Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

FATİH ALTAYLI | ZİRVESİ BU OLAN LİG YARIM CENT BİLE ETMEZ
Türkiye Süper Ligi’nin naklen yayın hakkı için yarım milyar dolar para ödeyecek olan yayıncı kuruluşun Katarlı sahibine ücretsiz bir danışmanlık yapayım. “Dolandırıldım” diye mahkemeye başvursun, parasını geri istesin... Eğer şampiyonluğun biri sahibi, diğeri adayı, iki büyük takımın maçındaki futbol kalitesi bu ise; bu lig, değil yarım milyar dolar, yarım cent bile etmez!

31. DAKİKADA ATILAN İLK ŞUT
Ayıptır, yazıktır, günahtır... Evimizden, işimizden, eşimizden çaldığımız vakti, ya tribüne gidip ya da ekran başına geçip bu rezilliği seyretmek için harcamak tam bir aptallık olsa gerek... Bu lig ‘süper’miş öyle mi? Ne külahım dinler ne de sakalım! Tarih boyunca en iyi maçlar, G.Saray-Beşiktaş maçları olurdu. Bir de dünkü utanç tablosuna bakın... G.Saray, kaleye giden ilk şutunu ve hatta ilk şutunu 31. dakikada yapacak başka hiçbir şeyi olmadığını gören Podolski’nin saçma sapan vuruşuyla buldu. Beşiktaş daha mı iyiydi? Asla... Onların da Muslera’ya giden ilk şutu ceza alanının epey dışında dürtülmüş bir topla 42. dakikada geldi. Varın gerisini siz düşünün...

GÜNEŞ’İN BÜYÜK MAÇ KORKUSU
Şenol Güneş, her zaman olduğu gibi büyük maç korkusuyla ve puan farkının da verdiği avantajla ‘gol yemeyelim’e bağlamıştı maçı... G.Saray’da ise yeni teknik direktör İgor Tudor her şeyi düşünmüştü de golü nasıl atacağı soruna yanıt aramayı unutmuştu. Fikirler bu olunca gol de G.Saray’ın her zaman yediği gibi bir duran toptan geldi... Sonrasında aynı tas aynı hamam bir futbol... G.Saray’ın gol olması imkansız baskısı... Tudor, Beşiktaş’ı nasıl durdururum, nasıl topu rakip sahaya taşırım diye belli ki uzun uzun düşünmüş. Ama bir şeyi düşünmemiş. ‘Nasıl gol atarım’ diye düşünmemiş. O yüzden de G.Saray, rakip alana götürdüğü topları köşelerde ezmekten başka bir şey yapamadı. Eğer orta yapacak olsaydı. Ortada kimse yoktu. Bu kafadan ötürü, ilk şut 31. dakikada geldi...

BEŞİKTAŞ ŞANS GOLÜYLE KAZANDI
Bu maçın geçmiş maçlarında tek farkı G.Saray’ın dizilim ve taktik olarak bir fikrinin olmasıydı. Bu fikir doğru muydu, değil miydi? Bu ayrıca tartışılır ama en azından sahada bir diziliş ve oyun mantığı görünüyordu. 3-6-1 diyebileceğimiz diziliş Beşiktaş’ın klas ayaklarının hücumda sürklase olmasına yetti de arttı. Gökhan Gönül, sıfır oynadı. Quaresma, sonuç vermeyen şık hareketlerden başka bir şey yapamadı. Babel, ezildi gitti. Talisca, sahada görünmedi bile... Özyakup, epeydir olmadığı gibi dün de yoktu. Yani normalde sabahtan akşama kadar 0-0 bitecek maç, duran toptan gelen şansa bir golle Beşiktaş’ın galibiyetiyle noktalandı ki; onda da Bruma’nın barajdaki hatalı hareketi golü getirdi.

