Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

FATİH ALTAYLI - TUDOR'U DA CUMHURBAŞKANI MI KOVSUN!

Bunlara değil ama okura ayıp olur diye yazının başlığını “Salak ile avanak” olarak atmadım ama bu maçın hakkı aslında bu başlıktı.

Niye mi?

Anlatayım.

Son lig maçında Galatasaray çift santrfor oynamış, Galatasaray’ın başına hasbelkader çökmüş bir kabus olan Tudor isimli zavallı sonucun kerametini çift santfora bağlamıştı.

Ben ise gerek burada gerekse Bloomberg HT’deki programda “Başakşehir karşısına çift santrfor çıkarsa başına gelecekleri görür” diyip durmuştum.

Çıktı!

Yani başlıktaki ilk kelime.

‘Tudor Efendi’nin yanında ise sözde yardımcı.

Kendisi de bilir, çok severim ama ne yazık ki, Tudor gibi ‘0’, yani sıfır değerinde bir hocanın yanında, kendini sıfırlayan Ayhan Akman, “Ulan manyak mısın, ne çift santrforu. Orta sahayı tutmamız lazım. Bak Emre’de yokken bırak çift santforu, orta alanda şunları boğalım” diyeceğine sessiz sedasız oturuyor yanında.

O da atamadığım başlıktaki 2. kelime.

Galatasaray, Başakşehir’e ikinci kez rezil olurken, bu rezilliğin mimarı ne Başakşehir’dir, ne Adebayor, ne de Abdullah Avcı.

Bu maçı Başakşehir’e 5-1 kazandıran Tudor denilen zavallıdan başkası değildir.

Tudor sayesindedir ki, Adebayor Başakşehir’deki iki hat-trick’inin ikisini de Galatasaray karşısında yapmış, Türkiye’de attığı 12 golün 6’sını Galatasaray kalesine yollamıştır.

Geçen seneden beri bu Tudor’un teknik direktör falan olmadığını söylemekten dilimde tüy bitti ama Galatasaray’ın en az Tudor kadar hasbelkader başına geçmiş ve Galatasaray’ı bitirmekle meşgul olan başkanı Dursun Efendi, utanmasa adamla 5 yıllık sözleşme yenileyecek.

Maça dönersek.

Evet, savunma rezaletti, iki kafa golünde de iki Başakşehirli bomboş kafaya çıkıyor ve gol atıyor.

Ama orta saha olmayınca savunma da haliyle rezalet oluyor.

Belhanda yok, Ndiaye hiç yok.

Fernando biraz var. Tolga çabalıyor sadece.

Eren yok. Gomis var olma çabasında ama bulduğu topları da içeri atmaktan aciz bu kez.

Çift santrfor oynanıyor ama kanat organizasyonu yok ilk yarı boyunca.

Hadi oynayanlar kötü.

Ama Tudor isimli yaratık, ağzında ciklet maç izliyor.

“Bir şey yap be adam. Hiç bir halt bilmiyorsan bari Rodrigues’i al, iki adam değiştir” diyeceğim ama ortada adam yok ki! Tudor’a adam dersem adamlara ayıp etmiş olurum.

Hadi onu yapamıyorsun, Elia savunmayı hallaç pamuğu gibi atıyor, Başakşehir’in en iyisi, onu durduracak bir önlem al.

O da yok.

Çökmüş kulübeye, yanında da onun kadar zavallı görünen yardımcısı ile korkulu gözlerle maçı izliyorlar, 5 mi olur, yoksa 6 mı diye!

Hatırlarsanız Galatasaray’ın Trabzonspor, Başakşehir ve Beşiktaş maçlarından en fazla üç puan alabileceğini ama sıfır puanla da çıkabileceğini çünkü kulübesinde Tudor gibi büyük maç oynamaktan ve oynatmaktan aciz bir zavallının, bir eziğin bulunduğu söylemiştim.

Şimdi kaldı Beşiktaş maçı.

Bu Tudor’la Beşiktaş’ı yener mi Galatasaray, siz söyleyin.

Hakeme gelirsek.

Skor farklı diye kaynamasın, bu çocuk hakem falan değil.

Yardımcıları da öyle.

İkinci gol öncesi olmayan ofsaytı verdiler.

Olan faulü vermediler, oldu 2-0.

Galatasaray’da oyun kurmaya kalkan oyuncuya anında faul yapıldı sayısız kere.

Tek bir sarı kart yok.

Taç kararları bile yanlış.

Burnunun dibinde taca çıkmış topa bayrak kaldırmak için orta hakeme bakan karaktersiz yardımcılar.

NOT: Galatasaray’ı siyah fuşya forma ile maça çıkaran kafaya da helal olsun. Bu mu bizim takımın rengi? O renkleri çok beğendiyse yönetim kurulu kendine o renk iç çamaşırı yaptırsın.

