Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SERDAR ALİ ÇELİKLER: İÇERDE MİSİN?

Maç başlamadan biri gidip Aziz Yıldırım’a “Bu Aykut, Ali Koç’un içimize soktuğu bir adam. Böyle kadro mu olur. Ali seçimi kazansın diye bilerek yapıyor” dese Yıldırım “Saçmalama” demezdi.

25.-30. dakikalar civarında Muharrem Usta’ya biri yanaşsa ve “Rıza Çalımbay aslında Fenerbahçe’nin casusu” dese Muharrem Bey, “Acaba olabilir mi?” diyebilirdi. Her iki teknik adam da rakiplerinin ‘içerdeki adamı’ gibi görev yaptılar adeta.

Rıza Çalımbay hiç pas yapmadan bir takımın nasıl rakip alana yerleşeceği konusunu hiç düşünmemiş. “İleri tepin, Burak koşsunfutbolu da çok tahmin edilebilir bir şeydi. Kucka ve Okay’ın olağanüstü top kayıpları ‘koşucu yarı yetenekliler’ takımı F.Bahçe’ye 1’i çok net 2 pozisyon buldurdu. 2. yarıda Çalımbay “Ya ben ev sahibiyim, biraz top oynayalım”deyip Sosa’yı oyuna sürünce Trabzon oynamaya başladı. Abdülkadir ortaya çıktı, Olcay varlı- ğını hatırlattı. Burak; 67’de Valbuena’nın kaptırdığı top sonrası 2. golü atsa fişi çekerdi. Kocaman da orta ikiliden birinden tercih ettiği Hasan Ali’yi ve prensi Aatif’ı çıkarıp Elmas ve Valbuena’yı oyuna sürdü.Ne ironidir ki Kocaman, Hasan Ali’si sahadayken, defansif takımı varken golü yedi. Soldado’yu da oyuna sürdüğü anlarda, yani yine risk aldığı dakikalarda golü attı. Tıpkı Göztepe maçında olduğu gibi.

9 YILLIK HASRET! Trabzonspor, 17'si Süper Lig olmak üzere Fenerbahçe karşısında oynadığı son 18 resmi müsabakadan 3 puanla ayrılamadı. Bordo-mavililer resmi maçlardaki son galibiyetini 2010-2011 sezonunun ilk yarısında, 23 Ağustos 2010 tarihinde evinde 3-2'lik skorla elde etti.

1 puan Çalımbay’ı da Kocaman’ı da bozmaz. İşte Türk futbolu da bu yüzden 2 ileri 1 geri gitmekten kurtulamaz. Teknik adamları bozmayacak pozisyonlamalar, defansif takıntılar nedeniyle futbolumuz bu hale geldi. Vardar’a eleniyorlar işte. Giuliano’nun bile yokluğunda sırf oynatmamak adına Hasan Ali tercihi Valbuena takıntısını net ortaya koyuyor. Kocaman idefixleri olan takıntılı bir tip. Ama artık Aziz Yıldırım’ın onunla bir kez daha konuşması şart. Tıpkı Giu’yu 10 numara oynatmasını; Volkan’ı Skrtel’i Topal’ı 11’e döndürdüğü konuşması gibi Valbuena hakkında da konuşması gerek Büyük takımlar takıntılarla yönetilemezler.

1 puan F.Bahçe için kötü değil. Kötü olan “Savunma takımı ile gol yiyorum, risk aldım mı gol buluyorum” mantığını bir türlü anlamayan teknik adam mentalitesinde. Trabzonspor da ‘büyük düşünecek’se büyük düşünen teknik adamlarla çalışmalı.

- ELJİF ELMAS

Çok iyi futbolcu. Şanssızlığı, Kocaman gibi yeteneksevmez bir hocanın elinde olması.

TEKNİK ADAMLAR

Hem Çalımbay hem de Kocaman son derece takıntılı ve kendilerini düşünecek şekilde defansif takıntılı takımlarla futbolu bitiriyorlar.

FAİK ÇETİNER: VALBUENA TAKINTISI

Fenerbahçe’nin ciddi sayılacak eksiklikleri vardı. Giuliano, Janssen ve Skrtel gibi... Aykut Kocaman, Mehmet Topal’ı Skrtel’in yerine monte etmiş, ön liberoda da kimsenin düşünemeyceği bir ismi görevlendirmişti. Maçtan önce ‘trend topic’ olan isim Hasan Ali’ydi. Bu diziliş ve bu 11’in Trabzon deplasmanında neler yapacağı sahada merak uyandırmıştı. Düşü- nün... Ozan’ı yok sayıp Valbuena gibi bir silahı kulübeye mahkum ediyor, sahaya sürüyorsunuz. Rıza Çalımbay’ın da sıkıntıları çoktu. Defansın göbeğinde ve sol kanadında eksiklikleri can sıkıyordu. Hele sağ ayaklı Kamil Ahmet’in solda görevlendirilmesi rakip için avantajdı.

