Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SERDAR ALİ ÇELİKLER: 2. JOHNSON VAKASI

Galatasaray UEFA Kupası’na doğru gidiyor; F.Bahçe ise önüne gelenden fark yiyordu. Uzun yıllar sonra G.Saray adına Fenerbahçe’yi ezici bir skorla yenme fırsatı doğmuş ve bazı G.Saraylı oyuncular atacakları farkın sayısını azaltmak için F.Bahçe’nin kalesini basket potası ile değiştirmesi gerektiğini söyler olmuştu. F.Bahçe o maçta kalesinde 20 küsür şut görmüş; rakip ceza sahasına sadece 1 kez girebilmiş ve hiç korner kullanmamasına rağmen Johnson’un 82. dakikadaki frikik golü ile maçı kazanmıştı. O maçın ardından F.Bahçe ezeli rakibi ile onlarca maç oynadı. 5 yediği de oldu, farktan kurtulduğuna sevindiği de. Ama hiçbirinde dünkü kadar defansif, hücumu hiç düşünmeyen bir pozisyonlama ile sahaya çıkmamıştı. F.Bahçe ilk yarı kaleye şut atamadı, zaten ilk isabetli şutunu 86’da zayıf bir vuruş ile yapabildi. Hiç korner atmadı, sadece 1 frikik kullanabildi. Tarihin en zayıf G.Saray’larından birine karşı bu sene hemen herkesin pozisyona girdiği TT Arena’da F.Bahçe tek bir organize akın yapamadı. Sanki “Aman biz bugün yenmeyelim de Dursun Özbek yönetimi istifa etmesin” diye oynadılar.

Defansta ise her zamanki gibi sağlam durdular. Rakibe ilk yarıda 1; ikinci yarıda ise 2 pozisyon verdiler ki, bunun ikisi bireysel hatalardandı. Yani yine pozisyon hatası yapılmadı. Ama işte hep söylediğim gibi topa sahip olma oranı, pas oyunu gibi istatistikler bir anlam ifade etmiyor. Bazı yorumcular Fenerbahçe’nin sabırlı oynadığını söyleyebilir ama dünkü galibiyet savunmada bekleyip sabır ile kontraya çıkma planından öteydi. Şener son dakikada inisiyatif alıp sıfıra indi ve pasını penaltıya doğru attı; zaten uzun bir takım olan F.Bahçe de tek olumlu kanat akınından golü buldu. İşin açıkçası G.Saray bu kadar etkin bir oyun oynarsa herkesi yener, F.Bahçe ise kimseyi yenemez. Ama dün tam tersi oldu ki, bu da bu derbinin cilvesi olsa gerek.

FENERBAHÇE
Evet kötü oynamaktan öte hiç oynamadılar. Galibiyeti bir an bile düşünmediler ama her derbide varlar. Her derbide sahaya karakter koyuyorlar. En zor şey bir derbide Fener’i yenmek.

ADVOCAAT
Berbat bir takım yönetimi.. Ama Beşiktaş’ı deplasmanda yenen tek takım. G.Saray’ı 2 maçta da yendi. Kupayı da alırsa “Ben daha ne yapayım” dese başı ağrımaz..

Fenerbahçe aynı golü 2010-2011'de atmıştı... Şener Özbayraklı’nın ortaladığı ve Josef de Souza’nın çok iyi yükselip attığı kafa golü akıllara Alex de Souza’yı getirdi. 2010-11’de TT Arena’daki ilk derbide sahne alan Sambacı, o dönemki sağ bek Gökhan Gönül’ün ortasında tıpkı vatandaşı Josef gibi kafayı kullanmış takımına maçı 2-1 kazandırmıştı.

GÖKHAN ZAN: TOPA HAKİM OLMAK YARAMADI

Zirveden uzaklaşan iki ezeli rakibin buluşmasından çıkacak bir galibiyet kendi pencerelerinden baktığınızda sezonu kurtarma tesellisi anlamına gelecekti elbette. Ve de kalan haftalarda Avrupa vizesinde daha farklı sulara yelken açabilme şansı.

Florya’da Galatasaray hafta boyunca maçı bu bağlamda değerlendirdi. Başkan Özbek’in sık sık takımın yanında olduğu mesajını vermesi, Tudor’un taktık idmanlarda dörtlü savunmaya dönmesi Sarı-Kırmızılılar’a artı motivasyon getirdi.

