Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

TRT World Forum'un sosyal medya hesaplarından canlı yayınlanan programa, Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay ve TRT World Araştırma Merkezi Kıdemli Üyesi Resul Serdar Ataş katıldı.

Callamard, programda yaptığı konuşmada, Cemal Kaşıkçı davasının kapalı kapılar ardında yapıldığını ve suçluların kimliklerinin hiçbir zaman açıklanmadığını vurgulayarak, dava sürecinin, devletin sorumluluğu ilkesine, uluslararası hukuka ve birçok uluslararası sözleşmeye ters düştüğünü belirtti.

Suudi Arabistan davayı kapatsa da medyanın ve Türk hükümetinin gerçekleri ortaya çıkarmada rol üstlenebileceğini dile getiren Callamard, uluslararası camianın siyasi, diplomatik ve finansal açıdan alacağı tedbirlerle, Kaşıkçı'nın ölümünden sorumlu kişileri ortaya çıkartabileceğini söyledi.

- "Türkiye hiçbir zaman sorumluları aramaktan geri durmayacak"

AK Parti Genel Başkan Danışmanı Aktay da Kaşıkçı'nın her zaman gerçeklerin peşinde olduğu değerlendirmesinde bulunarak, Kaşıkçı'nın, Arap dünyasında ve özellikle Suudi Arabistan'da insan haklarına önem verilmesi ve demokrasinin gelişmesini önemseyen biri olduğunu vurguladı.

Kaşıkçı'nın oğullarının Suudi hükümetinden tazminat almasının ve Suudi Arabistan'da yaşamaya devam etmesinin, davanın bu şekilde sonuçlandırılmasında etkili olduğunu belirten Aktay, bir diğer sorunun da dini ve hukuki değerlerin suistimal edilmesi olduğunu ifade etti.

Aktay, Türkiye'nin hiçbir zaman sorumluları aramaktan geri durmayacağının altını çizerek, Türkiye'nin hukuk sistemine göre, Türkiye'de gerçekleşen bu olayı araştırma yetkisini elinde tuttuğunu dile getirdi.

- "Kaşıkçı, sadece doğruların peşinde olduğu için hedef alındı"

TRT World Araştırma Merkezi Kıdemli Üyesi Resul Serdar Ataş da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın kendi ülkesinde güvenlikten ekonomiye, siyasetten hukuk sistemine her alanda söz sahibi olduğunu ve böylelikle Kaşıkçı davasının üstünü kapatabildiğine değindi.

Konuşmasında, Muhammed bin Selman'ın, Orta Doğu'da Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail'le kurduğu yakın ilişkiye değinen Ataş, bu ülkelerin de bu ilişkiyi korumakta ısrarcı olduğuna dikkati çekti.

Ataş, ne yazık ki Kaşıkçı cinayetinin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen hala cinayetin sorumlularının ortaya çıkmadığının altını çizerek, Muhammed bin Selman'ın ülkesindeki otoritesinden dolayı da bu cinayeti açıklığa kavuşturacak ya da adil bir yargılanma durumu olmayacağını ifade etti.

Kaşıkçı'nın, sadece doğruların peşinde olan bir gazeteci kimliğiyle yaşadığı ve tam da bundan dolayı hedef tahtasına alındığını söyleyen Ataş, Türkiye'nin, cinayet, kendi sınırları içinde işlendiği için cinayeti kavuşturma hakkı olduğunu ve bugüne kadar yaptıklarıyla da bu davanın peşini bırakmayacağını da gösterdiğini aktardı.

- Cemal Kaşıkçı cinayeti

Evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna giden Suudi gazeteci Kaşıkçı'dan bir daha haber alınamamıştı. Geçen sürede ortaya çıkan detaylarla Kaşıkçı'nın planlı bir cinayete kurban gittiği ortaya çıkmıştı.

Amerikan Washington Post gazetesi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA),Kaşıkçı cinayetinin emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın verdiği sonucuna ulaştığını yazmıştı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) tarafından açıklanan 101 sayfalık raporda da Suudi Arabistan, Kaşıkçı'yı kasten ve taammüden öldürmekten sorumlu tutulmuştu.

Ülkenin Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın da aralarında bulunduğu üst düzey yetkililerin soruşturulması için güvenilir kanıtlar olduğuna işaret edilen raporda, "Suudi Arabistan, diplomatik ayrıcalıkların istismarı ve kendi toprakları dışında güç kullanımı yasağını ihlal etmekten ötürü Türk hükümetinden özür dilemeli." ifadeleri kullanılmıştı.

Suudi Arabistan resmi ajansı SPA'ya göre, Başsavcılık 7 Eylül'de, Kaşıkçı cinayeti davasında yargılanan 8 sanık hakkında nihai hükmün açıklandığını duyurmuştu. Buna göre, Riyad Ceza Mahkemesi, sanıklardan 5'ine 20'şer, 1'ine 10, diğer 2'sine 7'şer yıl hapis cezası vermişti.