Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Tunus'ta 17 Aralık 2010'da başlayan ve "Arap Baharı" adıyla bilinen süreci tetikleyen halk devrimi, 7'nci yıldönümünde kutlandı. Tunus'ta son 7 yılda yaşananları, devrimin geleceğini ve ülkedeki reformları, Gazete Habertürk'ten Özcan Tikit "Nahda'nın Tunus Modeli" kitabının yazarı Arap akademisyen Mübarek El-Jeri'ye sordu.

Zeynel Abidin Bin Ali yönetiminin sonunu getiren devrimle birlikte başlayan 'demokratikleşme sürecinin halen devam ettiğine' işaret eden Nama Araştırmalar Merkezi'nden Kuveytli Tunus Uzmanı Akademisyen Mübarek El-Jeri, demokratikleşme sürecinin üçüncü aşamada bulunduğunu belirterek yedi yılda kat edilen süreci şu sözlerle özetledi:

"İlk aşama eski Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin ülkeyi terk etmesiyle başladı. Tunus'ta yeni, özgür bir siyasi sistem bu aşamada hâkim olmaya başladı, yaklaşık sekiz ay sürdü ve Nahda'nın en büyük siyasi güç olmasıyla sonuçlandı. İkinci aşamada Nahda devrimi sahiplenen ve kendisinden farklı düşünen iki partiyle Tunus'u 3 yıl yönetti. Bu troyka koalisyonunu
mümkün kılan şey, siyasi istikrara olan ihtiyaçtı. Bu süreçte Şükri Belid ve Muhammed Cebrani'nin öldürüldükleri siyasi suikastlarla başlayan gösteriler, Nahda'yı çok zor durumda bıraktı. Hedef tahtasına konularak radikal akımlara alan açmakla suçlanan Nahda da kendi taraftarlarını sokağa dökse, bir iç savaş çıkabilirdi. Nahda bunu yapmadı, Tunus ordusu da tarafsız kalarak önemli bir rol oynadı. 2013'te Mısır'daki darbe İhvan'dan sonra Nahda'nın bölgedeki devrim karşıtı rejimler tarafından sıkıştırıldığı bir atmosfer yarattı. Karşı devrim tehlikesi bu dönemde gerçekten de çok güçlendi. Üçüncü aşamada koalisyon
partileri, yeni bir demokratik anayasa ve Nahda'nın ikinci büyük güç durumuna düştüğü seçimlerle devrimi uçuruma yuvarlanmaktan kurtardılar. Bu anayasa, herkesin devrimin korunması noktasında birleştiği bir zemin oluşturdu."

Sizce Tunus, gelecekte Arap dünyası  için bir model olabilir mi?

Tunus'un bir model olduğunu söyleyebiliriz ancak Ortadoğu'nun göbeğinde olan bir ülkeden bahsetmediğimiz gerçeğini unutmamalıyız. İsrail'le sınıra sahip olan, Mısır'a çok yakın bir ülke değil Tunus. Dolayısıyla Tunus'ta olanlar da Mısır'da
veya Yemen'de olanlar kadar etkilemiyor bölgeyi.

‘ESKİ REJİM EKONOMİSİ HALEN BÜYÜK TEHDİT'

Tunus devriminin önündeki en büyük tehlike nedir?

Tunus'un büyük ekonomik problemleri var. Eski derin devletin ekonomik açıdan gücü elinde bulunduran işadamları vardı. Bu kişiler eski devlet başkanı Bin Ali'yle birlikte ülkeyi terk ettiler. Ekonominin yeni patronları da, durumu nasıl yöneteceklerini
bilemiyorlar. Halen ekonomide eski Fransız modeli uygulanıyor ve bu da yatırımcının ülkeye gelmesini engelliyor. Ülkeye yatırım yapacak birinin devlete yüzde 50 pay vermesi gibi köhne katı kurallar var. İşsizlik yüksek. Dolayısıyla eski rejim
ekonomiyi elinde bulundurmaya devam ediyor diyebiliriz. Bununla birlikte Libya'da devam eden kaosun da Tunus devrimi için tehdit olduğunu söyleyebiliriz. Radikal seküler ideoloji de demokratikleşmenin önünde bir engel olarak duruyor. Bu akım
barışçıl İslami hareketleri bile reddediyor.