ERHAN TELLİ - UTAN TUDOR!
Galatasaray 2-0 geriye düşüp, Başakşehir seyircisi geçen yıl bu statta olduğu gibi yine ‘üç...üç...’ diye tempo tuttururken, aklıma İgor Tudor’un sözleri geldi...

Ne demişti Tudor ?

“Önümüzde 4-5 büyük maç daha var. Neler olacak göreceğiz. Bu maçları kaybedip şampiyon olacaksak, ben bunu tercih ederim.”

Bak sevgili Tudor... Sen bunu kendine güvenmeyen, her yıl şampiyonluğa oynamayan, vasat bir takımın teknik direktörü olarak söyleseydin, tabii ki tercih edebilirdin. Ama Türkiye’nin en çok şampiyonluk yaşayan ve Avrupa’da kupalar kaldıran en büyük takımı G.Saray’ın hocası olarak söylediysen, tercih edemezsin. Sana bu tercihi ettirmezler!

Burası G.Saray... Ve o G.Saray, her büyük maça sadece kazanmak için çıkar. Sezon sonunda şampiyon olur ya da olmaz. Ama önüne gelen her büyük maçta da sahadan başı önde böyle mağlup bir şekilde ayrılmaz. Hele hele Başakşehir gibi bir takımın seyircisine her maçta ‘3, 4, 5’ diye hiç bağırttırmaz! G.Saray’ın teknik direktörüysen, bu durumda utanması gereken ilk kişi sen olursun, sonra da oyuncuların.

Gelelim maçta oynattığın, daha doğrusu oynatamadığın sistemine...

Gerçi sen ‘sistemlere ve rakamlara da inanmam’ diyorsun ama her ne hikmetse her maçta bu rakamlarla bol bol oynamayı ve oyuncularının da aklını karıştırmayı çok seviyorsun. Bir hafta 4-2-3-1 oynatıyorsun, bir hafta 3-5-2, bir sonraki hafta 4-4-2...

Sistemsizlik senin asıl sistemin olmuş da, haberin bile yok... İç saha da çift forvetle çıkmana kimsenin bir itirazı yok da, Başakşehir deplasmanına neyine güvenip de çift forvetle çıkıyorsun? Hadi gözünü karartıp çıktın diyelim. 76. dakikada 4-1 olana kadar neden oyuncu bile değiştirmeyi akıl edemiyorsun? Taraftarın bile olayı görüp ‘Rodrigues’ diye yırtınırken, sen Başakşehir tribünlerinin ‘5.. 5...’ diye bağırmalarından hiç mi utanmıyorsun?

Onlar ‘beş... beş...’ diye bağırıp sen de gelen o golü seyrederken, ben de sana ‘altı’ diye bir hatırlatma yapayım... O ‘altı’ ne mi ? Adebayor’un Galatasaray’a her iki maçta da hat-trick yaparak attığı gol sayısı! Yazıyla altı, rakamla 6. Hadi geçen yıl senin takımın değildi, bahanelerle yırttın. Peki bu takım ve bu savunma kimin eseri?

Son sözüm, maçları kazanırken iyi günde de doğruları göstermek adına eleştiriyoruz diye bizi düşman ilan eden ve taraftarın önüne atmaya çalışan G.Saray yönetimine... Çok para harcadınız, güzel transferler yaptınız, iyi bir takım kurdunuz ama bu takımın başına iyi bir teknik direktör ve iyi bir yardımcı antrenör almayı unuttunuz! Tudor’un sizi kandırdığı gibi büyük maçları kazanmadan şampiyon olunacağını sanıyorsanız çok yanılıyorsun. Onun söylediği o 4-5 büyük maçtan, sezonun ikinci yarısında 4-5 tane daha var, haberiniz olsun. Florya’daki futbol aklınız da bunu size söylemez. Geç olmadan uyandırayım dedim!

BÜYÜK FİYASKO! Cimbom mazisini arıyor, büyük maçlarda devleşeceğine, cüce kalıyor! Tudor yönetiminde F.bahçe, beşiktaş, Trabzon, ve başakşehir’e karşı 7 maça çıkan G.Saray, galibiyet yüzü göremedi. Sadece F.bahçe’ye karşı beraberlik alındı, 5 mağlubiyet elde edildi. Sarı-Kırmızılılar, rakip filelere sadece 2 gol gönderirken, kendi ağlarında 15 gol gördü.

CÜNEYT HAYDAROĞLU - OLACAĞI BUYDU 
Maç çok önemliydi ancak tüm otoritelere göre tüm zamanların en iyi haltercisi Naim Süleymanoğlu’nu daha 50’sinde hayata veda etmesi her şeyden hem daha mühimdi hem de çok üzüntü vericiydi. ‘Ağır’ zaferlere imza atan ‘Cep Herkülü’, ülkemize de çok büyük gururlar yaşattı. Işıklar içinde uyu büyük insan...

