Bülent Arınç: Abdullah Gül geleneğimizi çiğnemeye teşebbüs etti
TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç, Habertürk TV'de Kübra Par ve Eren Eğilmez'in yönettiği 'Gerçek Fikri Ne?' adlı programda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
GÜNDEM 09 Haziran 2018 Cumartesi

Bülent Arınç, "Gül'ün ismi üzerinde muhtemel bir cumhurbaşkanı adayı olarak konuşulması eski. Ancak çatı adayı olarak gösterilmesi, erken seçimin ardından gündeme geldi. Bunda birkaç hususu yanlış buldum'' dedi. Arınç, ''Biz birimizin hayır diyeceğine evet demeyecek isimlerdik. Parti'yi yeni kurduğumuz halde 15 ayda 363 vekil çıkardık. Pek çok parti baraj altı kaldı. Millet bizim aile fotoğrafımızı beğendi. Erbakan hocanın yanında başladığım siyasi tecrübeme 7 Haziran'da son verdim. 2007'de de 2011'de de hepsinde de başarı elde ettik. 7 Haziran'da millet bize bir ders verdi. Dersi ne kadar aldık bilmiyorum. 1 Kasım'da tekrar zafer elde ettik" ifadelerini kullandı.

Abdullah Gül'ü 1991'den beri tanıdığını hatırlatan Arınç, "14 Mayıs 2000 Fazilet Partisi kongresinden beri bir kader beraberliğimiz var. Onun Tayyip Bey'in karşısına geçecek olmasını kabul edemeyiz'' diye konuştu. Bülent Arınç, ''Her şeyi benimle paylaşan insanların bu konuyu benimle paylaşmamalarına şaşırdım''dedi. "Ankara'daki arkadaşlarıma sordum. 'Bu gelişmelerden haberiniz var mı?' dedim. On kişiden biri 'Evet biliyoruz' dedi. Abdullah Gül, bir gelişmeyi bekliyor ve bu gelişmenin sonucunu aldıktan sonra karar verecek veya bu tekliflere hayır diyecek diye düşündük'' dedi. Arınç, gazeteci Nagehan Alçı'nın, "Bir nevi Abdullah Gül'ün geleneğinizi çiğnediğini söylüyorsunuz" demesi üzerine, "Geleneğimizi çiğnemeye teşebbüs etti" yanıtını verdi.

Arınç, "Erdoğan'ın çok hatası olsa dahi kendi geleneğimizde dava arkadaşımızın karşısına çıkıp muhalefetin adayı olmak yok'' şeklinde konuştu. Arınç, ''CHP İnce'yi aday yaparak, kendi içerisinden bir aday çıkararak oylarını ciddi konsolide etti, doğrusu oldu" dedi.

"BEN HATALARI ALKIŞ ALMAK İÇİN SÖYLEMİYORUM"

Bülent Arınç ''Yanlış gördüğümü zamanında ve zemininde söylerim. Dışarıda bana sorulursa da doğru düşüncemi söylerim. Ama Erdoğan'ın yoluna devam etmesi lazım, burada ben nefsime uyup da 'şununla bir kavgaya gireyim' diyemem. Kendi tarzımı böyle tercih ettim. Dışarıda yaptığım eleştirilerde tepki aldığımı gördüm. Parti tabanında da Erdoğan nezdinde de bu oldu. Ben alkış almak için hataları söylemiyorum'' ifadelerini kullandı. Arınç ''Sayın Erdoğan'ı seviyorum ve O'na güveniyorum. Bizi kuruculuktan çıkaranlar vardı ama Sayın Erdoğan çağırdı, konuştuk'' dedi.

"AKTİF SİYASEYE GİRME NİYETİNDE DEĞİLİM"

Gazeteci Nagehan Alçı tarafından 17/25 Aralık sürecine dair özeleştiri yapıp yapmadığı sorulması üzerine Bülent Arınç ''Aktif siyasete girme niyetinde değilim, ben Sayın Cumhurbaşkanı'na, 'deneyimlerimiz konusundan bizden istifade etmek isterseniz makam talep etmeden bunları yaparız' dedim. Ben fazlası ile yaptım tekrar başlamaya niyetim yok'' cevabını verdi.

