takımın önemli bir parçası olduğunu zaten geçen hafta Karabük’teki yokluğuyla anlatmıştı bizlere. Bu hafta da o tespitin ne kadar doğru olduğunu gösterdi futboluyla. Bu üçlüye orta sahada yardımcı oldu. Kontraya çok değerli paslar attı. Selçuk ile Josue hem rakibin çıkış toplarını kesmeyi başardılar, hem de bu topları öndeki bu “üç silahşor”lara iyi taşıdılar. Josue ikinci bölgenin gizli kahramanıydı bence. Ve yerini benimsedi.

Yasin de sağ kanatta etkiliydi. İyi top taşıdı. Savunmada hatasız oynadı. Akhisar’ın temposuz, hedefsiz ve bitik futbolu da Galatasaray’ın kontrol gücünü arttırdı. Ege ekibi hücumda hiçbir varlık gösteremedi. Sonuçta takım saat gibi tıkır tıkır işledi. Geçen haftaki kabusu üzerinden atmış göründü. Rakip belki hiç varlık gösteremedi ancak Galatasaray da buna izin vermedi. 4-0’dan sonra oyunu doğal olarak rölantiye aldı. İkinci yarıda tempoyu arttırdıkça pozisyon buldu. Hem farklı kazandı, hem de futbol olarak önümüzdeki haftalara umut taşıdı. Zirve yolunda iyi bir hamle yaptı. Maçın uzatma dakikalarında bile golü düşündü. Alkışı hak etti.

BRUMANİA

Portekizli, gecenin yıldızıydı. Mükemmel oynadı. Galatasaray’ı kanatlandırdı, hücumda uçurdu. Bire birde çok süratli. Çok iyi adam eksiltti. Gerek Sneijder’la, gerekse de Podolski’yle uyum içinde gözüktü. Hepsinden önemlisi final vuruşlarındaki özensizliğini en azından bu maçta gidermiş göründü.

PODOLSKİ

Hafta içinde 5 gol atan Podolski’nin transfer konusunu da yönetim rafa kaldırmalı artık. Podolski’nin hem mix zone dili, hem de vücut dili kalmaktan yana görünürken transferin son saatlerinde macera aramaya bence gerek yok...

BRUMA RÜYALARINDA BİLE ÇALIM ATIYORDUR - Erhan TELLİ

Galatasaray’ın bu sezon geçen sezonlardan farklı olarak haksız rekabete yol açan bir değil, iki oyuncusu var artık... Biri, herkesin takdir ettiği Muslera... Diğeri ise rakiplerin korkulu rüyası haline gelen Bruma! Muslera nasıl ki rakip forvetlerin şut atmaya bile korktukları bir kaleci haline geldiyse, Bruma da baş döndüren o müthiş hızı ve çalımlarıyla, rakip savunma oyuncuları için çok büyük bir kabusa dönüşmüş durumda... Eminim ki maç bittiğinde, ‘Bruma’dan kurtulduk’ diye sevinen rakip bekler, gece rüyalarında bile Bruma’yı görmeye ve ondan çalım yemeye devam ediyorlardır! Durum, kendileri için o derece kötü yani...

Bruma’nın şu an Türkiye Süper Ligi’nde, bire birde geçemeyeceği adam yok. O’nun o müthiş hızına yetişebilecek bir savunma oyuncusu var dersen, o da yok... Topu ayağına aldığında izleyenleri heyecanlandırmayı başaran ender futbolculardan. Hele bir de dünkü gibi final paslarında abuk sabuk işler yapmadan direkt olarak sonuca gitmeyi başardığında ise onu da, tek başına sırtında taşıdığı G.Saray’ı da seyretmek ayrı bir zevk. Zaten asıl mesele, işte tam da bu...

Oynarken oynayanın keyif aldığı, izlerken de izleyenin zevk aldığı bir takım olabilmek! Taraftar da sezon başından beri bunu istiyor ve bekliyor...

Galatasaray, bu sezon belki de ilk kez bunu ilk yarıda oynadığı güzel oyunla başardı. Bunda, elbette Akhisar’ın kötü oyunu da etkiliydi. Ancak yine de sahada ilk kez bu kadar doğru işler yapan bir Galatasaray vardı. Semih’in golü ile rakibin direnci çok erken kırıldı. Sneijder harikaydı... Bruma müthiş oyunu ile daha ilk yarıda fişi çekti. O çok eleştirdiğimiz Josue bile, beklenmeyecek derecede iyi oynadı. ‘Kötü’ diyebileceğimiz bir futbolcu ise neredeyse yoktu...

Ancak kupadaki Başakşehir maçı için ‘Bu maç bir ölçü mü?’ diye soracak olursanız, bence hiç değil. Çünkü G.Saray’ın karşısında bu kez onu oynatmak istemeyen rakip olacak. O nedenle kupada her şey olabilir... Ligde ise Beşiktaş derbisine kadar bir aksilik olacağını düşünmüyorum.

Sonuç olarak, kazanmak güzeldir. Hele kaybedilen bir deplasman sonrası bu galibiyet ilaç gibi gelir... Ama sakın ola bu 6 gollü farklı galibiyet, Podolski’yi satmayı planlayan yönetimi kandırmasın. Geçen sezon Burak’ı sattıktan sonra yaptıkları gibi, Podolski gibi bir adamı satıp yerini doldurmazlarsa, bu işin sonu yine hüsran olur. 3-5 milyon gelecek derken, bir bakmışsınız şampiyonluk gitmiş... İşte o zaman son pişmanlık fayda etmez, haberiniz olsun.