Galatasaray’ın Başakşehir mağlubiyetinin ardından yaşadığı yıkım ve Tudor’un kadroyu tamamen değiştirmesi maçın kaderini bir hayli merak edilir kıldı. Çünkü hafta içi takım içinde yaşanan olumlu gelişmeler ve Sabri, Podolski ile Sneijder gibi deneyimli ayakların kadroya entegrasyonu ayrıca takımın buna tepkisini ölçmek için ciddi bir sınavdı.

Dev derbi beklediğimiz biçimde başladı: Savunmayı sağlama alan Fenerbahçe ve topla oynamaya çalışan Galatasaray. İki teknik adamın da kadro tercihlerinde eleştirilecek bir nokta bulunmuyor. Fakat ilk yarıda gördük ki... Topla oynamazsan topa sahip olmayı düşünmezsen, iyi de savunma yapsan her an gol yiyebilirsin. Şener’in ceza alanındaki büyük hatasını önce Yasin sonra Sneijder değerlendiremedi. Galatasaray’ın baskısının arttığı sırada Volkan Demirel profesyonelce oyunu soğuttu. Sonra ise Fener’in tek tehlikeli atağı geldi. Galatasaray’ın ön alanda kalan oyuncuları Lens’e atılan uzun topu kesemeyince, Sarı- Lacivertliler Lens’in taşıdığı topla gole yaklaştı. Galatasaray’ın aldığı riske baktığımızda ilk 45 dakika boyunca bu tarzda yalnızca 1 pozisyon vermesi oldukça normal.

Fenerbahçe’nin belki de bu sezon oynadığı en etkisiz maçlardan biriydi. Topu kullanma konusunda Galatasaray’ın çok gerisinde kalınca haliyle pozisyon üretemedi. Ancak topa sahip olma oranı yüzde 70’e ulaşan ev sahibinin de Şener’in hatası dışında yaratmış olduğu tehlikeli bir atak yok!

Galatasaray’ın öndeki oyuncuları arasındaki uyumsuzluk çok dikkat çekti. Cimbom ilk yarı bittiğinde skor üretemedi.

İkinci yarıya etkili başlamak isteyen Galatasaray’a taraftarı müsaade etmedi. Oyuna etkili başlayan Sarı- Kırmızılılar sahaya atılan yabancı maddelerle duraksayan oyunda soğudu. İlk yarıdaki topa sahip olma üstünlüğünü kaybetmeyen Cimbom, ikinci yarıda da aynı şekilde topa hakim oldu ancak bu durum pozisyon bulmada G.Saray’a yardımcı olmadı.

İlk hamle Advocaat’tan geldi. Hollandalı hoca kontra futboluna daha uygun Volkan Şen’i oyuna alarak bir anlamda mücadeleyi kendi sahasında kabul etti. G.Saray ise Rodrigues hamlesiyle etkisini iyice arttırdı. Oyunun son 10 dakikasına iki hocanın hücum bölgesinde yaptığı değişikliklerle girildi. Oyunun son anlarında ise Fenerbahçe’de Josef de Souza, Şener’in ortasına iyi yükseldi ve karşılaşmanın tek golünü atarak mücadeleyi sonlandırdı.

SNEİJDER-POLDİ HAMLESİ
Galatasaray’da, hafta içinde Florya’da yaşanan ağır mesai sonrası Sneijder ve Podolski’nin hücuma monte edilmesi işe yaramış gözüktü.

FENERBAHÇE
Fenerbahçe, kazanmış olmasına rağmen hücumda o kadar kötü bir performans gösterdi ki derbiyi sadece iki isabetli şut ile tamamlayabildiler. 

FAİK ÇETİNER: KAZANANA NE DENİR Kİ?

Genelde onlar şampiyonluk hesapları ve hedefleri olan maçlara çıkarlardı. Bu defa durum farklıydı. Zirveden uzaklaşmışlar, sezonu kurtarma peşindeydiler. Kaybeden tarafta ortalık tepeden tırnağa yangın yerine dönecekti. Galatasaray, Kadıköy’de bir türlü yenemediği Fenerbahçe’yi bu defa evinde devirmek istiyordu. Oyun başladığında gördük ki kazanmaktan başka çareleri olmayan iki takımı da korku sarmıştı. Fenerbahçe çok adamla kendi sahasında kalıp alan savunması yapıyordu. Galatasaray daha hareketli gözükse de defansif tedbirlerini hiç ikinci plana atmıyordu. İlk 45 dakika içinde gole daha yakın taraf Galatasaray gözüküyordu. Fenerbahçe’de gözler ve ümitler önce Lens, sonra Alper Potuk’taydı. Sarı- Lacivertliler’in kapalı defansını aşmak için de Galatasaray tribünleri; Bruma, Sneijder, Selçuk ve Podolski’den patlama yapmasını bekliyordu.

