Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SERDAR ALİ ÇELİKLER: YANDAŞLARI ANLATSIN!

Şimdi bir teknik adam illa ki hücumcu olmak durumunda değildir. Hücum aktivitesi konusunda bilgisi yoktur. Çalışılmış, çizilmiş hücum planları yapmayı bilmiyordur. Korkaktır. Temkinlilikten kurtulamayabilir. Ve hatta büyük takım hocası olmayabilir. Bunların hepsi kabul. Ama hiç değilse savunma bilir. Takım gol yemez. Ya da fizik gücü mükemmeldir. Ancak Fenerbahçe, Cagliari dışında kimseyi yenemedi. Her maç 2’şer 2’şer gol yiyor.

Fenerbahçe kötü bir takım görüntüsünde. Savunma yapamıyor. Kalecisi yok. Ama asıl felaket teknik adamının mantalitesinde. Adım gibi emindim ve öyle olacağına emin olduğum için TV programımında da söyledim, dedim ki: “Kocaman bu maçı da kaybetmemek adına temkinli bir kadro ile çıkacaktır.” Beni yanıltmadı. Kocaman maça yine Josef-Mehmet iklisi ile başladı ki bu şu demektir: Ben ilerideki, 4’lü ile işi bitireceğim. Ama o 4’lüden biri bitik RvP; diğeri skoru düşük Valbuena öteki de Kocaman’ın Fener’e bu seneki kazığı Dirar. Sonuncusu da bu sene kendini aşıp 2 haftada 2 gol atan Alper.

Bu şartlarda bu takım Vardar’a 3 gol nasıl atacak? 2. yarıya Alper’in bireysel becerisi ile 1-1 girilmesine rağmen Kocaman yine takıntısından kurtulamadı ve Giuliano’yu alıp santrforsuz başladı. Olcay, Yağlı Parmak Amigo’nun (!) ikramı ile öne geçince aslında iş bitti. Soldado’nun girişi de anlamsız kaldı. Ama zaten sinirli ve kızgın olan taraftarın baskısı ile biraz yüklenir gibi oldular. Taraftarın haa huu su olmasa bu kadar yüklenemezlerdi bile. Kucka’nın bireysel hatasıyla beraberlik geldi ve maçın başından sonuna kadar yakalanan tek pozisyonda Soldado golü kaçırınca skor 2-2 bitti. F.Bahçe kazanmayı haketmedi ve geleceğe yönelik ümitsizliği artırdı. Taraftarla haa huu ile iç sahada biraz daha devam edilebilir belki ama bilhassa deplasmanlarda çok puan kaybedilir. F.Bahçe’nin geleceğinde ben bir ümit görmüyorum. “F.Bahçe Kocaman ile hücum oynayacak.”; “Fener’in en büyük transferi Kocaman”; “Kocaman bir dünya antrenörü” diyen yandaşlar belki ümitvardırlar, o zaman onlar anlatsın. Burak sakatlanmasaydı maçı Trabzonspor’un kazanması çok mümkündü. Yanal, manevi oğlu N’Doye yerine Rodallega’yı tercih etse 20 yıl sonra kazanabilirlerdi.

BURAK YILMAZ

Lige bomba gibi döndü.

NABİL DİRAR

Bu adamı “Lens’e gerek yok, Dirar olur” diye Fener’e getirdiler. Bu transferden çok rahatsızım.

Fenerbahçe evinde 4 maçtır suskun! Fenerbahçe, seyircisi önünde oynadığı son 4 resmi maçı da kazanamadı. Sarı-lacivertliler, seyircisi önündeki son galibiyetini 30 Nisan'da Çaykur Rizespor karşısında 2-1'lik skorla aldı.