LİGDE 12 MAÇLIK SERİ! Fenerbahçe, Süper Lig'de tam 12 haftadır rakiplerine boyun eğmiyor. Sarı-lacivertliler son olarak 29 Eylül 2017'de Teleset Mobilya Akhisarspor deplasmanında 1-0'lık skorla mağlup oldu. Fenerbahçe, bu mücadeleden sonraki 12 maçta 7 galibiyet aldı, 5'inde berabere kaldı.

F.Bahçe her zaman olduğu gibi maça çok önde ve çok baskılı oynayarak başladı. Trabzon kendi evinde oynamasına rağmen bu baskıdan uzun süre kurtulamadı. Bir de kazandıkları her topu rakibe hediye edince ilk yarıda hiç etkili olamadılar. Devre biterken, İsmail Köybaşı kaleci Onur Kıvrak’la karşı karşıya kaldığında topu içeri yuvarlasa, ev sahibi soyunma odasına yenik girecekti. Golsüz biten ilk yarının ardından Rıza Çalımbay, ikinci devreye Sosa hamlesiyle başladı. Ve bu hamleyle de oyunun gidişatı değişti. Sosa adeta tek başına direksiyona geçti. Ve takımını gaza getirdi. Trabzon atak oynamaya başladı. Ve Sosa, Abdülkadir, Burak organizasyonuyla da golü buldu. Bu golden sonra Burak-Volkan Demirel ile karşı karşıya kaldığında ikinci golü atsa maç da noktalanacaktı. Aykut Kocaman takımının yediği golden sonra yine aynı senaryoyu sahneye koydu. Valbuena’yı oyuna almak için yenik duruma mı düşmek gerekir? Kocaman’daki bu Valbuena takıntısını ankamak mümkün değil. Son 30 dakikaya girilirken, Aatif yerini Valbuena’ya, Hasan Ali de Eljif Elmas’a bıraktı. Son 10 dakikaya girilirken de İsla çıktı, Soldado girdi. Valbuena’nın girişiyle F.Bahçe yine canlandı ve rakip kale önünde etkili olmaya başladı. F.Bahçe yine bu oyuncunun kullandığı nefis korner sonucu Souza’nın kafasıyla beraberliği buldu. Bu gol maçın sonucunu belirlerken, bir yerde Kocaman’ın kurtuluşu oldu.

Aykut Kocaman maçtan sonra, ilk 60 dakikayı ve Valbuena girdikten sonra son 30 dakikadaki takımının oyununu bir izlesin. Hangi takım daha etkili, görsün. Görür mü, hiç sanmam. Bana “F.Bahçe şampiyon olur mu?” diye soruyorlar. Cevap olarak, “Elbette olur ama bu hocayla değil” diyorum.

 MÜTHİŞ SEYİRCİ

Dün tribünleri tıklım tıklım dolduran Bordo-Mavili taraftarlar, tam not aldı. Maçın başından sonuna kadar takımlarını destekleyen Trabzonsporlu taraftarların coşkusu ve sevinci ne yazık ki Souza’nın golüyle yarım kaldı.

SAHA İÇİ YORUMCUSU

Alper Potuk’a bir haller olmuş. Maçta her pozisyondan ya da her faulden sonra eliyle koluyla bir şeyler anlatıyor. Bazen arkadaş- larına, bazen rakip oyuncularına, genelde de hakemlere. Çok antipatik oluyor. F.Bahçe’de birileri O’nu uyarsın.

HALUK AYYILDIZ: EN DEĞERLİ GALİBİYET OLACAKTI

Trabzonspor her zamanki gibi maça gergin başladı. 2011’den kalma o hadise, Bordo-Mavililer’i, Fenerbahçe maçlarında maalesef oynayamaz hale getiriyor. Bunu dün akşam bir kez daha gördük; hepsinin eli ayağı titrer gibiydi. Düşünün... Çok eksikli F.Bahçe, ilk yarıda hep Trabzon’un kale önündeydi.