Maçın genelindeki önemli sayılabilecek pozisyonlarda Volkan Demirel, Fenerbahçe adına çok başarılı işler yaptı. Golsüz biten devrenin ardından teknik adamlar takımlarını hamle yapmadan ikinci yarıya sürdüler. Bu yarıda da rakip alana yerleşen, pozisyon üretmeye çalışan taraf Sarı-Kırmızılı ekipti. Advocaat son 30 dakikaya girilirken sahada olup olmadığı tartışılan Aatif’ı kenara alıp Volkan Şen’i sahaya sürdü. Fenerbahçe’nin bunaldığı dakikalarda ise İgor Tudor’un tribünlerden bile tepki alan hamlesi geldi: Bruma dışarı, Rodrigues içeri. Halbuki o dakikaya kadar adam eksilten oyunuyla Bruma rakibin korkulu rüyasıydı. Son 10 dakikada Fenerbahçe’de Van Persie, yerini Sow’a; G.Saray’da da Yasin, yerini Eren Derdiyok’a bıraktı. İgor Tudor’un o hamlesi de bana göre geciken bir hamleydi. Fenerbahçe’nin tamamen savunmada kaldığı son dakikalarda maça sürpriz bir gol damga vurdu. Ev sahibinin tüm hatlarla yüklendiği son bölümde ender gelişen bir Fenerbahçe atağında Şener sıfıra indi, topu kesti; Josef kafayı vurdu, köşeden ağlara giden topla dünyalar Fenerbahçe’nin oldu. Futbolda maç kazanmak için önce gol atmayı bileceksin. Fenerbahçe bunu iyi beceriyor. Kazanana daha fazla ne denir ki? Şimdi ligin bitimine 6 hafta var. Fenerbahçe önce ikincilik hesapları yaparak yoluna devam edecek. Galatasaray mı? Bu yenilgiyle iyice çıkmaza girer. İgor Tudor bu takımda kalır mı? Bana göre o da çok zor.

VOLKAN DEMİREL
Fenerbahçeliler dışında belki de çok seveni yoktur. Yakında imzalayacağı yeni mukavele ile Fenerbahçe’de en uzun süre oynayan futbolcular arasına girecek. Dün geceki galibiyetin de yine başrol oyuncusu Volkan Demirel’di.

YABANCI MADDELER KİME?
Oyunun ikinci yarısının başında Galatasaray tribünlerinden Volkan Demirel’e yabancı madde yağdı. Sarı- Kırmızılı taraftarlar bilsinler ki; sahaya attıkları o maddelerin faturası Volkan’a değil, kendi kulüplerine çıkacak.

NE YAPTILAR?

  • SNEİJDER
    Bu sezon ‘küçük’ maçların ‘büyük; ‘kritik’ maçların ‘kayıp’ adamı olmayı sürdürdü, tel tel döküldü. Kendisinden beklenen performansın çok uzağında kalarak taraftarını üzdü.

  • KJAER
    Kusursuz oynadı, özellikle hava toplarında harikaydı. Neredeyse girdiği tüm ikili mücadeleleri kazandı. Adeta Kanarya’nın ‘savunma bakanı’ydı.

  • AATIF
    Defansa yardım etti. Ama asli görevini unuttu, hücumda çok tutuktu. Fazla topla buluşmadı, buluştuğunda da etkisiz kaldı. Varlığı ile yokluğu farksızdı.

BÜLENT YAVUZ: EN İYİSİ FIRAT AYDINUS'TU

Türk Telekom Arena’da oynanan derbi maçta hakem adına yazılacak ve söylenecek tek bir şey yok. Zaman zaman kör dövüşü haline gelen futbolda, hakem Fırat Aydınus, çoğu kez arabuluculuk yaptı. Oyuncuları temin ederek kavgaya ve oyunu bozmaya müsaade etmedi. Derbi maçların özelliğidir. Hakemler biraz daha kontrollü olurlar. Sık sık düdük çalarlar. Pek de avantaja müsaade etmezler. Fırat da zaman zaman böyle yapmaya çalıştı. Ceza alanı içerisinde kritik pozisyon yok. Kırmızı kartlık bir müdahale yok. Hakemi aldatmaya yönelik hareketler yok. Çok net ve açık bir şekilde atılan bir gol var. Hakem de golü vererek derbi maça noktayı koydu. Özetle, Fırat Aydınus bence sahanın en iyilerinden biriydi.