FAİK ÇETİNER: YA VALBUENA OLMASA

Maçın daha henüz başı. Bugüne kadar ne oynadığını pek anlayamadığım Josef, önünde bomboş duran topu taca atıyor. Taç atışı sonrasında Yusuf Yazıcı’nın ceza sahasına gönderdiği topa vuran Burak Yılmaz, fırsatçılığını konuşturup takımını öne geçiriyor. Tansiyonu yüksek maçta deplasmanda gelen gol, Trabzon’a avantaj sağlıyor. Ama golü atan Trabzon, öne geçince geriye yaslanıyor. Fenerbahçe de önde oynamaya başlıyor. Ancak gel gör ki; takımın belli bir hücum planı yok. Ne geriden ne de orta alandan doğru dürüst top çıkmıyor. Büyük ümitlerle transfer edilen Giuliano neden ilk 11’de yok, onu da anlamıyoruz. Takımda bütün ümit Dirar, Alper Potuk ve tabii ki başsolist Valbuena’da. Top onların aya- ğına geldi mi heyecan başlıyor. Van Persie sahada var mı yok mu tartışılır. Atsan atılmaz, satsan satılmaz.

Golü atan Burak Yılmaz’ın ilk 20 dakikada sakatlanıp çıkması da F.Bahçe’nin bir başka şansı oluyor. Burak-N’Doye değişikliği sırasında Trabzon, hücumu düşünmüyor. F.Bahçe ise Valbuena ve Alper Potuk ile kaleyi zorluyor. Devre biterken de sahneye Alper çıkıyor. Becerisini konuşturup golünü atıp beraberliği getiriyor.

Orta alandaki ‘etkisiz futbola çare olur’ diye Aykut Kocaman ikinci yarıda yeni transfer Giuliano’yu sahaya sürüyor. Van Persie’yi de dışarı alıyor.

F.Bahçe’nin istekli başladığı bu yarıda Trabzon’dan sürpriz bir gol geliyor. Neustadter hata yapıyor, Olcay köşeye yolluyor. Volkan kapattığı köşeden topu içeri alıyor. Golden sonra Aykut Kocaman, Neustadter’i dışarı alıp Soldado’yu sahaya sürüyor.

Son bölümde Valbuena’nın hırsıyla F.Bahçe oyunu rakip alana yığıyor. Maç gitti gidiyor derken, Kucka’nın eline çarpan topla kazanılan penaltıyı Valbuena gole çevirince, skora denge geliyor.

Her zaman yazıyoruz, yine yazalım. F.Bahçe’nin en büyük silahı Valbuena. Onsuz bu takımın düşünmek çok zor. Sonuçta, gelen beraberlikle F.Bahçe’nin kredisi de erken bitmeye başladı. Bakalım Aykut Kocaman bize yine çok net anlaşılmayan neler anlatacak. Maçın ikinci yarısında sadece savunmada kalan Trabzon ise dünkü beraberliği kayıp değil, kar saysın.

NEREDESİN KJAER?

F.Bahçe defansı her maçta inanılmaz hatalar yapıyor. Bunların başında da Neustadter var. Adam ‘emanetçi’ gibi. Dünkü defansı gördükten sonra F.Bahçe tribünleri de adeta “Neredesin Kjaer?” dediler.

TEHLİKE BÜYÜK

Daha ligin başı. F.Bahçe tribünleri ikiye bölünmüş. Bir bölü- mü Volkan Demirel’in lehine, bir bölümü de aleyhine bağrıyor. Bu bölünmüşlükle F.Bahçe nasıl büyük hedefler kovalayacak, merak ediyorum.

HALUK AYYILDIZ: AYRINTILAR ŞAMPİYON YAPABİLİR

Trabzonspor, 20 yıldır İstanbul’da yenemediği Fenerbahçe’yi yine yenemedi ama yenilmedi de... Her şeye rağmen 50. Yılında şampiyon olabilir diyorum. Umutsuzluğa kapılmamak gerekir. Burak Yılmaz’ı tabii ki unutmadık, attığı 61’inci gol büyük anlam taşıyor. Demem şu, uzun lig maratonunda bu tür ekstra şeyler üretmeye devam edebilirseniz, ayrıntılar sizi şampiyon yapabilir. Ben bunu Trabzonspor’da dün akşam gördüm, hayırlısı.

Trabzonspor maça fişek hızıyla başladı, tempo tuttu. Ersun Yanal’ın hep dediği ‘duran toplar maç kazandırır’ taktiği vardı sahada. Mas’ın taç atışından gelişen atakta Kucka ustaca bir vuruşla topu Burak’a gönderdi o da gereğini yaptı. Volkan sadece baktı. Şanssızlık eseri Burak sakatlanıp çıkınca doğal olarak Trabzonspor kontrollü oyuna geçti ve ilk yarının sonlarında da olan oldu. Alper Potuk yeteneğini konuşturdu, attığı beraberlik golü de olağanüstü güzeldi.

