Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

EMRE, OZAN VE ARDA | HALİL ÖZER

Umudum var mıydı; çok fazla yoktu. Ama beynimin bir köşesinde bir şeyler kıpırdıyordu.

Acaba diyordum, olur mu diyordum, umutlanmaya çalışıyordum.

Geçmişin mutlu anıları bu kıpırtıyı yaratıyordu.

Maça gelen herkes aynı duygulara sahipti. Bunu, maç öncesindeki pozitif enerjiden rahatlıkla anlayabiliyorduk.

Aksine Çekler ise bizden daha umutsuzdu. Oysa bizim kalemiz içeriden yaralıydı. Sıkıntılıydık. Yaşananlardan dolayı üzgündük, keyifsizdik.

Ama belli ki vidalar sıkılmış, fabrika ayarlarına geri dönülmüş. Nokta değişikliklerle, Emre Mor’la, Volkan Şen’le bir rüzgar yaratılmıştı. Ve bu rüzgar da bizim lehimize esti.

Borussia Dortmund durup dururken çıkıp da o paraları vermez. Çocuğun ne olduğu belli. Ve O’nu milli takıma kazandırandan da Allah bin kere razı olsun. O kadar çok tekme yedi ki, Çekler’in konsantrasyonunu dağıttı. Burak’a mükemmel bir gol attırdı. Rakibimizi darmadağın etti. Eğer sakatlanmasaydı çok daha fazla etkili olabileceği dakikalar gelmişti. Bu zaferin baş mimarı kesinlikle Emre Mor’dur. Arda dün biraz daha toparlanmıştı. Ve en önemlisi de sorumluluk alıp Arda Turan gibi oynamaya başlamıştı.

Oyunun kontrolü bizde olmasına rağmen kalede Volkan’ın kaç tane top çıkardığını sayamadık. Her pozisyon Türkiye’nin devam mı, tamam mı durumunun yaşandığı adrenalin yüklü anlardı.

Dün hem İspanya hem de Hırvat maçından daha iyi oynadığımız kesin. Daha derli topluyduk ve en önemlisi de bir takımdık. Sorumluluğu paylaşan, heyecan yaşayan birlikte üzülen, birlikte sevinen bir takımdık. Zaten bizim tepkimiz, bizim isyanımız bunaydı. O iki maçta gördüklerimiz, bizim bildiğimiz, bizden parça olan Milli Takım değildi. Ama dün öyleydiler. Burak da dahil olmak üzere hepsi sanki evrim geçirmişti.

Ve tabii ki ikinci golün sahibi Ozan Tufan... İlk maçta O’na demediğimizi bırakmadık. Saçından başladık, yanağındaki benine kadar çocuğa neredeyse psikolojik işkence yaptık. Ama futbolda bunlar var. Beni asıl mutlu eden 21 yaşındaki bir çocuğun bu kadar ağır baskıların altından dün sahaya çıkıp boynu dik bir şekilde elinden geldiğince kaplanlar gibi mücadele etmesiydi. İşte futbolcu böyle olunuyor. Eleştirinin, futbolun bir parçası olduğunu bilerek oynayabiliyorsanız, öyle iyi futbolcu oluyorsunuz. Dün Ozan açısından bence yaşanan buydu. Aferin Ozan, devam et Ozan...

Fatih hocanın hiçbir turnuvada bu kadar stresli, gergin ve problemli olduğunu görmemiştik. Gerçekten enteresan şeyler yaşandı. Ama dün O da aynı Arda gibi Fatih Terim oldu Küskünlüklerine ve kızgınlıklarına rağmen takımına sahip çıktı.

Gruptan çıkar mıyız, çıkmaz mıyız onu bilmiyorum. Ama Fransa’da yaşadıklarımız herkese tecrübe kazandırdı. En önemlisi Türk Milli Takımı’nın bu arenalarda savaşmadan, acı çekmeden, kanamadan, ağlamadan, üzülmeden, kavga etmeden başarılı olamayacağını net bir şekilde gördük.



ŞİMDİ PRİMİ VE TRANSFERİ KONUŞALIM | SERDAR ALİ ÇELİKLER

Avrupa’nın yarısının katıldığı turnuvaya katılabildiler diye 350 bin Euro primleri 500 bin Euro oldu. O 350 binleri ödendi de kalan 150’nin bir kısmı ödenmedi diye tribe bağlayan oyuncularımız. 23 kişilik kadro açıklandıktan sonra başlayan mızmızlanmayı, kadro değiştirme imkanı kalmadıktan sonra ayyuka çıkaran YERLİ ve MİLLİ YILDIZLARIMIZ.

İkide bir ‘Kalabilirim de gidebilirim de, dünyanın en büyük aşığı olabilirim de’ diyen, G.Saray’a göz Avrupa’ya kaş eden hocamız ile fevkaladenin fevkinde bir turnuva başlangıcı yaptık.

