Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Ürdün, 2011'den bu yana devam eden Suriye krizinden en çok etkilenen ülkelerden birisi durumunda. Ürdün'e, çeşitli şehirler arasında dağıtılmış yaklaşık 750 bin mülteci gelirken, bir bu kadar insan da savaş başlamadan önce evlilik, ticaret ve akrabalık bağları sebebiyle ülkeye giriş yaptı.

Amman yönetimi savaşın başlamasının ardından uzun yıllar kapılarını sığınmacılara açık tuttu. Ancak Haziran 2016'da 7 Ürdün askerinin ölümüyle sonuçlanan er-Rakban patlamalarından sonra Suriye ile olan 375 kilometrelik sınırını kapatma kararı aldı.

Ürdün topraklarına kabul edilmeyi bekleyen 85 binden fazla Suriyelinin bulunduğu er-Rakban kampındaki hasta kişilerin ülkeye girişine bazı dönemlerde izin verildi.

Ürdün yönetimi, 2018 yılında Birleşmiş Milletler'in (BM), Beyaz Baretliler olarak bilinen yaklaşık 800 Suriyeli sivil savunma görevlisini batı ülkelerine yerleştirmesi için topraklarından geçirmesine izin verdi.

Beşşar Esed rejiminin Suriye'nin güneyindeki Dera ilinde ateşkes anlaşmasını bozmasının ardından kent merkezindeki Dera el-Beled Mahallesi sakinleri adına rejimle müzakere yürüten Dera Merkezi Komitesi üyeleri, 4 Eylül'de rejim kuşatmasındaki Deralıların Ürdün'e geçebilmeleri konusunda kolaylık sağlanması için Kral 2. Abdullah'a çağrıda bulundu.

Ürdünlü uzmanlara göre, Amman yönetimi bu çağrıya, özellikle ülke topraklarında çok sayıda mültecinin varlığından kaynaklanan büyük baskı nedeniyle kulak vermiyor. Fakat aynı zamanda Ürdünlüler ülkelerinin Dera'daki krizi çözecek ve binlerce kişinin yerinden edilmesini önleyecek siyasi bir çözümde rol almasını da bekliyor.

- Ürdün'ün daha fazla sığınmacı kabul edecek gücü kalmadı

Yazar ve siyasi analist Fayiz el-Fayiz, "Ürdün'ün Suriye'de on yılı aşan krize barışçıl ve siyasi bir çözüm bulmak için en üst düzeyde çaba gösterdiği bir sır değil." dedi.

Rus güçleri ve İranlı milisler tarafından desteklenen Suriye rejimi için savaşın bir füzelik mesele olduğunu ifade eden Fayiz, Ürdün sınırına komşu olan Dera'nın, tarafların ateşkes şartlarını ve halkla varılan anlaşmaları ihlal etmesinin ardından şiddetli bir savaş alanına dönüştüğünü hatırlattı.

Ürdün'ün resmi olarak, yıllardır sınırlarının istikrarını tehdit edebilecek endişe verici gelişmelere temkinli yaklaştığını belirten Fayiz,​​​​​​​ "Kral Abdullah, ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmelerde düşüncelerini ve birçok jeopolitik uzmanının görüşlerini Beyaz Saray'da masaya koydu. Suriye halkına ulaşım ve yardım sağlamak için insani ve ticari geçişlerin açılması konusunda çok baskı yaptı." dedi.

Fayiz,"Ürdün, Suriye ile resmi sınırının açılmasını sağlayabildi, ancak durumun milisler ve Ruslar tarafından desteklenen Suriye ordusu tarafından sabote edilmesi, bugüne kadar gelen barış sürecini başarısız kıldı." ifadelerini kullandı.

Ürdün'ün, devrimin beşiği olan Dera ve Dera el-Beled'in rejim tarafından bombalanmasıyla, Suriye krizinde tekrar başa döndüğünü aktaran Fayiz, buna rağmen Ürdün'ün Suriye yönetimin sağlamakla yükümlü olduğu Suriye vatandaşlarının güvenlikleri için bir sığınak olma noktasına geri dönemeyeceğini vurguladı.

Fayiz, Dera'da halkın Ürdün'e sınırlarını açması yönündeki çağrılarına rağmen, bunun ihtimal dahilinde olmadığına dikkati çekerek, Amman ile Moskova arasındaki koordinasyonun, güvenlik ve askeri anlayış sınırlarının ötesine geçtiğini ve Kral Abdullah'ın Rusya ziyaretinde sığınmacıların evlerine dönüş konusunu Vladimir Putin ile masaya yatırdığını aktardı.

Fayiz, İran'ın, zor durumdaki şehirde güvenliği sağlamak için Ürdün işbirliğine daha fazla yer bırakmadığını, hatta Dara el-Beled mahalleleriyle anlaşmaya varılmasında rol oynayan aşiret heyetini bile bombaladığını hatırlattı.

"Bu yüzden Ürdün, İran ve Rusya'nın yanı sıra rejim güçleri tarafından yeniden ele geçirilen Suriye'nin güneyinde yeni bir çatışmanın yüksek maliyetini karşılayamaz." diyen Fayiz, Ürdün sınır muhafızlarının, sınırlarında silah ve uyuşturucu kaçakçılığını engellemek için 24 saat tetikte olduğunu aktardı.

