Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

F.Bahçe Erkek Basketbol Takımı’nın büyük başarısından dolayı başta Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu ve Ozan Balaban olmak üzere F.Bahçe yönetimini tebrik ederim. Başarının asıl mimarı olan Ülker Grubu vizyonuna, Gherardini ve Obradovic’e elbette teşekkür etmek gerekir. Tüm oyuncuları ve salon yönetici ve çalışanlarını da ayrıca kutlarım. Futboldaki haklı ve güzel, sessiz protestoyu salona yansıtmayan Türkiye’nin en büyük sivil toplum oluşumu olan F.Bahçeliler’i de alkışlıyorum.

Tabii ki bu büyük başarının ardından şu tartışma yeniden başladı: Salon sporlarında bu kadar başarılı olan bir yönetim futbolda neden bu denli başarısız? Bu çok doğru bir soru ve ‘tatlı’ bir tartışma konusu olmakla beraber hemen herkesin bir görüş beyan edeceği de bir konu.

Salon sporları ile futbolun dinamiğinin ayrı olduğu gerçeği bir yana “Futbola da Obra Modeli” talebi de gerçekçi de değil. Obra kalitesinde hoca futbolda bir elin parmakları kadar bile değilken Aziz Yıldırım’dan bunu gerçekleştirmesini beklemek de haksızlık. Ama Aziz Bey’in bugüne kadarki en büyük başarısının da sponsor-kulüp işbirliğinin verimliliği olduğu da yadsınamaz bir gerçek. F.Bahçe Acıbadem ile kadın voleybol branşı hem çok başarılı oldu hem de kitleselleşti. Ha keza sonrasına Liv Hospital birlikteliği ile de şampiyonluk kazanıldı. Grundig işbirliği ile sistem devam etti. Erkek basketbol takımı ise Ülker birlikteliği ile çok çok büyüdü. Önce salon yapıldı. Sonra büyük bir vizyon ile çok önemli hocalarla başarısız sezonlar geçirilmesine rağmen harcama kısılmadan, hatta daha da artırılarak “bu işin en iyisi” getirildi. Sportif direktör atandı. Nihayet hedefe ulaşıldı. Allah için Aziz Bey de sponsorlarının ismini her başarıdan sonra andı. F.Bahçe ile yan yana gelen şirket de bu işe baş koydu. Hem onlar hem F.Bahçe kazandı. Seneye Erkek Basketbol Şubesi Doğuş Grubu’na emanet. Bu işbirliğinin olmadığı tek yer futbol.

Aziz Bey’in yarıda kalmış çocukluk hayali gerçekleşmediği; başkan futbolcu olamadığı için futbol adamı olma hayallerini gerçekten yetenekli bir futbolcu olduğu söylenen kardeşi ile birlikte F.Bahçe Futbol Takımı üzerinden gerçekleştirmek istemesi sorunlar yarattı. O yüzden başarılar ve şampiyonluklar hep Aziz Bey’in, başarısızlıklar teknik adamın oldu. Ben de şimdi koltuğu bırakmaya niyeti olmayan; tutkallarından biri olarak Ertuğrul Özkök’ü kullanacağı anlaşılan Aziz Bey’e bu modeli futbola da aktarması önerisinde bulunuyorum.

Futboldan anlamadığı defalarca kanıtlanan Aziz Bey’in yerinde olsam, başarısızlık kredimin hiç olmadığı şu zamanlarda futbol şubesinin tamamını, başkanlığı çok isteyen ve taraftarın gönlünde zaten başkanlığını ilan etmiş olan Ali Koç’a veririm. Futbol takımı da misal Fenerbahçe Arçelik olsun. Hem FFP’ye aykırı bir durum oluşmadan kaynak aktarımı olur hem de Türk futbol dünyası vizyon ile tanışır. Hem küskün taraftar tribünlere koşar hem de olası başarısızlık Aziz Bey’e yazmaz. Böylesi bir işbirliği sonucu; basketbolda Ferit Şahenk’in; stat isminde Murat Ülker’in, futbolda Ali Koç’un desteğini almış en tepedeki büyük başkan olarak oturan bir Aziz Yıldırım portresi de oluşur. Bu profil de Aziz Bey’e hayal ettiğinden de uzun bir başkanlık süresi sağlar. Bu yapının işleyiş formülleri de bulunur. En temel engel “Başarı tek başına benim” deme egosudur.