Kartal'tan Aslan'a geçit yok Beşiktaş, Galatasaray ile Süper Lig’de oynadığı son 5 maçta da ezeli rakibine yenilmedi. Geçtiğimiz sezon Süper Lig’in ilk yarısında Olimpiyat Stadı’nda oynanan maçı 2-1 kazanan Siyah-Beyazlılar, ikinci yarı Türk Telekom Arena’da oynanan karşılaşmada ise 1-0 galip gelmişti. Bu sezon başında Süper Kupa’da Konya’da 1-1, ilk devrede ise ligde Vodafone Arena’da 2-2 berabere biten maçların ardından, Kartal dün de 1-0’la zafere kanatlandı.

TOLGA’YA SAATİMİ BİLE KURDURMAM!
Galatasaray'da Sinan Gümüş’ün maç kadrosuna alınmaması dışında çok anormal bir şey yoktu. Diyeceksiniz ki, Sinan Gümüş zaten ilk 11’de değil. Evet haklısınız. Ama Sinan Gümüş, G.Saray’ın elindeki bir büyük yetenek. Ben ısrarla bu çocukta ısrar edilmesini gerektiğini söylüyorum. Futboldan biraz anlayan herkes de benimle hem fikirdedir diye düşünüyorum. Kadroda olmayanı bırakıp kadroda olanlara dönersek... Rodrigues oyuna daha erken alınmalıydı. Selçuk çıktığında ki kırmızı kart görmesin diye çıkarıldığını düşünüyorum. Yerine girmeyecek tek oyuncu; Tolga Ciğerci’ydi. Basiretsiz yönetim, bu çocuğa 2 milyon Euro veriyor diye bu çocuk iyi futbolcu olmaz. Ne pas yapmayı biliyor ne de sahada durmayı. Bulduğumuz ender gol pozisyonunda yaptığı ise hepinizin malumu. Tolga Ciğerci, G.Saray’da oyun falan kuramaz. Hatta ben saatimi bile kurdurmam kendisine. Keşke oraya De Jong’u çekselerdi belki biraz daha iyi olabilirdi.

BÖYLE LİGE BÖYLE HAKEM!
Bir iki laf da hakem için edelim. Son derece basiretsiz ve kötü bir yönetim gösterdi. İlk kez bir penaltının verilip sonra da hakemin kıvırarak verdiği penaltıyı auta çevirdiğini gördüm. Oysa buz gibi penaltıydı. 12. dakikada bu penaltı verilse maçın seyri bambaşka olabilirdi. Belki Beşiktaş, 7 kişiyle yaptığı savunmadan vazgeçip farklı kazanabilir, belki G.Saray üzerine gelen Beşiktaş’ta açıklar bulup farkı artırabilirdi. Bilinmez. Ama sonuç olarak bilinen tek gerçek hakemin berbat bir hakem olduğu ve maçın sonuna doğru Quaresma’ya yapılan penaltıyı da veremediğidir. Futbolun kalitesinin bu kadar düşük olmasında hakem faktörünün rolü büyüktür. Ama işin özü; kel başa şimşir tarak olmaz. Böyle lige böyle hakem yakışır.

BEŞİKTAŞ ALTIN BULDU! | ERCAN TANER
1- Ne demişti, büyük usta Johan Cruyff, “Futbol çok basit bir oyundur. Önemli olan, basit oynamaktır”...

2- Beşiktaş ilk devre basit oynamaya çalıştı, ama kendi yarı sahasında...

3- Böyle oynayınca, hücum etkinliği yok oluyor mecburen...

4- Galatasaray, savunma üçlüsünü hiç çıkarmadı ilk yarı... Tudor, bu olayı iyi çözmüş, çünkü takım boyunu çok kısaltacak yapı, Beşiktaş’ın işine gelirdi...

5- Tudor, kontrollü oyunu tercih etti... Haklı olabilir, Galatasaray golü erken yerse, takım savunmasında ağır yara alacağını hesaplamıştı çünkü...

6- Talisca’nın attığı serbest vuruş golünü görünce, aklıma, Sergen, Juninho, Mikel Arteta’nın vuruş stilleri geldi...

