BBC TÜRKÇE
- EPA

Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Adalet Divanı, Mynamar'ın Arakan eyaletindeki Müslümanları korumak için yeterince çaba harcamadığını belirterek, "Arakanlı Müslümanları korumak ve soykırımı önlemek için acil önlem almalıdır" kararını verdi

Myanmar'da Arakan eyaletinde yaşayan Müslümanlara soykırım yapıldığı iddialarıyla ilgili açılan davada, ilk incelemeye ilişkin ara karar açıklandı.

Birleşmiş Milletler'in en üst yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı'na göre, Arakanlı Müslümanların bir kısmı Myanmar'a geri döndüğü için hala ülkelerinde tecevüz, cinayet veya kamulaştırma riskiyle karşı karşıya.

Bu nedenle, uluslararası mahkeme, Myanmar'ın, Müslüman nüfusun güvende olduğunu ve bu konuda Adalet Divanı ile işbirliğini gösteren raporları sunmakla yükümlü olması gerektiğine karar verdi.

Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler soruşturmasında, Myanmar ordusu ile ilgili "soykırım suçlamalarına" işaret edildiğini de vurguladı.

İslam İşbirliği Teşkilatı adına Batı Afrika ülkelerinden Gambiya tarafından Myanmar'a karşı açılan davanın ilk duruşması, 10 Aralık 2019'da yapılmıştı.

Myanmar adına savunmayı Nisan 2016'dan bu yana ülkenin fiili lideri olan 1991 Nobel Barış Ödülü sahibi Aung San Suu Kyi yaptı.

Suu Kyi, soykırım suçlamarını reddederek, Arakan eyaletindeki duruma ilişikin yanlış bir tablo çizildiğini savundu.

Yasa dışı haraket etmekle suçlanan askerleri cezalandırdıklarını söyleyen Suu Kyi, "Burada ordu mensuplarına odaklanılmakla birlikte sivil saldırganlara karşı da yasal süreç uyarınca münasip eylemde bulunulacağını garanti ederim" dedi.

Aung San Suu Kyi 'suç ortağı'

Her ne kadar Myanmar ordusu üzerinde herhangi bir gücü olmadığı bilinse de, Müslümanlara yönelik düzenlenen operasyonları, Suu Kyi'nin de prestijini olumsuz etkiliyor. Birleşmiş Milletler (BM),Suu Kyi'yi "suç ortağı" olarak tanımlıyor.

Uluslararası Adalet Divanı'na sunulan belgelerde, Ekim 2016'da başlayıp Ağustos 2017'ye kadar devam eden süreçte Müslümanlara yönelik "geniş çaplı ve sistemli temizlik kampanyası" yürütüldüğü öne sürülüyor.

Ortaya atılan iddialar arasında katliam, tecavüz ve "genellikle içindekilerin üstüne kapıyı kilitleyerek" binaların ateşe verilmesi gibi yöntemlerle "Müslümanların tamamının ya da bir bölümünün yok edilmesinin amaçlandığı" da yer alıyor.

BM'nin yolladığı inceleme ekibi de bu iddiaların doğruluğunu kanıtlar nitelikte bulgulara ulaştı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği heyeti tarafından hazırlanan ve Ağustos ayında yayımlanan raporda, Myanmar ordusu "düzenli ve sistemli bir şekilde kadın, çocuk, erkek ve trans bireylere yönelik tecavüz, toplu tecavüz ve diğer başka şiddet içeren cinsel saldırılarda" bulunduğu belirtiliyor.

Myanmar'da 2017 yılında bir karakola düzenlenen saldırının ardından ordu ağırlıklı olarak Müslümanların yaşadığı bölgelerde operasyonlar düzenlemişti.

Myanmar hükümet, operasyonlarda sivil halkın değil, silahlı grupların hedef alındığını açıklamış ancak aralarında BM'nin de bulunduğu birçok kuruluş orduyu "etnik temizlik" yapmakla suçlamıştı.

Binlerce kişinin hayatını kaybettiği olaylar nedeniyle yaklaşık 700 bin kişi komşu ülke Bangladeş'e sığınmak zorunda kalmıştı.

Myanmar, Arakan'da yaşayan yaklaşık 1 milyonluk Müslüman nüfusu "yasa dışı göçmen" olarak tanımlıyor ve vatandaşlık gibi bazı temel haklardan mahrum bırakıyor.

  • Seks işçiliğine zorlanan Arakanlı Müslüman çocuklar
  • Arakanlı Müslümanları öldürmekten hüküm giyen Myanmarlı askerler erken tahliye edildi
  • Myanmar'da Arakanlı Müslümanlarla ilgili haberlerinden dolayı tutuklanan iki gazeteci serbest bırakıldı