Trabzonspor 17 maçtır kazanamıyor! Trabzonspor, Fenerbahçeyi 16'sı Süper Lig, biri Türkiye Kupası olmak üzere son 17 resmi müsabakada yenemedi. Son galibiyetini 23 Ağustos 2010 tarihinde evinde 3-2lik sonuçla alan bordo-mavili ekip, daha sonraki 17 karşılaşmadan 10'unu kaybetti, 7'sinde berabere kaldı.

 

Gelelim eksiklere... Trabzon’a transfer şart mıdır? Kesinlikle evet. Aksayan yönleri var mı? Var. Örneğin 10 numarası eksik. Orta sahada Kucka ve Okay’ın alternatifi ‘her an ben giderim’ diyen Onazi. Demek ki bu bölgeye de biri daha lazım. Transfer sezonunun kapanmasına kısa zaman kaldı. Mutlaka Ersun Yanal hocanın elinin güçlendirilmesi gerekiyor.

21 YILLIK ÖZLEM... Trabzonspor, Fenerbahçe ile deplasmanda yaptığı son 21 lig maçında 12 kez yenildi, 9 defa berabere kaldı, hiç galip gelemedi.

Skor 1-1’ken Trabzon beraberlik skorunu koruma adına dengeli oynamaya devam etti. Aralara atılan paslarla Ndoye ile sonuca ulaşmak istendi ama becerikli değildi Senegalli. Ersan hoca bana göre Rodallega’yı Burak’ın yerine oyuna almalıydı. Trabzonspor durağan oynadığı sırada Yusuf Yazıcı-Olcay Şahan ikilisi sahneye çıktı. Olcay’ın takımını 2-1 öne geçirdiği gol süperdi. Müthiş vurdu, Volkan yine hata yaptı. Galibiyeti yakalayan Ersun hoca hemen ince dokunuş işlerine girdi ki doğruyu yaptı. Yusuf’un sarı kartı ilerleyen dakikalarda kırmızıya dönüşebilirdi. Onazi hamlesi dört dörtlük işti.

Sonuç olarak Trabzon, F.Bah- çe’yi 20 yıl sonra İstanbul’da yine yenemedi ama 1 puan alarak demoralize olmaktan kurtuldu. Kazanabilirdi maçı ama olmadı. Yazık oldu.

BERO'NUN FARKI

Castillo, Bongonda ve Yusuf Erdoğan akrobatik oyuncular. Oysa Ersun hoca takım oyununu sever. Bakın dün Bero oynadı. Nedeni? Bero takımın askeri.

KREDİSİ YOKMUŞ

Birileri bu aralar Ersun Yanal’ın Trabzonspor’da kredisinin hiç olmadığını dillendirmeye başladı. Ben bu kişilere ‘Ersun hocayı çekemeyenler’ diyorum. O dedikoducular ne yapsa Yanal’ı yıpratamaz.

BÜLENT YAVUZ: PALABIYIK ÇOK İYİYDİ

Kadıköy'de müthiş bir maç vardı. Seyredenler herhalde çok mutlu olmuşlardır. Kazanan olmadı ama akılda kalan güzel ve keyifli futboldu. Bu maçta 44 tane faul vardı. Yani sıklıkla temas yaşandı. Hakem Ali Palabıyık maçın tamamında kontrolü elinde tuttu. Pozisyonlara çok yakın olmakla hata yapma riskini de o derece azalttı. Avantaj kuralına riayet etmekle beraber 1-2 pozisyonda seyircilerin tepkisine neden oldu. 83. dakikada Kucka’nın ceza alanı içerisindeki kol ile teması açık ve netti. Palabıyık tereddütsüz beyaz noktayı gösterdi ve Trabzonspor’dan hiç kimse tepki göstermedi. Tansiyonu bu kadar yüksek olan bu maçı hakem Ali Palabıyık adeta tereyağından kıl çeker gibi yönetti. Herhalde kimse ‘hakem’ demez.