Beşiktaş'tan tarihi fark! Beşiktaş, 22. hafta sonunda puanını 50’ye çıkardı ve mutlu son için dev bir adım attı. Siyah-Beyazlılar, 22. haftalar itibarıyla ilk kez hem Aslan’a hem de Kanarya’ya karşı çift haneli bir farka ulaştı. 40 puanlı Cimbom’a 10 puan fark atan Beşiktaş, ikili averajda da rakibini solladı. Kartal, son 4 resmi maçında hiç galibiyet alamayan ve 38 puanda kalan Kanarya ile de arayı açıp 22. haftayı Sarı-Lacivertli ekibin 12 puan önünde tamamladı.

7- Yan çizgiden karşılanacak serbest vuruşlarda, kaleci ve barajı oluşturan oyuncular, konsantrasyon konusunda hiç hatalı pozisyon almayacaklar...

8- Boyu kısa oyuncuyu baraja almaz İtalyan ve Alman savunmaları...

9- Tudor, 3-4-3 sistemini denedi, ama 10 günde bu sistem oturmaz... Sonra bir bakmışsınız, oyun 5-4-1’e dönmüş...

10- Talisca değişikliği, Şenol Güneş’in, Tolgay ile pas oyununa, takımı tamamen döndürme planıydı... Babel ve Oğuzhan, Güneş’in bu taktiğine ayak uyduramayacak kadar iyi olmadıklarından, Beşiktaş baskı yedi...

11- Kötü oynamalarına rağmen, Selçuk ve Sneijder gibi sanatçı oyuncuların erken oyundan çıkması, Galatasaray’ın yaratıcılık faktörünü çok erken bitirdi...

12- Beşiktaş yoluna devam ediyor, Galatasaray ise sıkıntılı, dar bir yola girdi... Bu yolda tüneller var doğal olarak... Ama tünelin ucundaki ışık, ya trenin ışığı ise!

Bu arada, mutlaka yazmam lazım, maçın gizli kahramanı Adriano’ydu, müthiş oynadı...

TALİSCA VE İMZASI | ALİ GÜLTİKEN
Yavan bir ilk yarı oldu. İki takımın da ‘önce tedbir’ felsefesi tatsız tuzsuz bir oyun ortaya çıkardı.

Galibiyete ihtiyacı olan ev sahibi Galatasaray’ın maçı kontrollü oynama düşüncesi bunda etken oldu. Tudor’un aldığı tedbirlere bakarsak her halükarda önce Beşiktaş’ı durdurmayı düşünmüş. Kurduğu 5’li defans organizasyonu ve ikili ön libero anlayışı oyunu tempo olarak düşürdü. Bazı maçlarda özel taktikler denenebilir. Bu maç özelinde olduğu gibi. Fakat her yeni deneme de takım alışkanlıkları açısından eksiler yaratır. Çünkü G.Saray’ın uzun dönemdir böyle bir 5’li savunma bloğuyla oynama alışkanlığı yok. Bu düzen doğal olarak ön tarafta G.Saray’ı eksik bıraktı. Bir de Beşiktaş’ın savunması karşısında yavaş çıkan, çabuk oynayamayan bir G.Saray olunca, bu düzen zaten puan avantajına sahip olan Beşiktaş’ın da işine geldi. Karşılıklı olarak bakıldığında ilk yarıda pozisyon yok dersek yerinde olur. Uzaktan denenen bir-iki cılız şut dışında taraftarları heyecanlandıran bir şey olmadı. Bu yarıda akılda kalabilecek tek şey, Atınç’la Yasin’in Beşiktaş ceza sahası içindeki pozisyonuydu.

Kaybetmeden bitireceği bir maçta büyük bir avantaja sahip olacak takım olarak Beşiktaş, Talisca’nın frikiğinden golü de bulunca maç tamamen istediği noktaya geldi. Kendi alanında daha fazla kaldı. G.Saray’ın doğal olarak üzerine gelmesine müsaade etti. Ama bunu yaparken savunma zafiyetine de düşmedi. G.Saray, Bruma’nın dışında oyunu zorlayacak ikinci bir ayak bulmakta zorlandı.