Fayiz "Buradan, Ürdün sınırına ulaşmak amacıyla demografiyi değiştirmek için Dera'daki nüfusu Suriye'nin kuzeyine kaydırarak Ürdün'ü hedef alan İran'ın projesi de açıkça ortaya çıktı." dedi.

Sözlerini sürdüren Fayiz, Ürdün'ün bunu kesinlikle kabul etmeyeceğini, aynı şekilde rejime rağmen kontrolünü korumak amacıyla Rusya'nın desteğini de kabul etmeyeceğini, Rusların, Suriye topraklarının güneydoğusunda ve Ürdün topraklarındaki ABD ordusunun üslerinin önünde dolaylı olarak tatbikatlar şeklinde yeniden harekete geçtiklerinin açık olduğuna dikkat çekti.

Fayiz, değerlendirmelerini şu sözlerle sonlandırdı:

"Ürdün topraklarına yönelik herhangi bir tehdit, barış için en küçük ümidi dahi sonlandırır. Çözüm, Suriye rejiminin, suçsuz vatandaşların korunması ve istikrarını önemsemeyen, Tahran'a vekaleten Suriye'ye yerleşmiş güçlerin düşürdüğü, rejimin bu galip gelme aklıyla hareket temekten kurtulmasıdır."

- Tüm tercihler için Ürdün'ün teyakkuz hali

Akademisyen ve siyasi analist Halid Şineykat, barındırdığı 1 milyon 300 bini geçen insandan dolayı sığınmacılar konusunda Ürdün'ün kolay bir durumda olmadığını hatırlatarak, buna rağmen ülkenin tüm tercihler için teyakkuz halinde olduğuna işaret etti.

Kral Abdullah'ın son Suriye ziyaretini de bu konuyla ilişkilendiren Şineykat, sınırı geçerek topraklarına yeni bir sığınmacı akınına engel olmak hedefiyle Ürdün'ün sorunun barışçıl yollarla çözülmesi taraftarı olduğunun altını çizdi.

Farklı ihtimalleri de göz önüne alan Şineykat, şöyle devam etti:

"Dera'da muhalefet ile rejim arasında bir anlaşma sağlanamazsa, Ürdün'de yeni sığınmacıları görebiliriz. Ancak anlaşıldığı üzere, Rus Savunma Bakanı'nın gözetiminde 2018'de yapılmış olan anlaşmaya dönüş şeklinde özetlenecek bir durum da söz konusu. Buna göre, sığınmacı ve savaşçılara ilişkin konuların çözümü Suriye toprakları üzerinde gerçekleşecek."

Şineykat, ülkesini asıl endişelendiren durumun, Suriye'de istikrarın kaybolması ve buna bağlı olarak ekonomik yapı, şiddet sarmalı ve yansımalarıyla birlikte yaşananların maliyeti konusu olduğuna dikkati çekti.

- Dera krizi çözüm yolunda

Al-i Beyt Üniversitesi'nde Siyasal Bilimler hocası olan Sayil el-Serhan ise direnişçilerin silah ve insan gücü bakımından daha ileri düzeyde olan rejimin baskılarıyla karşı karşıya kaldığını ve benzeri bir şekilde ateşkes çağrılarına olumlu cevap verilmesi konusunda ahali tarafından da baskı altında olduklarına dikkati çekerek bu durumun Rusya'nın gözetiminde bir çözüme götüreceğine ilişkin öngörüde bulundu.

Az sayıda insanın İdlib'e gönderileceğini aktaran Serhan, "Sanırım Ürdün yeni bir sığınmacı dalgasını kabul etmeyecektir" ifadelerini kullandı.

Serhan, şunları söyledi:

"Ürdün, genel itibariyle Suriye'de özellikle de Dera'daki çekişmenin çözüme ulaştırılmasını memnuniyetle karşılayacaktır. Bununla da iki ülke arasında ekonomiyi hareketlendirecek sınır kapılarının açılmasına ön ayak olacağı düşüncesiyle bu konuya oldukça büyük önem atfediyor. Kral Abdullah bu konuya iki aydan uzun bir süre önce açık bir şekilde işaret etmişti."

Ürdün'ün hali hazırda yüksek menfaatlerinin etkin olduğunu kaydeden Serhan, ABD'nin Suriye'ye getirmiş olduğu Sezar Kanunu hükümleri çerçevesinde Ürdün'ün burada kendisine Suriye ile ilişkilerinde özel bir durum tayin edilmesine büyük ihtiyaç dulduğunu söyledi.

Serhan, bu durumun gerçekten de Kral Abdullah'ın son ABD ziyareti sırasında tanındığına ilişkin anlayışa ulaşıldığının altını çizdi.

Esed rejimi ve destekçisi Rusya, 25 Haziran'da Dera el-Beled Mahallesi'nde yaşayan halktan ve oradaki muhaliflerden, ellerindeki hafif silahların tümünü teslim etmelerini ve evlerin aranmasına izin vermelerini istemişti.

Dera'daki Uzlaşı Merkezi ve bölge halkının ileri gelenleri, bu isteğe, Temmuz 2018'de Rusya ara buluculuğunda Esed rejimiyle sadece ağır silahların teslim edilmesi yönünde varılan anlaşmaya aykırı olduğu gerekçesiyle karşı çıkmıştı.

Bunun üzerine Esed rejimi güçleri, Dera el-Beled'de yaşayan yaklaşık 40 bin sivile 25 Haziran'da abluka uygulamaya başlamıştı.