Arınç, ''Devlet başkanları bazı alanlarda özel görevliler belirleyebilir. Bize inanan Türkiye'de ve yurtdışında bir toplum var. Ben beş yıl boyunca parlamenter diplomasi yürüttüm. Bizim oralarda itibarımız var. Almanya'da, Belçika'da aktif siyasetin içinde olanlar veya eskiler bizi severler, sözümüze bakarlar. Ben bunu Fransa'da İtalya'da yaptım. Aleyhimizde olan parlamentoları lehimize çevirdik, oturum başkanlığı yaptık. Hangi parti temsilcileri ile gidersek gidelim milli takım ruhundaydık. Nerde şimdi o günler. Çok şükür ben ekmek paramı çıkarıyorum. Emekli maaşım var ve arabuluculuk yapıyorum. Yönetim Kurulu üyeliği beklemiyorum. Bizi değerlendirebilirler'' dedi.

"TEK GÜNAHIM TÜRKÇE OLİMPİYATLARI'NA DESTEK OLMAM"

Arınç, FETÖ ile mücadele konusunda, şu açıklamaları yaptı: 

"FETÖ dediğimiz örgütün o zamanki görünüşü bir cemaat olduğu şeklindeydi. Eğitim, diyanet hizmetleri yaptığını görüyorduk. Bunlar gönüllü beraberliklerdi. Mesela ben siyasi hayatımda bunlardan oy almamışım, oy istemişim, para vermemişim, para almamışım. Benim tek günahım Türkçe Olimpiyatları'na destek olmam. Türkçe Olimpiyatları'nı düşünün ki Moğolistan'dan, Zanzibar'dan, Madagaskar'dan gelen çocuklar sizin oyununuzu oynuyor, türkünüzü söylüyor ve İstiklal Marşı'nızı söylüyor. Bunun dışında benim sağda solda yaptığım açıklamalarım vardır.

Biz şüphesiz 17-25'ten sonrasında yaşadığımız olaylarda bunların illegal bir yapılanma olduğuna inandık ki MGK'da bu tarifi yaparken bizzat kaleme aldığımız insanlar oldu. 15 Temmuz'da da bunun silahlı bir harekete dönüştüğünü gördük. Daha o gece bunları konuştuk. 250'ye yakın vatandaşımız şehit olmuş, 2 binden fazla yaralımız var. Meclis'imiz, Genelkurmay bombalanmış, Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları derdest edilmiş. Fiilen bir darbe var. Teşebbüsünü bile bırakın. Bunun müsebbinin de kim olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımız, Genelkurmay Başkanı açıkça ortaya koymuş. Ondan itibaren bizim "FETÖ" dememiz ne kadar haklı ise bununla mücadele etmemiz de o kadar haklıdır.

15 Temmuz sonrasında da öncesinde de söylediklerim vardır. Ama bunlara bir sempatimiz varsa ki vardı. Bugün de sempatiden dolayı yargılananların yargı kararıyla suç işlemedikleri kararı da ortaya çıkıyor, ki bu doğrudur. Önemli olan fiili darbe girişimine doğrudan ve dolaylı destek olanların hukuki durumudur. Ama okullarına çocuk göndermiş, bankalarında işlemler yapmış insanların masum olduklarını düşünmemiz lazım öncelikle. 15 Temmuz'dan sonra da biz bunlara karşı çıktık. Bunların eylemlerine karşı çıktık. Kesinlikle hizmet hareketiydi, cemaatti değil 'bunlar bir örgüttür' şeklinde karara vardık."