Bu maçın öncesinde taktik, oyuncu, oyun düzeni gibi birçok şeyin ötesinde takımların psikolojilerine ve ruh hallerine baktığımızda Beşiktaş açık ara önde görünüyordu. Oynanan 90 dakikaya baktığımızda da oyuncu davranışlarını bu yönde gördük. Beşiktaş kendilerine inanan, güvenen, başarabilme kapasitesi yüksek bir takım olarak kendi ezberini istediği şekilde sahaya yansıttı. Tempoyu da savunma anlayışını da elinden kaçırmamaya çalıştı. Bunda da başarılı oldu.

Cimbom'un derbi hasreti 7 maça çıktı Beşiktaş’a 1-0 yenilerek şampiyonluk yarışına havlu atan G.Saray, son iki sezonda Süper Lig’de derbi kazanamadı. Bu süreçte Beşiktaş ile oynadığı 4 maçta 3 yenilgi ve 1 beraberlik alan Aslan, F.Bahçe’ye de 1 kez kaybetti, 2 maçta ise sahadan 1 puanla ayrıldı. Aslan ligdeki son 7 derbide galibiyet alamadı.

Bu maçlar özel maçlar ve o günün içerisinde ortaya çıkan özel oyuncularla farklılıklar yaratılır. Beşiktaş adına en özel oyunculardan biri olan Talisca, dün durağan giden bir maçı kalitesiyle ve yetenekleriyle çözdü. G.Saray adına Podolski’yle, Bruma’yla yakalanan pozisyonlar var. Bunlar elbette bu tür maçların olmazsa olmazları. Ama pozisyon kadar neticelendirmek de önemli. Ancak o zaman farkı yaratabiliyorsunuz. G.Saray denedi, Beşiktaş yetenekleriyle, kalitesiyle ve tecrübesiyle istediğini aldı.

BASİT HATALAR | GÖKHAN ZAN
Galatasaray-Beşiktaş derbisi bana göre bu sezon için belki de ligin en kilit maçıydı. Galatasaray için kayıp puanlar sezon finali anlamına gelecek, kazandığında ise üst sıralar adına beklentilerini yükseltebilecekti. Beşiktaş için ise Telekom Arena’dan yenilgisiz ayrılmak çok şey ifade edecekti. Hele bir galibiyet, kalan haftalarda Kartal’ı zirvede yalnız uçuracaktı.

90 dakika sonucunda Beşiktaş şampiyonluk yolunda çok önemli bir galibiyet elde etti. Galatasaray ise beceriksiz ayakların ve basit hataların kurbanı oldu. Taktik olarak doğru başladığı oyunda sonucu getirecek hamleleri yapamadı, rakibine boyun eğdi. Galatasaray oyuna üçlü defans önünde kalabalık orta saha ve ilerde tek Podolski ile başladı. Taktik disiplini ile ayakları yere basan kendine güvenen bir takım başlangıcı izledik Sarı-Kırmızılı ekipte. Galatasaray top rakipteyken alan vermedi. Beşiktaş’ın orta sahasını hareketsiz bıraktı.

Beşiktaş’ın alışıldık oyun düzenine şans tanımadı, yetenekli oyuncularını hapsetti. Tudor’un taktiği defansif olarak takımı ayakta tutarken, ofansta Sneijder’in etkisiz oyunu ile verimli olamadı. İki haftadır takımını eksik bırakan Hollandalı dün bekleneni vermekten uzak kaldı. Sahada dolaştı durdu. İlk yarının hakimi Galatasaray’dı. Yakaladığı pozisyonlarda ise forvet yokluğuna yandı (!)