Neyse, Rıza Çalımbay’ın kaybedeceği bir şeyi yokken, Fenerbahçe maçına çok ürkek başladığını söylememiz gerekiyor. Örneğin, Kucka’nın yerine top yapabilen Onazi, formunu kaybeden Yusuf’un yerine Sosa, hatta gözden düşen Olcay’ın yerine de N’Doye ile başlayabilirdi, bunları yapmadı. İlk yarıda Trabzonspor’un kanatları da hiç çalışmadı. Okay, Kucka ve Yusuf da topu Burak Yılmaz’a ulaştıramadılar, doğal olarak pozisyon üretmekte çok zorlandılar. Ama F.Bahçe, İsmail Köybaşı ile mutlak bir gol kaçırdı ki akıl karı değildi, gerçi Onur’un hakkını da yemeyelim, müthişti. Aatif ve Alper Potuk’un da şutlarını etkisiz hale getirerek sahada işini tam yaptı.

Rıza hoca ikinci yarıda nihayet oyunu okumaya başladı. Yusuf’un yerine Sosa hamlesi Trabzon’u hareketlendirdi. 49’da Mehmet Topal’ın kafa şutunu kurtaran Onur da takımı ateşledi. Sosa da sahne alınca, Trabzonspor’un oyun anlayışı oturdu. 58’de o yerli Messi’nin harika pasında Kral Burak golü attı. İşte o dakika tribünler sevinçten çıldırdı.

67’de Burak Yılmaz’ın kaçırdığı net gol pozisyonu ona hiç yakışmadı.

Trabzonspor, yıllar sonra Fenerbahçe’yi mağlup etmeye bu kadar yakınken, 84’te Josef’in beraberlik golüyle yıkıldı. Bordo-Mavililer kazanabilseydi, en değerli galibiyetini almış olacaktı, ancak olmadı. Her şey yine bir başka bahara kaldı. Peki 1-1’lik skor kime yaramış oldu bu durumda? Çok eksiğine rağmen bir puan alan F.Bahçe’ye.

BÜLENT YAVUZ 3 KIRMIZIYI ATLADI

Ben Ali Palabıyık olsaydım bu maçı yer yalar, yutardım. Tereyağından adeta kıl çeker gibi yönetir, kimseye konuşma fırsatı vermezdim. Niye mi? MHK Başkanı, bütün riskleri üzerine alarak üst üste 4. defa bu dev maçı Ali Palabıyık’a veriyor. Bu hakem literatüründe şudur; ‘Sana çok güveniyorum, çık, Türk hakemliğinin yüz akı ol’. Ama Ali, bu güven duygusunu maça yansıtamadı. Müsabakanın genel yönetim felsefesinde 12. kural (fauller ve kartlar) omurgayı teşkil eder, belkemiğidir. Hakem bunu iyi ayarlayamazsa maçın seyri değişir. Haksız avantajlar olur, skora da yansır.

PEREİRA BİLEREK YAPIYOR, ANCAK GÖRMÜYOR

15. dakikada geçmiş maçlarda da vukuatları olan Pereira, Alper Potuk’a kramponunun çivili kısmıyla acımasızca basıyor. Karşılığı net kırmızı olmalıydı, hakem burada hiçbir şey vermedi. 35. dakikada bu kez agresif oyunuyla bilinen Kucka, Pereira’ya nazire yaparcasına, yine Alper’in sağ ayak baldırına aynı şekilde bilerek basıyor. Yine kırmızı çıkmıyor. 48. dakikada Uğur Demirok, yine Alper’in aşil tendonuna sert müdahalede bulunuyor. Bunun da karşılığı yüzde yüz sarı olmalıydı.

FERNANDAO’DA TEŞEBBÜS YETERLİ

55. dakikada Fernandao’nun, genç Abdülkadir Ömür’e önce sol, sonra sağ ayağıyla savurduğu şiddetli tekme, temas olmasa da teşebbüs olduğu için kırmızı kartla cezalandırılması gerekirdi. Şimdi buradan Ali Palabıyık’a soruyorum. Sen FIFA kokartlı hakemsin. Hani futbolcuların sağlığını koruyacaktın? Olmadı Ali, olmadı. Burada sakın MHK Başkanı’nı, TFF Başkanı’nı suçlamayın.

FENER’İN GOLÜNDEN ÖNCE AUT MU, KORNER Mİ NET DEĞİL

Trabzon’un golünde ofsayt yoktu. Burada yardımcı hakemi yürekten kutluyorum, alkışlıyorum. F.Bahçe’nin golü öncesinde top auta mı çıktı, yoksa kornere mi? Trabzonlular ‘aut’ diye itiraz etti, hakem korner verdi. O top da gitti gol oldu. Pozisyona baktığımda ben de işin içinden çıkamadım. Trabzonlu oyuncunun saçına değdi mi değ- medi mi çözemedim. Ama burada çok da hakemi yargılamak doğru olmaz.