Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

UMUR TALU: DURAN TOPLA VURAN TAKIM!

“Kulübe zenginliği” diye övdüğümüz “şöhretli yedekler” maç maç üstüne “kaprisli bir servet”e dönüşebilir. Bu tribünlerle Medel, Negredo, Lens ilk 11 ister, süre ister çünkü. Ama kim çıkacak ki! İlk 5 dakikanın tek pozisyonunda, Pepe’nin neden Pepe olduğunu bir daha anlıyorsunuz. (Bursa golünde ise Pepe olmayınca ne olduğunu!) Nouma’nın eski takım arkadaşı Le Guen ileride baskılı oynatıyor.

10 dakika Beşiktaş’ın oyun kurmuşluğu, atağa çıkmışlığı yok! “Topu kapsın Atiba, yazsın kitaba” oyunu bitmiş gibi! 15 dakika, geçen senenin orta-asist makinesi Quaresma’nın ne kanat atağı, ne ortası var! 16’da Talisca özel penaltısını alıyor! Topu baraja gömen Querasma. Yine yanlış ego! Quaresma en iyi yaptığı işi, yani (kornerden) ortayı yaptığında, Atiba’nın kafası ilk 2 maçın en iyisi Tosic’i ödüllendiriyor. 22’de atakta olan Beşiktaş’ın orta sahada, sağ kanatta, defansta boydan boya yırtıldığı an. Kale karşısında 3 Bursalı. Demek orayı “Vidalamak” şart! Maç güzel mi? Güzel. Bursa’nın payı büyük. Direğin de! Beşiktaş’ın eski oyunundan bir fragman ancak 33’teki seri paslaşmalarla vizyonda! Bursa filminin en sık sahnesi ise “çalışılmış yere düşmeler.” Oğuzhan kırgın mı ne, ne kadar soğuk oyuna. Koşu mesafesi iyi de coşku mesafesi zayıf.

İlk devre bas bas bağırıyor: Beşiktaş orta sahasız ve bazen 4-5 forvetle oynuyor! Bunu Güneş ancak 80’den sonra duyuyor!

İlk devre direkten dönen Cenk, Tosic’in yine ince pasında Harun’dan dönüyor. İlerideki baskı Bursa’yı yormuş gibi. O zaman Pepe ile Atiba forvet bile olur işte!

Yine duran top. 75’te Beşiktaş’ın ilk tiki-takası! Yine fragman. Oyundan çıkınca fırlatmasın diye Q7’ye bant verilmemiş. Hakeme de 2. sarı kart verilmemiş!

44 yıl önce yine ağustos. Bugün “düşman” sayılan Beşiktaş-Bursa “dostluk maçı.” Bursa efsanesi Mesut Şen’in Beşiktaş’a transferi dolayısıyla. Zaten can dostu Vedat Okyar orada. Bursaspor kuruluşundaki iki futbolcu: 1967’de ilk kez (Süper) Lig’e çıkarken kaptanı Okyar ile daha 2. Ligden ilk millisi, müthiş çalımların, ortaların ustası, bir yaş büyük Mesut Şen.

Saatini satıp İstanbul’a geldiğinde, “Baba” Gündüz Kılıç’ın keşfedip G.Saray genç takımına aldığı hem Mesut hem Şen! Belki geç yaşta Beşiktaş’a gelen Mesut Şen, transferden 36 yıl sonra yine Vedat’ı için İstanbul yolunu tutacaktı; kaptanın tabutunu omuzlamaya. Omuz omuza Bursa’yı lige çıkardıkları, siyah beyaz giydikleri, hep dostluk maçı oynadıkları için!

Pepe: Pek maç oynandı diyemeyiz Zor bir maçtı. Oyun sık sık durdu. Bu bakımdan pek maç oynandı diyemeyiz. Takımı tebrik ediyorum. Önemli olan 3 puanla ayrılmaktı. Her şey pozitif gidiyor. Zaman geçtikte daha iyi olacağımızı düşünüyorum.

KARTAL YİĞİT: KRİZ YİNE ORTADA 

Geçen sezonki kadar olmasa da evindeki taraftar baskısıyla Beşiktaş’ın çoşkusu az da olsa yerine gelmiş. Sorun o çoşkuyu isteyen beyinlerin, ayaklara yeteri kadar hükmedememesi. Gördük ki ortadaki problem bitmemiş.