Hırvatlar da bizden iyi takım, eh zaten İspanyollar malum... Millet bu iki takıma yenildiğimiz için değil, mızmızlandıkları için, topa ayaklarını sürmedikleri için sinirlendi bu YERLİ ve MİLLİ YILDIZLARA! Barcelona’da kesemediği Rakitic’ten, El Clasico rakibi Modric’in 12 km koşuşuna karşın Opet Yıldızı Arda’nın 9 binde kalmasına çıldırdı.

İspanya maçında adeta teslimine kafayı takıp yuhalandı. Ve odaktaki ikili Arda ile Burak, Cumhurbaşkanı’nın kendisine verdiği açık desteğe karşın halen ve ısrarla kader maçından önce takım fotoğrafına girmedikleri de dikkatlerden kaçmadı.

Ama dün ikisi de sahada, tüm tartışmalardan, haklı haksız meselelerden bağımsız muazzam oynadılar. Şimdi çıkarlar, konuşurlar. Yarın öbür gün kendilerinden şikayetçi hocaları ile sarmaş dolaş olurlar, suçlu yine medya olur. ‘İyi de kardeşim, ilk 2 maçta neden mücadele etmediniz?’ demese miydi millet?

Neyse...

Bence son 16’ya kalacağız. Şans ve ihtimaller yine bizden yana olacak diye düşünüyorum. Ondan sonrası daha kolay olabilir. Çünkü şimdi primleri de rahat konuşurlar, transfer durumlarını da... En azından mızmızlanmaları biter, mücadeleleri başlar, o da bize yeter.

Emre Mor için bir şeyler söylemek lazım. En sona sakladım onu. “Aferin kardeşim. Dortmund tedrisatından sonra daha büyük topçu olacaksın..”



ONUR MÜCADELESİ | GÖKHAN ZAN

Ve slogan yerini buldu, milli takım bir mucizeye daha imza attı. Çekler, karşısında muhteşem oynayan Milliler, Fransa 2016’da şahlandı, gruptan çıkmaya ramak kaldı! Terim ilk iki maçtan farklı olarak savunmada Caner yerine İsmail, ileri uçta ise farklı bir 4’lüye ve dizilişe geçti. Kanatlarda Volkan ve Emre, santrforda Burak ve arkasında Arda’nın oynaması hücum gücümüzü artırdı.

Çekler karşısında önceki maçlardan ayrı bir motivasyona sahip bir Milli Takım gördük. Maç öncesi tribünlerle barışan Arda’nın istekli olması, İsmail’in gayretleri; tribünlerin desteğiyle birleşince futbol şevkimiz yükseldi.

Zira öyle ki golü; Arda’nın Emre’nin önüne yuvarladığı topta Emre’nin bulduğu geniş alanı iyi değerlendirmesi ve sağdan getirdiği topu Burak’a ‘al da at’ dercesine bırakmasıyla bulduk. Golde, sol kanatta oynayan Volkan Şen’in ön direğe rakiplerini çekerek Burak’a boşluk yaratması en az asist kadar değerli. Golü istediğimiz şekilde ve istediğimiz dakikada kaydettik.

Selçuk ve Ozan’ın birbirlerine yakın oynamaları ikinci topları iyi takip ederek atağı yeniden başlatarak hücuma katkı vermelerine olanak sağladı. Golden sonra rakip baskı kurmak istedi ancak duran top dışında savunmada sıkıntı yaşamadık. Kazandığımız topları merkezdeki hücumculara değil de iki kanat oyuncumuza oynasaydık daha etkili olabilirdik. Emre, Volkan ve Burak’a atılan toplarda orta sahanın desteği yetersiz kaldı.

Final paslarımızda dikkatli olabilseydik özellikle Emre’nin bir pozisyonda çıkarken Arda’nın önüne attığı top rakibe takılmasa devreye 2-0 önde girebilirdik.

İkinci yarıda müthiş bir mücadele örneği gösterdik... Kanatlardan oynamaya başladık. Daha dikkatli, genişliğine ve derinliğine kontratak ile pozisyon bulmaya çalıştık. Ki bunu da ilk olarak Emre Mor ile başardık ve devamı geldi. İsmail’in muhteşem çalımları, Arda’nın önüne harika pasında yardımcı hakem yanlış bayrak kaldırmasa İsmail adına harika asist olabilirdi.

Selçuk’un duran toptan altı pasa harika ortası Mehmet Topal’ın Ozan’a çıkarması ve Ozan’ın muhteşem vuruşuyla “Biz Bitti Demeden Bitmez” diyebileceğimiz bir maç oldu. Oğuzhan ve Olcay’ın oyuna girmesiyle ayağımızda daha fazla top tutmaya başladık. Bu çok doğru hamlelerdi. İkinci golden sonra yardımlaşma ve konsantrasyonumuz üst seviyede seyretti. Birinci ve ikinci bölge savunmasını çok iyi yaptık. Terim’in 90’da Burak’ı oyundan alıp alkışlatması takdire şayan bir hareketti.

