Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

ABD Başkanı Donald Trump, Ronald Reagan'ın başkanlığı döneminden bu yana ABD Başkanlarının açıkladığı en kritik planlardan biri olan yeni ulusal güvenlik stratejisini dün kamuoyuyla paylaştı.

Yaklaşık 70 sayfalık döküman, beklenildiği gibi Trump'tan ve Trump'ın seçim vaatlerinden izler taşıyor. Donald Trump'ın seçim sloganlarından biri olan 'Önce Amerika' stratejisi sürpriz olmayan bir şekilde planda yer alırken, 'olağan şüpheliler' İran ve Kuzey Kore de, ABD ulusal güvenliğine tehdit olarak gösterildi. Trump'ın bir diğer seçim vaadi olan Meksika sınırına duvar örülmesi fikri de sürpriz olmayan bir şekilde, yeni ulusal güvenlik planında kendine yer buldu.

'RUSYA GERÇEK BİR TEHDİT'

CNN International'a Trump'ın yeni ulusal güvenlik stratejisini değerlendiren Ulusal Güvenlik Analisti Peter Bergen'e göre ABD'ye yönelik ulusal güvenlik tehditlerinin ve bu tehditlere karşı geliştirilecek yanıtların yer aldığı ulusal güvenlik planının yıldızları Rusya ve Çin oldu.

Dökümanda Çin ve Rusya'nın 'ABD değerlerine aykırı bir şekilde dünyayı şekillendirmek' istedikleri tespiti yer aldı. Bergen'e göre buna yönelik çözüm ise, ABD'nin konvensiyonel güçlerini 'büyük bir savaş' için hazırlayarak bu ülkelerini cesaretlerini kırmak ve ülkenin yaşlanan nükleer silahlarını modernize etmek olarak gösterildi. Bu aynı zamanda Trump'ın yeni stratejisini açıklarken ortaya koyduğu 'barışı güçle koru' politikasıyla uyumlu bir gereklilik olarak değerlendirildi.

Bergen bu dökümanla birlikte Trump yönetiminin Rusya'yı 'gerçek bir tehdit' olarak gördüğü değerlendirmesinde bulundu.

Trump'ın ulusal güvenlik planında Rusya ile ilgili değinilen bir diğer önemli nokta, ülkenin bilgi teknolojileri üzerindeki etkisi oldu.

Rusya'nın geniş çaplı etkisiyle ilgili olarak şu ifadeler kullanıldı: "Rusya elde ettiği bilgileri dünyanın farklı birçok bölgesindeki toplumların görüşlerini etkilemek amacıyla siber saldırılara dönüştürüyor. Rusya'nın bu etki çabaları korkak istihbarati operasyonlara dönüşüyor ve devlet destekli medya ile sahte online karakterler, üçüncü parti arabulucular, paralı sosyal medya kullanıcıları ya da troller oluşturuyorlar."

Bu aynı zamanda ABD istihbarat örgütlerinin, seçimlere Rusya'nın müdahale ettiği yönündeki iddialarla ilgili ortaya koyduğu tespitlerle bire bir örtüşüyor.

ÇİNLİ ÖĞRENCİLERİ ETKİLEYEBİLİR

Trump'ın ulusal güvenlik stratejisinin bir diğer yıldızı olan Çin'in ile ilgili de bir kaç noktada uyarı yapıldı. Döküman, Çin'i ABD'nin yüz milyarlarca dolarlık fikri varlığını çalmakla suçlarken, bunun için vize prosedürlerini sıkılaştırarak geleneksel olmayan istihbarat toplama yöntemleriyle yapılan ekonomik hırsızlıkları azaltma önerisi getirildi. Bu yönde atılacak adımların her yıl ABD üniversitelerine kayıt olan 300 binden fazla Çinli öğrenciyi etkileyebileceği düşünülüyor.

Çin'in ABD'den sonra dünyanın en yetkin ve en yüksek bütçeli ordusunu oluşturduğu ve çeşitli nükleer cephaneye sahip olduğuna dikkat çekilirken, Asya ülkesinin Güney Çin Denizi'ni silahlandırmasının uluslararası yasalara aykırı olduğu belirtildi ve Çin'in bölgedeki ABD etkisini sınırlamak için askeri bir kampanya yürüttüğü ifade edildi.

İKLİM DEĞİŞİMİ VE 'İSLAMİ TERÖRİZM' YOK

Trump'ın yeni ulusal güvenlik stratejisinde, 'islami terörizm' ifadesi yer almadı. Dökümanda İslam ile terörizmi yan yana getiren bu ifadelerin yerine, El Kaide ve DEAŞ gibi örgütler için 'cihatçı teröristler' ifadeleri yer aldı. Beyaz Saray'ın bu tutumuna, Trump'ın eski danışmanlarından Sebastian Gorka, Fox News'te katıldığı programda tepki gösterdi. Gorka, doğru tanımlamanın 'radikal İslami terörizm' olduğunu savundu.

Terörizmle ilgili olarak dökümanda yer alan en sert ifadeler ise Pakistan'ı hedef aldı. Trump ve ulusal güvenlik danışmanlarının yeni planında Pakistan ile ilgili olarak, "Hiçbir ortaklık bir ülke, ortağının askerlerini ve yetkililerini hedef alan teröristlere destek olurken yürütülemez" ifadeleri yer aldı. Trump yönetimi uzun süredir Pakistan'ı Taliban'ı destekleme suçluyordu ancak ulusal güvenlik planına giren bu ifadeler bu konudaki en net ve sert eleştirilen oldu.

2015'te Obama yönetiminin hazırladığı ulusal güvenlik planında önemli yer tutan iklim değişikliği konusu ise Trump yönetiminin planında yer almadı. Trump daha önce Paris İklim Anlaşması'ndan çekilerek, bu konuyu ikinci plana attığını göstermişti.