Kartal’ın Atiba’lı, Oğuzhan’lı, Talisca’lı o bildik orta sahasında yeller esiyor. Ne bir üretkenlik ne de savunmaya yardım var. Takımın beyni olması gereken ve Milli Takım’a alınmamasına şaşırdığımız Oğuzhan dikine oynayacağına gözünü yandan ayırmıyor. Talisca da keza öyle... Bir parlıyor, sonra kayboluyor.

Orta durunca bütün umutlar kanatlara bağlanıyor. Caner ağır bir sakatlıktan çıkmasına rağmen yine en çalışkan isim. Pozisyon kısırlığı yaşanmasının nedenlerinden biri de o bildiğimiz Quaresma’nın olmaması. Gerçi topu her aldığında mümkün olduğu kadar beklemeden ortaladı ama yapması gereken içeriye dalışları gerçekleştiremedi. Babel de eskisi gibi değil. Q7’nin tersini yaptı, sürekli içeriye kaçınca çizgiyi unuttu. İkinci bölümde Ozzie ve galibiyeti getiren Atiba biraz canlandı, ama bu ilerisi, hele hele Şampiyonlar Ligi için yetmez.

Beşiktaş geçen yıl da buna benzer bir tablo yaşamıştı. Ancak oyun olarak bir tık üstteydi. Fizik olarak da zamana ihtiyaçları var. Umarız Porto maçına kadar o bildiğimiz arzulu, rakibe nefes aldırmayan, dinamik, kanatları en iyi biçimde kullanan Beşiktaş geri gelir. Yoksa şu anki performans Devler Ligi için tehlike yaratır.

Beşiktaş - Bursaspor klasiği Son yıllarda galibiyet sayılarında rakibi önünde bariz bir hakimiyet yakalayan Kartal, Timsah’ı üst üste 9. kez devirdi. Sahasında geçen sezon da 2-1 kazanan Beşiktaş, bu sezon da aynı tarifeyi uyguladı. Beşiktaş ayrıca Bursa ile oynadığı son 15 maçta 13 galibiyet alırken, sadece 1 kez yenildi, 1 maç ise berabere bitti.

Takımın en öne çıkan bölgesi, savunma... Pepe ve Tosic gerçekten iyi ikili oldular. Tosic dünkü görüntüsüyle “Vida’ya ne gerek var” dedirtti. Paul Le Guen’in Bursa’sı, mücadele yönünden sınıfı geçti. Fizik olarak belki de Beşiktaş’tan daha diriydiler. Özellikle savunmanın ortasındaki Titi ile Ekong çok ciddi katkı sağladılar. Yerinde müdahaleler yaptılar. Timsah’ın da sıkıntıları sadece Batalla’ya bel bağlamaları. Ayrıca hala iyi bir golcüleri yok.

Neticede Kartal, Kasımpaşa’dan sonra puan kaybetme lüksüne sahip değildi. Buna izin vermedi. Genelde iyi değildi ama böylesine haftalarda kazanmasını bildi; futbol sonuç oyunu olduğuna göre!

BÜLENT YAVUZ: TEK HATASI AGU'YA 2. SARIYI ÇIKARMAMASI 

Beşiktaş, Bursaspor karşısında zor da olsa galip gelmeyi becerdi. Hakem Mete Kalkavan, geçen sezon çok güzel işler yapmıştı. Bu sezona da iyi başladı. Kabul edelim ki müsabakayı bir pozisyon dışında çok iyi yönetti. 88. dakikada Bursalı Mikel Agu’nun Talisca’ya tehlikeli bir hareketi var. Eğer bir oyuncu ayağını yukarı kaldırır ve topa temas etmeksizin tabanıyla rakibe vurursa karşılığı ceza gerektirir. Sarı kartı olan Mikel Agu, Talisca’ya net şekilde ayağıyla basmaya çalışıyor. Bu direkt kırmızı değil ama yüzde yüz ikinci sarı kart olmalıydı. Maçın sıklıkla durmasının sebebi hakem Mete Kalkavan değil, oyunculardı. Futbolcular, oyunu bozmak için ikili mücadelelerde birbirlerini itip çektiler. Hakem de kavga çıkmasın diye araya girerek düdük çalmak zorunda kaldı.