ERGENEKON VE BALYOZ

Bülent Arınç'a, Ergenekon Balyoz döneminde cezaevine girmiş olan, yazıları biryerlerde yayınlanmış olanlar, "Biz bu yapının bedelini ödedik, en şiddetli dozda uyardık ama suçlandık" dediği hatırlatıldı. Arınç'a "askeri darbe girişimleri ve darbe planlarının taslakları var mıydı" sorusu da soruldu. Arınç, 2009'dan sonra Ergenekon Balyoz planları üzerinden yürüyen süreçler için ''Türkiye bağırsaklarını temizliyor''sözü ile ''İyi ki bu komutanlarla biz savaşa girmemişiz'' sözlerini hatırlattı. TSK ile alıp veremediği olmadığını aktaran Arınç müdahale ve muhtıralar dönemleri olduğunu hatırlattı. Türkiye'de TSK içindeki cuntacılık faaliyetlerinin yeni olmadığını ekledi.

Arınç "Bu faaliyetler gündeme getirildiğinde 'hayır bu olamaz' diyemezdik" dedi. Ama bunun yanından Ergenekon soruşturmalarında, alçak ve hain savcılar, bunu da şunu da diyerek, orgeneralinden astsubayına kadar içeriye atmaya başladılar" ifadelerini kullandı. Arınç, "102 kişi için tutuklama kararı geldiğinde yüzümüz kıprkırmızı oldu, utandık, Başbakan'ın 'ne yapıyor bunlar' dediğini hatırlıyorum. Ancak hepsinin masum olduğunu söyleyemem" dedi.

TRT YAPILANMASI

Arınç, "6.5 senede iki gensoru yedim TRT'de. Oktay Vural imzalamıştı. Ben ilk geldiğimde elektrikten yüzde 3.5 kesiliyordu 2'ye indirdik. Kamu yayıncısı demek rating kaygısı olmayan eğitici haber verici bir yayın demek. Ben iyi bir genel müdür ile çalıştım. Hantal yapı hafifledi. TRT partizanlık yapıyor diyebilirsiniz ama kamu yayıncısına ihtiyacınız var. Aksi takdirde TRT5 olmaz, TRT World olmazdı. Toplumun her kesimine hitap eden kanalları olması lazım. Benim zamanımda biz kanuna koydurttuk RTÜK denetliyordu. Doğrudan bağlı kuruluşlar vardır, ilgili kuruluşlar vardır, RTÜK ilgili kuruluştur. TRT'de partizan bir kadrolaşmanın benim zamanımda olmadığına inanmıyorum" dedi.

Arınç, "Gezi olaylarının başında CNN INT, Russia Today, BBC Türkiye'ye gelmişler, savaş muhabirlerini getirmişlerdi. Türkiye'den yer gök ayağa kalkıyor diye bir ayaklanma oldu görüntüsü veriliyor. İran'ın bile İngilizce kanalı vardı. Ben Gezi olaylarında TRT'yi topladım, 'ne oldu TRT İngilizce' dedim. Kem küm ettiler. İlgili arkadaşı görevden aldık. TRT World öyle açılabilidi" ifadelerini kullandı.

ARINÇ'IN DAMADININ DAVASI

Arınç, "Damadımın mahkemesi devam ediyor, sayın Gökçek herkesin bilmesini istediği için herkes biliyor, yargı süreci devam ediyor. Kızım kendisinden memnun, aile olarak da memnunuz. Doçentti. Bir ayı kalmıştı, açığa alındı, savunmalar yapıldı ve ihraç edildi. Sonra hakkında dava açıldı. Ağlamadık, sızlamadık. Kimseye gitmedik. Hukuki süreç olarak bakıyoruz. Tutuklandı, beş gün sonra tahliye edildi. Bu şekilde 30 bin kişi var (şartlı tahliye). Benim bir gücüm ile olmuş olsaydı (tahliyesi) damadımın hiç bu safhalardan geçmemesi lazımdı. Tutuklama istisnai olmalı serbest yargılama kural olmalı. HDP'liler için de bunu söylemişimdir. Maktul oradadır, elinde silah ile yakalanır, bunda geçerli olmaz. FETÖ ile iltisaklıların hakim savcı olduğunu dikkate alırsak, ben tahliye esastır diyorum. Dosyadaki delillerin zayıflığı nedeni ile serbest kalmıştır. (Damadı) Daha fazla delillere dair de söylerim de dava devam ediyor" dedi.