Birinci ve ikinci yarıdaki doğru oyun stratejisine doğru oyuncu değişiklikleri de eklenince 90 dakika boyunca mükemmele yakın bir oyun oynadık. Yakaladıklarımızı değerlendirebilseydik belki de rakiplerimizin diğer sonuçlarına bakmadan gruptan doğrudan çıkabilirdik.

Harika bir maç, harika bir atmosfer, harika bir seyirci topluluğu, harika bir yardımlaşma, harika bir 90 dakikadan sonra... Rakiplerimizin maçlarını oynayacağı bu gecenin de harika bitmesi dileğiyle...

Tribünlerde Ay-Yıldızlı bayrağımızın dalgalanmasının devamı için... Karakteriniz ve onur mücadeleniz için teşekkürler çocuklar. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Bu gruptan çıksak da çıkamasak da Sayın Terim ve oyuncularıyla Türkiye gurur duyuyor.



DOĞRU KADRO VE MOTİVASYON | ALİ GÜLTİKEN

İlk iki maçta zor takımlarla oynadık. Grubun değil, bu turnuvanın da favori takımlarıydı. Bizim açımızdan bu müsabakalardaki tartışma iki noktada yoğunlaştı... Bunlardan ilki; oyuncuların turnuvaya olan mortivasyonları, diğeri de bu maçlarda tercih edilen oyuncu seçimleriydi. Oldukça tartışmalı ve yıpratıcı bir süreci Çek Cumhuriyeti maçıyla geride bıraktık. Milli Takımımız’a ve oyuncularımıza karşı hiçbir zaman şüphemiz olmadı. Oyuncu grubumuz ve kaliteleri ispata ihtiyaç duymuyor. Önemli olan; bu grubun turnuva sürecindeki performans verimliliği. Uluslararası tecrübeye sahip, dünyanın önemli liglerinde oynayan ve başarılı olan bu oyuncularımızın kalitesini hiçbir zaman tartışmadık. Çünkü onların takım bütünlüğünü yakaladığında ve inandıklarında neler yapabildiklerini biliyoruz. Bizlere bunu birçok defa ispat ettiler. Çek Cumhuriyeti de bu ispatın tekrarı açısında önemli bir şans oldu. Sonuç muhteşem. Hepimizi çok mutlu etti. Bence en çok da bu işte emeği olan teknik kadro ve oyuncuları memnun etti. Çünkü biz onların neler yapabileceklerini biliyoruz. Bazen yapabileceklerinizi kendinize de tekrar ispat etmeniz gerekebilir. Bu maç da bunlardan biri oldu.

İlk iki maçın kadrosu özellikle öndeki kanat oyuncularının seçimi dolayısıyla çok tartışıldı. Genel olarak Milli Takımımız’ın süratli ve çabuk oyununa bu öndeki oyuncu tercihlerinin müsaade etmediğine dair çok şey konuştuk. Çek maçındaki Emre ve Volkan tercihinin teknik heyet tarafından yapılmış olması onların da bu eksikliği görmesinden kaynaklanıyor. Ya da ilk maçlardaki doğru olmayan tercihlerin düzeltilmesinden. Arda’nın merkezde oynadığında çok daha verimli olduğu bir Milli Takım oyun anlayışı. Kanatlardaki iki çabuk ve süratli Emre ve Volkan tercihiyle Milli Takımımız’ı istediğimiz yere taşıdı. Volkan’ı zaten yapabilecekleri konusunda yakında tanıyoruz. Bu maçta da Milli Takımımız’a önemli bir hücum gücü kattı. Ama hepimizi daha çok heyecanlandıran, Emre Mor’un forma giymesi oldu. Çabuk, süratli, adam eksiltebilen, dikine gidebilen ve inisiyatif alıp cesaretini orataya koyabilen bir Emre Mor’u seyretmek bu heyecanımızın ve beklentimizin haksız olmadığını da ortaya koydu. Milli Takımımız ve futbol dünyası açısından büyük bir kazanç. Yalnızca bu maçın kazanılmasında değil, bundan sonrası için de hepimize büyük bir ümit verdi.

Öndeki bu süratli oyuncular, Burak’ı da daha etkili bir hale getirdi. O’nun yanında çoğalmak ve daha çok topla buluşturup oyun içerisine katmak Burak’ın sonuca etkisini getirdi.

Kazanmak her zaman güzeldir... Birçok tartışmayı ve sıkıntıyı da geride bıtakır. Çek galibiyeti de bizim açımızda yeni bir başlangıç oldu. Oyuncularımızın motivasyonu ve etkili bir kadro tercihi bize yeni bir kapı açtı. Bu kapılardan geçmiş bir Milli Takım tecrübesine sahibiz. Çok küçük şansları çok büyük fırsatlara çevirmiş tecrübemiz var. Şimdi yeni adımlar atma zamanı.

BAKMADAN GEÇME