Galatasaray için cümle aleme artık nasıl bir takım olduğunu ispatlamak adına önemli bir fırsattı Başakşehir mücadelesi... “Kolay maçlarda silip süpürüyor tamam ama zor maçlarda göreceğiz” diyenler haklı çıkmıştı. F.Bahçe ve Trabzon maçları ortadaydı kabak gibi... Sistem ve taktik çılgını Tudor, bu kez 3’lü savunmadan vazgeçip 4-1-3-2 anlayışı ile yayıldı sahaya. Hadi Mahmut’u geçtim ama Emre Belözoğlu gibi bir ‘maestro’nun yer almadığı bir rakibe karşı daha ne kadar avantajlı olunabilirdi ki! Oyuna yalandan hızlı başlayıp daha sonra orta sahayı Başakşehir’e kaptıran Sarı-Kırmızılılar, yumuşak karnı olan duran toptan golü bir güzel yedi. Sayı olarak ceza alanında kalabalıksın ama alık alık seyredersen de adam gelir cezayı keser! Denayer’in olması gereken yerde forvetten gelen Gomis duruyor, Maicon tepkisiz kalıyor vs... Unutmadan gol de Başakşehir’in kaleyi bulan ilk topuydu. Adebayor’un attığı ikinci gol de yine evlere şenlik savunmanın eseriydi.

Belhanda takımı oynatması gerekirken yine kaçak güreşti. Bırakın Sneijder’ın yerini doldurması, ‘10’un tırnağının ucu bile olamaz! Böyle maçlarda çıkıp takımını yöneteceksin, sorumluluk alacaksın. Bu kadar gamsız olunmaz... Kafasına göre takılıyor, Tudor ağabeyi de bunu görmezden geliyor ya da en acısı göremiyor.

İkinci yarının başındaki Gomis golü “Acaba bir beraberlik gelir mi?” dedirtse de hemen arkasından arka arkaya sahne alan Adebayor, maçın fişini çekti.

Kendi adıma G.Saray kazanırken de eleştirdiğim ve tehlikenin bir bakıma habercisi olduğum için dünkü rezalet için de açıkçası yazacak çok bir şeyim yok. Takke çoktan düşmüştü kel de çoktan görünmüştü. Bu olay artık Tudor’a değil, futboldan gram anlamadığını düşündüğüm başkan Dursun Özbek’e yazar. Acilen milyon Euro’lar harcayıp takımı emanet ettiği vasıfsız Tudor’dan vazgeçmek zorunda. Yoksa bu gidişle hem şampiyonluğuna el sallayacak, hem de mayıs ayında yapılacak seçimle birlikte oturduğu koltuğa... Başakşehir ise 5-1’lik galibiyetle ‘büyük takım nasıl ‘olunur’u hem Tudor’a hem de dosta düşmana gösterdi. Harika bir futbol ve hak edilen bir galibiyet. Tebrikler Başakşehir.

ÇILGIN ADEBAYOR 
Adebayor’u kelimelerle anlatmak imkansız. Böyle bir maçta 3 gol atmak herkesin yapabileceği bir şey değil. Saygıyı hak ediyor. 

BÜYÜK BAŞARI Başakşehir zorluk derecesi yüksek maçlarda döktürüyor. Dün lider G.Saray’ı ezip geçen Turuncu-lacivertliler, rakibiyle puanları eşitledi. Son iki sezonda 4 büyüklerle yaptığı maçlarda büyük üstünlük kuran başakşehir, 12 karşılaşmada sadece 1 kez (Fenerbahçe) yenilirken, 7 galibiyet, 4 beraberlik aldı. Başakşehir’in iç sahadaki yenilmezlik serisi 28 maça yükseldi.

BÜLENT YAVUZ - FATURA HAKEME KESİLEMEZ 
Galatasaray, mağlubiyetin faturasını sakın hakeme çıkarmasın. Yediği 1. gol öncesinde faul itirazları var. Ben de katılıyorum. Karşı karşıya gelmiş iki oyuncu, ikisi de temaslı, oyun devam etmesi gerekirdi. Visca’nın abartılı atışı hakemi yanılttı. Başakşehir’in 2. golünden önce orta sahada Gökhan İnler ile Fernando karşılıklı taban gösteriyorlar. Gökhan’ınki biraz daha belirgin. Hakem de buna tehlikeli hareketten faul verse daha doğru olurdu. 3 pozisyon sonra gol oldu. Bunu hakeme bağlamak şık değil. 19’da Fernando’nun rakibinin ayağına basması sarıdan fazla ancak kırmızıyı zorlayan cinstendi. Hakem sarı gösterdi, bana göre de doğrusu buydu. 28’de Visca, Fernando’nun elini çekti de çekti. Fernando sıyrılmak için kaba bir harekette bulunda ama bu tamamen doğal bir tepkiydi. Visca kesinlikle sarı almalıydı. Palabıyık’ın verdiği penaltı ise doğru karardı