İkinci yarının hemen başında gelen gol takımın işleyişini bozdu. Hakan Balta’nın hamle hatası, ardından gelen baraj hatası ve sonunda Bruma’nın topu hatalı karşılaması takımın basit bir gol yemesine neden oldu. O dakikaya kadar pozisyonu olmayan Beşiktaş öne geçti ve özgüvenini elde etti. Daha çok fırsat bulmaya başladı. Galatasaray sahasından çıkarken çok pas hatası yaptı ve ataklar olgunlaşmadan bitti. İkinci yarıda üçlü defans Beşiktaş forvetine uzak kaldı. Tudor tüm silahlarını sahaya sürdü. Galatasaray yine dengeyi yakaladı. Çok istedi, çok ciddi fırsatlar da buldu. Ancak sonuç alamadı. Podolski kolay topları çerçeveye atamadı. Sanki futbol aklı Japonya’ya gitmiş gibiydi. Tolga Ciğerci çok top kaybı yaptı. Takımda olmadığı süreçte futbolu unutmuş göründü. Beşiktaş golü bulduktan sonra aklını kullandı, kontrolü elde tuttu ve istediğini aldı.

GÜNEŞ İSTEDİ
Şenol Güneş’in kadro tercihi Arena’da üç puan için geldiğinin kanıtıydı bana göre. Maçı ve ligi istediğini belgeledi. Başta Talisca tercihi olmak üzere oyuna başladığı kadroyla rakibi değil, kendi oyununu düşündüğünü gösterdi. Kontrollü ve akılcı bir oyunla önemli bir deplasmandan takımını zaferle ve olası bir şampiyonlukla çıkardı.

TARAFTAR
Arena’ya gelen Galatasaray taraftarı sonuna kadar takımını destekleyerek alkışı hak etti. Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim; ben bıraktığımda Türk Telekom Arena 52.500 kişi alıyordu. Dün gece tribünlerdeki boşlukları böyle bir maçın atmosferine yakıştıramadım.

BÜLENT YILDIRIM
İlk yarıda Atınç’ın Yasin’i düşürmesini doğru süzemedi. Bence pozisyon penaltıydı. Sanırım yan hakemi onu yanılttı. Maçın kaderiyle oynadı. Talisca’nın gözünün önünde Selçuk’un ayağına basmasını da göremedi. Faul vermediği pozisyonda sarı kartını kullandı. Quaresma’nın pozisyonuna da penaltı verilebilirdi. Hakemlerimizde bu sezon güven sorunu var. Yıldırım’da da bunu gördük. Bir ara maçı yan hakemler yönetir gibiydi.

7 maç sonra kale gole kapandı Galatasaray derbisinden 1-0 galip ayrılan Beşiktaş, tam 7 maç sonra kalesinde gol görmedi. Siyah-Beyazlılar son olarak 16 Ocak’ta oynanan ve 2-0 kazandığı Osmanlı karşılaşmasında kalesini gole kapatabilmişti.

BÜLENT YAVUZ | PENALTILARI SÜZEMEDİ!
12. dakikada Atınç, Yasin ceza alanına girerken avantajını bozmak için önce eliyle, sonra ayakla ve diziyle temasta bulunuyor. Diz ve ayakta kontrolsüz bir hareket var. Doğru karar vermek zordu. Tam da FIFA’nın dediği gibi ‘gri’ pozisyondu.

HAKEM İÇİN BÜYÜK TALİHSİZLİKTİ
Hakemin el işareti önce penaltıya yönelirken, sonra auta dönüştü. Bunun nedeninin, yardımcının autu gösteren bayrağı ile telsizle konuşması olduğunu düşünüyorum. Hakemin bu pozisyon için tereddütte kalmasını anlayışla karşılıyorum. Talihsiz bir an ama penaltı verse doğru olurdu. Podolski’nin de topsuz alanda Atınç’ın kafasına müdahalesi var. Sarıdan fazla olmazdı. 50’de Selçuk sarı kartla oynuyordu. Talisca’ya bir müdahalesi var. Selçuk’un yaptığı basit bir fauldü ve umut vadeden atak yoktu. G.Saraylı 3 oyuncu defanstaydı. 62. dakikada Carole’ün ceza alanı içerisinde Quaresma’nın önündeki topa vurmak maksadıyla salladığı tekme, Beşiktaşlı’nın kalça ve karın bölgesine geliyor. Bu tipik bir geç kalınmış bir hareket, yani kontrolsüzdü. Kontrolsüz hareketin karşılığı da serbest vuruştur. Yer de ceza alanı olduğu için karar penaltı olmalıydı.